Displaying items by tag: İçtihat

Cumartesi, 01 Ağustos 2015 01:08

Niçin Müçtehide Taklit Etmeliyiz?

İçtihat; Kurân-ı Kerim  ve Sünnet’in zahir ve nususundan hükümleri çıkarabilmeye denir. Peygamber Efendimiz (s.a.a) ve Masum İmamlar (a.s) zamanında içtihat bilinen ve uygulanan bir gerçektir.

Peygamber (s.a.a) sahabelerden bazılarını dini hükümleri insanlara öğretmeleri için değişik bölgelere ve şehirlere göndermiştir. Örneği; Mus’ab b. Umeyr ve Muaz b. Cebel dini tebliğ ve hükümleri öğretmek için başka şehirlere gönderilen sahabelerdendir.  Peygamber (s.a.a) bu konu hakkında şöyle buyurmuştur:

“İlimsiz fetva vermekten sakının ki melekler ilmi olmayıp da fetva verenleri lanetler. (1)

Bu da Peygamber Efendimiz (s.a.a) zamanında taklidin olduğunu göstermektedir.

Daha sonraki dönemlerde Fakih’e müracaat ve ona taklit etmek Masum İmamlar (a.s) zamanında da devam etmiştir.

İmam Sadık ve İmam Bakır (a.s) döneminde ise Ehlibeyt (a.s) mektebinde kendisini yetiştirip halk tarafından taklit edilen fakih ve müçtehitlerin sayısı artmıştır. Öyle ki İmam Sadık’ın (a.s) dersine katılan öğrencilerin sayısı dört bini buluyordu.  İmam Muhammed Bakır (a.s) Aban b. Tağlib’e şöyle buyurdu:

“MESCİTTE OTUR VE İNSANLARA FETVA VER. ŞİALARIMIN ARASINDA SENİN GİBİ İNSANLARIN OLMASI BENİ SEVİNDİRİYOR.” (2)

Şuayb, imam Sadık’ın (a.s) yaranlarındandır. Birgün imama (a.s) şöyle arz etti:

“Bazı zamanlar bir takım dini sorularımız oluyor, bunları kimden soralım ve kimin sözünü kabul edelim?

İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurdu:

“Ebu Basir’e sorunuz.”(3)

Hasan b. Ali b. Yaktin, İmam Rıza’ya (a.s) şöyle arz etti:

“Birçok dini soru ve sorunlarla karşılaşıyorum ve sıkıntı ve zorluklardan dolayı bunların her birini size sorma imkânım olmuyor. Yunus b. Abdurrahman güvenilir ve doğru konuşan bir insandır acaba dini sorularımı ona sorabilir miyim?

İMAM RIZA (A.S) ŞÖYLE BUYURDU: “EVET SORABİLİRSİN”(4)

İmam Hasan Askeri (a.s) insanların müçtehide taklit etmesi konusunda şöyle buyuruyor:

‘Fakihlerden nefsini ve dinini koruyan, heva ve hevesi karşısında durabilen ve Allah’ın emirlerine itaat eden kimselere avam halkın taklit etmesi gerekir.’(5)

On ikinci imam Hz. Mehdi (a.f), İshak b. Yakup’a yazdığı mektupta bu konunun temel kuralını açıklamıştır:

“GÜNCEL OLAYLARLA KARŞILAŞTIĞINIZDA BİZİM HADİSLERİMİZİ RİVAYET EDENLERE (FAKİHLERE) MÜRACAAT EDİNİZ. ONLAR SİZLERE VE BİZ DE ONLARA HÜCCETİZ.”(6)

Diğer rivayetler ve Hz. Mehdi’nin (a.f) bu buyruğu ışığında Gaybet-i Kübra döneminde

Şiiler arasında fakihe müracaat etmek ve onun dediğine göre amel etme yani içtihat ve taklit meselesi daha da belirgin bir şekil aldı. Böylelikle gerekli şartlara sahip olan fakih ve müçtehitler insanlara fetva verme ve belirli ölçülere riayet ederek hüküm çıkarma vazifesini üstlendiler. Büyük Şia alimlerinden Ş. Tusi bu konu hakkında şöyle der:

“Ben on iki imam Şiası’nın; Hz. Ali’nin döneminden günümüze kadar (hicri kameri beşinci asır) sürekli fakihlere müracaat ettiklerini hüküm ve ibadetlerine onlara sorarak amel ettiklerini gördüm. Büyük fakihler insanlara çözüm yollarını sunarak fetva veriyorlardı.”(7)

Buna göre içtihat konusu geniş ve yaygın bir şekilde masum imamlar (a.s) zamanında vardı. İmamlar (a.s) genel ve külli ve kanunları öğrencilerine öğretiyorlar ve onlar da cüzi kanunları imamların (a.s) öğrettikleri bu külli kanunlardın istinbat edip ele getiriyorlardı.

Tabi ki imamlar (a.s) cüzi kanunların nasıl çıkarılacağını da öğrencilerine yani günümüzde müçtehit düzeyinde olan öğrencilerine anlatıyorlardı.(8)

Bir müçtehide taklit etmek konusu cahilin alime sorması ve ona müracaat etmesi kanununun bir misdakıdır. Örneğin; Yüce Allah (c.c) Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun.(9)

Bir müçtehide taklit etmek hem hadisler ışığında ne kadar gerekli görünüyorsa da aynı şekilde Kur’an-ı Kerim’e dayalı olan akli kanuna göre de gereklidir. Bir hastanın doktora gitmesi gibi.

Elbette kişinin ilahi emirlere amel etmesinin üç yolu vardır:

Birincisi kendisinin müçtehit olması. İkincisi ihtiyat yolu ki çok zor bir yoldur. Üçüncüsü ise başka birisine yani müçtehide taklit etmektir.

Kısacası bir müçtehit hastalağında nasıl uzman bir doktora gidip muayene oluyorsa doktor ve diğer insanlarda dini konularında müçtehide uymalıdır.

Turgut Atam

***

1- Vesailu’ş-Şia, c.27, bab 4 ve 7.

2- a.g.e, c.27, s.148.

3- a.g.e, c.27, bab 11, s.142.

4- a.g.e.

5- Biharu’l-Envar, c.2, s.88.

6- el-İdde fi Usulu’l-Fıkıh, s.731.

7- a.g.e.

8- Daha fazla bilgi için bkz: el-İstibsar, Şeyh Tusi, c.1, s.77-78.

9- Nahl, 43.