İran Cumhurbaşkanı, İran'ın endüstri ve ekonomi alanlarında sağladığı gelişimler ile artık yaptırım uygulama ve baskı kurma döneminin bittiğini vurguladı.


MHA'nın haberine göre, Güney Pars doğalgaz Sahası'nın 12'inci fazıın açılış töreni için Aseluye'ye giden İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, devletin Direniş Ekonomisi'ni uygulamaya büyük önem verdiği ve bu konuda farklı projeleri olduğunu belirtti. Bugün açılı yapılan projenin de Direniş Ekonomisi çerçevesinde gerçekleştiğini belirten Ruhani, "Devletimiz, uygulamaları ile Direniş Ekonomisi programlarını gerçekleştirmek konusunda belirli planları olduğunu kanıtlamıştır" dedi.

Ruhani açıklmasının devamında Lozan şehrinde devam eden nükleer müzakerelere de dikkat çekerek, "Müzakerdeki karşı taraflara, yaptırımların müzakere masasına oturmamıza neden olmadığını belirtmeliyiz. İran, müzakerelerin hem İran ve hem bölge ve P5+1 ülkeleri için faydalı olacağı nedeni ile müzakerelere katıldı ve yaptırımlar müzakere masasına oturmamıza neden olmadı" dedi.

Artık yaptırım uygulama ve baskı kurma döneminin bittiğini belirten Ruhani, "Güney Pars Doğalgaz Sahası'nın 12'inci fazı, bu sahanın en büyük fazıdır ve bu projenin açılışı, İran'ın uygulanan yaptırımları aştığının göstergesidir. Petrol endüstrisinde büyük başarlara imza attık ve tüm dünyaya İran petrol endüstrisinin tamemen bağımsız bir endüstri olduğunu gösterdik. Güney Pars sahasında önemli çalışmalara imza atıldı ve çalışmaları yapılan diğer projeler de gelişecektir" dedi.

Published in Rapor

47 Amerikalı senatörün İran'a hitaben yazdıkları mektuba tepki gösteren ABD Cumhurbaşkanı, senatörlerden nükleer müzakerelere karışmamalarını istedi.


MHA'nın haberine göre, 47 Amerikalı senatörün İran'a yazdıkları mektubun alışıldığın dışında olduğunu belirten ABD Cumhurbaşkanı Barack Obama, dün yaptığı bir açıklamada bu süre içerisinde sadece İran ile yapılan müzakerelerin anlaşma ile sonuçlanıp, sonuçlanmayacağı konusuna odaklandığını belirtti.

Obama yaptığı açıklamada, herhangi bir anlaşmaya ulaşılması durumunda, bu haberi Amerika halkı ile paylaşacaklarını söyledi.

Beyaz Saray Sözcüsü de geçtiğimiz gün senatörlerin İran'a yazdıkları mektubun, İran ile yapılan müzakere çarkına çomak sokmak niteliği taşıdığını belirtmişti.

Joe Biden, ABD senatörlerinin mektubunu eleştirdi
 ABD Cumhurbaşkanı Yardımcısı, 47 Amerikalı senatörün İran'a yazdıkları mektubu sert bir dil ile eleştirdi.
MHA'nın haberine göre, yaptığı açıklamada kendisinin de 36 yıl boyunca senatör olduğunuhatırlatan ABD Cumhurbalkanı Yardımcısı Joe Biden, 47 senatörün mektup yazmalarının doğru olmadığı ve senatörlere yakışmadığını belirtti.

Biden bu konu ile ilgili yaptığı açıklamada, "47 senatörün 9 Mart tarihinde İran'a göndedikleri ve ABD cumhurbaşkanını bu uluslararası müzakere sürecinde güçsüzleştirmek amacı ile yazılan bu mektup, ona saygı duyduğum bir kuruluşa hiçbir şekilde yakışmadı" dedi.

Published in Rapor

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, ABD Başkanı Barak Obama'nın son açıklamasına tepki gösterdi. Zarif, İran İslam Cumhuriyeti'nin samimiyetle nükleer müzakerelere katıldığını ve İran halkının nükleer haklarına ulaşıncaya kadar müzakerelerde devam edeceğini ve karşı tarafın mantıksız tutumu ve aşırı talepleri karşısında boyun eğmeyeceğini belirtti.


