Kayhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari, kaleme aldığı yazısında emperyalizmin başı ABD’nin kumarbaz başkanı Trump’ın İran’a yönelik tehdidine cevap verdi.
1- Kaç gündür Trump, ülkemizin nükleer tesislerine karşı “Bombaların Anası” olarak bilinen MOAB bombalarının kullanılmasından bahsediyor; her fırsatta tweet atıp röportajlar vererek İran’ın nükleer tesislerini ve özellikle de “Kuh-i Keleng” tesislerini bu bombalarla yerle bir etme niyetinde olduğunu söylüyor! Trump ahmaklığı ve şuursuzluğuyla dünyaca ünlü olsa da, tüm geriliğiyle birlikte, İslami İran’a yönelik saldırısında sıraladığı hedeflerin hiçbirine ulaşamadığını, aksine neredeyse tüm ahmakça rüyalarının ters sonuçlarla karşılaştığını idrak etmiş olmalıdır. ABD’nin İslami İran karşısındaki ağır yenilgisi bir slogan değildir; aksine bir yandan dünyaca tanınmış neredeyse tüm uzmanların itiraf ettiği inkar edilemez bir gerçeklik, diğer yandan da savaştaki taraflardan hangisinin galip veya mağlup olduğunu değerlendirmek için kullanılan bilinen formüle başvurulduğunda yine ABD’nin kesin yenilgisini gösteren bir durumdur. Okuyunuz!
2- Bahsi geçen formüle dayanarak, savaşı başlatan tarafın sıraladığı ve resmi olarak ilan ettiği hedefler listelenir; ilan edilen hedeflere ulaşmışsa savaşın galibi, aksi takdirde yenilen taraf kabul edilir. Şimdi ABD’nin resmi olarak ilan ettiği hedeflerden birkaç örneğe ve karşılaştığı sonuca göz atınız:
a) En geç iki hafta içinde İran’ın işini bitireceklerini ilan etmişlerdi; ancak ikinci saldırının başlamasının üzerinden 7 ay geçti ve hiçbir halt edemediler!
b) Resmi olarak İran İslam Cumhuriyeti’ni devirme peşinde olduklarını ilan etmişlerdi (!); ancak İran, dünyanın önde gelen ve seçkin uzmanlarının, ayrıca Amerikalı ile Avrupalı yetkililerin ve düşünce kuruluşlarının itirafıyla, sadece kudret ile ayakta kalmakla kalmamış, aynı zamanda dünyanın dördüncü büyük gücüne dönüştürülmüştür. Aziz Devrim Lideri’nin hikmetli buyruğuyla dünya birincisi güçtür; zira Allah bizimledir ve biz Hazret-i Bakiye’tullah el-Azam’ın (erwahuna li-turabi makdamihi’l-fida) askerleriyiz.
c) İran’a yönelik askeri saldırının ardından ülke halkının hakimiyete ve İslam Cumhuriyeti rejimine karşı ayaklanacağını söylemişlerdi (-ve yine resmi hem de aleni olarak-); ancak tanık olduğumuz şey, İslam’ı ve rejimi desteklemek, ABD ve Siyonist rejimle mücadele gerekliliğini vurgulamak amacıyla şahlanan milletin onlarca milyonluk devasa ve ülke genelindeki gösterileridir. İki yüz otuz ikinci gününü geride bırakan ve tüm dünya insanlarında takdirle karışık bir şaşkınlık uyandıran gösteriler…
d) Trump “Yeniden Amerika’yı Büyük Yapalım… Make America Great Again” sloganıyla mücadele meydanına geldi; ancak bugün ABD, üst düzey dünya yetkililerinin itirafıyla tarihinin en zayıf ve en kırılgan dönemine ulaşmıştır, öyle ki Wall Street Journal gazetesi “İran, ABD’ye diz çöktürdü” diye yazmıştır.
e) İnkılap söylemini ortadan kaldırmaya gelmişlerdi. Bugün ise ABD ve Siyonist rejim en nefret edilen ülkelere dönüşmüştür. Resmi törenlerde, spor meydanlarında… Trump’ı yuhalamakta, Netanyahu ise boş koltuklara hitap etmektedir! Tam da aynı anda Avrupa ve ABD’deki insanlar İslami İran’ı desteklemek için gösteriler düzenlemekte ve İran bayrağını göndere çekmektedir.
f) Ekonomik savaş başlatma peşindeydiler; birtakım zararlara yol açmış olsalar da bugün onların ticari boğazı, Hürmüz Boğazı ve Babülmendep’te İslam savaşçılarının sağlam adımları altında boğucu bir baskı altındadır. ABD ve Avrupa ülkeleri tehlikeli bir yakıt ve tarımsal üretim kriziyle karşı karşıya kalmıştır. ABD’nin bölgedeki üsleri yerle bir edilmiş ve hasar maliyeti (diğer devasa maliyetler hariç) yüz milyarlarca dolara ulaşmıştır. Daha dün İspanya Başbakanı, Avrupa’nın ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaştan 100 milyar eurodan fazla zarar gördüğünü ilan etti.
g) Daha önce de bir hususa değinmiştik, bunu tekrarlamak yersiz olmayacaktır. Tekrarlanan bir hadistir ancak usandırıcı değildir. 2019 yılının başlarında (1397 sonları), Amerikalı haftalık Weekly Standard dergisi, İran ile ABD arasındaki çatışma ve gerilimlere ve ABD’nin İran’la mücadelede defalarca kanıtlanmış acziyetine işaret ederek; Carter’dan Obama’ya (dönemin ABD Başkanı) kadar tüm ABD başkanlarının İmam Humeyni ile tek bir noktada ortak görüşe sahip olduğu sonucuna varmıştı (!): “ABD hiçbir halt edemez.”
3- Ve ancak, Bombaların Anası’nın ilk denemesi 2003 yılında gerçekleştirildi ve Amerika Birleşik Devletleri eski Savunma Bakanı “Leon Panetta”, bu bombanın İran’daki zenginleştirme tesislerini hedef almak için tasarlandığını resmi olarak açıkladı (!). O şuursuz mahluk (bütün hayvanlardan uzak), birkaç yıl sonra kendi “Bombalarının Anası”nın İran İslam Cumhuriyeti’nin “Füzelerinin Babası” ile karşılaşacağını ve İslami İran’ın düşmanlarından gelen hiçbir saldırıyı yanıtsız bırakmayacağını bilmiyordu.
ABD’nin ve müttefiklerinin bölgedeki, Avrupa’daki ve hatta ABD’deki altyapıları, İran füzelerinin babasının saldırısından güvende olmayacaktır. Dünyanın her yerindeki Amerikalı askeri personeller, İran’a yapılan saldırıda yer alan ve birçoğu tespit edilen pilotlar, Siyonist rejimin ve ABD’nin diğer müttefiki ülkelerin nükleer tesisleri… bizim meşru ve tespiti yapılmış hedeflerimizdir. Ananızın bombalarını gönderin ki bizim füzelerimiz onların anasını bellesin (babalarını çıkarsın)… İşte meydan!
Hüseyin Şeriatmedari