کارگر

کارگر

Pazartesi, 21 Temmuz 2014 10:00

Gazze’de her yer kan gölü

İsrail savaş uçakları, Gazze’nin Şecaiyye bölgesinde saldırılardan kaçan sivilleri bombaladı. Çoğu çocuk en az 72 kişi öldü. 8 Temmuz’dan bu yana İsrail saldırılarında ölenlerin sayısı 500′ü geçti.

İsrail savaş uçakları, Gazze’nin Şecaiyye bölgesinde saldırılardan kaçan sivilleri bombaladı. Çoğu çocuk en az 72 kişi öldü. 8 Temmuz’dan bu yana İsrail saldırılarında ölenlerin sayısı 500′ü geçti.

Gazze’nin Şecaiyye bölgesinde İsrail savaş uçakları saldırılardan kaçan sivilleri hedef aldı. Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref Kudra savaş uçaklarının bombardımanında en az 72 kişinin öldüğünü, 400′den fazla kişinin de yaralandığını açıkladı.

Al Jazeera muhabiri Vail Dahduh, Şecaiyye bölgesine yönelik bombardımanın sadece binaları değil, kaçmaya çalışan sivilleri planlı bir şekilde hedef aldığını söyledi.

Dahduh ayırıca Şecaiyye dışında Tuffah, Zetun ve Şaif bölgelerinin çok ağır bombardımana maruz kaldığını belirtti.

Saldırıda yaralananlar Gazze Şifa Hastanesi’ne getirildi. Hastane yetkilileri morglarda yer kalmadığını söyledi.

 

‘İsrail katliam yaptı’

Hamas’ın sözcüsü Sami Ebu Zuhri İsrail’in Şecaiyye bölgesinde bir katliam yaptığını ve savaş suçu işlediğini söyledi.

Ebu Zuhri, “İsrail, uğradığı yenilgiye karşı sivillere yönelik saldırılarını yoğunlaştırıyor. Şecaiyye bölgesindeki evlerin çoğu uyarı vermeden sakinleri içindeyken vuruldu.” dedi.

Ebu Zuhri, Gazze’ye uygulanan ablukanın kaldırılmasını, Batı Şeria’da tutuklanan Filistinlilerin serbest bırakılmasını ve İsrail’in tüm saldırılarını durdurmasını istediklerini sözlerine ekledi.

Hamas’ın bir diğer sözcüsü Fevzi Berhum ise İsrail’in Şecaiyye’de katliam yaptığını ve amacının halkın irdesini kırmak olduğunu söyledi.

Filistin direnişinin tüm gücüyle savaştığını ifade eden Berhum, “Ateşkes yok, teslim yok. İsrail şartlarımızı kabul edene kadar savaşacağız. Dünyayı kanımızla utandıracağız.” dedi.


‘Parçalanmış cesetler sokakta’

Kudüs Tugayları Sözcüsü Ebu Ahmed geceden bu yana Şecaiyye’de 1000′den fazla saldırı düzenlendiğini belirtti. Ebu Ahmed, “İsrail ordusu şu an sivillere sıfır mesafede duruyor. Eğer savaşmazsak sivillerin bölgelerine girip katliam yapacak. İsrail soykırım gerçekleştiriyor.” diye konuştu.

Ebu Ahmet ayrıca, Şecaiyye ve Han Yunus’ta şiddetli çatışmalar olduğunu ve geceden bu yana en az 20 İsrail askerinin öldürüldüğünü belirtti.

 

‘Hedef maksimum zarar vermek’

Al Jazeera’nin Filistin Büro Şefi Velid Ömeri ise İsrail’in son yaptığı saldırıların hedefinin maksimum zarar vermek olduğunu belirtti.

Al Jazeera’nin bir diğer muhabiri Civara Budeyri ise İsrail Gazze’ye yönelik artan saldırılarına rağmen Gazze’den atılan roketlerin durmadığını ve İsrail tarafından sirenlerin duyulmaya devam ettiğini söyledi.

Budeyri, “Kara saldırısının başında İsrail’in açıkladığı hedef Gazze’deki Hamas’ın gücüne darbe vurmaktı, ama şimdi İsrail tarafından Gazze’nin bir kısmını tekrar işgal etmesi ile ilgili talepler duyuyoruz.” diye konuştu.