ABD Başkanı Obama'nın dünkü sözleri hakkında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Zarif, ABD'nin uzun yıllardır İslam Cumhuriyeti'ne yönelik doğrudan veya dolaylı olarak askeri tehditte bulunduğunu ve çeşitli haksız yaptırımlar uyguladığına ilişkin gerçeği net olarak gösterdiğini ifade etti.
Zarif bu sözlerle ABD'nin tehdit ve yaptırımın yenilgiye mahkum bir politika olduğu kanaatine vardığını, bu tür girişimlerin İran halkının barışçıl nükleer teknolojiyi elde etmek için kararlılığının üstesinden gelemedikleri ve gelemeyeceklerini gösterdiğini kaydetti.
İran Dışişleri Bakanı, Obama'nın Amerikan kamuoyunu kazanmak ve Siyonist rejim Başkanı ve müzakereye karşı çıkan diğer radikallerin propagandasına karşı koymak için böyle bir tutum sergilediği açık olduğunu sözlerine ekledi.
İran Dışişleri Bakanı Zarif, İslam Cumhuriyeti'nin samimiyetle müzakerelere katıldığını ve İran halkının nükleer haklarına ulaşıncaya kadar bu müzakerelere devam edeceğini hatırlatarak, Tahran'ın karşı tarafın aşırı talepleri ve mantıksız tutumu karşısında pes etmeyeceğini vurguladı.
ABD Başkanı Barak Obama dün Reuters'e verdiği demeçte, anlaşmaya varmak için en büyük sorunun İran'ın güven oluşturma sürecinin bu ülkenin uluslararası camiaya tam olarak giriş yolu olduğunu anlaması olduğunu söylemişti.
Obama ayrıca, Başbakan Netanyahu'nun İran'la ilgili ciddi endişelerinin olduğunu, İran'ın lafazanlığına bakıldığında İsrail'in İran'la ilgili endişesinin neden bu kadar büyük olduğunu anlaşıldığını düşündüğünü ileri sürmüştü.

Published in Rapor

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, ikili ilşkilerde sultacı ülkeleri kabul etmediklerini ifade ederek, İran halkının yüzde 80'i nükleer müzakerelere destek vermekte olduğunu ifade etti.


Mehr haber ajansının bildirdiğine göre, Bölgesel İlişkilerde Direniş Ekonomisi adlı toplantıda konuşan İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, başında olduğu devletin başarıları halkın desteği, halkın her zaman sahnelerde bulunması ve İslam İnkılabı Rehberi'nin destekleri sayesinde gerçekleştiğini söyledi.

Yerli ve yabancı uzmanların değerlendirmelerine dayanarak İran devleti ekonomide mücize yarattığını dile getiren Hasan Ruhani, 2013 yılında eksi 9 olan İran ekonomisinin büyüme oranı bugün artı değere geçtiğinin altını çizdi.

Konuşmasının devemında nükleer müzakerelere işaret eden Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, İran halkının yüzde 80'i nükleer müzakerelere destek verdiğini, önemli olan halkın kesin çoğunluğu bu yolda devlete desteği olduğunu belirtti.

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, hiçbir ülke İran'ı inzivaya sürükleyemeyeceğinin altını çizerek, komşu ülkelerle ilişkilerin her iki tarafın lehine olduğunu, bu ikili ilişkilerde ne kimseyi kandırmak istediklerini ve ne sultacı ülkeleri kabul ettikerini ifade etti.

Published in Rapor

İran Uzay Fuarı sonrasında konuşma yapan İran Cumhurbaşkanı, İran'ın şimdiye kadar bilimsel gelişmler konusunda hiç kimseden izin almadığı ve bundan sonra da almayacğını belirtti.


MHA'nın haberine göre, uzay teknolojile alanında elde edilen başarılar hakkında konuşan İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, İran'ın özellikle nano bilimi, nükleer bilimler ve uzay bilimleri ve teknoloji alanlarında büyük gelişimler kat ettiğini belirterek, "Devletimiz boyunca nükleer bilimler alanında birçok gelişme sağlanmıştır. Ama nükleer müzakerelerin çok ses getirmesi nedeni ile bu gelişimler her zaman arka planda kalmıştır" dedi.

