Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri, İran’ın nükleer meselesinde yasal haklarının talep edilmesi temelinde hareket edeceğini söyledi.
Tümgeneral Muhsin Rezai, henüz ABD Başkan Yardımcısı'nın mektubuna yanıt vermediğini belirterek nükleer doktrinin değiştirilmesine ilişkin yeni bir karar alınmadığını kaydetti.
Tümgeneral Rezai'nin Haber Kanalı'na Verdiği Mülakatın Tam Metni Şöyle:
Tümgeneral Muhsin Rezai, Tahran'daki dörtlü zirveye ilişkin bir soruya yanıtında, İran milletinin son savaşlardaki zaferlerinin ve ABD'nin bu savaşlardaki yenilgisinin ardından herkesin, yabancıların bölgenin güvenliğini sağlamaktan aciz olduğu sonucuna vardığını belirtti. Bölgenin tamamı açısından artık soru, bölgenin ve onun yirmi beş ülkesinin güvenlik düzeni ile tertibatının ne olacağıdır. ABD'nin bu bölgeden gideceği düşüncesi oluştuğuna göre şimdi bu boşluğu kimin doldurması gerektiği meselesi gündeme gelmektedir.
Rubio (ABD terörist yönetiminin Dışişleri Bakanı) İtalya'ya giderek bölgede ABD'nin yerini İngiltere'nin almasının startını verdi; ancak İran halkının cansiperane ve yiğitçe direnişi, bölgenin gelecekteki tertibatının bizzat bölge ülkeleri tarafından belirlenmesi gerektiği sonucunu doğurmuştur.
Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri, Tahran'daki dörtlü zirvede dört tarafın da Siyonist rejime karşı tutumlarını kararlılıkla ilan ettiğini ve bu toplantıların sürmesinin kararlaştırıldığını ifade etti. Bu zirvenin, inşallah, Batı Asya'da yeni bir düzenin başlangıcı ve bölge güvenliğinin bölge ülkelerinin kendi eline geçmesi olmasını diledi.
Tümgeneral Muhsin Rezai, bu zirvede İran'ın tutumunu ortaya koyarak şu değerlendirmede bulundu: Toplantıda birlik ve birliğin bölge güvenliği açısından faydalarına vurgu yaptık; ayrıca içsel karakterli yeni bir bölgesel düzenin kurulmasının altını çizdik. İran beş bin NATO uçuşuna karşı direnmişse, dört ülke kesinlikle daha fazla güce sahip olacaktır; elbette İran olmadan bölgede hiçbir güvenlik mümkün değildir.
Almanya ve Fransa başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin liderlerinin açıklamalarına işaret eden Rezai, Almanya Başbakanı'nın Siyonist rejim İran'a saldırdığı sırada memnuniyet göstererek Batı'nın kirli işini İsrail'in yaptığını söylediğini hatırlattı. Ancak artık onun, Macron'un ve hatta Zelenski'nin, Avrupa'da ve dünyada ortaya çıkan ekonomik krizin ABD'nin İran'a karşı savaşından kaynaklandığını kabul ettiğini belirtti. Şimdi herkes, İran zarar görürse dünyanın da zarar göreceğini anlamış durumda.
Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri, bugün Trump'ın nereye gitse İran'a karşı savaşı neden başlattığının hesabını vermek zorunda olduğunu söyledi. Bunların hepsinin İran milletinin cansiperane direnişi ve yiğitliği sayesinde gerçekleştiğini vurgulayan Rezai, dünyanın bugün İran milletinin büyük ve etkili kapasitesine tanık olduğunu ifade etti. Amerikan'da İran savaşının baskısını çekmemiş tek bir aile olmadığını ve bu etkinin tüm dünyada görünür olduğunu; bunun da eşi benzeri görülmemiş bir gelişme olduğunu dile getirdi.
Tümgeneral Muhsin Rezai, son diplomatik müzakereler ve gidip gelmelere ilişkin bir soruya yanıtında şunları kaydetti: Son diplomasi bir aydan fazla süredir başlamış durumda. Amerikalılar müzakere konusunda ısrarcı; ancak biz onlarla müzakere etmeyeceğimizi söyledik ve koşullarımız yerine getirilmedikçe ne boğazın açılacağını ne de müzakere edeceğimizi ilan ettik. ABD'nin davranış değişikliğini görmemiz gerektiğini bildirdik; yedi koşulun yerine getirilmesi bu davranış değişikliğinin göstergelerinden biri olabilir.
Amerikalıların yanıt verdiğini, ancak yanıtlarının ikna edici olmadığını sürdüren Rezai, ikinci kez ilk sefere kıyasla daha uygun ama kuşkulu öneriler sunduklarını; niyetlerinin müzakere edip ardından yeniden saldırmak olduğunu anlattı. Üçüncü kez ise içinde belirsizlikler bulunan başka öneriler getirdiklerini ve şu anda bu konudaki diplomasinin sürmekte olduğunu sözlerine ekledi.
Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'ndeki İslam Devrimi Lideri'nin temsilcisi, savaşı, artık kimsenin İran'a saldırmaya cesaret edemeyeceği biçimde sona erdirmeye kararlı olduklarını vurguladı. Kararlılıkla direndiklerini ve İran milletinin haklarını alacaklarını belirten Rezai, bazılarının "bu kadar sağlam tutum almanızı sağlayan bir şeyiniz mi var?" diye sorduğunu aktararak şu yanıtı verdi: Evet, ABD bir adım atarsa boynuzunu kıracağımız bir şeyimiz var. Düşman bir hata yaparsa dehşet verici darbelerle ve onur duyulacak bir savunmayla karşılaşacaktır.
Tümgeneral Rezai, yedi koşul ve bunların İslamabad mutabakatından farkına ilişkin soruya yanıtında, İslamabad mutabakatında Hürmüz Boğazı'nın yönetimi ve tahsil edilen meblağlar gibi yorumlara yol açan belirsizlikler bulunduğunu; yedi koşulda bu belirsizliklerin giderildiğini belirtti.
Nükleer alanda görüşme olasılığına dair bir soruya verdiği yanıtta ise NPT üyesi olduklarını ve yirmi iki hakka sahip bulunduklarını söyledi. Nükleer görüşme söz konusu olursa kendi haklarını talep edeceklerini; bu nedenle İran milletinin haklarının teslimi için sağlam biçimde ayakta durduklarını, elbette zaman meselesini de göz önünde bulundurduklarını ifade etti. Şu anda Amerikalıların yanıtını beklediklerini; İran'ın yedi koşulu yerine getirilmedikçe Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının mümkün olmadığını vurguladı.
Tümgeneral Muhsin Rezai sözlerini şöyle sürdürdü: Grossi, Siyonist rejimin paralı askeri ve hizmetkârıdır. İran'ın nükleer programının saptığını söyleyen tek ajans yöneticisi odur; oysa İran'ın nükleer tesislerinde en fazla denetim gerçekleştirilmiştir ve İran'ın nükleer programında sapma olmadığı kanıtlanmıştır.
Vance'ın mektubuna ilişkin soruya yanıtında, mektubu incelediğini ancak henüz bir yanıt vermediğini söyledi. Mektubun üslubunun tamamen değiştiğini ve Trump'ın önceki mektubundan farklı olduğunu; bunun da İran milletinin gücünün ve zaferinin göstergelerinden biri olduğunu belirtti.
Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri, nükleer doktrinin değiştirilmesine ilişkin olarak şunları ifade etti: Nükleer doktrinin değiştirilmesine yönelik bir halk talebi vardır. İran milleti ülkenin asıl sahibidir ve taleplerini dile getirme hakkına sahiptir; ancak yönetimde henüz yeni bir karar alınmamıştır. İran milleti, barışçıl nükleer faaliyetlere rağmen düşmanın nükleer tesislerini bombaladığını ve ülkeye saldırdığını görmekte; bu nedenle bu durumun neden sürmesi gerektiği yönünde talepler oluşmaktadır.
Tümgeneral Muhsin Rezai, hükümet yapısı ve ülkenin yönetimine ilişkin olarak şu açıklamada bulundu: Son savaş, İran İslam Cumhuriyeti'nin kişilere bağlı olmadığını ve ülke yönetiminde bir an bile aksama yaşanmadığını gösterdi. Bu da son kırk yedi yılda devlet-millet kurumunun ülkede tamamen yerleştiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca şu anda tüm yetkililer, bütün erklerde birlik ve görüş birliği içindedir; uzman görüşlerinde farklılıklar olabilir, ancak sonuçta bugün Devrim Lideri'nin arkasında en yüksek düzeyde bir ses birliği vardır. İran'ın sevgili halkı da ikilik yaratma çabalarına ve çok seslilik telkinlerine itibar etmemelidir.
Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri, İslam Devrimi Lideri ile görüşmesine değinerek, Lider'in en üst düzeyde bir bilgiyle, ayrıntılarda bile ülke işlerine hâkim olduğunu ve ülkeyi güçlü biçimde yönettiğini belirtti. Siyasi, ekonomik, askerî, toplumsal, kültürel ve geçim meselelerine ilişkin yerinde yönlendirmelerde bulunduğunu aktardı.
Tümgeneral Rezai son olarak, ulusal birlik ve bütünlüğün füzelerden daha az güç üretmediğini vurgulayarak ekonomi ve kültür cephesinde de kararlılıkla mücadele edilmesi gerektiğini söyledi. Artık sınırların dışında dünya kamuoyunun İran'a bakışında olumlu değişimler yaşandığını sözlerine ekledi.