 

Ölenlerin arasında gazeteci

Şifa Hastanesi’ne gelen cesetlerin arasında bir de gazeteci, bir de sağlık ekibi üyesi bulunuyor.

Halid Hamad ismindeki gazetecinin çalıştığı kurum henüz belli değil.

Sağlık ekibi üyesinin saldırıdan kurtulan arkadaşı İsrail’in kendilerini doğrudan hedef aldığını söyledi.

 

Ambulansların girmesine izin yok

Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref Kudra, İsrail’in Şecaiyye bölgesini kapalı askeri bölge olarak ilan ettiğini ve bölgeye ambulansların girişine izin verilmediğini söyledi. Kudra, Şecaiyye sokaklarında ulaşılamayan onlarca ceset olduğunu belirtti.

Kudra ayrıca 8 Temmuz’da başlayan İsrail saldırılarında şimdiye kadar ölen Filistinlilerin sayısının 502′ye, yaralı sayısının ise 3135′e yükseldiğini söyledi.

Pazartesi, 21 Temmuz 2014 09:50

UAEK: "İran taahhütlerine bağlı"

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu tarafından en son raporda, İran’ın taahhütlerine bağlı kaldığını bildirildi.

Viyana’da yayınlanan Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun en son İran raporunda, İran’ın taahhütlerine bağlı kaldığını bildirildi.

Cenevre anlaşmasının icrası doğrultusunda yayınlanan söz konusu bildiride, yüzde 5 üzerinde zenginleştirmeme konusuna, yeni tesislerin monte edilmesine, yüzde yirmilik UF6 stokunun yarısının U235-yüzde 5’liğe indirilmesine, Tahran araştırma reaktöründe geri dönüşümlü çalışmaların durdurulmasıne ve IR-40 formun doldurulmasıne vurgulanmıştır.

 

 

Pazartesi, 21 Temmuz 2014 09:45

İran Voleybolu dünya dördüncüsü

Dünya Ligi karşılanmaları kapsamında önceki akşam üçüncülük mücadelesi veren İran Voleybol Milli takımı İtalya karşısında yenilerek dünya dördüncüsü oldu.

Mehr haber ajansı muhabirinin bildirdiğine göre, altı üstün takımın karşılaşmasıyla İtalya’nın Floransa kentinde düzenlenen Dünya Ligi karşılaşmalarının yarı finali kapsamında Pazar akşamı İran takımı üçüncülük mücadelesi için İtalya takımı ile karşı karşıya geldi. Bu karşılaşmada İran takımı 3-0 yenilerek dünya dördüncüsü oldu.

Öte yandan dün gece Amerika ve Brezilya takımları final maçı için karşı karşıya geldi. Bu nefes kesen zor musabakada Amerika Voleybol Milli Takımı Brezilya’yı 3-1 mağlup ederek dünya ligi şampiyonu ünvanını hak kazandı.

Ayrıca bu rekabetlere İranlı pasör Said Maruf musabakların en iyi pasörü ünvanına seçilerek 10 bin dolarık ödülü hak kazandı. Amir Gafur ise 71 puanla rekabetlerin en çok paun getiren oyuncusu olarak seçildi.

Gafur’dan sonra Amerikalı oyuncu Tailor Sander, Gafur’dan 29 puan farkla bu açıdan ikinci oldu.

Pazartesi, 21 Temmuz 2014 09:42

İran Siyonist rejimini kınadı

İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Gazze şeridine saldırılarını tırmandıran işgal rejimi İsrail'i kınadı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Merziye Efhem, yaptığı açıklamasında, Siyonist rejiminin Gazze'nin eş-Şuccaiye bölgesinde işlediği savaş suçlarını kınayarak, İran milleti ve devletinin geçmişte olduğu gibi, Filistin halkı ve direnişin yanında olduğunu belirterek, bu rejimin vahşi saldırılarına karşı asla sessiz kalmayacağını ifade etti.

Müslüman milletler ve bütün hür insanların Dünya Kudüs gününde Filistin halkına destek vermek suretiyle, Siyonist rejime unutmayacağı bir ders vereceklerini kaydetti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ayrıca bölgesel ve uluslar arası örgütleri, göreve çağırarak, işgal rejiminin Filistin halkına karşı işlediği cinayetleri kınamak ve durdurmak için acil girişimlerde bulunmasını istedi.

Siyonist rejimin Gazze'nin eş-Şuccaiye bölgesine bugün düzenlediği saldırılarda en az 50 Filistinli şehit olurken 400 kişi de yaralandı.

İran İslami Şura Meclisi Başkan Vekili, siyonist İsrail rejiminin Gazze'ye yönelik saldırısı karşısında direnmenin, sulta düzeni karşısında imandan kaynaklanan kudret ve iktidarın tecellisi olduğunu söyledi.

Iran Islam şura Meclisin bugünkü oturumu açılışında konuşan İran İslami Şura Meclisi Başkan Vekili Muhammed Hasan Ebu Turabi Ferd, Gazze'de Allah Resulü Hz. Muhammed (asv) ve İmam Ali (as)ın mensuplarının oruçlu olarak zalimler, çocuk katilleri ve canilerle mücadele safında yer aldıklarını belirterek, Gazze'nin sulta düzeninin çekmeleri altında olan kimselerin mazlumluğunun simgesi olduğunu söyledi.

Arapların, siyonist İsrail rejiminin bunca zulüm ve cinayetleri karşısında sessiz kalmalarını eleştiren Ebu Turabi Ferd, İran halkının tüm gücüyle Gazze halkının yanında yer aldığını ve siyonist İsrail rejiminin tam bir yenilgiye uğraması beklentisi içinde olduğunu söyledi.

Siyonist İsrail rejimi 8 Temmuz 2014 tarihinde Gazze'ye yönelik başlattığı insanlık dışı saldırıda şimdiye kadar 357 kişi şehid olmuş ve 2700'ü aşkın kişi de yaral

Lübnan’ın önde gelen Sünni âlimlerinden Şeyh Mahir Hammud 18 Temmuz 2014 Cuma tarihli hutbesinde Gazze’deki direnişin bizim için önemine değindi ve suskun kalmakla yetinmeyip bir de İsrail’e hak veren ümmete serzenişte bulundu:

Suriye’de cihad fetvaları veren müftüler Gazze’de nerede?

“Ramazan ayı… Cihad ayı… Büyük Bedir zaferinin yaşandığı ay… Böyle bir zamanda bir grup, tüm imkânlarını dünyalık zevklere, fitneci eylemlere ve kirli kavgalara harcayan ümmetin yerine tarihi bir savaşa giriyor. Ümmet öyle bir hale gelmiş ki, yöneticiler artık Amerika’dan ve onun arkasındaki İsrail’den söylemleri için emir alıyorlar. Öyle ki artık ümmetin maslahatını değil, kendi maslahatlarını ön planda tutuyorlar. Bu insanların yalnızca Amerika’nın komplolarına kukla olduklarını kabul etmiyoruz. Bilakis bu kimseler İsrail’in düşmanca eylemleri üzerinden anlaşmaya varıyorlar.

Bu noktada bizi özellikle ateşkes çağrısı yaparken Filistin’i değil, İsrail’i muhatap alan Mısır’ın tavrı üzdü. Mısır çağrı yaparken İsrail’i hedef alarak, üzerinde planlar yapılan, hedef tahtasına oturtulan Filistin’i yok saydı.

Arap dünyasında “Sahte Arap Baharı” adıyla büyük bir komplonun döndüğünü görüyoruz. Benzeri bir komplo Bush zamanında öncelikle “Yaratıcı Kaos” başlığı altında, daha sonra “Yeni Ortadoğu” adıyla piyasaya sürülmüştü. Tüm bu komploların Arap ve İslam dünyasında kısmen başarıya ulaştığını görmek zor olmayacaktır. Söz konusu komplo öncelikle direnişi destekleyen Suriye’yi cezalandırdı. Daha sonra Lübnan’daki direnişi cahil mezhepçi söylemlerin muhasarasına aldı. Aynı komplo bugün özellikle Mısırlıların ve Arapların büyük bir kısmını Filistin’deki direnişin karşısına geçirdi. Üstelik direnişi itibarsızlaştırmaya çalışan İsrail’e de bu sebeple daha da yakınlaştırdı.

Biz direnişe yönelik herhangi bir eleştiri yöneltirken, uyarı mahiyetinde eleştiriler yöneltiyoruz. Asla eleştirilerimiz birilerinin yaptığı gibi alay etmeyi, boykot etmeyi, direnişi küçük görmeyi amaçlamıyor.

