کارگر
Suriye’deki Ateşkes Teröristlerin Hayatlarını Kurtaracağı Anlamına Gelmiyor
İran Genelkurmay Başkanı, BMGK tarafından Suriye’de ilan edilen 30 günlük ateşkes hakkında bu; teröristleri korumak isteyenlerin isteğiydi açıklamasında bulundu.
İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri, basın mensuplarının BMGK tarafından Suriye’de ilan edilen 30 günlük ateşkes hakkındaki sorularına cevaben; bu defa da geçmişte olduğu gibi Suriye’nin istikrarını ve huzurunu istemeyenler, Suriye ordusu ve devletinin Şam’ın etrafını teröristlerden temizlemek istediğini gördüğü bir zamanda, teröristleri desteklemek ve korumak için ateşkes yapmak istediklerini söylediler.
Bakıri; Suriye ordusu, teröristleri kendi toprağından çıkarmak istiyor. Şimdiye kadar Şam’a 1200 roket saldırısı düzenlenmiştir ve bu Suriye halkının güvenlik ve huzurunu bozmak için yapılıyor. Suriye ordusu güvenliği sağlamak için teröristleri temizlemede kararlıdır.
İran Genelkurmaya Başkanı, ilan edilen ateşkes konusunda; batı cephesi ve teröristlerin destekçilerinin ısrarıyla bu ateşkes ilan edilmiştir. Suriye ve Suriye’nin dostları olan İran ve Rusya’nın işbirliği ile bu kararnamede karşı tarafın istekleri azaltılmıştır ama Cephetül Nusra (El-Nusra) gibi herkesin bildiği terörist gruplarla savaş devam edecektir. Şimdilik bazı bölgelerde oranın halkının güvenliği için ateşkesi koruyoruz ama bu teröristlerin hayatlarını kurtaracakları anlamına gelmez. Gelecek birkaç ay içinde Suriye topraklarının tamamı teröristlerden temizlenecektir.
Bakıri; Biz ve Suriye ateşkes kararına sadık kalacağız ama Şam’ın çevresinde teröristlerin elinde olan bölgeler bu ateşkes kapsamında değil ve o bölgelerin temizlenmesi devam edecektir.
“ABD, YPG'yi yarı yolda bırakacak”
ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ın Türkiye temaslarının ardından Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'tan Suriyeli Kürtlere uyarı geldi...
ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ın Türkiye temaslarının ardından Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'tan YPG'ye uyarı geldi. Nasrallah’tan, “ABD sizi maşa olarak kullanıyor, yarı yolda bırakacak” dedi.
Washington'ın YPG'yi meşru Suriye hükümetine karşı savaşta maşa olarak kullandığını dile getiren Nasrallah, ABD yönetiminin en uygun zamanda müttefiklerini yarı yolda bırakacağını söyledi.
“GÜÇLÜYÜZ, ONA GÖRE PAZARLIK EDECEĞİZ”
Lübnan'ın kendi karasularında petrol-gaz arama girişimlerini İsrail'in hak iddiasıyla engelleme girişimleri karşısında "bunun tüm Lübnan'ın mücadelesi olduğunu" belirten Hizbullah lideri, Lübnan hükümeti yetkililerini bu konuda İsrail'e karşı sağlam ve güçlü pozisyon almaya çağırdı.
Tillerson'la görüşen Lübnan Meclis Başkanı Nebir Berri'nin İsrail-Lübnan sınır anlaşmazlığını çözmeye yönelik Amerikan girişimiyle hemfikir olmadıklarını açıklaması sonrası Nasrallah da ''Güçlüyüz ve bu doğrultuda müzakere etmeliyiz'' dedi.
“PETROL MÜCADELESİNDE TEK KART DİRENİŞ”
Washington'ın eğer Hizbullah'ın İsrail'den uzak durmasını istiyorsa Beyrut'un taleplerine kulak vermesi çağrısı yapan Nasrallah ''Petrol ve gaz mücadelesinde Lübnanlıların elindeki tek kart direniştir (Hizbullah)''diye konuştu.
