Print this page

Mezhepçi politikadan kasıt nedir?

Rate this item
(0 votes)
Mezhepçi politikadan kasıt nedir?

" İslam Cumhuriyeti bir mezhebin değil aziz İslam’ın ümmet şuuru ile yürütülmesi gereken siyasetini, devlet politikası haline getirmiştir. Buna “İslami politika” diyemeyenler “mezhepçi politika” diyorlar. "


Tam olarak kast edilen nedir?

İsrail’i tehdit eden politikalar mı?

Nükleer teknolojiye sahip olma politikası mı?

Füze ve dron teknolojisini dünyada ses getirecek düzeyde geliştirme politikası mı?

Amerikan başkanlarının tüm taleplerine “hayır” deme politikası mı?

Kast ediliyor.

Amerika-İsrail ve müttefiklerini tam olarak rahatsız eden politikalar bunlardan ibaret değil mi?

İslam Cumhuriyeti;

İşgalci Siyonist terör örgütünü devlet olarak tanısaydı,

Karşılıklı büyükelçilikleri olsaydı,

Gazze bombalar altında soykırıma maruz kalırken ticaretini sürdürseydi,

“İsrail Devletinin yaşama hakkını kimsenin tehdit etmesine İran razı olmayacaktır.” Deseydi,

Yine de ‘mezhepçi politika’ izlemekle itham edilecek miydi?!

İslam Cumhuriyetinin mezhepçi politikalarını(!); Sünni İhvan-ı Müslimin’in genel mürşidi Muhammed Mehdi Akif, silahlı kanadı HAMAS, Milli Görüş lideri merhum Necmeddin Erbakan ve Afganistan İslam Emirliği görmüyor, İslam’ın azılı düşmanları CIA, MOSSAD, MI6 ile iltisaklı, Pensilvanya merkezli cemaat ve tarikatlar görüyor, öyle mi?

Denilebilir ki, İslam Cumhuriyetinin Suriye’de Esed’i desteklemesi ‘mezhepçi politika’ değil midir? Değil tabi ki! Çünkü İslam Cumhuriyeti tarihinde hiçbir yerde ve zamanda bir diktatöre, bir aileye, bir partiye destek olmamıştır. Her yerde, her zaman Küresel emperyalizme/Siyonizm’e ve taşeronlarına köstek olmuştur.

 İslam Cumhuriyeti; Suriye, Lübnan, Irak ve Yemende Ya bizzat Amerika ve İsrail ile ya da Suudi Amerika ve BAE’nin başını çektiği koalisyonlarla savaşmıştır. Sonunda ya İslam Cumhuriyeti ve müttefikleri Amerika ve İsrail’i işgal ettikleri topraklardan çıkarmış; Irak, Lübnan ve Afganistan’da olduğu gibi. Ya da Amerika, tahakkümü altına alıp İsrail’e tahsis edeceği topraklardan İslam Cumhuriyetini çıkarmıştır. Suriye gibi.

 İşgal altındaki İslam coğrafyasını esaretten kurtarmak her Müslümana farzdır. Bu ilahi görevi gereği;

Mescidi Aksa’yı kurtarmak için Filistin’de,

Golan’ı kurtarmak için Suriye’de,

Şeba çiftliklerini kurtarmak için Lübnan’da idi.

Bu topraklardan ve sair zulüm altındaki topraklardan yardım talep edildiğinde gücü nispetinde yardımlarına koşmuştur. Ama mesela esaret altındaki körfez ülkelerinde yoktu. Çünkü onlar köleliğe razı idiler. Efendilerini kurtarıcıları gibi görüyor onlara gönüllü kölelik ediyorlardı. Şimdi de efendileri için İran’la savaşıyorlar ve rezil oluyorlar. Kendini korumaktan aciz kalan efendileri, onları koruyamadığı gibi hedef haline getiriyor.

 İslam Cumhuriyeti bir mezhebin değil aziz İslam’ın ümmet şuuru ile yürütülmesi gereken siyasetini, devlet politikası haline getirmiştir. Buna “İslami politika” diyemeyenler “mezhepçi politika” diyorlar. Günün sonunda ‘mezhepçi politika’ iftirası da ‘danışıklı dövüş” iftirası gibi ellerinden patlayacaktır.

Emin Güneş

 Kavga mezhepler arasında değil İslam’ın kendi içindeki bir kavgadır. İki tarafta da Müslüman âlimler vardır. Kavga Muhammedi İslam’ın Amerikancı İslam’la kavgasıdır.(Emin Güneş/İslami Analiz)

Read 7 times