کارگر

کارگر

 Bugün şehitler serveri, Ehl-i Beyt'in III. imamı İmam Hüseyin ibn-i Ali'nin (as) ve Kerbela şehitlerinin şehadetinden 40. günü. İmam'ın 40. günü İslam takviminde önemli günlerden birisidir. Bugün ilk kez Peygamber Efendimizin büyük sahabesi Cabir ibn-i Abdullah Ensarî Kerbela şehitlerini ziyaret etmiştir. 

Muharrem-Sefer mateminde Aşura gününden sonra en büyük kalabalığa sahne olan gün işte bu Erbain günüdür. Bilindiği gibi bu günlerde Kerbela'ya milyonlarca Müslüman akın etmekte ve bu hüzne ortak olmak istemektedirler.

Kerbela şehitlerinin kırkıncı günü, o hazreti yakından ziyaret etmek müstehaptır. Bir hadiste şöyle nakledilmiştir; İmam Cafer-i Sadık'a (as) sorulur:

"İmam Hüseyin'i (as) ziyaret etmek için diğer başka zamanlardan daha üstün bir zaman var mıdır?" O şöyle buyurdu: "Her zaman o hazretin ziyaretine koşun. Çünkü o hazreti ziyaret etmek sizlere hayır getirir ve kim onu daha çok ziyaret ederse, daha çok hayır elde eder... O hazreti mübarek zaman ve günlerde ziyaret etmeye çalışın, çünkü o zaman salih amellerin sevabı artırılır ve melekler o hazreti ziyaret etmek için göğden yere inerler..."

Şeyh Tusi, kaleme almış olduğu "Tehzib" ve "Misbah" adlı eserlerinde şunu rivayet eder; İmam Hasan Askeri (as) şöyle buyurmuştur:

"Müminin beş alameti vardır:

1. Her gün elli bir rekat (on yedi rekât farz ve otuz dört rekat nafile) namaz kılmak,

2. Sağ ele yüzük takmak,

3. Secdede alnı toprağa koymak. Yüksek sesle "Bisillahir-Rahmanir-Rahim" demek,

4. "Erbain" günü imam Hüseyin'i (as) ziyaret etmek,

5. "Erbain" gününe ait ziyaratnameyi okumak."

İmam Hüseyin'in (as) Erbain'i kıyamete değin devam edecek bir törendir. Hz. Hüseyin'in (as) amaç ve hedefleri Allah Resulü'nün (saa) amaç  ve gayelerinden farklı değildir. Ali (as) şöyle buyuruyor:

"Allah Teala, Peygamberin eliyle halkı cehaletten ve sapıklıktan kurtardı."

İlahi rehberler topluma sağduyu ve maneviyat getirirler. Masum İmamlar şunu buyururlar:

 "İnsanların en çok bağışlayanı Peygamber olmuştur. Peygamber manevi bir sofra açıp, insanlığı bu sofraya çağırmıştı."

İmam Hüseyin de tıpkı Peygamber gibi hareket etmiştir. Seyidü'ş-Şüheda Hazretleri, Rabbani Peygamberler gibi önde gitti ve halkı peşinden gelmeleri için çağırdı.

Hz. Hüseyin Zil-Hicce ayının 8. günü Kabe'yi ziyarete girenlere şunları buyurdu:

"Bugün bizim kurban edileceğimiz yer Kerbela toprağıdır ve ihram elbisemiz de kefenimizdir. İslam'ın hayat bulması ve kurtulması için canımızı vermeliyiz. Bu yolda canlarını verip, kurban olmaya hazır hissedenler benimle gelsin. Benimle gelenlerin vatanı Ligaullah'tır. Görünüşte zafer kazanma niyetinde olanlar bana katılmasın." 

 Mescid-i Aksa’da, el-Halil’deki İbrahim el-Halil Camii’nde ve Nablus’un Eski Belde semtindekiler başta olmak üzere Batı Şeria’daki camilerde bugün (16 Eylül Cuma) “Büyük Fecir-Şehitler Fecri” etkinliklerine ve sabah namazına binlerce kişi katıldı.
 