“SURİYE'NİN BÜYÜK ASKERİ BAŞARISI”
Hafta sonundaki İsrail-İran-Suriye düellosu için ''İsrail uçağının düşürülmesi kararının İran'la, Rusya'yla bir ilgisi yok. Bu karar sadece Suriye'nin ve bizzat Devlet Başkanı Beşar Esad'ın kararıydı. Bu kadar net'' diyen Nasrallah ''İsrail uçağı, Suriye ordusundaki kahraman askerler ve subaylar tarafından düşürüldü. Bu büyük bir askeri başarı'' vurgusu yaptı.
İran ve Hindistan 15 işbirliği belgesi imzaladı
Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Hindistan Başbakanı Narendra Mudi’nin resmi daveti üzerine üst düzey siyasi ve iktisadi bir heyet başkanlığında Haydarabad’a gitti.
Cumhurbaşkanı Ruhani’yi resmi karşılama töreni ise Cumartesi günü başkent Yeni Delhi’de düzenlendi ve ardından iki ülkenin üst düzey heyetlerinin müzakereleri tamamlandıktan sonra İran ve Hindistan’ın üst düzey yetkililerinin huzurunda bir kaç işbirliği belgesi imzalandı.
Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Hindistan’a yaptığı üç günlük resmi ziyareti sırasında iki ülkenin üst düzey yetkilileri toplam 15 ticari ve iktisadi belge imzaladı.
Hindistan Başbakanı Mudi:Ruhani ile çok verimli görüşmelerimiz oldu
Hindistan Başbakanı Narendra Mudi twiter hesabında İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile çok verimli görüşmeleri olduğunu belirtti.
Başbakan Mudi, Ruhani ile iki ülke arasındaki işbirliğini derinleştirme yollarını detaylı bir şekilde görüştüklerini ifade etti.
Mudi ayrıca İran ve Hindistan arasında iki milletin yararına olacak önemli anlaşmaların da imzalandığını vurguladı.
Şii ve Sünni Müslümanların Dayanışmaları Topluma Yansıtılmalı
İslam İnkılabı Rehberi, İran İslam Cumhuriyetinin, düşmanların tüm askeri ve kültürel komplolarına ve yaptırımına rağmen modern cahiliye karşısında durmasının, halkın iman ve fedakarlığından kaynaklandığını bildirdi.
İmam Hamanei'nin 5 Şubat 2018 tarihinde "Sistan ve Belucistan Şehitleri Kongresi"nin yetkilileriyle yaptığı görüşmedeki konuşma metni, bugün sabah saatlerinde bu toplantının düzenlendiği Zahidan kentinde yayınlandı.
İnkılap Rehberi’nin beyanatındaki bazı satırbaşları şu şekilde:
Farklı eyaletlerde şehitlerin azametli ve görkemli bir şekilde anılarak takdir edilmesinin gerekli ve yararlı bir iş olduğunu bildiren İslam İnkılabı Rehberi özellikle Sistan ve Beluçistan eyaletinin farklı kesimlerinin bir araya gelerek bu mazlum bölgenin sahip olduğu şehitlerini takdir etmesinin ise çok yerinde ve olumlu bir girişim olduğunu bildirdi.
Gacar ve Pehlevi yönetimi döneminde, önemli yeteneklerin bulunmasına rağmen Sistan ve Beluçistan halkına ilgisiz kalındığını ve bunun da bölge yeteneklerinin kendini gösterememesine sebep olduğunu belirten İmam Hamanei, Sistan ve Beluçistan eyaletinin de Kürdistan ve Gülistan eyaletleri gibi Şii ve Sünni Müslümanlarının birlik, kardeşlik ve dayanışmaları yönünde bir simge durumunda olduğunu, kültürel ve sanatsal çalışmalarla bu gerçeklerin tüm topluma yansıtılması ve gösterilmesi gerektiğini bildirdi.
İslam İnkılabı Rehberi, sarsılmaz İman'ın tam tecellisinin iman, direniş, şehitler ve fedakarlık ruhunda saklı bulunduğunu hatırlatarak, İslam nizamının şehitlerin taazim ve tekrimine ihtiyacı olduğunu söyledi.
İslam inkilabına karșı vazifemiz
Allah'ın adıyla..
Bilindiği üzere, İslam dini ve İslam’dan önceki dinlerin ve Peygamberlerin(sa) gönderiliş sebebi, insanlara hidayet yolunu göstermek, güzel ahlakı tamamlamak, adalet hükümetini kurarak insanlar arasında, hatta tüm varlıklar arasında adaleti sağlamaktı, diyebiliriz kısaca.
