کارگر

کارگر

İsrail saldırılarıyla altyapısı tamamen çökertilen Gazze’de, hayatın en temel gereksinimi olan suya ulaşmak imkansız hale geldi. Bölgenin her noktasında insanlar, kısıtlı tankerlerden bidonlarına doldurabildikleri birkaç litre suyla hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), bölgedeki su krizinin boyutlarını gözler önüne seren çarpıcı veriler paylaştı.

Rapora göre, İsrail güçlerinin Han Yunus’taki Güney Gazze Tuzdan Arındırma Tesisi’ni besleyen ana elektrik hattına düzenlediği hava saldırısı, su tedarik zincirini tamamen felç etti.

Saldırı öncesinde günde 16 bin metreküp su üreten ve bölgenin can damarı olan tesis, düzenlenen saldırı sonrası uzun süre faaliyet dışı kaldı.

Tesisin durmasıyla birlikte Deyr el-Belah ve Mevasi bölgelerinde yaşayan yarım milyon insan, bir anda içme suyuna erişemez hale geldi.

 

Wendy Sherman: Netanyahu’nun Politikaları Gazze’deki Soykırımın Nedenidir

ABD eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman, yaptığı konuşmada İsrail hükümetinin politikalarını eleştirdi ve Gazze’deki mevcut durumda bu politikaların rolüne dikkat çekti.

Sherman, Binyamin Netanyahu’nun politikalarının, nihayetinde Gazze’de felaket boyutuna varan insani bir durumla sonuçlanan süreci tetiklediğini ifade etti. Sherman, bu süreçte Amerika Birleşik Devletleri’nin de etkisiz kalmadığını ve bu gidişatın bir parçası olarak değerlendirildiğini vurguladı.

Sherman, konuşmasının devamında Gazze’de yaşananların soykırım çerçevesinde değerlendirilebilecek nitelikte olduğuna değindi.

Wendy Sherman ayrıca, bu sürecin devam etmesinin Orta Doğu bölgesinin istikrarı üzerinde çok daha geniş kapsamlı sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıda bulundu.

The Telegraph gazetesi, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırıların ardından Hürmüz Boğazı’nda kilitlenen küresel ticareti yerinde inceledi. ABD Başkanı Donald Trump’ın ablukasına ve “vur” emrine rağmen İran’ın, konvansiyonel donanmasını kaybetmiş olmasına aldırış etmeden, sürat teknelerinden oluşan “sivrisinek filosuyla” küresel ekonomiyi nasıl rehin aldığını yazdı.

Dünya petrol ticaretinin şah damarı olan Hürmüz Boğazı’nda sular durulmuyor. İngiliz The Telegraph gazetesinden Adrian Blomfield, “çifte abluka” altındaki Hürmüz Boğazı’na giderek sahadaki şaşırtıcı gerçeği gözler önüne seren kapsamlı bir analiz kaleme aldı.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’daki saldırılarının ardından İran donanmasının büyük hasar gördüğüne ve Donald Trump yönetiminin İsrail istihbaratına dayanarak “İran’ın boğazı kapatamayacak kadar zayıf olduğunu” düşündüğüne dikkat çeken Blomfield, bu varsayımın nasıl çöktüğünü anlattı.

UKRAYNA’NIN ‘KARADENİZ TAKTİĞİ’ HÜRMÜZ’E TAŞINDI

Habere göre, modern deniz savaşları artık “Golyat’lara karşı savaşan Davut’ların” lehine işliyor. Ukrayna’nın Karadeniz’de insansız deniz araçları ve füzelerle Rus donanmasının üçte birini batırıp geri kalanını nasıl püskürttüğünü hatırlatan gazete, İran’ın da benzer bir doktrin uyguladığını vurguluyor.

İran’ın devasa savaş gemileri olmasa da Devrim Muhafızları (DMO) kontrolündeki roket, makineli tüfek ve kısa menzilli füzelerle donatılmış sürat tekneleri (sivrisinek filosu) ile deniz ve hava dronları, ABD deniz kuvvetlerini atlatmayı başarıyor. Krizin başından bu yana Hürmüz ve çevresinde 20’den fazla ticari gemi bu şekilde hedef alındı, 10 denizci hayatını kaybetti.

EN BÜYÜK SİLAH: “GÖRÜNMEZ” MAYINLAR VE KAÇAKÇI KAMUFLAJI

İran’ın asıl yıkıcı silahı ise denizin altına döşenen mayınlar. The Telegraph’ın analizine göre, boğazda devasa bir sürat teknesi trafiği var. Ucuz İran benzini taşıyan kaçakçılar, ikinci el araç taşıyan küçük gemiler ve balıkçılar boğazda sürekli hareket halinde.