İşgalcilerin Mescid-i Aksa’yı Yahudileştirme planlarına ve Yahudi yerleşimcilerin baskın çağrılarına karşı Mescid-i Aksa’yı korumak amacıyla başlatılan “Büyük Fecir” kampanyası kapsamında bu sabah Mescid-i Aksa’da kılınan sabah namazına çok sayıda kişinin katıldığı bildirildi.

El-Halil’in Eski Belde semti de bu sabah “Büyük Fecir” kampanyası kapsamında İbrahim El-Halil Camii’nde sabah namazı kılmaya gelen çok sayıda Filistinliyi ağırladı.

İbrahim El-Halil Camii’nde kılınan sabah namazından sonra Filistinli üç çiftin nikahları kıyıldı, ilahiler ve marşlar eşliğinde cemaate sıcak içecekler ikram edildi.

Cenin’de de Kabatya beldesi sakinleri Eski Camii’de kıldıkları sabah namazıyla şehitlerin yolundan yürümeye devam edeceklerini vurguladı.

Batı Şeria’daki camilerde sabah namazı kılmaya gidenlerin tekbir getirdikleri ve direniş lehine sloganlar attıkları belirtildi.

İşgalcilerin kirli planlarına karşı koymak amacıyla düzenlenen “Büyük Fecir” faaliyetleri ilk kez Kasım 2020’de El-Halil kentindeki İbrahim El-Halil Camii’nde gerçekleştirilmişti.

Filistin Enformasyon Merkezi

 İran Cumhurbaşkanı İran ve Çin arasındaki stratejik işbirliğini iki ülkenin kapsamlı kalkınma iradesinin bir işareti olarak değerlendirdi ve şunları söyledi: İran İslam Cumhuriyeti, Amerikan zorbalığına karşı hiçbir şekilde geri adım atmayacak.
 

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile Özbekistan'ın Semerkant kentinde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesinin oturum aralarında bir araya geldi.

Ve iki taraf, ekonomik işbirliğini geliştirmek için ikili ilişkilerle ilgili en önemli konular hakkında görüştü ve kararlar aldı.

Bu toplantıda İbrahim Reisi, Devlet Başkanını ve Çin Halkını Ulusal Halk Günü'nü kutlarken, İran'ın Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üyelik sürecinde bu ülkenin yapıcı tutumlarını takdir etti, ‘ İran İslam Cumhuriyeti, tüm düşmanlıklara rağmen ilerlemesini ve gelişmesini hiçbir zaman durdurmadı ve sürdürecektir’ ifadelerini kullandı.

Ayetullah Reisi, İran ve Çin arasındaki kapsamlı stratejik işbirliği programını iki ülkenin kapsamlı ilişkiler geliştirme iradesinin bir işareti ve sembolü olarak değerlendirdi ve şunları söyledi:

‘Petrol ve enerji, transit, tarım, ticaret ve yatırım alanlarındaki geniş kapasiteler, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin derinleştirilmesi ve geliştirilmesi için çok uygun bir platformdur.’

İran Cumhurbaşkanı Reisi, Amerikan ve Avrupa partilerinin ambargoyu kaldırma taahhütlerindeki iddialarına atıfta bulunarak, şunları vurguladı: İran İslam Cumhuriyeti, Amerikan zorbalığına karşı hiçbir şekilde geri adım atmayacak.’

Ayrıca bu toplantıda Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, İslam Cumhuriyeti'nin uluslararası meselelerdeki bağımsız duruşunu övdü ve şunları söyledi:

‘İran ve Çin arasındaki ilişkiler stratejik ilişkilerdir ve herhangi bir uluslararası gelişmeden bağımsız olarak gelişmeye devam edecektir.’

Bu toplantıda Xi Jinping, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'yi Çin'i ziyaret etmeye resmen davet etti.
YORUMLAR

İran Cumhurbaşkanı Seyyid İbrahim Reisi, Özbekistan’ın Semerkant kentinde yapılan Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi'ndeki ikili temasları kapsamında Belarus Cumhurbaşkanı Lukaşenko ile görüştü. 

