کارگر
Nasrallah: Suriye’ye destek veriyoruz çünkü...
Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah Suriye’de düzenlenen terörist saldırı sonrasında yaptığı konuşmada Suriye’ye büyük destek verdi.
Evrensel gazetesinin El-Menar'dan aktardığı habere göre 2006 Lübnan-İsrail Temmuz savaşının 6.yıl dönümünde konuşan Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah'tan Şam'da bombalı saldırıyla sarsılan Esad yönetimine destek geldi.
İsrail'in halen 2006'daki yenilginin şokunu yaşadını söyleyen Nasrallah, 2000 ve 2006'da olduğu gibi bundan sonraki olası savaşlarda da direnişlerinin galip geleceğini belirtti.
Nasrallah, 2006'daki direniş zaferle sonuçlanmasa, Lübnan'ı hedef alan savaşın kendilerine silah yardımı yapan Suriye'yi tehdit etmeye başlayacağını vurguladı. Direniş zaferle sonuçlanmasa İsrail'in Suriye rejimini devirmeye yöneleceğini ve bunu demokrasi ya da reformlar için değil ABD'nin arzuları doğrultusunda yapacağını söyleyen Hizbullah lideri direnişin zaferinin bunu da engellediğini hatırlattı.
'SURİYE ABD VE İSRAİL İÇİN TEHDİT'
Suriye'nin ABD ve İsrail için önemli tehlike arz ettiğini belirten Nasrallah, "Son dönemde Suriye'de önemli gelişmeler olduğunu gördüler. Öncelikle Suriye askeri olarak çok güçlendi ve İsrail'i tehdit eder hale geldi. İkinci olarak Suriye 'direniş'le İran arasındaki iletişimi sağlayan bir köprüdür" dedi.
Suriye'nin artan gücüne 2 örnek veren Nasrallah, bunlardan ilki olarak İsrail'i hedef alan en önemli füzelerin Suriye yapımı olduğuna ve kendilerine verildiğine dikkat çekti. Nasrallah, Temmuz savaşı süresince Suriye'nin kendilerine Lübnan ve Gazze Şeridi'nde silah desteğinde bulunduğunu hatırlattı.
Nasrallah, Hizbullah’ın kazandığı zaferin Batı’da ve İsrail’de Suriye’nin gücüyle ilgili endişelerini artırdığını belirtti. Hasan Nasrallah sözlerini “Amerikalılara bağlı olmayan tek bir ordu kaldı. O da Suriye ordusu. Temmuz (2006) savaşından bu yana bu orduyu yıkmak için uğraşıyorlar” diye sürdürdü.
Hizbullah lideri İsrail’e karşı verilen savaşta kullanılan “en önemli” silahların Suriye tarafından temin edildiğini de kaydetti. Nasrallah, “Suriye direnişin askeri düzeyde de gerçek bir destekçisi. İşgal altındaki Filistin’e düşen füzelerin en etkilileri Suriye’de imal edilmiştir” diye konuştu.
GAZZE SAVAŞÇILARINA KİM DESTEK VERDİ? SUUDİLER Mİ SURİYE Mİ?
İsrail'in Gazze'den korktuğunu söyleyen Nasrallah, "Gazze savaşçılarına füzeleri kim verdi? Suudiler mi? Mısır mı? Hayır, Suriye" şeklinde konuştu. Suriye'nin çıkarlarını tehdit edecek şekilde Lübnan ve Filistin'deki direnişi desteklediğini söyleyen Nasrallah, "Bana bunu yapan tek bir Arap rejimi daha gösterin" dedi.
Arap ülkelerinin Gazze'ye gıda ve para yardımını engellediği bir dönemde Suriye'nin Hizbullah, Hamas ve diğer İslami örgütlere silah desteği yaptığını belirten Nasrallah, "Bunu yapan Esad'ın Suriyesidir. Bugün şehit düşen Asıf Şevket'in, Davud Raciha'nın, Hasan Türkmani'nin Suriyesidir" şeklinde konuştu.
"Böylesi bir günde gerçek neyse onu konuşmalıyız" diyen Nasrallah, bölgede İsrail'den daha güçlü bir ordunun varlığını istemeyen bir ABD-İsrail ortaklığı olduğunu dile getirdi.