Devrim Muhafızları’na ait tekneler de bu yoğun “sivil” trafiğin arasına mükemmel bir şekilde sızıyor. Özel bir donanıma ihtiyaç duymadan teknelerin arkasından denize mayın bırakan İran güçlerini tespit etmek, bölgedeki puslu hava ve yoğun trafik nedeniyle imkansız hale geliyor. İstihbarat raporlarına göre, İran sadece nisan ayının başındaki 48 saatlik bir dilimde bu yöntemle denize 150 mayın döşedi.

TRUMP’IN “VUR” EMRİ NEDEN İŞE YARAMIYOR?

ABD Başkanı Donald Trump’ın, mayın döşeyen herhangi bir İran teknesinin “hiç tereddüt edilmeden vurularak batırılması” yönündeki kesin emrine rağmen, sahadaki gerçekler bu emrin uygulanmasını zorlaştırıyor.

The Telegraph’a konuşan Batılı bir savunma yetkilisi durumu şu sözlerle özetliyor:

“Onları durdurmak çok zor. Vurabilmeniz için önce hangisinin İran askeri olduğunu bulmanız gerekiyor. Asıl sorun bu. Şu an için boğazı temizlemenin en iyi yolu diplomasi.”

İRAN’IN ZAMANLA YARIŞI VE KÜRESEL TEHDİT

Hürmüz Boğazı’ndaki bu fiili tıkanıklık, Körfez ülkelerini alternatif boru hatları inşa etmeye iterken, ABD’nin karşı ablukası da İran ekonomisi üzerindeki baskıyı her geçen gün artırıyor.

Cenevre Lisansüstü Enstitüsü’nden araştırmacı Farzan Sabet’e göre İran, zamanın kendi aleyhine işlediğinin farkında. Kendi ekonomisi tamamen çökmeden önce, elindeki “boğazı kapatma” kozunu en şiddetli şekilde kullanarak küresel ekonomiye acı çektirmeyi ve diplomatik pazarlık masasına en güçlü şekilde oturmayı hedefliyor. Bu da önümüzdeki haftalarda Hürmüz’deki gerilimin ve fiili çatışmaların çok daha tırmanacağının sinyalini veriyor/karar

Çarşamba, 29 Nisan 2026 04:52

Hürmüz savaşının 7 etkisi

ABD Başkanı Donald Trump sıkışmış durumda: Ne savaşı yeniden başlatabiliyor ne de İran’ı müzakereye oturtabiliyor.

Tahran yönetimi net bir şekilde “baskı altında müzakere etmeyeceğini” ilan etti. Buna karşın ABD yeniden saldırmaya da başlayamıyor. Zira ABD’li siyaset bilimci Prof. Dr. John Mearsheimer’in de belirttiği gibi: “Hava gücü başarısız oldu, kara gücü ise imkânsız.”

Beyaz Saray bu nedenle bir çıkış stratejisi üretemiyor ve ateşkesi sürekli uzatma taktiği izliyor. ABD’nin bu şekilde çıkması, hem Trump’a kasımda seçim yenilgisi demek hem de ABD’ye “yenilgi” yazılması demek. Ve ABD tabloyu değiştiremezse bu sonucun çok önemli 7 etkisi olur:

DOLARDAN ÇIKIŞ VE YUAN’IN ROLÜ
1) ABD’nin Venezuela ve İran’a saldırısının önemli nedenlerinden biri petropolitikti. ABD’nin müttefiki Suudi Arabistan bile Çin’e petrolü Yuan ile satmaya başlamıştı. Petrol ve doğalgazın dolar dışı paralarla satışının başlaması demek, doların saltanatının sonu ve ABD ekonomisi için felaket demek.

İşte ABD İran’ı aşamayınca dolardan çıkış eğilimini de frenleyememiş olacak. Hürmüz’ü ABD ve müttefiklerine kapatan İran’ın izinli geçişte Yuan kabul etmesinin sembolik değeri büyük. Yeni dönemde yuanın küresel ticaretteki rolü artacak.