Mehr'in haberine göre İran Cumhurbaşkanı Seyyid İbrahim Reisi, Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi’ne katılmak üzere geldiği Semerkant ziyaretinin üçüncü gününde devlet başkanlarıyla ikili temaslada bulunuyor. Reisi bugün Belarus Cumhurbaşkanı Lukaşenko ile bir araya geldi.

Reisi Semerkant'ta ikili temasları kapsamında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Şanghay İşbirliği Örgütü Genel Sekreteri Zhang Ming ile de görüşmüştü.

Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları 22. Toplantısı, bugün Özbekistan’ın tarihi Semerkant şehrinde başladı.

ŞİÖ üyesi ülkelerin bu toplantıdaki gündemi, Batı’nın ekonomik ve ticari yaptırımlarına karşı ticari bir birliktelik sağlamak ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dolarına karşı ulusal para birimlerine güçlendirmek.

  Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları 22. Toplantısı, Özbekistan’ın tarihi Semerkant şehrinde başladı.
 

İlk olarak ŞİÖ üyesi ülkeler liderlerinin katılımıyla başlayan toplantıda Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, açılış konuşması yaparak toplantının gündemi hakkında bilgi verdi ve toplantının başarılı geçmesini diledi.

Mirziyoyev, İran’ın Şanghay İşbirliği Örgütü’ne resmen üye olduğunu duyurdu.

Zirveye, örgüte üye Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, gözlemci ülkeler Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, Moğolistan Cumhurbaşkanı Ukhnaa Khurelsukh, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, davetli liderler Türkiye  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhammedov ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev katıldı.

ŞİÖ üyesi ülkelerin bu toplantıdaki gündemi, Batı’nın ekonomik ve ticari yaptırımlarına karşı ticari bir birliktelik sağlamak ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dolarına karşı ulusal para birimlerine güçlendirmektir.

İki gün sürecek zirvenin sonunda toplantının sonuçlarını ve üye ülkelerin gelecek politikalarını aktaracak Semerkand Bildirisi yayımlanacak./tesnim

Cuma, 16 Eylül 2022 19:30

ABD için çember hızla daralıyor

Son bir yılda yaşananlar...

Afganistan, Ukrayna, Tayvan, Suriye, …

 

Olayların hızına yetişilmiyor.

Her krizin arkasında ABD var.

Her taşın altından o çıkıyor.

 

Tek derdi dünya hegemonyası.

AMA…
Ama işi çok zor.

Krizleri başlatan ABD.

Ancak hepsi ters tepiyor.

 

Sürekli vurguluyoruz.

Son bir yılda aldığı yenilgiler…

Afganistan’dan kaçışı…

Kabil Havaalanındaki görüntüler…

Yıllarca konuşulacak.

Ukrayna’da hesabı tutmadı.

ABD derin devleti durumun farkında.

Ya Tayvan olayı…

Amerikalılar bile “aptalca” buluyor.

Tahran ve Soçi zirveleri sonrası,

Suriye’de Fırat’ın doğusunda da telaş var.

Türkiye, Rusya, İran, Suriye birlikteliği ürkütüyor.

ABD DENETİMLİ ÖRGÜTLER
İş sadece bunlarla sınırlı değil.

ABD’nin kurduğu uluslararası örgütler.

Hepsi zayıflıyor.

Yerlerini başkaları alıyor.

ABD denetiminde olmayan örgütler.

ABD her yolu denese de sonuç alamıyor.

Rüzgar tersten esiyor.

İşte onlardan bazıları:

ŞANGHAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ
Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ).

Şu anda askeri bir yanı yok.

Daha çok işbirliği ve dayanışmayı kapsıyor.

5 üye ile kurulmuştu.

O nedenle “Şanghay Beşlisi” de deniyordu.

Şu anda 9 üyesi var.

Sayı az gibi görünüyor.

Ama ŞİÖ’yü çıkarın, dünya büyümüyor, küçülüyor.