Yani halk için, adaletli bir yӧnetim şekli getirerek İslam hükümetini kurmak ve bunu kıyamet gününe kadar gelecek olan tüm kavimler için evrenselleştirmek, insanlara İslam adaletiyle yol gӧsterip, refah ve huzur içerisinde dünya ve ahiret saadetine kavuşturmak için rehberlik etmektir.
Zira Kur’an-ı Kerim’de şӧyle buyurulur:
- ..Şüphe yok ki biz, Tevrat'ı indirdik, onda doğru yola sevk ediş ve nûr var. Allah’a teslîm olan peygamberlerle hükümleri bilenler ve Allah kitabını korumaya memûr olan bilginler, Yahûdilere, hep ona göre hüküm verirlerdi…. (Ahzap 44)
Ve yine, ….Onların izinden de, ellerinde bulunan Tevrât'ı gerçeklemek üzere Meryemoğlu İsa'yı gönderdik ve ona, içinde doğru yola sevk eden hükümler ve nûr bulunan ve ellerindeki Tevrât'ı gerçekleyen, çekinenleri doğru yola sevk eden sakınanlara öğüt olan İncil'i verdik. (Ahzap 46)
- …Ve sana da, önceki kitabı gerçekleyen ve ona, emin bir tanık olan kitabı, gerçek olarak indirdik. Artık aralarında, Allah'ın indirdiğine göre hüküm ver ve sana gelen gerçekten dönüp onların isteklerine uyma. Sizden her birinize bir şeriat, bir yol tâyin ettik …… (Ahzap 48)
Yukarıdaki ayetlerdende anlaşılacağı üzere Hz. Peygamber(saa) efendimizin dӧneminde bildiğimiz gibi İslam hükümeti mevcuttu ve İslam’ın nüfuz ettiği yerlerde İslami yӧnetim vardı, tüm kanun, kural ve hükümler İslam’ın kurallarına gӧre düzenlenirdi.
Yani şimdiki mevcut kokuşmuş yӧnetim şekilleriyle hükmedilmezdi. Bilakis Allah ın indirdikleriyle hükmedilirdi. Yani asr-ı saadetteki hükümetin Anayasası Kur’an-ı Kerimdi.
Zira Kur’an-ı Kerim şӧyle buyuruyor:
….Allah'ın indirdiği hükme uygun olarak hüküm vermezlerse onlardır kâfirlerin ta kendileri. (Ahzap 44)
…Allah'ın indirdiği hükme göre hüküm vermezlerse onlardır zâlimlerin ta kendileri. (Ahzap 45)
….Ve kimler Allah'ın indirdiği hükme göre hüküm vermezlerse onlardır Allah’ın buyruğundan çıkanların ta kendileri. (Ahzap 47)
Yani din siyasetin ӧzüydü, Hz. Peygamber saa) bizzat kendisi gerektiğinde devlet başkanı, gerektiğinde ordu komutanı veya insanlar arasında ki anlaşmazlıklarda aralarında hüküm veren bir hakimdi.
Yani dinin devlet işlerinden ayrılması diye birşey sӧzkonusu değildi.(!) Ama malesef sonraları, dinin sağlam duruşundan, nemalanamayan, dinin adil yӧnetim şeklinden hoşlanmayan, dünyevi saltanatlarına ters düşen topluluklar ve güçler Hz. Peygamber (sav) efendimizden sonra hilafeti saltanata dӧnüştürdüler.
Bu bağlamda șunu sormak lazım ki :
-Müslüman ümmetine, Peygamberimiz (saa) in hükümetini korumak, gӧzetmek, kabullenmek müslümanlara farz mıydı, değil miydi?
Bu soruya her imanlı müslümanın vereceği cevap “evet, tabiki farzdır”, şeklinde olmalıdır.
Dedik ki, İslam’ın evrensel adalet hükümeti, dünya var oldukça devam etmeli ve birileri, Hz. Peygamber(saa) efendimizin bayrağını kıyamet gününe kadar layıkıyla taşımalıydı ama maalesef bu bayrağı zorbalıkla ehlinden alıp gasp ettiler ve hilafeti saltanata dӧnüştürdüler buna tarih şahittir.
