Erdoğan'ın İran'a karşı olumsuz rekabetini sürdürmesi

Rate this item
(0 votes)
Erdoğan'ın İran'a karşı olumsuz rekabetini sürdürmesi

Türkiye cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump’ın “İran Ortadoğu’yu dengesizleştiriyor” söyleminden dolayı "Ben de varım" dercesine ve Trump ile Vahhabi hunhar Suudi krallık rejimine şirin gözükmek için, İran İslam cumhuriyetini "Pers yayılmacılığı"yla suçlayıp iftira atıyor.


Erdoğan burada ikili oynamaktadır.


Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Porteki̇z RTP kanalına verdiği mülakatta, Amerika'nın Rakka operasyonunu PYD/PKK ile gerçekleştirme kararını ve ısrarını, Türkiye ile AB ilişkilerini, Suriye krizini, Irak sorununu, Katar ve Suudi krallık rejimi arasındaki çekişmeyi, NATO'ya bağlılığı, sözde DAEŞ ile mücadele sürecini, Fetullah Gülen Terör örgünün askeri darbesi iddiasını değerlendirdi. 

Erdoğan ayrıca İran İslam cumhuriyetine karşı mantık dışı ve kardeşlik ve komşuluk ilkeleriyle çelişen bir şekilde suçlamasını ve iftiralarını sürdürdü. Erdoğan liderliğindeki AKP hükümeti, BOP uzantısı olarak İslam ve Arap ülkelerine karşı yıkıcı ve saldırgan politikalarını sürdürmektedir. Irak'ta DAEŞ'i mücahit ve Şii hükümetin zulmüne karşı Sünni öfkesi olarak nitelendiren ve destekleyen Terörist Tarık Haşimi ile DAEŞ müttefiki olan ve Şiileri Kuzey Irak'ta katliamdan geçirme suçu işleyen Esil Nucefi ve Nuceyfi Kardeşlere kucak açan ve onlara kordiplomatik haklar tanıyan, Irak ve Suriye'yi yıkıma ve terörizmle katliama kurban eden Erdoğan'ın tescilli müdahaleleri ve yardım ve yataklığıdır.
Erdoğan sürekli Amerika'yı Irak ve Suriye'ye müdahale etmeye ve TSK'yi bu ülkelere karşı kullanmaya çağırdı. Ancak Barack Obama, bu çağrılara itibar etmeyince Amerika hükümetini hafif dozlarda eleştirmeye başladı. Erdoğan ve yandaşları, Amerika'nın İran ile nükleer anlaşma imzaladığı ve Irak ile Suriye'de İran ile anlaştığını ileri sürerek, İran'ın etkisiyle mücadele edilmesi gerektiğini belirtip, Vahhabi Suudi krallık yönetimi ve Siyonist İsrail rejimiyle derin ve karanlık ittifaklar kurdu. Türkiye'nin İsrail'e ve İsrail'in de Türkiye'ye ihtiyacı olduğunu vurguladı. Zira, Suriye ve Irak'ta selefi Vahhabi tekfirci teröristler, DAEŞ ve Nusra Cephesi ve İslam ordusu, fetih ordusu gibi en vahşi ve hunhar terör örgütleri imha edilirse, İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Hizbullah ile Filistin'den oluşan anti Siyonist ve antiemperyalist cephe ve eksen, BOP karanlık plan ve fitnesini etkisiz hale getirecek ve Filistin topraklarıyla Suriye'nin Golan tepeleri ve Teberya gölü de terörist İsrail rejiminin işgalinden kurtarılabilecek. Bu nedenle Erdoğan hükümetinin BOP eşbaşkanlığı ve Siyonist rejimin gayri meşru varlığı, tehdit edilecek. Erdoğan işte bu yüzden ırkçı İsrail rejimi ile karşılıklı olarak bir birlerine ihtiyaç duyduklarını vurgulamaktadır.
Erdoğan aşırıcı sağcı, ırkçı ve İslam'ın azılı düşman'ı Trump iktidarına umut bağladı ve Trump'un Suriye'de güvenli bölge kurma teklifinden dolayı büyük bir sevinç duymaya, bu konuda Türkiye'nin Amerika'nın emir kulu olacağını ve birlikte Suriye girebileceklerini, bu konuda Amerika ile müzakerelerini sürdürdüklerini söyledi. Nitekim Erdoğan Portekiz kanalına da verdiği demecinde, " Amerika gibi güçlü bir devlete PYD/PKK gibi bir terör örgütüyle beraber hareket etmek yakışır mı? Bunu kendilerine söyledik. Amerika’nın PYD’ye ve YPG’ye yaklaşım tarzı şık değil". Dedi. Erdoğan görünüşte Amerika'yı terörizme destek vermekle suçluyor. Ancak Türkiye'nin bütün askeri üslerini Amerika'nın hizmetine açmıştır.
Türkiye cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump’ın “İran Ortadoğu’yu dengesizleştiriyor” söyleminden dolayı "Ben de varım" dercesine ve Trump ile Vahhabi hunhar Suudi krallık rejimine şirin gözükmek için, İran İslam cumhuriyetini "Pers yayılmacılığı"yla suçlayıp iftira atıyor.
Erdoğan burada ikili oynamaktadır. Haleb'in tekfirci teröristlerden temizlenmesi ve bütün komploların etkisiz hale getirilmesi ardından Erdoğan'ın duyduğu öfke ve hıncı henüz yatışmamıştır. Erdoğan Haleb'in kurtarılmasından dolayı Astana barış sürecine katılma zorunda kaldı; ancak İran ile Rusya ve Suriye'nin birleşik cephesini dengelemek için Amerika ve Suudi krallık rejimiyle Katarı da Astana Sürecine katmaya çalışmaktadır. Nitekim, "Amerika da burada yerini alsın. Suudi Arabistan da burada yerini alsın. Beraber bu çalışmaları sürdürelim." Diyor.
Erdoğan Hükümeti İran ile yapıcı bir rekabet geliştirmek ve hayır işlerde yarışmak yerine, İran'a iftira atıp, rant sağlamaya çalışıyor. Ancak günümüze kadar, bu sarsıcı politikalarında büyük bir hezimete uğramaya rağmen hala ders almamışa benziyor. Nitekim şöyle diyor: Türkiye’nin bölgede İran’la ayrı düştüğü konuların yanı sıra, ortaklıkları da vardır. Bölgede İran’sız bir Irak ve Suriye meselesini çözemezsiniz. Nitekim Suriye'deki rejim İran’la çalışıyor. İran’ın mezhebi noktadaki yayılmacılığında İran ve Suriye bir alandır. Ama ben bu yayılmacılığı mezhebi yayılmacılıktan öte bir Pers yayılmacılığı olarak görüyorum. Bu Pers yayılmacılığını da tabii doğru bulmuyorum .
Erdoğan bu iftiralarla Arap dünyasını milliyetçi duygularla İran'a karşı kışkırtabilir ve Suudi krallık rejiminin ekmeğine yağ sürebilir. Ancak İran "Fars Milliyetçisi" olmadığı gibi Türk, Fars ve Arap milliyetçiliğini, insanlık ile İslam dışı gericilik olarak tanımlıyor. Avrupa medyasına da, Fars milliyetçiliği yayılmacılığı silahını kullanması da yanlış adrese verilen bir söylemdir ve Avrupa bu konuda kışkırtılamaz, üstelik bir anlam da ifade etmez. /
Seyid Ali Gaemmagami

Read 672 times

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile