Operasyon Uranyum: ABD'nin pilot yalanı 200 km ile çöktü

Rate this item
(0 votes)
Operasyon Uranyum: ABD'nin pilot yalanı 200 km ile çöktü

ABD'nin 'pilot kurtarma' olarak çerçevelediği operasyonun arkasında nükleer tesislere yönelik gizli bir uranyum sızması mı var? Uzmanlar, tek bir pilot için feda edilen uçakları, askerleri ve sahadaki 200 km'lik sapmayı işaret ediyor. Washington’un 'destansı fiyaskosu'na yeni bir katman ekleniyor.

Aydınlık gazetesinin “Destansı Fiyasko” başlığıyla manşete taşıdığı cumadan pazara kadar süren 36 saatlik ABD operasyonuna ilişkin soru işaretleri büyüyor. Washington’un “pilot kurtarma” diye sunduğu harekâtın aslında bambaşka bir amaç taşıdığına dair hem sahadan hem uzmanlardan çarpıcı değerlendirmeler geliyor.

‘KURTARMA’ HİKÂYESİ ÇÖKÜYOR

İran Dışişleri Sözcüsü İsmail Bekayi, operasyonun en kritik çelişkisine işaret etti: ABD’nin iniş yaptığı bölge ile pilotun bulunduğu iddia edilen nokta arasında ciddi bir mesafe var.

Bekayi’ye göre pilotun Kohgiluye ve Buyer Ahmed bölgesinde olduğu öne sürülürken Amerikan unsurları İsfahan’ın güneyine indi. Bu tablo, “kurtarma” anlatısını zayıflatıyor.

İranlı sözcü bu nedenle operasyonun bir tahliye değil, “aldatma ve kaçış planı” olabileceğini söyledi. Hatta daha ileri giderek, İran’ın yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum stokuna yönelik bir girişim olma ihtimalini gündeme taşıdı.

 
Bekayi bu tablonun, ABD için “ikinci bir Tabas” yani yeni bir tarihî hezimet anlamına geldiğini vurguladı.

ABD'nin 36 saatlik operasyonu ve "Tabas" ilişkisiyle ilgili daha fazla ayrıntıya aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

ABD’nin kaybı 500 milyon dolar! Destansı fiyasko


OPERASYONUN KIRILAN MANTIĞI
Eski CIA analisti Larry C. Johnson ise teknik ayrıntılar üzerinden ABD anlatısını daha da zora sokuyor.

Johnson’a göre operasyonun kalbinde ciddi lojistik açmazlar var:

"Küçük MH-6 helikopterlerin menzili sınırlı. Gidiş-dönüş için havada kalmaları neredeyse imkânsız. Bu nedenle C-130’ların yakıt ikmali için yerde olması gerekiyor. Tüm bunlar, operasyonun “hızlı gir-çık” tarzı basit bir kurtarma görevi olmadığını gösteriyor."

Johnson bu durumda şu soruyu yöneltiyor: “Tek bir pilot için neden bu kadar büyük bir kuvvet gönderildi?”

Normal şartlarda böyle bir görev için sınırlı sayıda helikopter yeterliyken sahaya çok sayıda hava aracı ve yüzlerce personel sürüldüğü anlaşılıyor. ABD basını operasyona “yüzden fazla” personelin katıldığını bildirmişti.

Bu tablo Johnson'a göre iki ihtimali güçlendiriyor: "Ya sahada beklenmedik derecede sert bir çatışma yaşandı ya da görev baştan itibaren çok daha kapsamlıydı."

Johnson daha da ileri giderek eğer F-15 cuma günü düşürülmeseydi, "Natanz’daki nükleer tesise yönelik kara harekâtı başlayabilirdi." diyor.

ORANTISIZ PLAN
Eski istihbaratçı zayiatla operasyonun açıklanan “hedefi” arasındaki dengesizliğe şu sözlerle dikkat çekiyor:

“Sayılara bakarsak, ABD birçok uçak kaybetti, çok sayıda asker öldü veya yaralandı. En az bir Amerikan askeri enkaz altında hayatını kaybetti. Yani çok sayıda uçak, çok sayıda kayıp ve yüz milyonlarca dolar zarar söz konusu.

Normalde askeri komuta bunu yapar mı? Bir adamı kurtarmak için çok adam kaybetmek ve bu derecede ekipman zayiatını göze almak normal bir karar değildir. Hele ki İranlıların savaş esirlerine bizim son savaşlarda davrandığımızdan daha iyi davranacağını düşünürsek.”

HEDEF BAŞKA MIYDI? 200 KİLOMETRELİK SORU
Gazeteci Gaffar Yakınca da sahadaki coğrafi çelişkiye dikkat çekiyor.

Yakınca’ya göre pilotun bulunduğu iddia edilen nokta ile operasyonun düzelendiği alan arasında yaklaşık 200 kilometre mesafe var. Bu fark, klasik bir kurtarma operasyonu için açıklanabilir değil.

Dahası, operasyonda kullanılan çok sayıda hava aracı ve görev alan yüzden fazla personel, “tek pilot” senaryosunu zorluyor. Yakınca şu sonuca varıyor:

“Bu bir kurtarma operasyonundan ziyade, İran içinde uranyum hedefli bir sızma girişimi olabilir.”

ZİNCİRLEME KAYIPLAR TESADÜF MÜ?
Hem İranlı yetkililer hem de uzmanların işaret ettiği bir diğer nokta ise operasyonun kontrolsüz şekilde büyümesi.

Yakıt sorunu, menzil sınırı ve yoğun çatışma ihtimali birleşince ABD’nin zincirleme kayıplar verdiği görülüyor. Bu da operasyonun baştan yanlış planlandığı ya da sahada çöktüğü ihtimalini güçlendiriyor.

‘ZAFER’ ANLATISI YERLE BİR
Washington yönetimi tüm bu tabloyu “pilot kurtarıldı” diyerek başarı olarak sunmaya çalışıyor.

Ancak şu başlıklar belirsizliğini koruyor:

-Operasyonun gerçekleştiği yer tartışmalı

- Kullanılan güç ölçüsüz

- Kayıplar ağır

- Amaç belirsiz

Ortaya çıkan tablo giderek şu noktaya kilitleniyor:

ABD gerçekten bir pilotu mu kurtardı yoksa İran’da daha büyük bir operasyonun provası veya kendisi mi çöktü?

Read 7 times