SURİYE'DE YAŞANANLAR İSRAİL'İ MUTLU EDİYOR
Bölgede ABD tarafından eğitilmeyen ve desteklenmeyen tek ordunun Suriye olduğunu söyleyen Nasrallah, bu ordunun yok edilmek istendiğini söyledi. Nasrallah, Batı'nın ve bölgedeki işbirlikçilerinin, Suriye halkının haklı taleplerini kullanarak Suriye'yi bir savaşın ortasına attığını söyledi.
Bugün Suriye'de yaşanan ölümlerden İsrail'in mutlu olduğunu dile getiren Hizbullah lideri, muhaliflere ve Suriye ordusuna seslenerek diyalog çağrısı yaptı.
Yalnızca düşmanın çıkarlarına hizmet eden bu saldırıyı kınadıklarını belirten Nasrallah, Suriye ordusunun sağlam duracağına dair güvenlerinin tam olduğunu ifade etti.
Hasan Nasrallah’ın konuşmasında ön plana çıkan cümleler şunlardı:
*) Lübnan Savaşında, Gazze direnişinde bize ekmek, su ve lojistik destek sağlayan ne Suud Kralıydı ne de Vahhabilerdi.. O Şahıs Beşar Esad'tı.
*) Lübnan'ı zafere taşıdığımız, direniş mukavemet cephesini beraber yürüttüğümüz insanlar Körfez ülkeleri değildi, Suriye ordusuydu. Silah ve moral desteği bulduğumuz insanlar da onlardı!
*) Amerika'ya bağlı olmayan tek Arap ordu ve hükümeti var, o hükümet de Beşar Esad hükümetidir!
*) Herkes bizi yüzüstü bırakmışken, İsrail ve Amerika'nın tepkisini çekeceğini bile bile çocuklarımıza yardıma koştu, bunu asla unutmayacağız. Şuanda saldırıya uğramalarının sebebi budur!
*) Şam'daki saldırı için çok üzgünüm, ama eminim ki Suriye'de bu görevi yürütebilecek bir çok değerli insan vardır.
*) Suriye ile ortak düşmanımız israil ve Amerika bölgede daha fazla kan dökülmesini istiyor ve Suriyeli masumların kanını döküyor.
İran füzeleri ABD savaş gemilerini nasıl hedefleyecek
İran Füzeleri Amerikan Savaş Gemilerini Nasıl Hedefleyecek / Kıyam Füzesinin Atmosferden Çıkışını Gösteren Yeni Görüntü
Medyaşafak haber portalının Raja News'ten aktardığı habere göre Fars Körfezi’nde Amerikan’ın bölgeye gönderdiği uçak gemileriyle tırmanan gerilim, geçtiğimiz günlerde Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait bir kayığa ateş açılması ve kayıkta bulunanların bir kısmının yaralanması bir kısmının ise hayatını kaybetmesiyle yeni bir sürece girdi. Bütün bu gelişmeler şu soruyu akla getirdi: Amerikan Hava Kuvvetleri dünyanın en güçlü hava kuvvetleri sayılırken ve Avrupa Birliği Hava Kuvvetleri dahi Amerika’nınkiyle boy ölçüşemezken, İran, başta Fars Körfezi’nde ve Hürmüz Boğazı’nda olmak üzere Amerika’ya karşı koyabileceğini nasıl iddia ediyor?
Raja Haber Ajansı tarafından hazırlanan belgeselde yer alan görüntüler bu soruya cevap niteliği taşıyor. İran askerî güçleri tarafından düşman karargâhlarına benzetilerek hazırlanan karargâhların ve Kıyam Füzesi’nin atmosferden çıkışını gösteren gerçek görüntülerin yer aldığı bu belgesel, sınır ötesi tehditlere karşı koymada İran’ın füze gücüne dair gerçekleri gözler önüne seriyor.