Ruhani açıklamasının devamında "İran İslam Cumhuriyeti ve devletimiz, bilimsel gelişim için şimdiye kadar hiç kimseden izin almamış ve bundan sonra da almayacaktır. Hiç kimse, dünyaya daha yaklaştığımız ve müzakere yaptığımızdan dolayı, bazı bilimleri kenara atacağımızı düşünmesin. Müzakerelerde bir bilimin kenara atımasını görüşmüyoruz. Bazen düşmanlarımız bilimsel gelişim konusunda bahaneler üretmeye çalışıyor ve devletimiz de sadece bu bahanelerin önüne geçmeye çalışıyor" dedi.

Bazı açıklamalar ve sözlerin düşmanların bu bahane arayışlarına yardımcı olduğunu belirten Ruhani, "Bazı  açıklamalar, kelimeler ve tutumlar da düşmanlarımızın bu bahane arayışına yardım ediyor. Düşmanlarımız bazı yanlış ve asılsız suçlamalardan yola çıkarak ve kelimeleri seçerek, İranlı yetkililerden itiraf aldıklarını öne sürüyorlar. Bu neden ile devletimiz, İran aleyhine çalışan güçlerin elinden bu bahaneleri almaya çalışıyor. Biz düşmalamızın bu taktiklerini, tümünün yanlış ve gerçek dışı iddialar olduğunun aydınlandığı zamana kadar etkisiz kılmaya çalışıyoruz" dedi.

Ruhani açıklamasının devamında ise uzay biliminin önemi hakkında da konuşarak, "Uzay bilimi ülkemiz için hem strateji ve hem kullanım açısında ve ayroca düşman tehditlerinin gelişimini engelemmek açısından büyük önem taşımaktadır. İran olarak havacılık ve uzay alanında büyük başarılara imza attık ve daha ilerlememiz gereken uuzn bir yolumuz var" dedi.

İran'ın tüm uzay alanındaki bilim adamları ile gurur duyduğunu belirten  Ruhani, "Bu oturumda siz bilim adamlarını tebrik ediyor, ve sizlere İran halkının şükranlarını sunuyorum. Halkımız mutludur ve bilim adamarı ile gurur duyuyorlar. Sizlerde çalışmalarınız değerli olduğunu bilmelisiniz. Devletimiz de uzay bilimleri gibi tüm modern bilimlerin gelişiminin devam etmesi ve hız kazanmasına büyük önem veriyor ve bu konuda elinden gelen herşeyi yapıyor" dedi.

Published in Rapor

İran ve Batı arasında nükleer müzakerelerin üzerinden on yılı aşkın bir süre geçiyor. Bu konu ilkin bazı teknik ve hukuki sorularla beraber gündeme geldi, fakat kısa bir süre sonra UAEK'nun en tartışmalı dosyasına ve ardından da siyasi bir meseleye dönüştü ve UAEK tarafından BM güvenlik konseyine sevk edilerek yeni aktörlerin bu süreçte rol ifa etmesine zemin hazırlandı.


Ancak nükleer müzakereler bugün İran İslam Cumhuriyeti nizamının İran milletinin haklarını küresel zorba güçlere karşı savunmasının simgesi haline geldi.

İran'ın nükleer meselesi son on yılda engebeli bir süreci geride bıraktı. Bu süreçte en önemli tartışma, NPT anlaşmasına göre uranyumu zenginleştirme meselesiydi. NPT anlaşmasında uranyumu barışçıl amaçlar için zenginleştirme yolunda hiç bir engel bulunmuyor, fakat görünen o ki Amerika 60'lı yılların sonunda anlaşmanın onaylanması ve ardından 70'li yılların başından itibaren uygulamaya konulmasından sonra bu güne kadar hiç bir ülkede zenginleştirmeyi tanımak istemedi. Bunun anlamı da şu ki zenginleştirme süreci NPT anlaşmasından sonra bu teknolojiye kavuşan hiç bir ülkede Amerika tarafından tanınmadı, oysa Amerika zenginleştirmenin NPT anlaşmasına aykırı olmadığını çok iyi biliyor.