Ӧyleyse Hz. Peygamber (saa) efendimizin getirdiği bu güzel din, evrensel olduğuna ve ahiret gününe kadar devam edeceğine gӧre, müslümanlar içerisinde bir takım gruplar, kavimler ya da topluluklar, bu İslam dininin kurallarını ӧlçü edinip, yӧnettikleri topluluklar üzerinde etkin kılmalılar. İyi yada kӧtü, bir eksik bir fazla,.. Kur’an-ı Kerim’in indirdikleriyle hükmetmeliler.
Bӧyle bir yӧnetim, acaba günümüzde dünya devletleri arasında var mıdır? Varsa hangi devlet ya da devletler temsil ediyor olabilir? Artısı eksisiyle (!)
Ve bu devlet, hükümet hangisi ise onu da aynı Peygamber (saa) efendimizin hükümeti gibi korumak, kollamak yardım edip daha da sağlamlaştırmak ve evrensel adalet devletinin kurulmasında rol almak gerekmez mi ?
İslami hükümetlerin gӧrevlerinden bir kaçını şu şekilde sayabiliriz.
-Hükümetler maddi, manevi, ahlaki ve sosyal adalet vs gibi konularda halka hizmet etmek zorundadırlar.
-Halkın arasında din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapmadan inanç ve düşünce ӧzgürlüklerine saygı duymak, ( İslami değerlerden ӧdün vermemek şartı ile) bunu halka sağlamak, halkın dini farizelerini yerine getirmesinde kolaylık sağlamalıdır.
-Basında yayında iyilikleri emredip, kӧtülüklerdende men etmek, yani bir insanın kӧtü işler yapabilmelerine imkan tanımamak, en azından zorlaștırmak, ӧrneğin insanların her sokak başında içki içebilecekleri yerlere veya kumar oynayabilecekleri alanlara müsade etmeyerek insanları kӧtülüklerden korumak.
-Ya da toplumda sosyal yardımlaşma konusunda insanları motive edecek programlar, aktiviteler yapmak, İslam’ın insanlara kadın olsun, erkek olsun ne denli değer verdiğini, insanın İslam ile değer bulduğunu, İslami emir ve yasakları bütün ayrıntı ve felsefeleriyle anlatan, proğramlar hazırlayarak sosyal medya gibi iletișim araçlarını halka hizmet için kullanmak,
-İslam dininin tüm usul ve fur-uˈlarının yaşanmasına imkan sağlamak, mesela bir çok ülkede fur-u dinden olan Tevella ve Teberra hükmüne amel edilemiyor, İslam düşmanlarına karşı protesto yürüyüşü düzenlenemiyor, zalimlerin mazlumlara yaptıklarını haykıramıyorsun, ӧrneğin cuma hutbelerinin ikinci hutbesi siyasi konuşma olması gerekirken, dünyada gelişen aktuel olayları paylaşması gereken cuma imamları, bir çok İslam ülkesinde yasak olduğundan korku ve endişelerinden dolayı bu hükmü yerine getiremiyorlar.
Bu ve benzeri olaylara baktığımızda birçok şeylerin bir çok İslami ülkede olmadığını gӧrebiliriz. Eğer bir ülkede hele hükümet bazında Allah düşmanlarına karşı, haykırmak, cuma hutbelerinde siyasi hutbeler ve Allah düşmanlarının aleyhinde konuşmak yasaksa, bӧyle ülkeleri İslami hükümetler olarak nitelendirmek kesinlikle yanlıştır, zira dinin temelinde, sosyal adalet, eșit gelir dağılımı, Allah için sevmek ve Allah için buğzetmek, “Tevelli ve Tebarri” temel inanç sistemini hükümetlerin sistemine, merkezine yerleştirmeden İslami hükümetler olamazlar.
Fakat bu temel inancı, sistemine yerleştiren, hükümet bazında her platformda mazlumların hakkını savunan, zalimlerin tüm fitne ve oyunlarını yüzlerine karşı korkmadan, çekinmeden, cesaretle dünya kamuoyuna açıklayan ve tüm oyunlarını bozan, Muhammedi (saa) İslam’a en yakın yӧnetim şekli olan İran İslam inkilabını korumak, kollamak tüm müslümanlara farz değil midir?