Uzun, kısa ve orta menzilli füzelerin ateşlenmesi yeni bir şey değil; nitekim daha önce bu füzeler Peygamber-i Azam-1 ve Peygamber-i Azam-2 tatbikatlarında başarıyla test edilmişti. Devrim Muhafızları Ordusu’nun son füze tatbikatını önceki tatbikatlardan farklı kılan şey, bu tatbikatta sınır ötesi ülkelerin karargâhlarına benzetilen karargâhların inşa edilmiş olması. Bire bir ölçülerine göre hazırlanan ve düşman karargâhlarını en ince detaylarına kadar gösteren bu karargâhlar, İran’ın düşman karargâhlarını görmeden gözlemleme gücüne sahip olduğu anlamına geliyor.
Buna göre, saldırganların gafil avlaması diye bir şey söz konusu olmayacak. Bütün Amerikan karargâhları İran’ın karşı saldırılarına açık hale gelmiş durumda. Bu, çok sayıda sıvı yakıtlı roketin dağınık bir biçimde hedefleri nişan alabileceği ve insansız hava araçlarının bu karargâhların göğünde sürekli olarak uçuşlarını gerçekleştirecekleri anlamına geliyor. Dolayısıyla daha ilk çatışmada füzeler bu karargâhların üzerine yağmur gibi yağacaktır.
Peki, İran düşmanın füze kalkanını nasıl aşacak?
Füze kalkanı şu ana kadar hiç test edilmedi. Bu nedenle bu sistemin başarılı olduğuna dair elde herhangi bir bilgi yok. Fakat İran’ın göndereceği çok sayıdaki kısa menzilli füze, koruma kalkanını oyalarken, yüksek tahrip gücüne sahip uzun menzilli balistik füzeler, atmosferden çıktıktan sonra düşman hedeflerinin üzerine başarılı bir dalış gerçekleştirebilir.
Pist üzerinde havalanmayı bekleyen uçakları rahatlıkla etkisiz hale getirebilecek bu füzeler yüksek tahrip gücüne sahip. Hem katı hem de sıvı yakıtla çalışabilen bu güdümlü füzeler, aynı anda bütün Amerikan karargâhlarını hedef alabilecekler.
İran teslim olur mu? Savaşsız zafer var mı?
Belirterek başlayalım. Amerika en az zahmet harcayarak, elde ettiği tek ülke, Türkiye’dir. Buna savaşsız Amerikan zaferi diyebiliriz.
Amerika bizi teslim alınca, bizden istedikleri bitecek sananlar, özellikle Kemalizm’den kopup sosyal demokrat olanlar için, Libya ve Suriye sürpriz olmuştur. Amerika’nın eskiden kendisinin yürüttüğü örtülü savaşları, mevcut siyasi iktidar eli yürütülmesini istemektedir.
Yani “uşaklık ettik, artık biraz rahat edelim” dediğinizde, Amerika yeni talepler ile gene geliyor. Yoksa sıcak para durur, diyor.
ABD Dışişleri Bakanı Hilary Clington Ortadoğu ziyaretine çıktı. Nede olsa, BOP Projesinin asıl sahibi olması hasebiyle, projenin son durumunu yerinde incelemek üzere denetlemeler yapıyor.
Mısır ve İsrail’e gitti. Davut’un oğlu ile “cak yapmaya” gelirdi ama bakalım.
Mısır’da devlet başkanlığı koltuğuna oturttukları, Müslüman Kardeşler örgütünün üyesi, Muhammet Mursi ile görüştü.
Ona dedi ki, İsrail ile Mısır arasında yapılan Camp Daved anlaşmasına sadık kal. Yoksa, yoksa para yardımı yapmayız.
Clington, İsrail’de, Simon Perez ile öpüştükten sonra, “Amerika tüm imkânlarını İran’ı engellemek için kullanacaktır” dedi.
Bu arada, Rus Dışişleri Bakanı Lavrof, Hilary Clington’un Rusya ve Çin için “Rusya ve Çin bedel ödemelidir.” İfadesini değerlendirdi. Clington için “edepsiz kadın” dedi. (Mafyalaşan Amerika diplomasisi için bu yakıştırma az bile)
“İran teslim olur mu” başlığına dönersek.
İran’a uygulanan ve gittikçe daraltılan petrol ambargosu sonuç verir mi? İran’da ikilik yaratabilir mi? İran’da Suriye’deki gibi örtülü savaş yürütülebilir mi?