Bugün özellikle Hamas’ın ve İslami Cihad’ın başında olduğu tüm direniş gruplarının her türlü küçümsemeden, değersizleştirmeden uzak olduğunu yüksek sesle haykırıyoruz. Ve açık sözlülükle şunu söylemeliyiz ki, gerçek cihad budur. İslamcıların İslam’la, vatanseverlerin vatanlarıyla imtihanı da bu noktada ortaya çıkar. Direnişe eleştiri getirerek İsrail’in safında yer alan kimse ne vatansever ne de İslamcı olamaz.

Peki, Suriye’de cihad (!) fetvaları veren müftülerin fetvaları nerede? Libya’ya NATO müdahalesini hoşnutlukla karşılayan müftüler nerede? Amerika’nın Şam’a füze fırlatma planına alkış tutanlar nerede? Ümmetin acılarına, ümmetin yıkımlarına, ağlayışlarına kimse ses çıkarmıyor mu? Neden herkes suskun?

Özellikle Mısır’la alakalı olarak şu soruyu soruyoruz: “Sizin içinizden Hamas’ın Mısır sahnesindeki siyasi duruşunu göz ardı etmek gerektiğini ifade edecek ileri görüşlü hiç mi kimse çıkmıyor? Nitekim Hamas’ın ya da Hamas’ın alt kollarının Mısır’daki patlamaların ya da Mısır Güvenlik Güçlerine yönelik saldırıların arkasındaki güç olma ihtimali yoktur. Saldırılar olsa olsa Hamas yönetiminin kararlarının dışına çıkıp disiplinsizce hareket eden bazı kişiler tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha da kötüsü, Mısır’ın Hamas’ın ateşkesi kabul etmemiş olması hasebiyle akan kanın sorumluluğunu Hamas’a yüklemesi asla doğru bir adım olmayacaktır.

Biz Hamas’ın Suriye’deki tavrını eleştirdik, bu doğru. Ancak son dönemde fitneyi daha da körüklemek için bunu kullananlar oldu. Bu kimseler cahil mezhepçilik söylemi üzerinden direnişi ve İslam ümmetini vurmaya çalıştılar.

Biz her zaman söylediğimizi söylüyoruz. Hamas’ı, İslami Cihad’ı ve onlar gibi Filistin’de direniş gösteren tüm grupları siyasi hatalarını göz ardı ederek direniş grupları olmaları hasebiyle destekledik. Bugün Hamas ve İslami Cihad Filistin’deki direnişin başını çekiyorlar. Ve biz onları bu sebepten sonuna kadar destekliyoruz. Bu sebeple bugün siyasi ayrılıkların, anlaşmazlıkların gündem edilmesi, ancak direnişçileri ve direnişi karalamaya yarar sağlar.

Biz yakın bir zamanda Allah’ın yardım göndereceğini, Gazze’de mücahitlerin yanında savaşan melekleri göreceğimizi ümit ediyoruz. Hak için batıl karşısında yürütülen her mücadeleye Bedir Savaşı’nda da olduğu gibi Allah’ın izniyle melekler eşlik edecektir. “Zafer ancak Aziz ve Hâkim olan Allah’ın katındandır.” (Ali İmran:126)

Diğer yandan geçen hafta söylediğimiz ve büyük beğeni alan bir söz vardı. “Eğer Arapların İsrail’e karşı savaşmasını istiyorsanız, onlara İsrail’in Şiileştiğini söyleyin.” Bu sözün Suudlu büyük âlim ve araştırmacı Şeyh Hasan Ferhan El-Maliki’ye ait olduğunu ifade etmek isterim. Allah ondan razı olsun.

islamaktuel

 

İran milletinin mazlum Filistin halkına destek vermesinin zaruretini anlatan İslami Şura Meclisi Başkanı, İslam ülkeleri arasında Filistin eksenli birlik oluşmasını ümit etti.

Meclisin açık oturumunda konuşan İslami Şura Meclisi Başkan Ali Laricani, kendisinden önce mecliste söz alan Filistin büyükelçisi ve Hamas temsilcisine teşekkürlerini dile getirerek, bu toplantı İran milleti ve İslami Şura Meclisin Filistin’de direniş cephesine verien desteğin simgesi olduğunu ifade etti.

Bölgedeki müslüman ülkeler arasında meydana gelen tafrika ve bölgesel krize işaret edn Laricani, İslam ümmeti arasında vahdet oluşmasına vurgu yaptı.

