Ekonomik Kemer Sıkmadan Sokak Baskısına

Rate this item
(0 votes)
Ekonomik Kemer Sıkmadan Sokak Baskısına

Üniversitelilerin protestoları ve güvenlik güçlerinin sert müdahalesi, Javier Milei hükümetini içeride baskı altına alırken; aynı zamanda ABD ve İsrail ile ittifakı yeni bir boyut kazandı.

Arjantin’deki geniş çaplı üniversite protestoları, Javier Milei hükümetinin icraatlarını bir kez daha mercek altına aldı. Bu protestoları ekonomik bir anlaşmazlığın ötesine taşıyan husus, güvenlik güçlerinin göstericilere ve gazetecilere karşı göz yaşartıcı gaz, yüksek basınçlı tazyikli su araçları ve plastik mermi kullandığına dair çok sayıdaki haberdir; bu müdahaleler gösteri hakkı ve güvenlik güçlerinin hesap verilebilirliği konusunda ciddi sorular doğurmuştur.

Protestoculara Ateş Açılması: Üniversite Eylemlerinde Yüzlerce Yaralı

İspanyol EFE haber ajansının 15 Ekim 2026 tarihli haberine göre güvenlik güçleri, Buenos Aires’teki Arjantin Kongresi önünde düzenlenen devasa toplanma sırasında kalabalığa karşı göz yaşartıcı gaz ve yüksek basınçlı tazyikli su araçları kullandı. Protestolar, devlet üniversitelerini savunmak ve üniversite finansman yasasının uygulanmasını talep etmek amacıyla düzenlenmişti.

EFE, kamusal eğitimi ve çocuklarının geleceğini savunmak için sokağa çıkan protestocu bir kadının başına göz yaşartıcı gaz kapsülü isabet ettiğini bildirdi. Haberde ayrıca göz yaşartıcı gazın gösteride bulunan öğrencilere, profesörlere, üniversite çalışanlarına ve ailelere ulaştığı aktarıldı. Ajansa göre, güvenlik güçlerinin sertliğini tırmandırmasından önce küçük bir maskeli grup ile çatışma yaşanmış ve polis barikatlarına cisimler fırlatılmıştı; ancak toplumsal olaylara müdahale araçlarının kullanımı sadece bu kişilerle sınırlı kalmadı.

Gazeteciler de güvenlik güçlerinin müdahalesinden nasibini aldı. EFE’nin 16 Ekim tarihli haberine göre, Buenos Aires Basın Birliği ile Arjantin Görsel Gazeteciler Derneği, en az yedi gazetecinin plastik mermilerin hedefi olduğunu ve onlarca medya çalışanının yaralandığını duyurdu. Bu iki kurumun bildirdiğine göre Federal Polis ve Jandarma birlikleri, bazı durumlarda basın kimliğini açıkça ibraz eden gazetecilere doğru ateş açtı.

EFE’nin aktardığı resmi verilere göre yetkililer en az 25 kişinin gözaltına alındığını bildirirken, insan hakları alanında kamusal bir kurum olan Eyalet Hafıza Komisyonu; göz yaşartıcı gaz, plastik mermi ve tazyikli su nedeniyle yaralananların sayısının 550’yi aştığını duyurdu. Yetkililer ayrıca sekiz güvenlik görevlisinin yaralandığını bildirdi. Bu veriler 15 Ekim’deki gösterinin ardından gelen ilk raporlara dayanmaktadır.

Şiddet Geçmişi: Gazetecinin Beyin Hasarından Protestocunun Kör Olmasına

Arjantin polisinin göstericilere müdahalesine ilişkin endişeler son olaylarla sınırlı değildir. Human Rights Watch (İnsan Hakları İzleme Örgütü), 2026 Dünya Raporu’nda güvenlik güçlerinin 12 Mart 2025’teki emekli protestolarında bazı durumlarda düşüncesizce ve orantısız güç kullandığını yazdı. En az 20 kişi yaralandı ve foto muhabiri Pablo Grillo, başına göz yaşartıcı gaz kapsülü isabet etmesi sonucu ağır beyin hasarı geçirdi.

Örgüt, 3 Nisan 2025 tarihli raporunda incelenen fotoğraf ve videoların, Jandarma görevlilerinden birinin gaz kapsülünü yatay olarak fırlattığını gösterdiğini açıkladı; bu yöntem söz konusu aracın güvenlik standartlarına aykırıdır. HRW, güvenlik güçlerinin icraatları hakkında soruşturma açılması ve gösterilere müdahale talimatnamesinin gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) de 2025 Arjantin Raporu’nda, Aralık 2024’ten Kasım 2025’e kadar olan süreçte protestolarda kamu görevlilerine atfedilen en az 1.341 yaralanma vakasının kayıtlara geçtiğini açıkladı; bunlar arasında 155 yaşlı vatandaş ve 184 medya çalışanı bulunmaktadır. Örgüt ayrıca Jonathan Navarro’nun emeklilerin gösterisi sırasında darbe silahından çıkan bir merminin isabet etmesi sonucu sol gözünü kaybettiğini bildirdi. Bu istatistikler Ekim 2026 protestolarından önceki döneme aittir.

