کارگر

کارگر

Presstv'nin sunucusu Merziye Haşimi Amerika'da 11 günlük tutuklanmasının ardından serbest bırakılmasından sonra İran'a dönüşünde havalimanında yaptığı açıklamada; ''tutukluluk sebebinin Amerika'nın İran'a düşmanlığı olduğunu' söyledi.

Merziye Haşimi, dün gece Tahran İmam Humeyni Havalimanına inerken halkın çeşitli kesimleri, yetkililer ve medya çalışanları tarafından karşılandı.

Merziye Haşimi, basın mensuplarına yaptığı açıklamada; tutuklanmasının ardından İran İslam Cumhuriyetinin Amerika için ne kadar önemli olduğunu daha iyi anladığını belirterek, “Onlar, İslam İnkılabının 40. yılına girmesinden kaygılılar” dedi.

Presstv sunucusu ve muhabiri, İran halkının doğru yolda ilerlediğini belirterek, 'Allah'tan İslam inkılabı rehberini korumasını' talep ediyorum, Eğer ülke dışında olursanız rehberin, vatanın ve İran İslam Cumhuriyetinin değerini çok daha iyi göreceksiniz' dedi.

Merziye Haşimi, kendisini görkemli bir şekilde karşılamaya gelenlere de teşekkür etti.

Presstv sunucusu Merziye Haşimi, 13 ocak 2019 tarihinde ailesini ziyaret için Amerika'ya gitmiş ama St.Louis Havalimanında hiç bir gerekçe gösterilmeden tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

Ama 11 gün sonra uluslararası baskılar ve dünya kamuoyunun tepkilerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Bu arada İran Radyo Televizyon Kurumu genel müdürünün dış yayınlar yardımcısı Peyman Cebelli de,  konuyla ilgili yaptığı açıklamada; “Amerika'nın kamuoyunun baskıları ve tepkileri sonucu Merziye Haşimi'yi serbest bırakmak zorunda kaldığını” söyledi. 

 Bir Alman medya kuruluşu Arvrupa'nın İran'la ticaret için kurduğu finansal mekanizmanın resmi olarak kaydedildiğini bildirdi.

Almanya'da yayınlanan NDR kanalı, Avrupa’nın İran'la ticaret için kurduğu finansal mekanizmanın resmi olarak kaydedildiğini bildirerek; Berlin, Paris ve Londra’nın söz konusu mekanizmanın göreve başlamasına hazır olduğunu açıkladı.

Bu mali mekanizmanın İngilizcedeki "Ticari işlemleri destekleyen bir mekanizma"nın kısaltması olan INSTEX adıyla adlandırılacağı bekleniyor.

Associated Press daha önce, mekanizmanın Perşembe günü Romanya’da düzenlenecek iki günlük AB dışişleri bakanlar zirvesinde nihai olarak onaylanacağını bildirmişti.

Almanya Dışişleri Bakano Heiko Maas da ABD'nin İran yaptırımlarına ilişkin yaptığı açıklamada; Fransa, Almanya ve İngiltere’nin SPV olarak adlandırılan Avrupa-İran özel amaçlı ticari mekanizmanın yakında devreye sokulacağını söylemişti.

Pazar, 09 Aralık 2018 03:22

İsrail Abu Dabi’de Sinagog Açtı

Siyonist İsrail’de yayın yapan 2 TV kanalı, Birleşik Arap Emirlikleri yönetiminin izniyle Abu Dabi’de 3 yıl önce bir sinagogun açıldığını duyurdu.

 Haberde, işgalci İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında diplomatik ilişkilerin olmadığı zannedilse bile Birleşik Arap Emirlikleri’nde iş yapan Siyonist İsrailli işadamlarının uzun bir süre önce sinagog açtıkları belirtildi.

Sinagog için Abu Dabi’deki Hadi mahallesinde bir villanın kiralandığı ve söz konusu ülkenin yönetiminden izin alındığı kaydedildi.