ABD’NİN GÜVENLİK ŞEMSİYESİ SORUNU
2) ABD’nin İran’ı aşamamasının en önemli sonuçlarından biri ABD korumasına olan ilginin azalacak olmasıdır. Zira İran’ın karşı yanıtlarında görüldü ki Körfez ülkelerindeki ABD “güvenlik şemsiyesi” işe yaramıyor; Suudi Arabistan, BAE, Katar ve Kuveyt’teki hedefler vuruldu.

3) ABD’nin İran’ı aşamaması, ABD’nin Çin’e karşı üs olarak kullandığı ülkelerde, özellikle ABD askerleri bulunan Güney Kore ve Japonya’da yeni bir eğilimi tetikleyebilir. Daha İran’a karşı Körfez’deki müttefiklerini koruyamayan ABD’nin, olası bir çatışmada Çin’e karşı Güney Kore ve Japonya’yı nasıl koruyacağı sorgulanacaktır. Bu ülkelerde ABD’nin stratejisinden ayrılarak, Çin’le bağımsız ve dengeli ilişki yürütme politikası güçlenecektir.

ATLANTİKTE AYRIŞMA
4) ABD’nin İran’ı aşamaması, Atlantik içindeki çelişmeyi derinleştirdi. Müttefikleri, ABD’nin İran’a karşı yardım taleplerini reddettiler. Ticaret savaşı ve ABD’nin Kanada ve Avrupa (Grönland) topraklarını tehdit ediyor olması nedeniyle zaten gergin olan ilişkilere eklenen yeni yükler, Atlantik içindeki ayrışmayı büyütecek. Avrupa, ABD’den ayrı savunma gücü oluşturma konusunda harekete geçti bile.

5) ABD ile müttefikleri arasındaki var olan ilişki, ABD’nin ağır bastığı türden ilişkilerdir. Öyle ki Washington, müttefiklerinin parlamentolarında ABD şirketleri lehine yasalar bile çıkartır.

İşte ABD’nin İran’ı aşamamasının bir diğer sonucu da bu türden ilişkileri değiştirmeye başlayacak olması olasılığıdır. ABD’nin müttefikleri ile ilişkisindeki tek yanlılık zayıflayacak ve ilişkiler dengeye doğru zorlanacaktır. Birçok müttefiki, artık kimi politikalarını ABD stratejisine eklemlenmeden, bağımsız şekilde yürütebilecek.

İSRAİL SALDIRGANLIĞI GEMLENECEK
6) ABD’nin İran’a saldırısının bir amacı da İsrail hegemonyasında kurmak istediği yeni Ortadoğu düzeniydi. İran’ı aşamayan ABD, haliyle o düzeni kuramayacak. Bunun İsrail’e ve bölgedeki ABD projelerine çok ciddi etkisi olacak.

ABD’nin son dönemde geliştirdiği Güney Kafkasya’daki Trump Koridoru gibi projelerin vadelerinde kısalma baskısı oluşacak.

Durumdan en çok etkilenen de ABD’nin Ortadoğu’daki ileri karakolu İsrail olacak: İsrail saldırganlığı gemlenecek, İsrail içinde çok ciddi bir güç mücadelesi yaşanacak ve İsrail halkı içinde Filistin’i tanıyarak barış içinde yaşama eğilimi güç kazanacak.

7) İran’ı aşamayan ABD’nin artık küresel ilişkilere tek başına yön ve karar verebilmesi mümkün olmayacak. ABD’nin İran’da yenilgisi, küresel liderliğinin sonu ve uluslararası sistemde değişim demek. Çin uluslararası sistemde ABD ile eş düzeyde etkin konuma yükselecek. Bunun uluslararası düzene ve ilişkilere çeşitli etkileri olacak.

CUMHURİYET

İran- ABD arasında gerçekleştirilmesi ön görülen ikinci müzakere öncesi İran’dan gelen açıklamalar, ABD ile ilişkilerde gerilimin en üst seviyeye çıktığını düşündürür nitelikte! “Savaş halidir” ifadeleri dikkat çekerken, taraflar arasındaki tüm iletişim kanallarının durdurulduğu öne sürüldü.


İran- ABD arasında gerçekleştirilmesi ön görülen ikinci müzakere öncesi  İran’dan gelen açıklamalar, ABD ile ilişkilerde gerilimin en üst seviyeye çıktığını düşündürüyor! “Savaş halidir” ifadeleri dikkat çekerken, taraflar arasındaki tüm iletişim kanallarının durdurulduğu öne sürüldü.

İranlı üst düzey isimlerden  müzakere öncesi art arda dikkat çeken açıklamalar geldi.

