Print this page

Gazze Bir Sınav Kağıdı

Rate this item
(0 votes)
Gazze Bir Sınav Kağıdı

"Zulmün yoğun yaşandığı dönemlerde hakka dair bir ses, bir söz, bir hareket en ağır silahlardan daha büyük tesir gösterir ki, tarihte bu hep böyle olmuştur."

Merhum Cahit Zarifoğlu’nun  1980’li yıllarda ifade ettiği “Filistin bir sınav kağıdı, her müminin önünde” sözü Filistin meselesinin İslam toplumlarının yöneticisinden eğitimcisine, politikacısından, mütefekkirine ve toplumun bütün fertlerine uzanacak kadar geniş ve  önemli bir dava olduğuna işaret etmektedir. Bugün aynı şekilde Gazze de her mümin için başlı başına bir sınav kağıdı…Merhum’un yıllar önce sarf ettiği bu ifadenin bugün de geçerliliğini koruyor olması ise sınavdan kaldığımızı göstermektedir. Ne acıdır ki bölgede hak, hukuk, adalet ve özgürlük gibi değerler ayaklar altına alınırken toplumun öncü ve liderleri çıkarlarını, makam ve mevkilerini kaybetme endişesi ile sessizliğe gömülmüş bekliyorlar.  Zulmün giderek artması lanetli kavmin güçlü olduğundan değil İslam ülkelerinin rejimlerinin bu zümrelerin tahakkümü altına girmeleri ve köleliğe razı olmalarından kaynaklanıyor.

Tarihin en ağır katliamlarının yaşandığı Gazze vicdanlarımızı kanatan bir sınav kağıdı ve bu sınavdan hala geçerli bir not almış değiliz. Bunun en büyük nedeni kuşkusuz küresel sisteme zihinsel, siyasi ve ekonomik olarak bağımlılığın devam etmesidir. Bu duruma bağlı olarak coğrafyamızda yüzyıllardan beri sömürgecilik, işgal faaliyetleri ve savaşlar devam ediyor ve  rejimler kirli bir işbirliğinin içine çekilerek küresel sistemin hesaplara uygun hareket etmek durumunda kalıyor ve  çözümün değil sorunun bir parçası haline geliyorlar. Müslümanların pasifliği bölgeye kene gibi yapışan lanetli kavmin cesaretini arttırıyor ve tarih bebek katliamlarına, mahkemede yargılanan çocukların, öldürülen kadınların hazin hikayelerine, işkenceden bitap düşmüş gençlerin görüntülerine tanık oluyor. Düşman güçlü değil, ümmet bilincinden uzaklaşan Müslümanların hareket kabiliyetleri ve cesaretleri zayıf.

Kulaklarımıza çocukların çığlıkları yankılanırken doğal olarak zihnimizde hep aynı soru beliriyor: Filistin ve Gazze bir sınav kağıdı olarak dururken Müslüman yöneticiler, aydınlar, alimler ve bu toprakların atmosferini soluyan  halklar bu sınavın neresinde yer alıyorlar? Elbette zaman zaman ortaya çıkıp açıklamalar yapıyor ve taraflarını ifade ediyorlar ancak artık bunun ötesinde bir adıma, bir çıkışa, bir duruşa  ihtiyaç var. Peki Gazze’de yer gök ağlarken sözde hak ihlallerinin önlenmesine yönelik çalıştığı iddia edilen kurum ve kuruluşlar nerede? 

- BM insan Hakları sözleşmesi, BM Çocuk hakları sözleşmesi,   Cenevre Sözleşmesi neye hizmet eder? 

- Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği gibi kuruluşlar hani nerede?

Siyonist sistemin yan kuruluşları olarak işlev gören bu kurumlar zulme sessiz kalarak el altından desteklerini sürdürüyorlar. Biz cehaleti kurutan ve adaleti tesis eden bir peygambere tabiyiz ve lanetli kavmin değirmenine su taşıyan bu kuruluşlardan merhamet beklemeyiz, beklemeyeceğiz de...  Ancak Gazze’ye bir nefes kadar yakın olan Müslüman ülkelerin yöneticilerinden, politikacılarından ve yürekli alimlerinden bir araya gelip çözüm üretmelerini bekliyoruz ve buna hakkımız var. Umudumuz tanık olduklarımızı gölgede bırakacak kadar büyük ama zihnimizde uçuşan sorulara makul bir cevap bulamıyoruz. Neden?