Bu soruların hepsinin cevabının “hayır” olduğunu yaşayarak anladık. Zaten Amerika İran’da örtülü savaş yürütemediği için, yıllardır İran’ı ele geçiremedi.
Ele geçirmek, ne demek? Kendi finans sitemini İran’a kabul ettirmek demektir. Aslında bu ele geçirme işine, demokrasi götürmek diyor. İran’a demokrasi götüremedi.
Peki de, İran neden bu kadar dayanıklıdır? Ve Amerika’ya biat etmemiştir.
Teslim olmamıştır da, aç mı, açık mı kalmıştır?
Nasıl olmuştur da, İran’ın düzen ve intizamına müdahale edilmesine bu kadar yüksek direnç gösterebiliyor?
Biz Kandil Dağına müdahale etmek için ABD’nin iznini almaya çalışırken, İran Hürmüz Boğazını kapatmaktan söz edebiliyor?
Söyleyelim.
İran’da NATO yok. NATO’ya bağlı, hükümetleri denetleyen, gizli Süper NATO, yani Gladyo yok.
İran’da Gümrük Birliği yok. Avrupa Birliği yok. İMF yok. Dünya Bankası yok.
Her şeyden daha önemlisi, İran Devletinin başında RTE, Gül, Arınç yok.
Bağımsızlığın nimetlerini sıralayalım.
İran üçüncü nesil uçak üretmiştir.(Türkiye’ye, yerli otosunu yapmaya izin vermiyorlar.)
İran ABD’ye AİDS ilaçları satıyor. Bizim ilaç sanayimizi berhava ettiler.
İran füze üretmektedir. Amerika bize füze projesi vermemektedir.
İran ülkesindeki PEJAK’ı (İran PKK’sı) tamamen temizlemiştir.
Bizde ise, Beşir Atalay’ın dediği gibi; Amerika PKK meselesinin başından beri içindedir.
Türkiye’de muhalefeti de, iktidarı da Amerika belirlediği için, İran’ın yaptıklarının hiçbirini Türkiye yapamaz.
Bağımsızlık aştır, vatandır, teknolojidir, birliktir.
Önce bağımsızlık.
Uzay alanında 20 üniversite faaliyet gösteriyor
İran İslam Cumhuriyeti Uzay teknolojisini Geliştirme Merkezi Başkanı Seyyid Mehdi Farahi, şu anda uzay alanında 20 üniversite ile 200 merkezin faaliyet gösterdiğini ve bu alanda 500’den fazla kişinin de çalıştığını belirtti.
Basın mensuplarına konuşan Başkan “hava ve uzay alanında en önemli altyapılardan biri referans laboratuarlarıdır. Uyduların yörüngelerinin değişmesi için küçük motorlar ve mikro motorlar gereklidir öte yandan bunları test yapmak için de özel laboratuarlara ve araç gereçlere ihtiyaç var. Bu laboratuarlar da Terbiyet-i Müderris’te tasarlandı” dedi.
İran kimya biliminde dünyada 14. sırada
İran İslam Cumhuriyeti Kimya Mühendisliği ve Kimya Derneği Başkanı Muhammed Rıza Ümidha, İran’ın kimya alanında dünyada 14. sırada yer aldığını, bunun da bu alandaki bilimsel kapasiteyi ve yüksek eğitim düzeyini gösterdiğini belirtti.
Ümidha “ülkedeki mevcut kapasitenin toplanması gerekiyor. Bu da söz konusu derneğin görevidir. Ancak ne yazık ki Kimya Derneği diğer dernekler gibi gerçek konumuna henüz ulaşamadı. Bu amaca ulaşmak için bazı temel hedefleri izlemesi gerekiyor” dedi.
Firuzabadi: Hürmüz’ü kapatma planı hazır / Rehberin Emri Bekleniyor
İran Genelkurmay Başkanı General Hasan Firuzabadi, Hürmüz Boğazı’nı kapatma planının uygulanmaya hazır olduğunu açıkladı.
Fars haber ajansının bildirdiğine göre İran Genelkurmay Başkanı General Hasan Firuzabadi, Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvetleri komutanlarının katıldığı yıllık toplantıda gazetecilerin sorularını cevapladı.