Eskiden “ABD öksürürse dünya zatürre olur” denirdi.

Şimdi tam tersi bir durum söz konusu.

Pandemi sürecinde gördük.

ŞİÖ ülkelerinde üretim yavaşladı.

Tüm dünyada fabrikalar durma noktasına geldi.

Bu arada, ŞİÖ’ye üyelik sırası bekleyen de çok

ÖZBEKİSTAN ZİRVESİ
Pandemi nedeniyle ara vermişlerdi.

Yüz yüze görüşmüyorlardı.

Dün liderler Özbekistan’da bir araya geldiler.

15 ülkenin lideri buluştu.

Amerika’ya mesaj…

İlk kez Cumhurbaşkanı Erdoğan da katıldı.

BÜYÜK ÇÖZÜM
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek.

ŞİÖ’yü özetle şöyle değerlendirdi:

“Şanghay İşbirliği Örgütü…

Herhangi bir ittifakın alternatifi değil.

İnsanlığın büyük çözümü.

Asya uygarlığının yükselişi çağına girdik.

Empreyalist-kapitalist sistem çıkmaza girdi.

Şimdi insanlığın önüne yeni bir program geldi.

Hümanist, kamucu, barıştan yana.

Milletlerin bağımsız olduğu…

Paylaşımcı bir uygarlık programı.

Milli Demokratik Uygarlık diyelim.

Bu, Kemalist Devrim'in de programı.

Çöken sistemin alternatifi.”

BRİCS
İlk başta 4 ülkeden oluşuyordu.

Çin, Rusya, Hindistan, Brezilya.

BRİC diye anılıyordu.

2011 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti(South Africa) de katıldı.

BRİCS oldu.

Yeryüzünün 3’te birine sahip ülkeler.

Dünya nüfusunun yüzde 45’ini oluşturuyor.

2018 yılı itibarıyla GSYİH toplamı 18 trilyon dolar.

Tarımdan, sanayiye…

Her alanda çözüm önerisi sunuyorlar.

ŞİÖ gibi BRİCS’in de önü açık.

Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan'ı da istiyorlar.

Çok sayıda ülke ile yoğun ilişki içindeler.

Etkisi her geçen gün büyüyor.

GELİŞMELER HIZLI
Bunlar sadece ikisi.

Çok sayıda yeni kuruluş var.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov.

“Doların rolünü azaltmak önceliğimiz” dedi.

Bu sadece Rusya’nın değil,

Çin’in, İran’ın, Türkiye’nin, … de talebi.

Her yerde buna uygun adımlar atılıyor.

Dünyada gelişmeler çok hızlı.

Amerika için çember daralıyor.

Bu arada, Çin-Rusya ittifakı da güçleniyor.

İsmet Özçelik

 

 

İsmet Özçelikİsmet Özçelik

ABD için “en kötüsü” oluyor.

 İslam İnkılabı Lideri İmam Hamanei, Dünya Ehlibeyt Kurultayı 7. Genel Kurulu üyelerini kabul etti.
 

İslam İnkılabı Lideri İmam Hamanei bu görüşmede, "Dünya Ehlibeyt Kurultayı önemli bir merkezdir. Ehl-i Beyt'e (a.s) bağlı olan merkez İslam dünyasında benzeri olmayan bir büyüklüğe sahiptir" dedi.

Bu kurultayın üyelerinin omuzlarında ağır bir sorumluluk olduğunu vurgulayan İmam Hamanei, "Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı Ehl-i Beyt'in öğretilerini yayma merkezi olmalıdır" ifadesini kullandı.

İmam Hamanei, İran İslam Cumhuriyeti'nin diğer ülkelerin içişlerine karışmadığını vurgulayarak, "Sultacı güçlerin İran karşıtı suçlamalarının asıl sebebi İslami düzenin ilerlemesini engellemede başarısız olmasıdır." açıklamasını yaptı.