İran milletinin mazlum Filistin halkına destek vermesinin zaruretini anlatan İslami Şura Meclisi Başkanı, İslam ülkeleri arasında Filistin eksenli birlik oluşmasını ümit etti.

cumhurbaşkanı ve banklar kurulu üyelerini kabul eden İslam İnkılabı Rehberi, hükümeti Gazze faciasıyla ilgili tutum ve girişimlerinden dolayı takdir etti.

İran devlet televizyonun haberine göre, Gazze faciasına ve bura başta çocuk ve kadınlar olmak üzere Gazze halkının katliam edilmesine temas eden İmam Hamanei, bu konuyla ilgili sayın cumhurbaşkanı ve hükümetin tutum ve girişimlerinin çok yerinde ve uygun olduğunu belirterek, Gazze meselesinin tam anlamıyla bir musibet olduğunu ve Siyonist İsrail rejiminin İslam aleminin gafletini suiistimal ederek böyle bir faciayı gerçekleştirdiğini söyledi.

İmam Hamanei, "Gazze halkının gasıp Siyonistlerce katliam edilmesi, aralarındaki ihtilafları bir kenara koyarak birleşmeleri konusunda İslam ülkeleri ve halklarını kendine getirmelidir" dedi.

 

 

 

İran İslami Şura meclisinin bugünkü oturumunda birer konuşma yapan Filistin direniş hareketi grupları temsilcileri, işgal rejimi İsrail’in Filistin halkı aleyhindeki cinayetlerinin cevapsız kalmayacağını bildirdiler.

Filistin’in Tahran elçisi Salah Zavavi, meclisin bugünkü oturumunda Filistin gelişmeleriyle ve siyonistlerin cinayetleriyle ilgili bir rapor sunarak, direnişin Filistin ulusal dayanışma ve vahdetini daha da pekiştirdiğini, Filistin halkının zafer ve kurtuluş sabahını göreceğini ve Gazze savaşının bu büyük zaferin başlangıcı ve batının projesinin planının yenilgisi olacağını bildirdi.-

Filistin İslami Deriniş Hareketi HAMAS’ın Tahran temsilcisi Halid Kaddumi de bu toplantıda yaptığı konuşmada İran meclis başkanı ve milletvekillerine teşekkürlerini bildirerek, Filistin halkının ihtilaf ve anlaşmazlıkları bir kenara koyarak kesin zafere kadar siyonist İsrail rejimine karşı direnişi sürdürmede kararlı olduğunu bildirdi.

Filistin’in İslam ümmetinin hassas miheng taşı olduğunu ifade eden İslami Cihad Temsilcisi ise, direnişi yenilmeye uğratmak yolunda kurulan komplolara işaret ederek, İslam toplumunu şom komplolara karşı uyardı.

İslami Cihad Temsilcisi Nasır Ebu Şerif, bölgede bazı kimseler Filistin milletinin zaferini sevineceğini, buna karşı bazı kimseler Filistin’e darbe vurmak peşinde olduğunu ifade etti.

Filistin’in İslam ümmetinin hassas miheng taşı olduğunu ifade eden İslami Cihad Temsilcisi, direnişi yenilmeye uğratmak yolunda kurulan komplolara işaret ederek, İslam toplumunu şom komplolara karşı uyardı.

Ebu Şerif, fasıt Siyonist rejimin yapısı yıkılmakta olduğunun altını çizerek, Lübnan ve Gazze Şeridi’nde yenilgiye uğrayan bu rejim, Gazze’ye saldırılar gerçekleştirerek kendini ihya etmeye çalıştığını kaydetti.

 

Çarşamba, 16 Temmuz 2014 04:58

Kadir Gecesinde Vazifemiz Nedir?

Kadir Gecesi iki açıdan bizim için değerlidir. Söz konusu olan sadece bu iki eksenel unsurdur. Bu gece o iki eksenel unsuru bir araya toplayabilir. Bu iki eksenel unsurun biri Kur’an, diğeri İtrettir.

 

Bu, Resulullahın zat-ı akdes-i ilahi tarafından insani ve İslami, bil husus şia toplumlarına tanıttığı iki ağır yüktür; şöyle buyurmuştu: “Ben aranızda iki ağır emanet bırakıyorum”. Kadir gecesi Kur’an’a ve Ehlibeyte tevessül gecesidir.