- Arkadaş bizi temsil edecek uluslararası etkin bir kuruluşumuz yok mu?

- Medyada boy boy fotoğraf vererek kınama faaliyetlerinde bulunan İslam İşbirliği Teşkilatı nerede?

- Kınama eyleminin dışında ne  yapar bu heybetli kuruluşumuz?

Kınadık, bolca kınadık ve artık bunun ötesine geçmeye ihtiyacımız var.

Hak ihlallerini korumak amacı taşıyan kuruluşlarımızın sesi cılız çıkınca yöneticilerimizden harekete geçip ABD üstlerini kapatıp İsrail ile ticari ve askeri ilişkileri sonlandıracak bir hamle beklemiştik ama bu onurlu çıkış  yakınımızdan değil, ötelerden İspanya’dan geldi.  İspanya başbakanı Pedro Sanchez ABD’nin İran operasyonunda üstlerini kullanılmasına izin vermeyerek ve İsrail’de görev yapan büyükelçisini geri çağırarak Siyonist küresel sistemin kirli icratlarına dahil olmadı. Sanchez kendilerini dünyanın hükümranı olarak lanse eden kirli ittifaka hayır diyebilmenin bu kadar kolay ve onurlu olduğunu gösterdi.

Zulmün yoğun yaşandığı dönemlerde hakka dair bir ses, bir söz, bir hareket en ağır silahlardan daha büyük tesir gösterir ki, tarihte bu hep böyle olmuştur. Nitekim Gazze’de yaşanan soykırıma karşı harekete geçen halklar merhamette birleştiler ve bütün dünyada bir uyanışa vesile oldular. Dilleri, inançları, kültürel yapıları farklıydı ama vicdanların dili ve  göz yaşının rengi  aynıydı. İşkenceye uğramış bir çocuğun feryadının tercümeye ihtiyacı yoktu. Vicdan insanın benliğinde taşıdığı bir pusula, kötülüğe karşı sinyal veren  bir güç, denge, terazi, doğal bir hakim. Hak ihlalleri ve acı tüm vicdanların bildiği bir dildi ve Gazze’de sınavı bu dili anlayabilen ve harekete geçerek bedel ödeyenler kazandı. Raccel Corrie, Greta , Ebu Kisk , Thiago Avila ve daha binlerce gizli kahraman bu kulvarda yer aldılar.

 Halkların Gazze’de yaşanan katliamlara karşı yaptıkları protesto eylemleri  küresel Siyonist sistemin bütün dünya için risk taşıdığına dair bir farkındalık oluşturdu ve uyanışa vesile oldu. Halk desteği aynı zamanda bu insanların onurlu mücadelesinin ve  Filistin davasının daha geniş ölçekte tanınmasını sağladı.  Bu bağlamda 2025-2026’da yapılan kamuoyu araştırmalarına göre İsrail’e yönelik olumsuz bakışın yanında ambargo talebinin de arttığı görüldü. Buna göre Avrupa’da halkın %70’i İsrail’e karşı olumsuz bakıyor.  Belçika halkının %62’sinin Fransa halkının %51’nin silah ambargosunun uygulanmasını, Alman halkının %83’nün İsrail’e  daha yoğun baskı yapılmasını ve silah ihracatının durdurulmasını istiyor. Fransız halkının % 68’i Filistin’in devlet olarak tanınmasına destek veriyor.  İrlanda halkının %80’i  İsrail’in Gazze’de soykırım suçu işlediğini kabul ediyor.  Bunun yanında İspanya, İrlanda ve Norveç Filistin devletini tanıdığını açıklayarak bu sürece dahil oluyor. İspanya başbakanı Pedro Sanchez ise Gazze’de yaşanan saldırıların soykırım olduğunu açıkladı ve İsrail’e silah ambargosu için çağrı yaptı. 

Gazze’de yaşanan zulmün sona ermesi için bölgeyi kasıp kavuran ateşe herkesin gücü nispetinde su dökmesi gerekir. Halklar meydandalar çıktılar, siyasiler, politikacılar ve kitleleri peşinde sürükleyen şahsiyetlerin de bu kokuşmuş sistemden bağımsızlaşarak sahip oldukları mirasın farkına varmaları ve adaleti bütün dünyaya tesis etmeleri gerekir. Bu bir sorumluluktur. (islamianaliz)

Fatma Tuncer

Read 3 times