 İranlı üst düzey isim Muhsin Rızai, ABD’ye yönelik sert ifadeler kullanarak, “Amerika’nın kemiklerinin nasıl kırıldığını bütün dünya duyacak. İran tek yürek, tek yumruk ve tek ses; ABD ise hep kafa karışıklığı ve stratejik hatalar içindedir. İran’ın cesur evlatları, güçlü elleri ve fedakâr halkın kenetlenmiş safları var” dedi.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu üyesi Hızırian ise, “Savaş kesindir! İran İslam Cumhuriyeti, ABD ile her türlü mesaj alışverişini durdurma kararı almıştır. ABD ile sosyal medya ve gazeteciler aracılığıyla yapılan her türlü iletişim durduruldu. Bu bir savaş halidir” ifadelerini kullandı.

Hızriyan ayrıca, “İran’ın kalkınma yolu direnişten geçiyor. İran halkının direnişinin karşılığını alma zamanı gelmiştir. Geri adım atmamız ve düşmanın önümüzdeki aylarda yeni planlarla geri dönmesine izin vermemiz düşünülemez” dedi.

Meclis Başkanı Galibaf da ülke içi birlik vurgusu yaparak, “İran’ın artık aşırısı-ılımlısı yoktur, bugün ülkemizin tamamı dinini ve vatanını savunan devrimci İranlıdır. Allah bir, lider bir, millet bir, yol birdir. Topyekûn demir bir yumruk gibi düşmanın tepesine inmeye hazırız” ifadelerini kullandı.

İran ve Türkiye arasında Bazergan-Gürbulak sınırında yapılan toplantıda, günlük tır geçişlerinin artırılması, gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması ve elektronik sistemlerin güçlendirilmesi konusunda anlaşmaya varıldı. Maku Serbest Bölgesi’nin ticarette daha etkin kullanılması da kararlaştırıldı.


İran Batı Azerbaycan Valisi Rıza Rahmani, İran Ekonomi Bakan Yardımcısı ve Gümrük Genel Müdürü Foroud Askari ve Türkiye Ticaret Bakanı ve Gümrük Genel Müdürü Sezai Uçarmak arasında yapılan ortak toplantıda, sınır ötesi ticareti artırmak için dönüştürücü kararlar alındı.

Bu toplantıda İran Batı Azerbaycan Valisi, ekonomik aktivistlere tam destek verdiğini ve gümrük kısıtlamalarının kaldırılması için özel emirler çıkararak sınırların kapasitesinden yararlanarak malların tedarik zincirinin sorunsuz hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Bazergan-Gürbulak sınırında gerçekleşen bu görüşmelerde, iki ülke günlük kamyon kabul sayısını artırma ve sınır engellerini acilen kaldırmak için ortak bir uzman ekibi oluşturma konusunda anlaştı.

Bu toplantıda alınan kararlar doğrultusunda, Maku Serbest Bölgesi ülkenin temel ihtiyaç maddelerinin tedarik merkezi olarak belirlenmiş ve bu bölgeden cep telefonu ithalatı için lisans verilmiştir.

Ayrıca, iç ihtiyaçların karşılanmasını hızlandırmak amacıyla,İran'ın Batı Azerbaycan Gümrüklerinin ülkenin temel ve stratejik öneme sahip bazı mallarının ithalatında güney limanlarının yerini almasına karar verildi.

Anlaşmaların bir diğer bölümünde ise elektronik bilgi alışverişinin güçlendirilmesine ve gümrük işlemlerinin daha akıllı hale getirilmesine vurgu yapıldı.

Mesud Pezeşkiyan, ABD’nin baskı politikaları ve askeri varlığını devam ettirmesi durumunda, Tahran’ın zorla dayatılan müzakere süreçlerine dahil olmayacağını belirtti.

Mesud Pezeşkiyan, ABD’nin baskı politikalarını ve bölgedeki askeri varlığını sürdürmesi halinde İran’ın “dayatılmış müzakerelere” katılmayacağını açıkladı. IRNA’ya göre Pezeşkiyan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile telefonda görüştü. ABD’nin son dönemde deniz ve saha kısıtlamalarını artırmasının diplomasi ve güven inşası açısından ciddi engel oluşturduğunu belirten Pezeşkiyan, sorunların çözümü için önce kuşatma ve benzeri operasyonel engellerin kaldırılması gerektiğini vurguladı.