Buna karşın Amerika İran ve 5+1 arasında devam eden nükleer müzakerelerde eğer İran'ın zenginleştirme hakkı tanınırsa bu durum dünya genelinde zenginleştirme bağlamında bir rekabeti ve sonuçta nükleer silahların tehlikesini tetikleyeceğini ileri sürüyor. Fakat bu konuda bile bazı istisna durumlar bulunuyor ve Amerika yönetimi bazı ülkelere karşı farklı bir politika izliyor. Örneğin Amerika sözde güvendiği Almanya ve Japonya gibi ülkelerde zenginleştirmeyi dolaylı bir şekilde ve pratikte kabul etmiş bulunuyor. Fakat Amerika'nın zenginleştirme meselesi hakkında başka ülkelere dayattığı politikası NPT anlaşmasına aykırıdır, çünkü NPT anlaşması anlaşmaya üye ülkelerin haklarını açıkça belirliyor ve anlaşmanın uygulanmasının gözetimini de UAEK'una veriyor.

Buna göre 24 Kasım 2013 tarihinde İran ve 5+1 grubu arasında ortak eylem planı adı altında bir belge imzalandı. Belgede ilk adım olarak iki tarafa 6 aylık bir süre içerisinde nükleer anlaşmaya varmak üzere çaba harcama hakkı tanındı. Anlaşmanın ayrıca bu süreyi uzatabileceği belirtildi.
Bu çerçevede İran ortak eylem planı çerçevesinde ve güven arttırıcı bir adım olarak gönüllüce bazı nükleer faaliyetlerini askıya aldı. Batı da bu adıma karşı attığı adımda bazı yaptırımlarını kaldırdı. Bu yüzden İran ve 5+1 arasında imzalanan anlaşmaya göre uranyum zenginleştirme meselesinin de bu anlaşmada yer alan maddelere göre çözüme kavuşturulması gerekiyor.

NPT anlaşmasına göre uranyum zenginleştirme üye ülkelere tanınan ve yasal olan bir haktır ve bugün 5+1 grubu da İran'ın kendi topraklarında uranyum zenginleştirme hakkını benimsemiştir. Hali hazırda beş nükleer gücün dışında NPT üyesi olan 14 ülke uranyum zenginleştirme teknolojisine kavuşmuş veya bu teknolojiye kavuşma aşamasındadır. Bu yüzden İran'ın bu bağlamda en büyük kazanımlarından biri nükleer teknolojiden barışçıl amaçlar uğruna yararlanma imkânına kavuşmuş olmasıdır. Bu mesele İran ve 5+1 grubu ile müzakerelerin tüm aşamalarında büyük bir ciddiyetle izlenmiş ve İran asla bu alandaki hakkından geri adım atmamıştır.

Amerika yönetimi Cenevre anlaşmasından önce İran'da uranyum zenginleştirmeye yüzde yüz karşı çıkıyordu, oysa Avrupa ülkeleri özel denetim altında sınırlı ölçekte zenginleştirmeyi kabul etmeye hazırdı. Bu mesele 2005 yılında nükleer müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden oldu. Gerçekte İran hiç bir zaman konvansiyonel olmayan zenginleştirme ve nükleer silah üretme peşinde olmadı. İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei defalarca nükleer silahların yapımını ve kullanımını haram ilan etti. Rehber Hamanei bu çerçevede Nisan 2010'da Tahran'da düzenlenen uluslararası nükleer silahsızlanma konferansına gönderdiği mesajda da bir kez daha nükleer silahların ve kitle imha silahlarının haram olduğuna vurgu yaptı. Ayetullah Hamanei nükleer silah hakkında İran'ın tutumunu şöyle beyan etti: İran İslam Cumhuriyeti nükleer, kimyasal ve benzeri silahları kullanmayı büyük ve affedilemez bir günah olarak saymaktadır. Biz nükleer silahtan arınmış Ortadoğu bölgesi sloganını gündeme getirdik ve bu slogana da bağlıyız.
İran'ın bu konudaki resmi tutumu BM'de resmi belgelerin arasında kayda geçti.