Bir gazetecinin Batılıların “İran Hürmüz Boğazı’nı kapatamaz” şeklindeki açıklamalarını hatırlatması üzerine General Hasan Firuzabadi, “Onlar bizim blöf yaptığımızı söyleyerek kendilerini avutuyorlar. Biz ille de Hürmüz Boğazı’nı kapatma derdinde değiliz; ama kapatma planımız hazır ve bu plan son derece akıllıca ve rasyoneldir” dedi.
İran silahlı kuvvetlerinin her konu için planlamasını yaptığını; ancak bu planın uygulanma kararının Silahlı Kuvvetler Genel Komutanı tarafından verileceğini belirten İran Genelkurmay Başkanı Hasan Firuzabadi, “Hürmüz Boğazı’nın kapatılması planının uygulanması kararı Silahlı Kuvvetler Genel Komutanının yetkisindedir Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi de onunla istişare etmektedir” dedi.
CIA Ajanları Türkiye Sınırında Ne Yapıyor
Amerikan New York Times gazetesi, CIA ajanlarının Türkiye sınırında gizli operasyonlar sürdürdüğünü yazdı.
Gazeteye göre, CIA ajanları, Türkiye-Suriye sınırında, rejim karşıtı silahlı grupları silahlandırarak operasyonları yönetiyor.
CIA tarafından silahlandırılan grupların eylem yapmak üzere Suriye’ye gönderildiğini yazan gazete, gruplara otomatik silah, RPG, havan topu, mühimmat ve anti-tank roketleri verildiğini, bu silahların El kaide mensuplarının eline düşmemesine özen gösterdiğini yazıyor.
Gazete,, CIA’nın Suriye’deki silahlı gruplarla ilişkilerini artırdığını, Suriye askeri üsleri ve ordu birliklerinin bulunduğu bölgelerin tespit edilmesi için silahlı grupları özel radar sistemleri ile donattıklarını, ayrıca silahlı gruplar için bir istihbarat sistemi kurduklarını yazıyor.
Gazete ayrıca ABD Genelkurmay Başkanı General Martin E. Dempsey’in, Amerikan kongresinde yaptığı konuşmada, senatörlere, Amerika’nın uçuşa yasak bölge oluşturma ve Suriye ordusunun havadan gözetleme noktasında çalıştığını söylediğini aktarıyor.
Martin E. Dempsey, Amerika’nın Suriye’ye müdahale için hazırlıklarını tamamladığını ve Beyaz Saray yönetiminden emir beklediklerini açıklamıştı.
Salihi: Suriye muhaliflerine ev sahipliği yapmaya hazırız
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı, Suriye krizinin en kısa zamanda çözülmesi için İran’ın Suriye devleti ve muhaliflerine Tahran’da ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu bildirdi.
MHA'nın el Alem kanalına dayandırdığı habere göre, Ali Ekber Salihi, Suriye krizinin en kısa zamanda çözülmesi için İran’ın Suriye devleti ve muhaliflerine Tahran’da ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu bildirdi.
El Alem kanalına konuşan Salihi, Suriye devleti ve muhalifleri arasında diyalog sağlamak amacıyla İran İslam Cumhuriyei’nin muhaliflere ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu söyledi.
Salihi, İran, BM ve bölge ülkeleri arasında işbirliği oluşturulmasıyla Suriye krizinin çözülmesini ümit etti.
Kofi Annan’ın en son Tahran ziyaretine işaret eden Ali Ekber Salihi, hassas olan Suriye krizinin başta bölge için olmak üzere tüm dünya için önemli olduğunu, Suriye krizinin çözülmesi için doğru bir karar alınmadığı takdirde bu krizin bütün bölgeyi saracağını ve onun menfi etkisi bütün dünyaya sıçracağını vurguladı.
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı, “Bu itibarla Kofi Anan ile geniş bir şekilde istişarede bulunduk. 6 maddelik önerisi ve diğer önerileri gibi Kofi Annan iyi öneriler vermiştir”diye konuştu.