“Kur’an’ı elinize alın, duası var; sonra başınızın üzerine koyun, duası var ve bu 14 masumun adını anın” denmesinin sebebi Kur’an’ın Ehlibeytin yanında, Ehlibeytin de Kur’an’ın yanında olmasıdır. Bu iki ağır yük, Allah’a tevessül vesilemizdir. Kur’an ve itrete tevessül konusunda kısa bir açıklamayla inşallah açık bir kalp ile Kur’an ve Ehlibeyte tevessül etmeye muvaffak olalım ve o nihai bereketleri zat-ı akdesten isteyelim.

Allah’ın Kendilerine Yakınlığına Rağmen Bazılarının Uzak Oluşu

Zamansal veya mekânsal olayda bu oran eşittir; yani eğer bir şey başka bir şeye yakın ise, o da buna yakındır; ya da ondan uzak ise, o da bundan uzaktır. Fakat manevi yakınlık ve uzaklıkta böyle değil; birisi yakın iken diğeri uzak olabilir. Allah herkese yakın iken “ve o, sizinledir nerede olursanız” fakat bir grup “sanki onlara pek uzak bir yerden nidâ edilmede.” Kafir, mülhit ve münafık Allah’tan uzaktırlar. İşrakiye felsefesinde böyledir. Manevi yakınlık ve uzaklıkta böyledir; Allah yakındır fakat kul uzak.

Kulların Allah’a Yakınlık Vesileleri ve Yardımıyla Yakınlaşması

Eğer uzak kul yakın olan Allah’a yaklaşmak isterse, vesile gerekir. İbadeti vesiledir, Kur’an ve itret vesiledir; “ve onu vesîleyle arayın” ayeti de, bir dizi işlerin vesile olduğunu ispatlamaktadır. Lakin yılın en üstün geceleri olan Kadir gecesi, Kur’an ve itrete tevessül gecesidir. Bu iki vesileyi muhterem kılalım, başımızın üzerine koyalım, mukaddes isimleri dillerimizde cari edelim, Allah’a tevessül edelim ve bu uzaklığımızı yakınlığa çevirelim, kendimizi kurtaralım, ebedi olarak kurtulalım. çünkü Allah etmesin eğer bir kimse bu günlerde kendini kurtaramazsa, devamlı köledir; borçlu ve köle insanı ise rehin alırlar. Eğer birisi borçlu olursa, Allah’ın hakkını eda etmezse, borçluyu rehin alırlar.

Günahkâr İnsanın Kendi Amellerinin Esiri Olması

Kur’an’da geçen “Herkes kazandığına karşılık bir rehindir.” Ve “Herkes kazancı mukabilinde bir rehindir.” Ayetlerinde rehin olmak borçlulara mahsustur. Normal ve maddi borçlarda mülkü ipotek ederler fakat itikat ve ahlak meselelerinde insanın kendisini rehin alırlar. Eğer birisi Allah’ın hakkını eda etmezse o kişiyi rehin alırlar. O kişi hakkı eda edemez çünkü bağımlıdır ve özgür değildir. Allah resulünün nurlu hutbesinde şöyle geçer: “Nefisleriniz günahlarınızın rehinidir, istiğfar ederek nefislerinizi kurtarın.” Yani günah işlediğinizde borçlu olursunuz; borçlu rehin bırakmalı, Allah sizin kendinizi rehin alır, siz bağlısınız; mübarek Ramazan ayında istiğfar ile kendinizi azat edin.

Mukarreblerin Ahrara Üstünlükleri

Kur’an ve itrete bu tevessülümüz, ahrardan olmamız adına kendimizi özgür kılmak içindir. Bundan sonrasında birçok aşama vardır. Eğer azat olsak, daha yeni ashab-ı yeminden olmuş oluyoruz! Ashab-ı yemin olmakla mukarreblerden olmak arasında çok fasıla vardır. “Herkes, kazancına bağlıdır. Ancak sağ taraf ehli başka.” Sağ taraf ehli olanların işleri kutlu ve mübarektir, sözlerinde, yazılarında ve davranışlarında şer, fesat ve fitne yoktur, özgürdürler, ahrardandırlar.