Amerika ve Batı İran'ın nükleer meselesini BM güvenlik konseyine sevk etmek ve İran'a her türlü yaptırım dayatmakla Tahran yönetimini kesin haklarından vazgeçirebileceğini zannediyordu. Son yıllarda bu çerçevede İran'a en zalimane yaptırımlar dayatıldı. Oysa İran NPT üyesidir ve UAEK da tüm raporlarında İran'ın nükleer programında askeri hedeflere sap tığı tespit edilmediğini belirtmişti.
Öte yandan Cumhurbaşkanı Ruhani'nin BM genel kuruluna silahsızlanma hakkında sunduğu öneri ve İran'ın 5+1 ile nükleer müzakerelerde ciddiyeti gibi durumlar da İran'ın dünyada tüm nükleer silahların imha edilmesini ve nükleer enerjiden barışçıl amaçlar uğruna kullanılmasını istediğini ortaya koymuştur.

Cumhurbaşkanı Ruhani'nin Eylül 2013'te bağlantısızlar hareketinin 120 üyesini temsilen BM genel kurulunun nükleer silahsızlanma ile ilgili düzenlediği ilk liderler zirvesinde sunduğu üçlü önerisi oturumda onaylandı. Bu önerilerde nükleer silahların üretimini, geliştirilmesini, depolamasını ve kullanımını yasaklamak amacıyla acilen uluslararası bir konvansiyonun hazırlanması için müzakerelerin başlaması ve dünyada var olan nükleer silahların tamamen imha edilmesi ve 2018 yılında nükleer silahsızlanma konusunda uluslararası bir konferans düzenlenmesi ve 26 Eylül günü de uluslararası nükleer silahları imha günü olarak adlandırılması yer alıyordu.

İran 1958 yılında UAEK üyesi oldu ve 1968 yılında NPT anlaşmasını imzaladı. Anlaşmanın birinci maddesine göre nükleer silahların yapımı ve geliştirilmesi ve depolanması yasaklandı. Yine NPT anlaşmasının 6. maddesine göre nükleer güçler iyi niyetle nükleer silahsızlanma doğrultusundaki müzakerelerini sürdürmekle yükümlendi. Fakat nükleer güçler nükleer silahlarını koruma üzerinde ısrarını sürdürüyor ve her yıl yeni nükleer silahlar üretmek ve bu silahları korumak için yüklü paralar harcıyor.

İran İslam Cumhuriyeti ise dini ve insani inançları ve savunma doktrinine göre kitle imha silahlarının üretimine karşıdır, fakat kırmızı çizgileri konusunda hiç bir zaman hiç kimse ile pazarlık etmeyecektir. Bugün Batı'nın tüm sabotajlarına karşın nükleer bilim ve teknoloji İran'da yerli hale getirildi ve İran milletinin onur kaynağı oldu. Hali hazırda İran'da özel hastalıkların tedavisinde kullanılan radyoaktif ilaçların %95 kadarı İran'ın nükleer tesislerinde üretilmektedir.

Batı dünyası ise son on yılda İran'ın nükleer programı hakkında bir takım muğlaklıklar yaratarak İran'ı BM güvenlik konseyinin haksız ve Batılı devletlerin tek yanlı yaptırımlarına maruz bıraktı. Bu yıllarda korsan İsrail rejimi de siyonist lobi AIPAC aracılığı ile İran'ın nükleer haklarının tanınmasını engellemeye çalıştı. Ancak buna rağmen bugün Tahran nükleer araştırma reaktörü İranlı uzmanların ürettiği nükleer yakıtla çalışıyor ve İran'ın %20 zenginleştirilmiş uranyum ihtiyacı İran tesislerinde üretiliyor.

Yaptırım, psikolojik savaş, siyasi baskı, askeri tehdit ve hatta İranlı nükleer bilimcilerine yönelik suikastler ve İran'ın nükleer tesislerine siber saldırılar, düşmanların İran milletini barışçıl nükleer enerjiden mahrum bırakmak için başvurduğu taktiklerdir. Fakat İran milletinin son yıllarda nükleer teknoloji alanında elde ettiği büyük kazanımlar ve başarılar, bu milletin küresel istikbarın tüm komplolarına ve sabotajlarına karşın barışçıl amaçlarına doğru ilerlemekten asla vazgeçmediğini gösteriyor.