Ekonomik Kemer Sıkma: Üniversiteler ve Haneler Üzerindeki Baskı

Milei hükümeti; kamu harcamalarının kesilmesini, sübvansiyonların kaldırılmasını ve bütçe disiplinini ekonomik programının ana eksenleri haline getirmiştir. Hülûmet bu adımları enflasyonu dizginlemek ve ekonomiyi istikrara kavuşturmak için gerekli görmektedir; ancak eleştirmenler bu politikaların faturasının hanelerin, kamu çalışanlarının ve kamusal hizmetlerden yararlananların sırtına yüklendiğini belirtmektedir.

Reuters’ın 24 Eylül 2026 tarihli haberine göre, Arjantin’deki yoksulluk oranı yılın ilk yarısında %32,3’e yükseldi; oysa bu rakam 2025’in ikinci yarısında %28,2 seviyesindeydi. İşsizlik oranı da %7,9’a ulaştı ve özel sektör istihdamı bir yılı aşkın süredir düşüş eğilimini sürdürdü. Reuters, enflasyondaki düşüşe ve devlet finansmanının nispeten istikrara kavuşmasına rağmen geçim baskısının devam ettiğini yazdı.

Devlet üniversiteleri bu anlaşmazlığın ana merkezlerinden birine dönüşmüştür. Protestocular üniversite finansman yasasının uygulanmasını, çalışanların satın alma gücündeki kayıpların telafi edilmesini ve eğitim ile araştırma için gerekli bütçenin sağlanmasını talep etmektedir. EFE’nin 16 Ekim 2026 tarihli haberine göre akademisyenler, hükümeti üniversitelerin kaynak ihtiyacını karşılamak ve enflasyonist baskıyı hafifletmek amacıyla kabul edilen finansman yasasını uygulamamakla suçladı.

Böylece bütçe üzerindeki anlaşmazlık daha geniş bir meseleye evrilmiştir: Hükümet mali disiplin adına sosyal harcamaları kesip, vatandaşların bu politikalara yönelik protestolarına sert güvenlik araçlarıyla yanıt verebilir mi?

Trump: Arjantinli Müttefike Finansal Destek

Milei’nin Donald Trump ile ilişkisi, Arjantin’in ekonomik ve siyasi seyrini incelemek açısından önem taşımaktadır. ABD hükümeti hassas dönemlerde Arjantin döviz piyasasını istikrara kavuşturmak için devreye girmiş ve bu ülkenin cumhurbaşkanına yönelik siyasi desteğini açıkça göstermiştir.

Reuters’ın 9 Ekim 2025 tarihli haberine göre ABD Hazine Bakanlığı, Arjantin ile azami 20 milyar dolar tutarında döviz takası (swap) anlaşmasını nihai hale getirmiş ve piyasadan pezo alımına başlamıştır. Bu adım, Trump’ın Arjantin ekonomisini destekleme vaadinin ardından gelmiş ve pezo ile ülke tahvillerinin değerinin geçici olarak güçlenmesine yardımcı olmuştur. Bu mekanizma Arjantin hükümetine 20 milyar dolarlık hibesiz yardım yapıldığı anlamına gelmemekte, aksine döviz takası ve piyasa istikrarını destekleme anlaşması niteliği taşımaktadır.

Reuters, 15 Ekim 2025’te de özel kaynakların ve ulusal varlık fonlarının katılımıyla 20 milyar dolara kadar ayrı bir finansman sağlama çabalarını haberleştirdi. Bu plan döviz takası hattından farklıydı.

Bu destek, iki cumhurbaşkanının siyasi yakınlığının yanı sıra Milei hükümetine dışsal bir dayanak sağlamıştır; her ne kadar tek başına ABD finansal kaynaklarının protestoları bastırmak için kullanıldığını kanıtlamasa da.

Milei ve Netanyahu: Stratejik İttifak ve İran ile Karşı Karşıya Gelme

Milei’nin dış politikasının en tartışmalı yönlerinden biri, Binyamin Netanyahu’ya açık yakınlığı ve İsrail’in bölgedeki tutumlarına verdiği destektir. Bu ilişki diplomatik temasların ötesine geçmiş ve 2026 yılında resmi bir stratejik iş birliği girişimine dönüşmüştür.

Arjantin ve İsrail hükümetlerinin 19 Nisan 2026 tarihli ortak bildirisine göre Milei ve Netanyahu, Kudüs’te “İshak Anlaşmaları” girişimini tanıttı. Bu çerçeve Arjantin, İsrail ve Batı Yarımküre’deki aynı çizgideki ülkelerin iş birliğini genişletmek amacıyla tasarlanmış olup ticaret, teknoloji ve uluslararası forumlarda koordinasyon gibi alanları kapsamaktadır.

Milei ayrıca İsrail’i defaatle Arjantin’in ana müttefiki olarak tanımlamış ve Netanyahu hükümetinin tutumlarını desteklemiştir. ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş ve gerilim hususunda da Milei’nin duruşu bu siyasi yakınlık çerçevesinde şekillenmiştir. Bu uyum, Arjantin-İran ilişkilerini her zamankinden daha fazla baskı altına sokmuştur.