Şu anda Ortadoğu başta olmak üzere bütün dünya siyasetine yӧn veren, bütün dünya ülkelerine karşı müslümanıyla, Hıristiyanıyla, Yahudisiyle bütün emperyal ve siyonist güçlere karşı tek başına mücadele veren, mazlumların hakkını savunmaya çalıșan ve adalet devletinin kurulmasına zemin hazırlamaya çalıșan bu inkilabı korumak kollamak müminlerin vazifesi değil midir?
Vazifemizi bilme ümidi ile … !!
Mehmet Yüksek
İran Eski Dışişleri Bakanı:Ortadoğu’yu Rehin Almaya Gelen Amerika’nın Kendisi Rehin Alındı
Washington'un bölgede attığı her adımda yenilgiye uğratıldığını kaydeden Muttaki, Amerika'nın artık elindekilerle yetinmeyi bilmesi gerektiğini belirtti.
Eski İran Dışişleri Bakanı Manuçehir Muttaki, "Ortadoğu'yu rehin almaya gelen Amerika'nın kendisinin rehin alındığını" söyledi. Ulusal Kanal'a özel açıklamalar yapan Muttaki, bölge ülkelerinin birlikteliğinin de tüm sorunları çözeceğini vurguladı
Amerika'nın bölgede rehin alındığı tespitini yaptı. Bölge ülkelerinin işbirliğinin önemini vurguladı.
Eski İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Muttaki, Ankara ve Tahran arasındaki ilişkiler ile bölgedeki gelişmelere ilişkin Ulusal Kanal'a özel açıklamalar yaptı.
Bölgeyi rehin almaya gelen Amerika'nın kendisinin rehin alındığını söyleyen Muttaki, "Amerika Dünyanın kendisinden korkmadığı sonucuna vardı" ifadelerini kullandı.
Washington'un bölgede attığı her adımda yenilgiye uğratıldığını kaydeden Muttaki, Amerika'nın artık elindekilerle yetinmeyi bilmesi gerektiğini belirtti.
İran ve Türkiye'nin bölgede çözdüğü krizlere ilişkin örnekler veren Muttaki'ye göre, bölge ülkeleri birlikte tüm sorunları çözer.
Geçmişte, Türkiye, İran, Irak ve Suriye'nin "Şamgen" adıyla vize serbestisi uygulaması başlattığını hatırlatan Muttaki, benzer işbirliklerinin yine olabileceğini kaydetti.
Muttaki, bakanlıktan sonra Uluslararası İslami Takribi Mezahib yani Mezheplerin Yakınlaşması Kurumu Başkan Yardımcılığı görevine başladı. İranlı eski bakan, yeni görevi gereği Türk Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ile görüşme yaptığını da açıkladı.
260 Farsça kanal İran aleyhinde propaganda yapıyor
İran Devlet Radyo Televizyon Kurumu İDRTK Başkan Yardımcısı Rıza Alidadi, Farsça yayın yapan tam 260 kadar kanalın İran aleyhinde propaganda yaptığını açıkladı.
Alidadi, söz konusu 260 kanal özellikle İran’da son günlerde yaşanan huzursuzluklarda geniş çapta nizam karşıtı propaganda yürüttüklerini ifade etti.
Alidadi, geçen sene İran karşıtı yayın yapan kanal sayısı 150 iken, bu sayı bu yıl tam 260’a yükseldiğini vurguladı.
İsrail'in Vur Kaç Dönemi Sona Erdi
İslam inkılabının zafer yıldönümü yürüyüşünün kulisinde gazetecilere konuşan İMGYK Sekreteri Ali Şamhani, İsrail’in vur kaç dönemi sona erdiğini belirtti.
İslam inkılabının zafer yıldönümü yürüyüşünün kulisinde gazetecilere Suriye ordusunun korsan İsrail’e ait bir F-16 savaş uçağını düşürmesini değerlendiren Şamhani, Suriye ordusu İsrail’in vur kaç dönemi sona erdiğini ispat ettiğini belirtti.
Şamhani ayrıca İsrail’in İran’a ait bir İHA’yı düşürdüğü iddiası saçma olduğunu, çünkü bir İHA’yı düşürmek için bir F-16 kalkmayacağını ifade etti.