İslam İnkılabı Lideri, İran'ın emperyalizme karşı büyük mücadele verdiğini ifade ederek, herkesin emperyalizm politikaları karşısında uyanık olması gerektiğine vurgu yaptı.

İmam Hamanei, "İslami düzen, sultacı ve hegemonik düzeninin yedi başlı ejderhasına karşı dimdik durdu. İsitkbar güçlerinin temsilcileri İran’ın birçok planlarını çökerttiğini itiraf etti." dedi.

ABD'nin emperyalizmin başında olduğunu anlatan İnkılap Lideri, "İmam Humeyni (r.a) Kur'an-ı Kerim'den ilham alarak, herkese İslam toplumları arasındaki gerçek olmayan ayrım çizgilerini bir kenara bırakmayı ve tek bir ayrım çizgisini kabul etmeyi öğretti. Bu çizgi İslam dünyası ile istikbar arasındaki çizgidir. Bu inanca dayanarak Filistin'e destek İslam Devrimi zaferinin ilk günlerinde beri gündeme alındı ve rahmetli İmam var gücüyle Filistin meselesinin yanında durdu. İran İslam Cumhuriyeti de İmamın çizdiği siyasi yolu takip etmektedir." diye konuştu.

İslam İnkılabı Lideri konuşmasının önemli bir kısmında ise İran karşıtı ve Şia karşıtı propagandif çalışmalara değinerek "Bu tür propagandanın kaynağı, Amerika'nın, planlarının İslam Cumhuriyeti tarafından etkisiz hale getirilmesinden kaynaklanıyor." dedi.

İmam Hamanei gerçek çizginin İslam ve emperyalizm çizgisi olduğunu, İslam aleminde, mezhep, ırk, fırka ve aşiret çizgisinin gerçek olmadığını, tek gerçek çizginin İslam alemi ile küfr ve istikbar sınırlarında olduğunu vurguladı.

İslam İnkılabı Lideri sözlerine şunları da ekledi: "Her zaman İslam ülkelerini Şia-Sünni, Arap Acem meselelerine ve diğer araları açan çizgilere aldırış etmemelerini, ilkelere ve temellere uymaya çağırdık. Bazı ülkelerde halihazırda görülen Şia-Sünni, Arap Acem, Şia-Şia ve Sünni-Sünni  çatışmaları için kışkırtmaları ve planlamalar Amerika denen büyük şeytanın siyasetidir. Buna karşı uyanık olmalıyız."  

 

İslam İnkılabı Lideri ayrıca İslam Cumhuriyetini diğer Müslüman ülkelerin içişlerine müdahale konusunda suçlayıcı iddialara tepki olarak da "İslam Cumhuriyeti başka ülkelere müdahil olmuyor. Sultacıların ithamları ise İslam Cumhuriyeti'nin önemli başarılarını önlemedeki acziyetinden ve güçsüzlüğünden kaynaklanıyor." vurgusunda bulundu.

 Irak'taki Sadr Hareketi lideri Seyyid Muktedi es-Sadr, son olarak yasadışı talepler ve siyasi partilerin kendisiyle anlaşmazlığı üzerine siyasi faaliyetten çekildiğini duyurdu.


 Irak'taki Sadr hareketinin lideri Seyyid Muktedi es-Sadr, Ayetullah Seyyid Kazım Haeri'nin(Hayri)  hiçbir zaman liderlik ve otorite iddiasında bulunmadığını ve geri çekilmeyeceğini açıklamasının ardından Pazartesi sonsuza kadar siyasi faaliyetlerine son verdiğini duyurdu.

Sadr hareketinin ve Mukteda es-Sadr'ın birçok destekçisinin taklit mercii olarak bilinen Ayetullah Seyyid Kazım Hüseyni Ha'eri, bugün hastalık ve yaşlılık nedeniyle makamdan istifa ettiğini açıklayarak dolaylı olarak Mukteda es-Sadr'a ve Mukteda es-Sadr'a hitap etti. Irak halkı arasında bölünmeye neden olan Sadr hareketini şiddetle eleştirdi. 

