İftira İle İlgili Ayet ve Hadisler

Rate this item
(0 votes)
İftira İle İlgili Ayet ve Hadisler

İftira; töhmet, bühtan, itham etmek, yalan yere suçlamak gibi anlamlara gelir. İftira; gerçek olmayan, olumsuz bir durumu, bir suçu, bir günahı uydurmak suretiyle amaçlı olarak ve bilerek bir kimsenin üzerine yüklemeye çalışmaktır.


 İftira atmak, İslam’a göre çok büyük günahlardan biridir. Bu nedenle Kur’an’da, Peygamber Efendimizin (s.a.a) hadislerinde ve Ehl-i Beyt’in (s) rivayetlerinde iftira atan kişi çok kınanmıştır. Şimdi bunlardan bazı örnekler sunulacaktır:

1. İftira olayı gerçekleştiği zaman bir takım olumlu yönleri olabilir. Örneğin dost ve düşman belli olur. Ancak her hangi bir iftirayı ilk uyduran kişi için çok büyük bir azap vardır; onu dinleyip inananlar ve iftirayı kabul edenler için de azap vardır.

Allah Teala şöyle buyurmaktadır:

“O iftirayı atanlar kesinlikle içinizden bir gruptur. Bunu, kendiniz için bir kötülük olarak sanmayın. Tam aksine sizin için daha hayırlıdır. Onlardan her biri işlediği günahın cezasını çekecektir. İçlerinden önderlik yapıp günahın büyüğünü sahiplenen kişiye ise, büyük bir azap vardır.”[1]

2. İftirayı duyan kişiler, iftiraya maruz kalan kişi hakkında iyi zanda bulunmalıdırlar. Söz konusu olan suçu veya günahı işlemeyeceğini kalben kabul etmelidirler. Bu dinî ve insanî bir vecibedir.

Allah Teala şöyle buyurmaktadır:

“İftirayı işittiğiniz zaman, iman eden erkekler ve iman eden kadınlar, kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de, "Bu, apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?”[2]

3. Bir insan müşrik ve putperest olabilir. Şirk de çok büyük bir günahtır. Ancak şirk koşan kişi tevbe ederse Allah Teala onu bağışlar. Lakin iftiraya maruz kalan kişi, iftira atan kişiyi bağışlamadığı sürece, istediği kadar tevbe etsin Allah tarafından bağışlanmayacaktır.

Allah Teala şöyle buyurmaktadır:

“Bir zaman o iftirayı dilden dile dolaştırıyor, hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.”[3]

4. İftirayı duyan kişiler, iftiraya maruz kalan kişiyi, iftira atanın yüzüne karşı savunmalıdırlar. Her zaman Allah’ın her şeye şahit olduğunu bilmelidirler. Bu dinî ve insanî bir görevdir. Bugün bizim yanımızda başkasına iftira atan bir kişi, yarın da başkasının yanında bizim hakkımızda iftira atabilir. Bunu unutmamak gerekir.

Allah Teala şöyle buyurmaktadır:

“İftirayı işittiğiniz zaman: "Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Allah'ım) Sen münezzehsin; bu, büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?”[4]

5. Birisi bir iftira ve bir yalan haber getirdiği zaman hemen ona inanmamak gerekir. Eğer önemli bir konu değilse iftira ve yalan haber kabul edilmemeli ve üzerinde durulmamalıdır. Ancak eğer önemli bir konu ise doğrusunu öğrenmek için diğer tarafla da konuşulmalıdır. Ona konunun aslı sorulmalıdır. Aksi takdirde biz de iftiraya ve yalan habere ortak olabiliriz, böylece suçsuz birilerine çok zararlar verebiliriz. Elbette bu vereceğimiz zararlardan dolayı hem bu dünyada hem de ahirette çok pişmanlıklar duyacağız, ancak iş işten geçmiş olacaktır.

Allah Teala şöyle buyurmaktadır:

“Ey iman edenler! Eğer size bir fasık bir (yalan) haber getirirse, onu araştırın. Yoksa cahillikle bir topluluğa kötülük dokundurursunuz da sonra yaptığınız şeylere pişman olursunuz.”[5]

6. Yahudilerin iman etmemelerinin ve kalplerinin mühürlenmesinin nedenlerinden biri iftira ehli olmalarıydı.

Allah Teala şöyle buyurmaktadır:

“Aksine inkar etmelerinden dolayı Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık çok azı dışında onlar iman etmezler. (Bir de) küfre sapmaları ve Meryem’e büyük bir iftira söylemelerinden dolayıdır.”[6]

7. İftira atan kişi, eğer iftiraya maruz kalan kişi onu bağışlamazsa, mutlaka cehennem ateşinin içine girecektir.

Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

“Kim mümin bir erkeğe veya mümin bir kadına bir iftira atarsa, ya da onda olmayan bir şeyi onun hakkında söylerse, Allah Teala kıyamet gününde onu, söylediği sözden arınıp çıkıncaya kadar, ateşten bir yığının içine atacaktır.”[7]

8. İftira atan kişi kıyamet gününde müflis olacak yani iflas edecektir, çünkü bütün sevaplarını kaybedecektir.