Published in Münasibetler

İran İslami Meclisi Başkanı, müzakerelerin bazı sorunların çözümü için yararlı olduğunu, ama Batı dünyasının bu müzakerelere ticaret gözü ile bakmak istediklerini belirtti.


MHA'nın haberine göre, İran İslam Devrimi'nin 36.yıldönümüne özel düzenlenen bir kongreye katılan İran İslami Meclisi Başkanı Ali Laricani, İran ve P5+1 grubu arasında devam eden nükleer müzakerelere dikakt çekerek, "Nükleer müzakereler, bazı yanlış anlaşılmaların ortadan kaldırılması açısından yararlıdır, ama batı dünyası, bu müzakerelere ticaret gözü ile bakıyor ve pazarlık yapmak istiyor" dedi.

Laricani sözlerinin devamında ise ABD Cumhurbaşkanı Barack Obama'nın İran'ın nükleer çalışmalarını tamamen durdurduğu hakkındaki iddialarının çok basit ve değersiz olduğunu vurgulayarak, "Eğer ülkenizin içindeki sorunların bu iddialar ile çözüleceğini düşünüyorusanız, tamam, ama eğer gerçekten bu iddialara inanıyorsanız, yanlış bir düşünce içerisinde olduğunu söylemeliyim. Bir bilime ulaşan bir ülkeden, o bilimi tekrar alamazsınız. Eğer bu iddialar ile müzakerelerde İran halkına daha fazla baskı uygulamak peşindeyseniz, İran halkının her zaman karşınızda duracağını bilmelisinizdir" dedi.

Batı dünyasının nükleer müzakereleri, Pazar meydanı ile karıştırdığını söyleyen Laricani, "Nükleer müzakereler, görüşmeler ve incelemeler yapılması için olanak sağlayan bir alandır ve ticaret ve pazarlık yapmak için uygun değildir" dedi ve Obama'nın yaptırımlar ile İran'ı müzakere masasına oturttuğu hakkındaki iddialarına dikkat çekerek, "İran halkının bağımsızlık yolundaki ilerlemesi, gelişimimizi sağlamıştır ve İran bugün artık yabancı ülkelere çok daha az bağlıdır. Tüm bu nedenlerden dolayı da yaptırımlar karşısında gayet iyi bir şekilde direnebilmeyi başardık" diye ekledi.

Published in Rapor

Cumhurbaşkanı 11 Şubat Yürüyüşü münasibetiyle Tahran’ın Azadi Meydanı’nda yaptığı konuşmada, İran halkının baskı ve ambargolardan korkmadığını belirtti.


Mehr Haber Ajansı’nın haberine göre, İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, İslam İnkılabı’nın 36.  zafer yıl dönümü nedeniyle düzenlenen geleneksel 11 Şubat Yürüşü’nün son durağı olan Tahran’ın Azadi Meydanı’nda büyük kalabalığa hitap etti.

Ruhani bu konuşmasında, “Halkın Özgürlük, Bağımsızlık ve İslam Cumhuriyeti isteğinden 36 yıl geçmesine rağmen, ama yine de Özgürlük, Bağımsızlık ve İslam Cumhuriyeti bizim halkımızın en önemli tutkusudur” dedi.

Hasan Ruhani, halk ve İslamı yüceltmenin, İslam Cumhuriyeti’nin iki en önemli değeri ve tutkusu olduğunu belirtti ve “İslam Cumhuriyeti şeriatın, büyük bir hlklta ortaya çıkışıdır, İslam Cumhuriyeti Tanrı’nın hükmünün yüce bir halkta ortaya çıkışıdır, İslam Cumhuriyeti İlahi iradenin uyanık bir halkın vesilesiyle uygulanmasıdır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Ruhani, sözlerinin devamında ise dış politika ve 5+1 Grubu’yla devam eden Nükleer Müzakereler’e değindi ve “Hükümet dış siyasetle ilgili ilk günden beri ortaya koyduğu prensiplere bağlıdır ve bu slogan ve esaslar ise ulusal çıkarlar ve devrimin tutku ve değerleri çerçevesinde tüm dünyayla yapıcı bir ilişkidir, hükümet yeni bir tutum ve girişimle müzakerelerdeki çıkmaz sokağı aşmayı başardı, bizm müzakerelerden beklentimiz ise kazan-kazan esasına dayalı bir çözüm bulmaktır ve bunun anlamıysa İran’ın uluslararası yasalar doğrultusunda nükleer çalışmalarının tamamen barışçıl amaçlı olduğunu göstermek ve karşı tarafın ise gayrı insani, yanlış ve yasalara aykırı bir şekilde uyguladığı ambargo ve yaptırımları kaldırmakla yükümlü olduğu hususudur”diye konuştu.