Mukteda es-Sadr'ın açıklaması  ise şöyle dedi: "Ayetullah Hayri de dahil olmak üzere birçok kişi, Tanrı'nın lütfu ve babamızın lütfuyla elde ettiğimiz bu liderliğin, onların lütfu veya emriyle elde edildiğini düşünüyor."

 Sadr; Necef Eşref'in dini otoritenin ana koltuğu olduğunu vurguladı ve hiçbir zaman yanılmazlık, içtihat ve hatta liderlik iddiasında bulunmadığını ve kendisini sadece "iyiliği emredip kötülüğü yasaklamaya çalışan biri" olarak gördüğünü ve bundan başka bir amacı olmadığını da sözlerine ekledi. Sadr, Şii siyasi güçlerin neden olduğu bazı çarpıklıkları düzeltmek" ve "onları milletlerine yaklaştırmak" istediğini ekledi.

Sadr, "Ayetullah Hayri’nin istifasının ve bu açıklamayı yayınlamasının şahsi iradesi olmadığını bilsem de artık siyasi işlere karışmayacağımı ve bundan sonra da arenadan ve tüm makamlardan tamamen çekileceğimi beyan ederim. Sadr hanedanının türbesi, müzesi ve miras enstitüsü hariç, bütün kuruluşlarımızı da kapatacağım."dedi.

Sadr; "ölsem veya öldürülürsem bana Fatiha okuyun" dedi.

Ayetullah Hayri’nin Mukteda es-Sadr'ın son aylarda ve haftalardaki eylemlerine yönelik eleştirisi, dün Necef Eşref'teki en yüksek Şii otoriteye yakın din adamlarından Seyyid "Raşid el-Hüseyni"nin halktan gelen bir soruya cevaben geldi. Sadr hareketinin destekçileri, son dönemde parlamentoya ve ülkenin yargı sistemine karşı yapılan protesto ve gösterilere yolsuzluğa karşı bir "devrim" olarak tepki göstererek, "Her devrimci eylem, ortaya çıktığı anda masum İmam (a.s) tarafından yönlendirilmelidir. Meşruiyetimizi otoriteden almalıyız..."

 Seyyid "Raşid el-Hüseyni"nin bu sözleri Mukteda Sadr'ın destekçileri tarafından sosyal ağlarda ağır saldırılarla karşılandı.

Bir ayı aşkın süredir Irak'taki Sadr hareketi, siyasi farklılıklar nedeniyle yandaşlarını protestoya sevk ediyor. Bu hareket,  parlamento binasını işgal ederek ülkenin siyasi sürecini durdurdu ve yeni hükümetin kurulmasını geciktirdi. Aynı zamanda Sadr yanlıları bu ülkenin en önemli yargı kurumu olarak Irak Yüksek Yargı Konseyi binasında oturarak Irak'taki tüm yargı kurumlarının kapatılmasına neden oldu.

Seyyid Muktedi es-Sadr'a yakın bir isim olan "Muhammed Salih El-Iraki" de Sadr yanlısı isyancıların Yüksek Yargı Konseyi binası önünde toplanmasını destekledi ve "Irak halkının yolsuzluğa karşı devrimi" olduğunu iddia etti ve son olarak hükümeti de tehdit etti. Çarşamba günü bu ülkenin halkı isterse devrimin devam edeceğini belirterek, "Halk devrimi sürdürmeye ve yozlaştırıcıları zayıflatıp yok etmeye karar verirse, düşünmedikleri bir ani adım daha atacağız" demişti.

 

Sadr Hareketi Taraftarları Yeşil Bölge'den Çekiliyor
 
 Irak'taki siyasi gelişmelerin ardından Sadr hareketi liderinin siyasi görevden emekli olduğunu açıklamasıyla birlikte Irak sokaklarında tansiyon yükseldi. Hareket ve Irak güvenlik güçlerinin arasında yaşanan çatışmada ölenlerin sayısı 30’a yaralananların sayısı ise 700’e yükseldi. 

Buna karşılık, Mukteda Sadr, açlık grevine başladığını duyurdu.