Şamhani, İran Suriye’de sadece askeri müsteşar düzeyinde bulunduğunu, siyonistlerin Suriye’de İran’a ait bir üssü vurdukları iddiası da büyük bir yalan olduğunu ifade etti.
Erdoğan İle Ruhani Suriye'yi Görüştü
Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ardından İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yle de telefonda görüştü.
Cumhurbaşkanlığı kaynaklarının verdiği bilgiye göre iki lider arasında bugün gerçekleşen görüşmede, Suriye meselesindeki son gelişmelere dair fikir teatisinde bulunuldu. Türkiye, Rusya ve İran’ın ilkini Soçi’de gerçekleştirdikleri liderler zirvesinin ikincisinin İstanbul’da yapılması hususu Ruhani’yle yapılan görüşmede de teyit edildi.
İki lider, bölgesel sorunlar çerçevesinde, Türkiye ile İran arasında terörle mücadele ve güvenlik konularında işbirliğinin artmasının memnuniyet verici olduğunu belirttiler. Görüşmede, Rusya’nın başlattığı Soçi'de gerçekleşen Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'nde Türkiye ve İran’ın desteğiyle mesafe katedilmiş olmasının müspet bir gelişme olduğu vurgulandı.
Bu arada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sabah Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin’le yaptığı telefon görüşmesinde de gündeme gelen liderler düzeyinde İstanbul’da yapılacak üçlü zirvenin tarihinin, önümüzdeki haftalarda belirleneceği kaydedildi.
Erdoğan-Putin-Ruhani zirvesi İstanbul’da
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yaptıkları telefon görüşmesinde İstanbul’da Suriye konusunda bir liderler zirvesi toplama ve askeri koordinasyonu güçlendirilme konusunda anlaştı.
Erdoğan, Putin ve Ruhani’nin katılımıyla 22 Kasım’da Soçi’de Suriye sorunuyla ilgili gerçekleşen liderler zirvesinin ikincisi önümüzdeki günlerde İstanbul’da yapılacak.
Soçi’de 30 Ocak’ta yapılan Suriye Ulusal Kongresi’nin sonuçlarının değerlendirilmesi için Türkiye, İran ve Rusya’nın bir liderler zirvesi yapabileceği bilgisi daha önce basına yansımıştı. Erdoğan ve Putin bu sabah telefonda başta Türkiye’nin Afrin’e yönelik askeri harekatı ve İdlib olmak üzere Suriye’deki son gelişmeleri ele alırken konu gündeme geldi. Zirvenin İstanbul’da yapılması kararlaştırıldı ancak tarih telaffuz edilmedi.
Askeri ve istihbari koordinasyon
Görüşme öncesi Rusya’nın ‘Zeytin Dalı Harekatı’na katılan Türk Hava Kuvvetleri uçaklarına Suriye hava sahasının geçici olarak kapatıldığı yönünde bilgiler basına yansımıştı. Konunun telefonda ne şekilde gündeme geldiği öğrenilemedi. Bununla birlikte Reuters’in aktardığına göre Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov, görüşmede iki ülkenin askeri ve istihbarat birimlerinin koordinasyonu güçlendirmesi konusunda görüş birliğine varıldı.
ABD'nin İslami Direnişi Yıkamadığını Tüm Dünya Öğrendi
İslam İnkılâbı Rehberi İmam Hamanei, İslam İnkılâbının canlı bir hakikat olduğuna ve bugün İslam İnkılâbının sağlamlığının ve temellerinin ilk günlerden daha çok olduğuna vurgu yaparak şunları söylediler: Bugünün inkılâpçıları inkılabın ilk günlerinin inkılapçılarından daha direnişçi, daha bilgili ve daha çok basiretlidirler. Bu bakımdan inkılâp daha ileridedir ve daha çok gelişmiştir.
İslam İnkılâbı Rehberi, değişim ve gelişimin diğer tüm canlılarda olduğu gibi inkılâbın zatının bir parçası olduğunu söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: Şimdi İslam inkılâbı kırk yaşına girerken, onun temel ilkeleri ve esasları sabit ve köklü kalmıştır, ama bu köklü ve büyük ağaçtan yeni yeni meyveler ortaya çıkmıştır.