Ruhani, bazılarının İran’ın yaptırmlar sonucunda korktuğunu ve bunun için müzekere masasına oturduğunu dillendirdiklerini hatırlatarak, İran halkının hiç bir zaman baskı ve yaptırımlardan korkmadığını ve aldığı kararlarda etkili olmadığını söyledi ve “Eğer yaptırım ve baskıların İran’a karşı işe yaradığını düşünüyorsunuz, peki o zaman neden müzakere masasasına oturdunuz?” Dedi.

Published in Rapor

İran İslam cumhuriyeti Hava Kuvvetleri ve Hava Savunma Karargahı komutanları ve personelinden bir grup, İslam İnkılabı Rehberi İmam Seyyid Ali Hamenei tarafından kabul edildi.

Salı günü (8 şubat) Hava Kuvvetleri Günü münasebetiyle gerçekleşen kabulde,İmam Hamenei, İran milletinin 22 Behmen Zafer Yürüyüşünde, bir kez daha, zorbalığa karşı boyun eğmeyeceğini ve aşağılayıcı her harekete, misliyle karşılık vereceğini göstereceğini vurguladı.
İslam İnkılabı Rehberi, ABD'nin 36 yıl boyunca devam eden düşmanlığının nedeni, asıl hedefi ve İran milletini aşağılama ve diz çöktürmek için onların yanlış hesaplarına temasla, Allah'ın yardımıyla, İran halkının 22 Behmen ( 11 şubat) Zafer Yürüyüşünde, kararlı irade ve güçlü varlığıyla, düşmana diz çöktüreceğini beyan etti.
İran başta olmak üzere bölge meseleleri hakkında üst üste yaşadığı başarısızlarının, Amerikalıların yanlış hesap ve stratejik hatalarından kaynaklandığını ifade eden İmam Hamenei, bu hataların bir örneği olarak, son günlerde bir Amerikalı yetkilinin, İranlıların nükleer müzakerelerde eli kolu bağlı olduğunu ifade etmesinin olduğu belirtti.
Nükleer müzakereler, düşmanların İran'ın bu konuda aciz ve çaresiz kaldığını dayatma çabalarına işaret eden İslam İnkılabı Rehberi, " Ben yapılabilecek bir anlaşmaya evet diyorum, ancak "kötü" anlaşmaya karşıyım; milli çıkarların aleyhine olacak ve büyük İran milletini aşağılayacak anlaşmak yerine, anlaşmamanın daha iyi olduğuna inanıyoruz", diye beyanatta bulundu.
İranlı yetkililer ve nükleer müzakerecilerin, düşmanın elindeki yaptırım kozunu çıkarma çabalarına de değinen İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamenei, " Eğer bu gerçekleşir, yaptırım kozu anlaşma ile düşmanın elinden çıkarılırsa, çok iyi olur; ancak bu gerçekleşmezse, herkes bilmeli ki, yaptırım kozunu etkisizleştirmek için İran'ın içinde birçok çözüm yolu var", diye ifade etti.
İran milletinin zorbalık, aşırı talepler ve mantıksız tavırları kabul etmeyeceğini vurgulayan İmam Hamenei, Amerikalılar ve onu takip eden birkaç Avrupa ülkesinin, müzakerelerde ortaya koyduğu tavrın mantıkdışı olduğunu, bütün taleplerinin gerçekleşmesini beklediklerini, oysa bunun, müzakere yöntemi olmadığını kaydetti.
İslam inkılabı rehberi önce genel hatları ve daha sonra, ayrıntıları üzerinde anlaşmayı esas alan iki aşamalı nükleer anlaşmasıyla ilgili gündeme getirilen bazı konular hakkında ise, anlaşmanın bir aşamada sağlanması ve genel hatları ve ayrıntılarını kapsaması gerektiğine vurgu yaptı.
ABD'nin Suriye, Irak, Lübnan, Filistin, Gazze, Afganistan, Pakistan ve Ukrayna'daki politikalarının akamete uğradığını hatırlatan İmam Hamenei, " art arda uzun yıllar boyunca, yenilgiye uğrayanlar işte sizlersiniz, ancak İran İslam Cumhuriyeti, ilerleme kaydetmiş ve asla geçen 30 küsur yılla kıyas edilmeyecek", ifadelerini kullandı.
İran İslam Cumhuriyeti takviminde 8 Şubat, Hava Kuvvetlerinin Rahmetli İmam Humeyni'yle tarihi biatinin yıldönümü nedeni ile Hava Kuvvetleri Günü olarak anılıyor.
 