Peygamber Efendimiz (s.a.a) “Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashâb: “Bizim aramızda müflis, parası ve malı olmayan kimsedir” dediler. Allah’ın Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu:

“Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnat ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir.”[8]

9. İftira atan kişi fasık bir kimsedir. Fasık ise büyük günahlara mürtekip (işleyen, tabi) olan kimsedir. İslam fıkhına göre namazda ona iktida edilmesi (arkasında namaz kılmak) caiz değildir, mahkemelerde de şahitliği kabul edilmez.[9]

Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

“Fasık kimsenin dört alameti vardır; eğlenceyi sevmek, boş söz konuşmak, düşmanlık yapmak, iftira atmak.”[10]

10. İftira atmak kişinin akıbetinin kötü olmasına neden olur.

Peygamber Efendimiz (s.a.a) bir gün: “İnsanı helâke sürükleyen yedi şeyden sakınınız!” buyurmuştu. Ashâb: “Ey Allah’ın Resulü! Onlar nelerdir?” diye sordular. Bunun üzerine şöyle buyurdu:

“Allah’a şirk koşmak, sihir ve büyü yapmak, -dinî bir ceza ile usûlünce öldürülen müstesna- Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı bir insanı katletmek, faiz yemek, yetim malı yemek, düşmana hücum sırasında harpten kaçmak, hiçbir şeyden haberi olmayan iffetli Müslüman kadınlara zina iftirasında bulunmak.”[11]

Bu hadisteki iftirayı genel olarak kabul etmek gerekir. Başka biri ifadeyle “Kadınlara zina iftirasında bulunmak insanı helak eder, ama diğer iftiralar etmez” diye bir anlam çıkarmamak lazım. Bu sebeple, hangi iftira olursa olsun, kime iftira edilirse edilsin, iftira eden kişinin hayatı kötü bir şekilde sonuçlanacaktır, diye anlaşılmalıdır.

11. İftira atan kişi çok utanmaz ve arlanmaz bir kişidir. Dolayısıyla o her türlü günahı işleyebilecek ve diğerlerinin üzerine atabilecek bir durumdadır. Artık kural, kanun, edep, ahlak, din tanımaz bir hale gelmiştir.

İmam Ali (s) şöyle buyurmuştur:

“İftira atmak gibi bir arsızlık yoktur.”[12]

12. İftira göklerin ve yerlerin kaldıramayacağı kadar büyük bir suç ve günahtır. İftiraya maruz kalan kişinin üzerindeki ağırlığı ve baskıyı, gökler ve yerler taşıyamaz. Ancak Allah Teala mazlumun yanında olduğu için ona yardım eder, böylece bu ağır yükün altından kalkar.

İmam Ali (s) şöyle buyurmuştur:

“Suçsuz bir insana atılan iftira, gökten (ve yerden) daha büyüktür.”[13]

13. İftira atan kişi, zahiren Müslüman olabilir, namaz kılabilir, oruç tutabilir, hacca gidebilir, diğer dinî görevleri yapabilir; ancak iftira attığı için kalbinden inancı ve imanı yok olup gitmektedir.

İmam Cafer Sadık (s) şöyle buyurmuştur:

“Kim mümin kardeşine iftira atarsa, tuzun suyun içinde kaybolması gibi, iman da onun kalbinde kaybolur gider.”[14]

14. İftira atan kişi Allah’tan korkmuyorsa ve ahirete inanmıyorsa, en azından bu dünyasını düşünerek iftira atmamalı ve iftiracı bir kişi olmamalıdır. Çünkü bir ailenin, bir cemaatin, bir toplumun içinde birbirlerine karşı güvensizlik ve itimatsızlık varsa, kesinlikle onların içinde iftira ve töhmet gibi bir zehir yaygınlaşmış demektir. Eğer bir topluluğun içinde iftira ve töhmet bir zehir gibi yaygınlaşırsa, o topluluk yok olmaya mahkumdur. Neticede iftira atan kişi de bu durumdan zarar görecektir.

İmam Cafer Sadık (s) şöyle buyurmuştur:

"Şeytan, Hz. Musa’ya şöyle söylemiştir: ‘Eğer ben bir toplumu birbirlerine karşı güvensiz bir hale getirmek istersem, onların içinde iftirayı artırmaya çalışırım. İftirayı artırmak için ise gıybet ortamını hazırlamaya çalışırım."

- - - - - - - - - -

[1] Nur 11.
[2] Nur 12.
[3] Nur 15.
[4] Nur 16.
[5] Hucurat 6.
[6] Nisa 155-156.
[7] Uyunu’l-Ahbâri’r-Rıza, 2/33.
[8] Müslim, Birr 59.
[9] https://tr.wikishia.net/index.php?title/Büyük Günahlar.
[10] Bihar, 1/120.
[11] Buhârî, Vasâyâ, 23; Tıb, 48; Hudûd, 44; Müslim, Îmân, 145.
[12] Ğureru’l-Hikem, Hadis 4438.
[13] Bihar, 78/31.
[14] Kafi, 2/361.

Read 119 times