Birleşik Arap Emirlikleri’ne gelen Siyonist İsraillilerin sayısında önemli artış olduğunun belirtildiği haberde, söz konusu sinagogun 150 kişilik olduğu bilgisine yer verildi.

Siyonistlerin 30 yıldan bu yana BAE’de önemli ilerlemeler kat ettiğinin altının çizildiği haberde, sinagogun Abu Dabi hükümetinin yanı sıra, 163 katlı Halife Tower’ı inşa eden İmar Emlak Şirketi ve Simon Wiesenthal grubu tarafından desteklendiği ifade edildi.

Siyonist İsrail Haberleşme Bakanı Ayoob Kara, BAE yönetiminden aldığı resmi davet üzerine Abu Dabi’de düzenlenen iletişim zirvesine katılmıştı.

Öte yandan, Siyonist Başbakan Benyamin Netanyahu’nun Umman ziyaretinin ardından, İsrail İstihbarat ve Ulaştırma Bakanı Yisrael Katz de geçtiğimiz ay Umman ve Bahreyn’i ziyaret etmişti.

Siyonist bakan, Umman’da İsrail ve Ürdün`ü körfez ülkelerine bağlayacak demir yolu projesi hakkında bilgi vermişti.

İşgal rejimi yüksek mahkemesi, Beytlahim’in güneyindeki Gush Etzion Yahudi Yerleşkesi’nde Filistinlilere ait 500 dönüm genişliğindeki arazinin mülkiyetinin Yahudi Ulusal Fonu’na ait olduğuna karar verdi.

İşgal rejiminde yayınlanan Israel Hayom gazetesinin haberine göre, işgal rejimi yüksek mahkemesi, arazinin mülkiyetinin Yahudi Ulusal Fonu’na ait olduğu yönünde karar veren Kudüs’teki Merkez Mahkemesi’nin söz konusu kararına Filistinlilerin yaptığı itirazı reddetti.

İşgal rejimi mahkemesinin kararının Yahudi yerleşimcilerin gasp edilen arazi üzerinde yüzlerce yeni konut inşa etmesine imkan sağlıyor.

İşgal mahkemesinin kararına konu olan arazinin 522 dönüm genişliğinde olduğu, araziye Rosh Tzurim Yahudi Yerleşkesi’nin ve Beytlahim’in güneyindeki Gush Etzion Yahudi Yerleşkesi ofislerinin inşa edildiği kaydedildi.

 Siyonist örgütlerin başında gelen Yahudi Ulusal Fonu, Filistin arazilerini gasp etmek ve üzerinde Yahudi yerleşkeleri inşa etmek için Yahudilerden bağış toplamak amacıyla 1901 yılında kuruldu.

Yahudi Ulusal Fonu, İngiliz mandası döneminde ve işgal rejimi kurulduktan sonra da faaliyetlerini sürdürdü.

Kudüs kentindeki yerleşkeler hariç Batı Yaka’da 127 Yahudi yerleşkesi bulunuyor ve söz konusu yerleşkelerde 450 bin yerleşimci yaşıyor.

Kudüs kentinde ise 15 Yahudi yerleşkesinde 220 bin Yahudi yerleşimci ikamet ediyor.

Filistin Enformasyon Merkezi

Cumartesi, 01 Aralık 2018 03:13

Astana'da Sonuç Bildirgesi

Rusya, İran ve Türkiye’nin garantörlüğünde Kazakistan’ın başkenti Astana’da yapılan Suriye konulu toplantının ikinci gününde bugün tüm taraflar bir araya gelerek sonuç bildirgesine imza attı.

Toplantı sonucunda ilan edilen 15 maddelik sonuç metninde Rusya, İran ve Türkiye’nin garantörü olduğu belirtilen Astana zirvesinde alınan sonuçlar şu şekilde sıralandı:

Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğüne ve Birleşmiş Milletler’in (BM) ilke ve amaçlarına olan güçlü bağlılığımızı yeniden teyit ederiz.
Terörle mücadele adı altında yeni gerçekliklerin yaratıldığı zemini redderek Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile komşu ülkelerin ulusal güvenliğini baltalamayı amaçlayan ayrılıkçı amaçlara karşı durma kararlılığı ifade edilmiştir.


'İDLİB İÇİN ENDİŞELİYİZ'

Soçi mutabakatının ardından meydana gelen gelişmelere ilişkin haberdar olunmuş, üçlü koordinasyonun altının çizilmesine yönelik kararlılığın altı çizilmiştir.
İdlib’deki gerilimi azaltma bölgesinin durumu ayrıntılı olarak incelenmiş, devam eden endişeler dile getirilmiş, ateşkesin garantörleri olarak İran-Rusya-Türkiye Koordinasyon Merkezi’nin güçlendirilmesine ilişkin çalışmların hızlandırılması kararlaştırılmıştır.


'KİMYASAL SİLAH KULLANIMI ARAŞTIRILACAK'

Suriye’de kimyasal silah kullanımı şiddetle kınanmış, OPWC ve diğer yetkili kurumlar tarafından kimyasal silah kullanımının araştırılması talep edilmiştir.
Cenevre’dedeki Anayasa Komitesini başlatmak için en kısa sürede ortak çabaların hızlandırılması yeniden teyit edilmiştir.
Alıkonulan esirlerin “pilot proje” kapsamında takas edilmesi memnuniyetle karşılanmış, bu yöndeki çalışmaların daha da ileriye götürülmesi kararlaştırılmıştır.
Bir sonraki toplatının 2019 yılı başlarında Astana’da yapıması kararlaştırılmıştır.
İdlib'de ilan edilen silahsızlandırılmış bölgeden militanların Halep kırsalına kimyasal saldırıda bulunduğu haberleri üzerine geçtiğimiz günlerde İdlib mutabakatı sonrası ilk kez Rusya bölgeye hava saldırısı düzenlemişti. Türkiye Savunma Bakanlığı bölgedeki gelişmeleri "Soçi mutabakatını engellemeye ilişkin provokasyonlar" olarak nitelemiş, Rusya ise İdlib'de hâlâ 15 bin militanın bulunduğunu hatırlatarak "gereken yardım için hazırız" demişti. Kimyasal silahlı saldırının Türkiye'nin kontrolündeki bölgeden yapılası İdlib üzerindeki ortaklığın devam edip etmeyeceğini gündeme getirmişti.

Ayetullah Uzma İmam Hamanei İran milletinin tüm zorluklar ve baskılara rağmen 40 yıllık direnişine işaret ederek şunları söyledi: Amerika ve Siyonist rejim halt etmişler ki İran milletini tehdit ediyorlar.

 Hidayet ve rahmet peygamberi Hazreti Muhammed (s.a.a) ve İmam Sadık’ın (a.s) mübarek doğum günleri yıldönümünde ülke yetkilileri, 32. Uluslararası İslami Vahdet Konferansı katılımcıları, İslam ülkelerinin büyükelçileri ve halkın muhtelif kesimleri İslam İnkılabı Rehberi ile görüştüler.

Ayetullah Uzma İmam Hamanei bu görüşmede yaptığı konuşmada beşeriyetin tek saadet ve kurtuluş yolunun İslam dinine Kur’an nuruna uymak olduğunu bildirdiler ve Müslüman milletler arasında İslami uyanışın ve direniş ruhunun giderek arttığına, Amerika ve müttefiklerinin bu mübarek hadise karşısında şaşkınlığa uğradığına işaret ederek şunları söyledi: İslam İnkılabı bir model unvanıyla İran milletinin 40 yıllık direniş ve istikametinin bereketiyle şimdi güçlü ve temiz bir şecereye dönüşmüştür. Amerika ve Siyonist rejimin tehditleri ve çirkin hareketleri geçmişte olduğu gibi bundan sonra da hiçbir etkisi olmayacaktır ve kesinlikle yenilgiyle karşılaşacaklardır.