Yetkililer ülkede sokağa çıkma yasağı getirirken Mukteda Sadr taraftarlarına şiddete son verilmesi çağrısında bulundu ve bir ssat içinde meclisten ve sokaklardan çekilmelerini söyledi.

Sadr hareketinin destekçileri an be an Yeşil Bölge'den çekilmeye başladı.

Sadr, Pazartesi günü Twitter hesabından yaptığı açıklamada, siyasetten çekildiğini açıklamıştı.

FHA- Doğu Azerbaycan Sanayi, Madencilik ve Ticaret Teşkilatı Başkanı Tebriz üretim birimlerinin düşük maliyetli fiyatı ve beyaz eşya ürünlerinin çeşitliliğini ihracat artışının ana nedeni olarak açıkladı.


FHA- Tebriz Uluslararası Fuarı'nda 30. uluslararası ev aletleri ihtisas sergisini ve 25. uluslararası ısıtma, soğutma ve havalandırma sistemleri ihtisas fuarını ziyaret etti. Bu sabah Tebriz'i ihracatın artmasındaki ana etken olarak belirleyerek, "Tebriz'deki beyaz eşya sanayi birimleri, ilin iyi sanayi kapasitelerinden biri olan üretimi artırma konusunda büyük bir yeteneğe sahip.

Tebriz'de üretilen ürünlerin artan kalitesi, üretim fiyatının düşmesi ve ev aletlerinin çeşitliliği, komşu ülkelere önemli ihracatlara yol açtı.

Parnian sözlerine şöyle devam etti: Şu anda beyaz eşya üretim birimleri, düşük fiyatlı ve yüksek kaliteli çeşitli ürünler üretiyor.

Doğu Azerbaycan Sanayi, Maden ve Ticaret Teşkilatı Başkanı şunları ekledi: Bu yılın ilk üç ayında buzdolabı ve soğutucu gibi beyaz eşya ürünleri Türkiye'ye 780.000 dolar değerinde ihraç edildi ve bu da genel olarak beyaz eşya sektörleri için iyi bir pazar oluşturdu. .

Bu fuarın halk tarafından çok iyi karşılandığına işaret ederek, "Bu fuarda Doğu Azerbaycan, Batı Azerbaycan, Tahran, Horasan Razavi, İsfahan, Kum, Alborz ve Kazvin illerinden firmalar ile Türkiye'den firmalar yer alıyor , Çin ve Güney Kore de burada ürünlerini sergileyecek.

Dernek milletvekillerinin huzurunda gerçekleştirilen bu ziyarette, bazı sergiciler ve ekonomi aktivistleri il güvenlik teşkilatı başkanına sorunlarını ve sorunlarını dile getirdiler ve bu kapsamda soruşturma ve inceleme yapılmasına karar verildi.

 İran’ın kaliteli yerli üretimi sayesinde İran’dan Türkiye’ye beyaz eşya satılması, ABD’nin bütün yaptırım ve ambargolarının İran milletinin azmi karşısında yetersiz kaldığının da bir göstergesi.

Çarşamba, 31 Ağustos 2022 05:19

Güçlü Suriye'yi ne biz isteriz ne İsrail

FHA- Orta Doğu'da ve hususiyetle Suriye'de din/mezhep taassubunu dikkate almadan bir hâl yolu bulamazsınız.


FHA- Bir de İsrail'i dikkate alacaksınız. İsrail'le Suriye bitişik. Suriye'nin İsrail'i çekindiren bir uzantısı ise Lübnan. İsrail, Suriye'nin Lübnan'la hiçbir surette güçlü bir bağ kurmasını istemez. Lübnan, güçlü bir Suriye'nin etkisine girmeye hazırdır. Geçmişte girmişti de. Bunun bizzat zararını gördük. PKK'nın iki merkezi vardı. Biri Şam, biri de Lübnan-Bekaa. Ve ikisi de Suriye gizli servisi Muhaberat'ın kontrolündeydi. PKK, Beşşâr'ın babası Hafız Esad zamanında kol kanat saldı. Biz o kolları kanatları kırmak için yılları heba ettik.