Fakat onlarla mukarreplerin arasında büyük fasıla vardır. Onlar mukarreplerin gözetimi altındadırlar; ne iş yapsalar mukarrepler görürler. “şüphe yok ki iyi kişilerin amel defterleri, illiyyîn’dedir. Ve nedir, bilir misin illiyyîn? Bir kitaptır ki yazılmış. Onu görür ancak mâbutlarına yaklaştırılanlar.” Ebrarın amel defterleri, mukarreplerin gözetim ve aydınlatması altındadır. Mukarreplerin, ebrarın sahip olmadığı yüce dereceleri vardır.

Kadir Gecesinde Kur’an Ve Ehlibeyte Tevessül

Bizim bu gecedeki çabamız, kendimizi ahrar ve özgürlerin arasına katarak ashab-ı yeminden olmak olmalıdır; ondan sonra inşallah mukarreplerin makamına ulaşma ümidi de vardır. İpoteği kaldırabilecek, köleyi azat edebilecek ve esiri kurtarabilecek o önemli vesile Kur’an ve itrettir. İtretin örnek ve simgesi, bu gecenin ona ait olduğu Ali b. Ebu Talib’dir. Eğer bir kimse kalbinde velayeti ve canında Kur’an’ı taşıyorsa, bu iki ağır yükle Allah’a tevessül etmeli. Kur’an’ı başının üzerine koymalı yani Kur’an bütün işlerimizin başındadır ve 14 masumun adını anmak yani bunlar Kur’an’ın müfessirleridir, hükümlerini uygulayanlardır, açıklayıcısıdır, tanıtıcısıdır, hükümlerinin koruyucusudur. çyleyse Kadir gecelerinde vazifemiz, bu iki ağır emanete tevessül ederek Allah’a yakınlaşmaktır.

Kadir Gecesi Gibi Bazı Günlerde Allah’ın Özel Tecellisi

Diğer bir konu şu ki her zaman bu iki ağır emanete tevessül edilebilir lakin Kadir gecesinin diğer geceler ve zamanlarda bulunmayan bir özelliği vardır. Hz. Musa’nın (a.s) kavminin olayı için bazı muvaffakiyetler vardır ki Allah şöyle buyurdu: “ve onlara Allah’ın günlerini an” Yani bazı günler vardır ki Allah o günlerde özel olarak tecelli eder, mustazaf İsrail Oğullarının muvaffakiyetine ve Firavunların devrilmesine sebep olur. Halkı o Allah günlerinden haberdar et ki sabırlıları aşıp daha sabırlılardan olsunlar ve zafere ulaşsınlar. İslam’da Kadir gecesi, Hz. Musa’nın Allah günleri konumundadır.

Kadir Gecesini İhya Sayesinde Zulmün Giderilmesi

Eğer birisi bu Kadir gecesini ihya eder, velayeti ihya eder ise her asrın firavunları da yok olur; artık ne Irak’ta ne Afganistan’da bir zulüm ve ne de Filistin ve başka yerlerde kan dökülmesini görürüz! Allah Hz. Musa’ya buyurdu: İnsanları Allah günlerine yönlendir ki zulüm ortadan kalksın; bizim peygamberimize de buyurdu: İnsanları Kadir gecesine davet et ki zulüm düşsün. Demek ki bu Kadir gecesi bizim için belirleyicidir.

Gözyaşı Ve Feryat; Müminlerin Düşman Karşısındaki Silahı

Biz hak üzere olduğumuz için hakikate tevessül etmeliyiz. Demire yaslandığımızdan fazlaca feryada yaslanırız. Bizim dualarımızın kabulündeki silahımız Kumeyl duasında okuduğumuz ah-u figanlarımızdır: “ve silahı gözyaşı” Allah’ım bize dedin ki silahlanın; silahımız gözyaşımız ve bizler gözyaşını Kadir gecelerinde biriktiririz. Zayıf ve az sayıdaki bir millet Allah’ın izniyle güçlü ve sayısı fazla bir millete galip gelebilir. Allah, Irak ve Afganistan milletini, ne zaman ki İran halkı gözyaşlarıyla Allah’tan onların zaferini istese kurtaracaktır. Zahiri üzüntünün hiçbir etkisi olmaz. Bir gün Firavundan kurtulan İsrail Oğulları bugün Firavunun yaptıklarını yapıyorlar! Allah onlara buyurmuştu: Biz size kudret verdik: nasıl davranacağınıza bakmak için Müslümanlara da buyuruyor: Eğer gözyaşı, nale ve dua silahıyla silahlanırsanız, sizleri de muvaffak kılacağız.

Ayetullah Cevadi Amuli