İmam Hamanei, konuşmasının başında rahmet peygamberi Hazreti Muhammed (s.a.a) ve İmam Sadık’ın (a.s) doğum yıldönümlerini tebrik ettiler. İslam Peygamberini (s.a.a) parlak bir güneşe benzeterek Yüce Allah’ın onu cahiliyet ve hile döneminde göndererek insanlığa hediye ettiğini ve o hazretin de semavi İslam dini ve nurlu Kur’an’la insanlığın kurtuluş ve saadetinin altyapısını oluşturduğunu söyledi.

İslam İnkılabı Rehberi, insanlığın sürekli olarak İslam Peygamberinin (s.a.a) rahmet, hidayet ve nuruna ihtiyaç duyduğuna işaretle şunları söyledi: İnsanlar bugün de kudretlerin huzuru ve onların suçlu davranışlarından doğan zulümden, cehaletten, hile ve adaletsizlikten dolayı birçok sorun ve sıkıntı ile karşı karşıyadırlar. Bu sorun ve sıkıntılardan kurtulmanın tek yolu, İslam Peygamber’inin davetini kabul etmek ve İslam’ın ve Kur’an’ın hidayet yolunda hareket etmektir.

Ayetullah Uzma İmam Hamanei, bölgede direniş hareketinin ve İslami uyanış ruhunun genişlemesini İslam ve Kur’an’ın hidayet yolunda hareketin bir sonucu olduğuna değinerek şunları söylediler: Dünyanın müstekbir güçlerinin ve onların başında cani ve büyük şeytan Amerika’nın Ortadoğu bölgesine karşı bu kadar hassas olmalarının sebebi, bölge halkları arasında İslam’a yöneliş ve İslami uyanış ruhunun artmasıdır.

 İmam Hamanei, müstekbir güçlerin İslam milletlerinin uyanışından korkuya kapıldıklarına değinerek şunları söyledi: Nerede İslam halkların canına ve kalbine musallat olduysa orada istikbar tokat yemiştir ve bizim inancımıza göre istikbar bu bölgede İslami uyanıştan yine tokat yiyecektir.

İmam Hamanei, bazı İslam ülkelerinin hakimlerine hitaben şunları söyledi: Bizim size tavsiyemiz şudur ki tekrar İslam’ın velayetine dönün ve “Allah’ın velayeti” altına girin; çünkü “Amerika ve Tağutun velayeti”nin size hiçbir faydası olmayacaktır.

İmam Hamanei, bazı bölge ülkelerinin İslam’a ve Kur’an’a uymak yerine Amerika’ya uyduklarını hatırlatarak şunları söyledi: Amerika istikbar tabiatına uygun olarak bu ülkeleri aşağılıyor ve herkesin gördüğü gibi Amerika'nın saçmalayan cumhurbaşkanı Suudi hakimleri “süt ineğine” benzetti.

İslam İnkılabı Rehberi, böyle aşağılama ve hakaretleri Arabistan ve bölge halklarına hakaret saydıklarına işaretle şunları söyledi: Bazı İslam ülkelerinin hâkimleri Filistin ve Yemen’de işledikleri iki canice hareketle Amerika’nın yanında yer aldılar; ama zafer kesinlikle Filistin ve Yemen halkının olacaktır ve Amerika ile uşakları bu olaylarda yenilgiye uğrayacaklardır.

İslam İnkılabı Rehberi, Amerika ve Siyonist rejimin bölgedeki gücünün önceye göre kat kat daha zayıf olduğuna değinerek şunları söyledi: Siyonist rejim kaç yıl önce, 33 günlük savaştan sonra, Lübnan Hizbullah’ı karşısında yenilgiye uğradı ve iki yıl sonra Filistinliler karşısında sadece 22 gün dayanabildi. Bu müddet sonraki Gazze savaşında 8 güne düştü ve geçen hafta Filistin direnişi karşısında 2 gün sonrasında yenilgiye uğradılar. Bunların hepsi Siyonist rejimin her geçen gün daha da zayıfladığını göstermektedir.