“Körfez’deki radara yakalanmayan mini İran denizaltılarıyla baş edemeyiz”
Amerikalı Emekli Donanma Komutanı ve ABD’nin Bahreyn’deki 5. Filosunun eski operasyon başkanı Christopher Harmer, MinnPost isimli haber sitesinin aktardığına göre “Radara yakalanmayan mini İran denizaltıları bizler için büyük problem” şeklinde konuştu.
Emekli Amiral “Bunlar bizim için büyük problem zira İranlılar takip edilmesi çok güç olan bu denizaltıları Fars Körfezi ve Arap Denizi boyunca dağıtabilirler” dedi.
Harmer, Amerikan donanmasının Sovyet döneminden kalma büyük nükleer denizaltıları takip etmeye alıştığını ve İran’ın da bunu iyi bildiğini kaydetti ve ekledi “Sığ sulardaki küçük denizaltıları takip etmek çok daha zor zira küçüldükçe sesleri de azalıyor.”
"Milli menfaatlerimiz tehdit edilmediği sürece herkes güvende olacak"
İslam Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı, bölge dışı ülkelerle savaş çıkma ihtimali olmadığını ifade ederek "İran’ın hayati ve milli menfaatleri tehdit edilmediği sürece" herkes güvende olacağını bildirdi.
İran ve bölge dışı düşmanlar arasında muhtemel bir savaşın çıkması hususunda MHA muhabirine röporaj veren Tuğgeneral Ali Fedevi, bölgede savaşın çıkması batılıların ahmaklığına bağlı olduğunu ifade etti.
Bugünkü şartlarda batılıların İran ile savaşa girmesinin ihtimali düşük olduğunu dile getiren Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı Fedevi, "İran’ın her çeşit askeri seçeneğe karşı hazır" olduğunu bildirdi.
Fedevi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kaptma kapasi ve gücüne sahip olduğunu vurgulayarak, “Ülkemzin milli ve hayati menfaatleri tehdit edilmediği sürece herkes güvende olacaktır. Bu güvenlik ABD tarafından zarar görüldüğü anda hiçkimde güvende olmayacaktır”dedi.
Savaş kaidelerini Fars Körfezi’nde İran tarif edeceğini belirten İslam Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı, bu tarifin dünya normlarından farklı olarak Allah ve görev ekseninde olduğunu kaydetti.
İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Ali Fedevi, Basra Körfezi’ne gelen yeni ABD gemilerinin İran’ın uyarılarına uyumamaları durumunda “kötü sonuçlarına” katlanmak mecburiyetinde kalacaklarını söyledi
Tuğamiral Fedevi, "İran’ın güvenliğinin tehdit edilmesi durumunda Hürmüz Boğaz’ından bir damla petrol geçişine izin vermeyeceklerini " ifade etti.
İran’ın tam şekilde Hürmüz Boğazı’nı kapatma kabiliyetine sahip olduğunu söyleyen İranlı komutan, “Hayati çıkarlarımız ve milli güvenliğimiz sağlandığı ve dikkate alındığı sürece bölge, herkes için güvenlikli olacak ancak İran’ın güvenliği tehlikeye girerse o zaman kimse güvende olmayacak” ifadesini kullandı.
Tuğamiral Fedevi, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda İran ve bölge dışı ülkeler arasında çatışma yaşanması olasılığı ile ilgili soruya karşılık, “Çatışma çıkması Batılı ülkelerin ‘ahmaklığına’ bağlıdır. İran olarak aralarında askeri seçeneğin de bulunduğu her türlü seçeneğe karşı hazırlıklıyız ” yanıtını verdi.
“KÖTÜ SONUÇLARINA KATLANIRLAR”
ABD’ye ait yeni savaş gemilerinin Basra Körfezi’ne gelmesini “doğal” bir olay olarak değerlendiren İranlı komutan, “ABD savaş gemileri, Basra Körfezi’ne girip çıkıyor. Bunlar olağan şeyler. "Buradaki ABD gemileri, İran’ın uyarılarına dikkat ediyor ancak uluslararası kurallara ve İran Devrim Muhafızları’nın uyarılarına uymazlarsa çok kötü olacak sonuçlarını katlanırlar” diye konuştu.




