Published in Rapor
Cumartesi, 29 Kasım 2014 00:00

Anlaşmazlık bize değil ABD'ye zarar verecek

İran lideri İmam Hamaney 'Nükleer müzakerelerde, ABD'nin anlaşmaya daha çok ihtiyacı var, bu süreçteki herhangi bir anlaşmazlık ABD'ye zarar verecek' dedi.

İran lideri İmam Hamaney, İran ile 5+1 grubuyla sürdürülen nükleer müzakerelerde, ABD'nin anlaşmaya daha çok ihtiyacının olduğunu savunarak, "herhangi bir anlaşmazlık ABD'ye zarar verecek" dedi.

İran resmi ajansı İRNA'nın haberine göre, İmam Hamaney, İran Gönüllü Güvenlik Güçlerinin (Besic) kuruluş yıl dönümü kutlamalarında yaptığı konuşmada, 5+1 ülkeleri arasında sürdürülen nükleer müzakerelerde, İran heyetini, "çaba, gayret ve azimlerinden" dolayı kutladı.

Ülkesinin "ABD'nin güvenini kazanmaya" ihtiyacının olmadığını dile getiren Ayetullah Hamaney, "İran ile 5+1 grubu arasında devam eden nükleer müzakerelerin ana ilkelerine karşı olmadığımız gibi müzakerelerin uzatılmasına da karşı değiliz. Bu müzakereler olumsuz sonuçlansa da İran İslam Cumhuriyeti zarara uğramaz" dedi.

Batılı ülkelerin "uluslararası basın ve diplomatik bağıntılarına" değinen Seyyid Ali Hamaney: "Bizimle müzakere masasına oturan tarafların her birinin arkasında bir ordu var, bunların arasında Amerika daha ahlaksız, İngiltere ise daha sinsidir" ifadesini kullandı.

Son kongre seçimleri ve Ferguson kentinde çıkan olaylarla ABD Başkanı Barack Obama'nın zor durumda kaldığını savunan İmam Hamaney, şunları kaydetti:

"Bundan dolayı ABD'li yetkililerin büyük zafere ihtiyaçları var. Nükleer müzakerelerde, ABD'nin anlaşmaya daha çok ihtiyacı var. Bu süreçteki herhangi bir anlaşmazlık ABD'ye zarar verecek. Nükleer müzakereler bir anlaşmaya varılmazsa, gökyüzü bizim için yeryüzüne gelmez (Farsça'da 'kıyamet kopmaz' yerine kullanılan bir deyim), çünkü 'dirençli ekonomi hareketi' adına çözüm yolumuz var. Orta ve uzun vadeli planlarla hareket ettiğimizde İran milleti zirveye ulaşacaktır."

İran ile BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa ile Almanya'nın oluşturduğu 5+1 grubu arasında yürütülen ve son görüşmeleri Viyana'da sürdürülen nükleer müzakereler sonucunda nihai anlaşmaya varılamamış ve müzakere tarihinin 1 Temmuz 2015'e kadar uzatıldığı açıklanmıştı.

Published in Rapor