DİYALOG İÇİN EŞİT ŞART VURGUSU

İran Cumhurbaşkanı, müzakere sürecinin ancak karşılıklı saygı ve güven temelinde ilerleyebileceğini ifade ederek, baskı ve tehdit altında yürütülen görüşmelerden sonuç alınamayacağını söyledi. İran’ın savaş başlatan taraf olmadığını ve bölgesel istikrarsızlık istemediğini dile getiren Pezeşkiyan, görüşmelerin yalnızca eşit şartlarda ve uluslararası hukuk çerçevesinde yapılabileceğini belirtti.

PAKİSTAN’DAN DESTEK VE GERİLİM UYARISI


Başbakan Şerif ise Pakistan’ın İran ile kardeşlik ve dayanışma ilişkilerine önem verdiğini belirterek, gerilimin düşürülmesine yönelik diplomatik çabalara destek verdiklerini ifade etti. Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan ile yürütülen temasların ateşkesin korunması ve kalıcı barış için kritik olduğunu söyleyen Şerif, İran’ın egemenliğini hedef alan hiçbir adımı kabul etmeyeceklerini vurguladı. Bölgenin hassas bir dönemden geçtiğini belirten Şerif, tüm taraflara itidal çağrısı yaptı.

 

İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi İletişim Dairesi Başkan Yardımcısı Mehdi Tabatabai, "Ülkenin üst düzey yetkilileri arasında görüş ayrılığı ve bölünmüşlük olduğu iddiası, İran düşmanlarının eskimiş bir siyasi ve propaganda oyunudur" dedi.
ABD ile İran arasında ateşkes ve müzakere sürecine ilişkin tartışmalar sürerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran yönetiminin "ciddi şekilde bölünmüş" olduğu yönündeki iddialarına Tahran’dan yalanlama geldi.

Cumhurbaşkanlığı Ofisi İletişim Dairesi Başkan Yardımcısı Mehdi Tabatabai, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, söz konusu iddiaları reddederek, "Ülkenin üst düzey yetkilileri arasında görüş ayrılığı ve bölünmüşlük olduğu iddiası, İran düşmanlarının eskimiş bir siyasi ve propaganda oyunudur. Bu günlerde sahada, toplumda ve diplomaside birlik ve görüş birliği eşi benzeri görülmemiş ve örnek teşkil edecek düzeydedir" dedi.

Açıklamasında diplomasi seçeneğini de gündemde tuttukları mesajını veren Tabatabai, "Yalan söylemek yerine verdikleri sözleri ihlal etmeyi, zorbalığı ve aldatmacayı bırakmalılar. Adalet, onur ve akılcılık temelinde yürütülecek müzakerelere kapı açıktır" ifadelerini kullandı.

Trump’tan "bölünmüş İran" iddiası

ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran yönetiminin "ciddi şekilde bölünmüş" olduğunu öne sürerek, Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asim Munir ile Başbakan Şahbaz Şerif’in talebi üzerine İran’a yönelik saldırıların durdurulmasının istendiğini söylemişti. Trump, İranlı yetkililerin ortak bir öneri sunmasına kadar ateşkesin uzatılacağını belirtmiş, ABD ordusuna deniz ablukasını sürdürmesi ve tüm unsurlarıyla hazır durumda kalması talimatını verdiğini ifade etmişti.(Ajanslar)

 İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan iki izinsiz geminin İran ordusu tarafından alıkonulduğunu bildirdi.

İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri, izinsiz olarak seyir güvenliğini tehlikeye atan, İsrail rejimiyle bağlantılı MSC-FRANCESCA ve EPAMINODES adlı iki gemiyi gözaltına alarak İran kıyılarına kadar eşlik etti.

Karadağ Denizcilik Bakanı Filip Radulovic, MSC-FRANCESCA gemisinde dört Karadağ vatandaşının bulunduğunu belirterek, nakliye şirketinin şu anda serbest bırakılmaları konusunda görüşmeler yürüttüğünü ve ‘yetkili devlet kurumlarının mürettebatla sürekli iletişim halinde olduğunu’ söyledi.

 
 

İran, Pakistan tarafına, Trump'ın İran'a yönelik deniz ablukası açıklaması geçerli olduğu sürece herhangi bir müzakere gerçekleştirilmeyeceğini bildirdi.
 İran ve ABD arasında Pakistanlı aracı üzerinden yürütülen mesaj trafiği, son günlerde ve ilk tur müzakerelerin sona ermesinin ardından da devam etti.

Söz konusu mesaj alışverişi, aslında ilk tur müzakereler sürecinin bir devamı niteliğinde. Yani, nihayetinde Amerikalıların aşırı talepleri ve emelleri nedeniyle sonuçsuz kalan müzakere sürecinin aynı çizgisi.