AMIA Dosyası: Tahran’a Yönelik Haksız İsnatların Kadim Ekseni

Arjantin ile İran arasındaki ilişkiler yıllardır Buenos Aires’teki iki patlamanın gölgesinde kalmıştır. Siyonist Rejim Büyükelçiliği’nin 17 Mart 1992’de bombalanması 29 kişinin ölümüne yol açmıştır. 18 Temmuz 1994’te AMIA olarak bilinen Arjantin Yahudi Yardımlaşma Merkezi’ndeki patlamada ise 85 kişi hayatını kaybetmiştir.

Arjantin yargı makamları yıllar boyunca İranlı yetkililerin ve Hizbullah’ın bu saldırılardaki rolüne dair kanıtsız ve haksız suçlamalar ortaya atmıştır. İran bu suçlamaları kanıtlarıyla reddetmiştir; dolayısıyla Arjantin hükümetinin yargısal suçlamaları ve siyasi tutumları, kişilerin kanıtlanmış sorumluluğu olarak sunulmamalıdır.

Milei hükümeti 31 Mart 2026’da, ülkemizin resmi askeri organı olan Devrim Muhafızları Ordusu’nu Arjantin’in terör örgütleri listesine almış ve bu kararını 1992 ile 1994 yıllarındaki saldırılara ilişkin iddialarla gerekçelendirmiştir. Bu adım, Buenos Aires’in Tahran ile resmi karşıtlığını tırmandırmasının bir göstergesiydi.

El País gazetesinin 21 Eylül 2026 tarihli haberine göre Arjantinli bir federal yargıç, AMIA dosyasıyla ilgili olarak yedisi İranlı biri Lübnanlı sekiz kişiyi suçlamış ve gıyabi yargılama yolunu açmıştır. Dosyanın uzun ve karmaşık geçmişi göz önüne alındığında, suçlamaların incelenmesi yargı süreci ve sanıkların savunma hakkı çerçevesinde ele alınmalıdır. Aynı zamanda Arjantin, Siyonist rejimin ve Mossad’ın yargı sistemindeki nüfuzu nedeniyle delilleri titizlikle incelemekten her zaman kaçınmıştır.

Arjantin ve Yahudi Göçü Tarihi: Komplo Teorisi Karşısında Tarihsel Gerçeklik

Yahudilerin Arjantin’e göçünün tarihsel geçmişi de günümüz siyasi tartışmalarında zaman zaman gündeme gelmektedir. 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında Arjantin, Doğu Avrupalı Yahudilerin göç noktalarından biriydi. Baron Maurice de Hirsch ve Yahudi Sömürgeleştirme Derneği, Avrupa’daki Yahudi karşıtlığı ve baskılardan kaçan göçmenlere daha güvenli bir yaşam sağlamak amacıyla bu ülkede Yahudi tarım yerleşimlerinin kurulmasını destekledi.

Yahudilerin yerleştirilmesine ilişkin bazı erken dönem tartışmalarda Arjantin, Filistin’in yanı sıra değerlendirilebilecek seçeneklerden biri olarak gündeme gelmişti; ancak bu durum Arjantin’de bir İsrail devletinin kurulacağı anlamına gelmiyordu. İsrail devleti 1948 yılında tarihi Filistin topraklarında kurulmuştur.

Milei Hükümeti İçin İki Çatışma Cephesi

Arjantin’de gözlemlenen durum, iki tartışmalı sürecin eş zamanlılığıdır: İçeride Milei hükümeti kamu harcamalarını kesmekte ısrar etmekte ve bu politikaların sonuçlarına yönelik protestolar güvenlik güçlerinin sert müdahaleleriyle karşılanmaktadır; dışarıda ise hükümeti, Washington’ın siyasi ve finansal desteğiyle İsrail ile stratejik iş birliğini genişletmiş ve İran’a karşı daha sert tutumlar benimsemiştir.

Protestoculara ve gazetecilere ateş açıldığına dair haberler, geçmiş yılların yaralı istatistikleriyle birlikte, protesto hakkı ve polisin hesap verilebilirliği konusunda ciddi sorular yaratmaktadır. Diğer taraftan, Arjantin ve İsrail hükümetlerinin resmi belgeleri Milei ile Netanyahu arasındaki yakınlaşmanın stratejik iş birliği düzeyine ulaştığını göstermektedir.

Bu iki süreç tek başına İsrail ile ittifakın protestocuların bastırılmasının nedeni olduğunu kanıtlamasa da Milei hükümetinin önceliklerine dair net bir tablo sunmaktadır: İçeride ekonomik kemer sıkma, dışarıda ise ABD ve İsrail ile ittifakı derinleştirme. Arjantin toplumu için temel soru, bu politikaların bedelini kimlerin ödediği ve hükümetin ekonomik sonuçlar ile vatandaşlara karşı güç kullanımı konusunda hesap vermeye hazır olup olmadığıdır.

Read 0 times