Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yapılan ABD-Iran müzakerelerinden sonuç çıkmadı. Sahadaki kaybını masada telafi etmeye çalışan Amerikalılar, Minab kayasına çarptı. Panikleyen Trump ise ‘yaratıcı bir fikir’ ortaya attı: Hürmüz’ü Iran’dan daha iyi kapatmak!
İslamabad’daki müzakerelerin sonuçsuz kalmasının hemen ardından ABD Başkanı Donald Trump’ın verdiği ilk tepki, Just the News sitesinde yayımlanan bir makaleyi Truth Social sosyal medya platformunda paylaşmak oldu.
Trump’a yakınlığıyla bilinen sitede yayımlanan makalede, Washington’un taleplerinin kabul edilmemesi halinde İran’a karşı “deniz ablukası” uygulanabileceği mesajı veriliyor.
“Başkan’ın elindeki koz” olarak tanıtılan plana göre abluka, İran ekonomisini tamamen boğmayı hedefliyor. Ayrıca İran petrolüne “bağımlı” olan Çin ile Hindistan gibi ülkeler üzerinde de büyük bir baskı kurulması amaçlanıyor.
ABLUKAYI ‘BAŞLATTI’
Trump bu paylaşımının ardından pazar günü bir kez daha klavye başına geçti. Müzakerelerin iyi geçtiğini ancak İran’ın Hürmüz’ü açmayı ve nükleer programdan vazgeçmeyi reddettiğini söyleyerek “Derhal geçerli olmak üzere Hürmüz Boğazı’na girmeye veya oradan çıkmaya çalışan tüm gemileri ABLUKA ALTINA alma sürecini başlatacağız.” diye yazdı. Trump aynı mesajda ablukanın “kısa süre içinde” başlayacağını öne sürdü.
ÇİVİ ÇİVİYİ SÖKER Mİ?
Hürmüz Boğazı’nın çıkışında deniz ablukası uygulamak, zaten kapalı olan boğazı “daha da iyi kapatmak” anlamına geliyor. Bu durumda İran’ın kendi petrolünü de satamaz hale gelmesi, küresel petrol arzı krizini katlayacak. Sonuç olarak benzin fiyatlarının yüzde 30’dan fazla yükseldiği ABD’de savaşın maliyeti daha da ağır hale gelecek.
Böyle bir adımın doğal sonuçlarından biri de İran’ın ihraç ettiği petrolün yüzde 90’ını satın alan Çin’i kızdırması olacak. Pekin bu senaryoda Washington’un yükünü daha da artıracak ekonomi temelli önlemleri devreye sokabilir. Nadir toprak elementlerinin ABD’ye satışını kısıtlaması dahi Amerikan teknoloji ve askeri sektörlerini kilitleyebilir. Ayrıca Çin, İran’a askeri ve istihbari desteği artırabilir, diplomatik girişimleri daha sert bir düzleme çekebilir. Geçen hafta Tayvan ana muhalafet partisi liderinin Pekin’de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’e yaptığı ziyaretle başlayan sürecin ABD’nin adadaki alanını daraltacağını da eklemek gerek.
Diğer yandan Trump’ın Hürmüz’ü “daha da iyi kapatması” boğaz üzerinden petrol ve gaz alan Avrupalı ve Asyalı müttefiklerin kendisine tam manasıyla sırt çevirmesiyle sonuçlanabilir. Kısacası olası abluka hamlesinin bumeranga dönüşmesi kaçınılmaz bir son gibi görünüyor.
USS G. Ford.
‘Yamalı’ uçak gemisi dönüyor
Just the News’un haberindeki bir diğer dikkat çekici unsur ise USS Gerald Ford ile USS Abraham Lincoln uçak gemilerinin abluka görevi için halihazırda bölgede hazır olduğunun iddia edilmesi:
“USS Ford, kısa bir onarım ve mürettebat dinlenme sürecinin ardından şimdi Basra Körfezi’nde bulunuyor.”
USS Ford, İran savaşı esnasında 30 saat süren, 600 denizciyi yataksız bırakan yangının ardından önce Yunanistan’a çekilmiş, kısa bir süre sonra da bakım-onarım çalışmaları için Hırvatistan’a gönderilmişti.
10 aydır görevde olması nedeniyle çok sayıda teknik sorun yaşayan, mürettebatı yorulan uçak gemisinin en az bir sene görev dışı kalması gerektiği belirtilmişti.
Ancak USS Ford kısa bir bakımdan sonra yeniden sahaya sürüldü. 2 Nisan’da Hırvatistan’dan yola çıkan gemi şu anda Doğu Akdeniz’de bulunuyor.
Ancak askeri kaynaklar, donanmanın tam kapsamlı onarımı erteleyerek gemiyi “idareten” sahaya sürdüğünü belirtiyor. 11 aydır görevde olan, yüzlerce denizcisi hâlen yangın hasarlı yatakhaneler nedeniyle zor şartlarda yaşayan ve kronik tesisat arızalarıyla boğuşan dev geminin, bir “abluka” gibi yüksek yoğunluklu bir görevde ne kadar sürdürülebilir olduğu askeri çevrelerde tartışma konusu olmaya devam ediyor.