Küresel enerji piyasaları, İran’a yönelik sertleşen siyasi söylemler ve Trump’ın yeni iddiaları karşısında ihtiyatlılık ve yükseliş eğilimli dalgalanma fazına girdi. Bu durum, küresel ekonomide nakliye maliyetlerinin artmasına ve enflasyonist baskıya yol açabilir ve bu ateşin dumanı ise tüm dünyanın gözünü yakacaktır.
Eğer “İran’ın deniz ablukasına alınması” veya Hürmüz Boğazı’ndaki trafiğin kısıtlanmasına yönelik ciddi tehditler uygulama aşamasına geçerse, küresel piyasalar zincirleme ve eş zamanlı olarak çok katmanlı bir şok yaşayacaktır. Bu durum şu şekilde kesintisiz bir hat olarak görülebilir:
1.Ham petrol, en hızlı ve ilk tepkiyi petrol verir. Dünya petrolünün %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki riskin artmasıyla, Brent ve WTI fiyatları sert ve dalgalı bir şekilde yükselir. Bu artış anında benzin ve motorin piyasasına yansır ve rafineriler ham madde ve sigorta maliyetlerinin artışıyla karşı karşıya kalırken kar marjları baskı altına girer. ABD, Avrupa ve Asya’da yakıt fiyatları yükselir. Bu durum, küresel nakliye maliyetlerini doğrudan artırır, çünkü konteyner ve gemicilik oranları, “savaş sigortası” ve Fars Körfezi ile Umman Denizi güzergahlarını kullanma riski nedeniyle artış gösterir. Bu da küresel düzeyde mal ithalatını daha pahalı hale getirir.
2.Doğal gaz ve LNG, Katar ve bölgedeki enerji ihracatının bir kısmının hassas deniz yollarına bağımlı olması nedeniyle özellikle LNG piyasası baskı altına girer. Enerjiye karşı hâlâ hassas olan Avrupa, gaz fiyatlarının artmasıyla yeniden bir enerji enflasyonu dalgasıyla karşılaşır. Bu enerji enflasyonu hızla elektrik piyasasına ve ağır sanayiye sıçrar.
3.Gıda piyasasında, buğday ve tahıllar dolaylı ama şiddetli bir şekilde etkilenir. Enerji ve nakliye maliyetlerinin artmasının yanı sıra, doğal gaza bağımlı olan kimyasal gübre fiyatları yükselir. Bu durum küresel tarımsal üretim maliyetlerini artırır, sonuç olarak dünya piyasalarında buğday, mısır ve pirinç fiyatları yükselişe geçer. Orta Doğu, Afrika ve Güney Asya’daki ithalatçı ülkeler en büyük baskıyı hisseder. Aynı zamanda şeker de hem enerji yoğun bir ürün olması hem de küresel lojistiğe bağımlılığı nedeniyle üretim ve nakliye maliyetleri üzerinden pahalılaşır.
4.Metaller ve endüstriyel ürünler, enerji maliyetlerindeki artış, çelik, alüminyum ve petrokimya fiyatlarının yükselmesine neden olur. Otomotivden inşaata kadar küresel imalat sanayileri girdi maliyetlerindeki artışla yüzleşir ve bu durum dayanıklı tüketim malları enflasyonunu körükler.
5.Döviz piyasasında da sermaye güvenli limanlara yöneldiği için ilk aşamada ABD Doları genellikle güçlenir. Ancak krizin derinleşmesi ve küresel enflasyonun artması durumunda davranışlar karmaşıklaşır. Euro, Yen ve gelişmekte olan piyasa para birimlerinde dalgalanma artar. Enerji ithal eden ülkelerin para birimleri baskı altında kalır.
6.Hisse senedi piyasasında ise enerji maliyetleri ve resesyon korkusu nedeniyle başlangıçta S&P 500 ve STOXX gibi küresel endeksler düşüş yaşar. Özellikle nakliye, havacılık ve enerji yoğun sanayi hisseleri değer kaybeder. Ancak aynı zamanda petrol ve gaz olmak üzere enerji hisseleri ile sigorta odaklı gemicilik şirketleri büyüme gösterir.
7.Tahvil piyasasında da büyük ekonomilerin devlet tahvilleri güvenli liman olarak güçlenir ve getirileri düşer. Fakat petrolden kaynaklanan enflasyon şiddetli hale gelirse, merkez bankaları faiz oranlarını yüksek tutmak zorunda kalabilir; bu da resesyon ile enflasyon arasında klasik bir çelişki yaratır.
Sonuç olarak; Tüm sistem, enerji kaynaklı küresel enflasyon ve tedarik zinciri bozulması fazına girer. Bu süreçte neredeyse tüm fiyatlar koordineli bir şekilde yukarı doğru hareket eder; ancak etkinin şiddeti her piyasada farklıdır: Enerji ve nakliye en büyük sıçramayı yapar, gıda gecikmeli ama kalıcı bir büyüme gösterir, finans piyasaları ise dalgalanma ve sermaye çıkışı yaşar. Nihayetinde, ABD’nin diplomasi yerine kriz yaratmayı seçmesi, küresel piyasalarda ve insanların yaşamında öyle bir ateş yakacaktır ki, dumanı Amerikalıların, Avrupalıların ve tüm dünya vatandaşlarının gözüne kaçacaktır.
SNN News’den tercüme edilmiştir



