İlk tur müzakerelerin tamamlanmasının ardından, son dönemde Pakistanlı aracı yeniden mesajlar iletmiştir.

İranlı heyet, Trump'ın İran'a yönelik deniz ablukası açıklaması geçerli olduğu sürece herhangi bir müzakere gerçekleştirilmeyeceğini vurgulamıştır.

 

Arakçi: ABD, Tehdit Diliyle Diplomaside Ciddi Değil

Seyyid Abbas Arakçi, İran'ın ulusal çıkar ve güvenliğini korumak için tüm kapasitesini kullanacağını vurguladı.
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Arakçi ile Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Pazar akşamı bir telefon görüşmesinde bölgesel gelişmeler ve ateşkese ilişkin konuları ele aldı. 

Dışişleri Bakanımız, Pakistan'ın ateşkes ve savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerdeki nazik çabaları ve arabuluculuğu için teşekkür ederek, İran'ın savaşı sona erdirmek için diplomatik sürece girme konusundaki sorumlu yaklaşımını hatırlattı. Geçtiğimiz bir yıldaki acı deneyimlere ve ABD'nin tekrarlanan kötü niyetlerine, özellikle Haziran 2025 ve Mart 2026'da müzakerelerin ortasında İran'a yönelik askeri saldırganlığa ve son dönemde ateşkesi ihlal eden eylemlerine atıfta bulundu. 

Arakçi, İran'ın limanlarını, kıyılarını ve gemilerini tehdit etmeyi, tehdit içeren söylemleri, makul olmayan talepleri ve sürekli çelişkili ifadeleri, ABD'nin kötü niyetinin ve diplomaside ciddiyetsizliğinin açık göstergeleri olarak değerlendirdi ve İran İslam Cumhuriyeti'nin ulusal çıkar ve güvenliğini korumak için tüm kapasitesini kullanacağını belirtti. 

Pakistan Başbakan Yardımcısı da görüşmede, ülkesinin savaşı sona erdirme ve bölgede barışı tesis etme çabalarını anlatarak, bu bağlamda istişareleri sürdürme hazırlığında olduğunu vurguladı. 

İran ve Pakistan Dışişleri Bakanları ayrıca, bölgesel barış ve güvenliği koruma ortak hedefi doğrultusunda istişarelerin devam ettirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Amerikalıların bu gemiye saldırmasının ardından, İranlı güçler de bazı Amerikan askeri gemilerine İHA'larla saldırı düzenledi.
Tesnim Haber Ajansı'nın haberine göre, dünyanın en büyük askeri gücü olduğunu iddia edenler, deniz haydutlarının başı oldu!

Amerikalı terörist askerler saatler önce, Çin'den İran'a gitmekte olan Toskana adlı İran konteyner gemisine Umman Körfezi'nde saldırı düzenledi.

Amerikalıların bu gemiye saldırmasının ardından, İranlı güçler de bazı Amerikan askeri gemilerine İHA'larla saldırı düzenledi.

Trump saatler önce, Amerikalı teröristlerin bu gemiyi ele geçirdiğini iddia etti. İran daha önce, Amerikalıların herhangi bir eylemine misilleme yapılacağını duyurmuştu.

ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasını ilan etmesiyle eş zamanlı olarak, İran da Hürmüz Boğazı'nı tamamen kapatmış ve İran'ın izni olmadan bölgeden geçen her gemi veya tankerin İranlı güçler tarafından cezalandırılacağını bildirmiştir.

 

Hatem'ül Enbiya Karargahı: Amerikalıların Deniz Haydutluğuna Yakında Cevap Verilecek

Hatem'ül Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü, ABD ordusunun deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemlerine yakında cevap verileceğini açıkladı.
Tesnim Haber Ajansı'nın savunma servisinin haberine göre, Hatem'ül Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü şu ifadeleri kullandı:

"Saldırgan Amerika, ateşkesi ihlal ederek ve deniz haydutluğu yaparak, Umman Denizi sularında İran'a ait ticari gemilerden birine ateş açmış, navigasyon sistemini devre dışı bırakmış ve bir grup silahlı teröristini söz konusu geminin güvertesine çıkararak saldırıda bulunmuştur.

İran İslam Cumhuriyeti silahlı kuvvetlerinin, ABD ordusunun bu deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemine yakında cevap vereceğini ve misilleme yapacağını ilan ederiz."