İmam Hamanei, düşmanların İslam inkılâbı ile mücadelesinin asli merkezinin inkılâbın yeni meyveler vermesini engellemek, devam ve direnişinin önünü almak olduğuna vurgu yaparak şunları söyledi: Düşmanlardan maksat, İslam inkılâbının zaferi ile bu bölgedeki itaatkâr ve kukla hükümetleri yıkılan kimselerdir ve onların başında Amerika vardır.
İslam İnkılâbı Rehberi, düşmanların İslam inkılâbı ile mücadelede kullandıkları yöntemlerin çeşitliliğine ve genişliğine işaret ederek konuşmasına şöyle devam etti: Onlar, halkın üzerinde etki bırakmak için düşünür görünümlülerden, sahtekâr analistlerden, satılmış gazetecilerden ve yazarlardan, palyaçolardan ve sanal âlemin tüm olanaklarından yararlandılar. Ama 11 Şubat gibi Allah’ın Günlerinde gönüllü, tutkulu ve heyecan dolu gösterilerle sokaklara sel gibi akan halk, attıkları sloganlar ile düşmanın tüm hesaplarını altüst ediyor.
İmam Hamanei, İslam İnkılabının kötülüğünü isteyenlerin çabalarının sanal alemdeki girişimlerden çok daha ileride olduğuna işaret ederek şunları söyledi: Onlar, ekonomik sorunlar yaratmak için yaptırımlardan da yararlandılar, ama halk İslam inkılabına olan sevgilerinden ötürü sokaklara döküldüğünde inkılabın sebat ve istihkamına neden oluyor.
İslam İnkılâbı Rehberi, uluslar arası düzeyde zulüm ve fesat karşısında direnmenin ve onu rüsva etmenin temel siyasetlerden olduğuna değinerek sözlerine şöyle devam etti: Bugün dünyanın en zalim ve en acımasız topluluğu Amerika hükümetidir; onlar hatta vahşi Işidlilerden daha kötüdürler.
Işid’i Amerikalılar kurmuştur ve Amerika’nın fiili cumhurbaşkanı seçim propagandalarında buna açıkça işaret etti. Amerika Işid’i yaratmakla kalmadı, onları destekledi de ve büyük ihtimal bazı vahşi ve kaba yöntemlerin eğitimini de onlara BlackWater gibi Amerika’nın vahşi mecmuaları vermiştir. Tüm bu acımasızlıklara ve taş kalpliliklere rağmen Amerika hükümeti, uluslar arası arenada yaptığı propagandalarda insan haklarını, mazlumların haklarını ve hayvan haklarını savunduklarını iddia etmektedirler. Hakikatleri anlatarak onları rüsva etmek gerekir.
İmam Hamanei, Filistin halkına yapılan 70 yıllık zulmün ve yine Yemen halkına karşı yapılan katliamlara verdiği desteğin ve zulmün Amerika’nın açık zulümlerinin numunelerinden olduğuna işaret ederek şunları söyledi: Yemen’in ve bu ülkenin mazlum halkının altyapıları günlük olarak Amerika’nın müttefikleri tarafından ve Amerika’nın verdiği silahlar ile yok edilmektedir, ama Amerika hiçbir itirazda bulunmamakta ve önem vermemektedir. Ama tam bir utanmazlıkla birkaç demir parçasını göstererek kanıtsız iddialarla İran’ın füze gönderdiğini söylemektedir. Hâlbuki Yemek halkı muhasara altındadırlar, onlara nasıl füze gönderilebilir!
Elbette İslam’ın açık emirleri gereğince zalim karşısında durulmalıdır ve mazluma yardım edilmelidir.
İslam İnkılabı Rehberi, İslam cumhuriyetinin Batı Asya’daki direnişine de işaret ederek sözlerine şöyle devam etti: Batı Asya ve Suriye direnişindeki olaylarda, Amerikalılar direnişin kökünü kazımaya karar vermiştiler, ama bizler direndik ve buna izin vermeyeceğimizi söyledik. Bugün tüm dünyaya sabit oldu ki Amerika istiyordu, ama yapamadı ve biz istedik ve yaptık.




