 Suriye iç savaşı sürerken, 2015'te, İsrail'in Jerusalem Post gazetesinde Gideon Sa'ar ve Dr. Gabi Siboni imzasıyla çıkan yazıda Suriye'nin bütün bir devlet olarak ortadan kalktığı, yakın bir gelecekte de yeniden birleşmesinin mümkün görünmediği görüşlerine yer verildi.

Her iki yazar da İsrail'de yakından takip edilir. Gideon Sa'ar Likud Partisi'nde önde gelen politikacı. İçişleri Bakanlığı ve Eğitim Bakanlığı da yaptı. Gabi Siboni bir albay.

Suriye'nin etnik temelli ayrışmalarından bahsediyor ama ben bunu daha çok "mezhep farklı devletlere ayrışma olarak" görüyorum. Yazarlar tabiî olarak Türkiye faktörünü hesaba katmadılar. Ayrışmadan bahsedildiğine göre, bu ayrışmayı Türkiye'nin kontrolündeki bölgeler olarak da düşünmeliyiz. Siyasîlerimizin "Suriye'nin toprağında gözümüz yok." gibi laf etmeleri boşuna. Onlar da biliyorlar, Suriye'nin bütünlüğünden bahsedilemez. Biz girebildiğimiz yerleri berkitmeliyiz. Diğer bölgelerde de ağırlığımızı hissettirmeliyiz.

İsrailli yazarlar biraz uçmuşlar: Suriye'nin 4 bölgeye bölünebileceğini söylüyorlar. Kıyıda Alevî [Nusayrî] devleti, güneyde Cebelü'd-Dürzi ve Ürdün sınırında Dürzî devleti, kuzeyde Kürt devleti ve geri kalan bölgelerde de Sünnî devleti tasavvur ediyorlar.

Suriye, Fransa mandasıyken beş ayrı otonom bölge vardı. Ama sonra onlar birleşti. Şimdi şartlar farklı. Devreye İran ve Türkiye girdi. ABD ve Rusya'yı saymıyorum. Onlar geçici. Kalıcı olan iki ülke: Türkiye ve İran. İkisini da mezhep bağlantılarını dikkate alırsak Suriye'den vazgeçmeleri mümkün değil. İran neyse... Suriye ile arasında Irak var. Ama Türkiye, ne mezhep olarak, ne etnisite olarak kendi rızası ışında bir varlığa müsamahası olur.

CHP'nin önceki genel başkanı, tecrübeli siyasetçi, ta 2012'de şimdi de geçerli görüş serdediyor:

 "Suriye'de ortaya çıkan iç savaş tablosunu sadece bu ülkenin iç dinamikleriyle açıklamak mümkün değil. Bu olay sadece köhnemiş bir dikta rejimine karşı demokrasi ve özgürlük isteyenlerin mücadelesi değildir. Açık bir şekilde dışarıdan düğmeye basılmıştır. Suriye rejiminin reaksiyonunun da ölçüsüz olması bu ülkeyi bir iç savaşa sürüklemiştir. Suriye'de yaşananlar Türkiye'yi çok yakından ilgilendirir."

Deniz Baykal, iç çatışmayı mezhep çatışmasına bağlıyor:

"Suriye'de yaşananlar mezhep çatışmasıdır. İç savaşın kimliği budur. Türkiye bu savaşta taraf haline gelmeye başladı. Türkiye, başlangıçta Irak'ta çatışmaların mezhep savaşına dönüşmemesi için büyük gayret gösterdi. Ama bugün Irak'ta da Türkiye bir mezhep çizgisine sürüklenmiştir. Suriye de zaten mezhep savaşının tarafı haline gelmiştir." (Röp. Fikret Bila, "TBMM acilen toplanmalı", Milliyet, 1.08.2012)

Baykal teşhisi baştan doğru koymuştur. Özellikle CHP yönetimi "Esad" derken onun sözlerini akıllarında tutmalıdır.

 Aslan tekin