İmam Hamanei, milletlerin Allah’a itimat ederek güçler karşısındaki direnişlerine yardımı hususundaki değişmez ilahi sünnete değinerek şunları söyledi: Yemen’de de tüm zorluklara ve Al-i Suud ile ortaklarının ve destekçileri Amerika’nın bu ülkenin haklına karşı işledikleri cinayetlere rağmen kesinlikle Yemen halkı ve Ensarullah zaferi kazanacaktır.

İslam İnkılabı Rehberi, ilahi sünnet esasınca Filistin halkının zaferinin de kesin olduğuna vurgu yaparak şunları söyledi: Amerika ve müttefiklerinin tedirginliklerinin, saçmalamalarının, zalimce ve canice işledikleri suçların nedeni, bölgedeki Müslüman halkların direniştir ve bu direniş kesinlikle sonuç verecektir.

Ayetullah Uzma İmam Hamanei İran milletinin tüm zorluklar ve baskılara rağmen 40 yıllık direnişine işaret ederek şunları söyledi: Amerika ve Siyonist rejim halt etmişler ki İran milletini tehdit ediyorlar.

Ayetullah Uzma İmam Hamanei, Amerika’nın tehdit ve yaptırım siyasetlerinin İran İslam Cumhuriyeti karşısında yenilgiye uğradığına işaretle şunları söyledi: İran milleti, direnişin bereketiyle ve Allah’a iman ve ilahi vaatlere inanç sayesinde tüm komplolar karşısında dağ gibi durdu ve bugün İslam nizamı ve İran milleti Şecere-i Tayyibe’dir ki gün geçtikçe ilerleyişi ve gücü artmaktadır. İşte bu, İslam dünyasının ilerleme reçetesidir.

İslam İnkılabı Rehberi konuşmasının sonunda İslam dünyasının komplolar karşısında galip gelmesinin tek yolunun vahdet, gönül birliği ve dil birliği olduğunu söylediler.

“32. Uluslararası İslami Vahdet Konferansı”, “Kudüs, Ümmetin Vahdetinin Ekseni” sloganı ile Tahran’da başladı.

 “32. Uluslararası İslami Vahdet Konferansı”, “Kudüs, Ümmetin Vahdetinin Ekseni” sloganı ile bugün sabah İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurultayı Genel Sekreteri Ayetullah Muhsin Araki’nin konuşması ile başladı.

Bu konferansa dünyanın 100 ülkesinden 300’den fazla düşünür, siyasetçi ve sanatçı katılıyor.

Bu konferansın özel programlarından biri, İslam İnkılabının 40 yıllık kazanımlarının açıklanması olacak.

Bu yıl, “Filistin ve Yüzyıl Anlaşması”, Filistin ve Kudüs” ve “Filistin ve Dönüş Hakkı” başlıkları altında Filistin hususunda 3 özel komisyon kurulacaktır.

“32. Uluslararası İslami Vahdet Konferansı”nın diğer komisyonlarının konuları şunlardır: “Müslüman Kadınlar Birliği Oturumu”, “Yakınlaştırma Kökenli Cemiyetlerin Rolü ve Vahdet Diplomasisi Stratejisinin Uygulanması”, “Nebevi Seyyitler Birliği Oturumu”.

Dün de “Siyasi parti ve faallerin mezhebi ihtilafların azaltılmasındaki rolü ve Filistin ilkesini himaye” başlıklı bir oturum gerçekleştirildi.

Cumartesi, 24 Kasım 2018 16:22

Türkiye ve AB'den İran Kararı

Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Türkiye ve AB'nin, yaptırımların kaldırılması sonucunda İran'ın yararlanmakta olduğu ekonomik faydaların sürdürülmesinin önemi hususunda mutabık kaldığı belirtildi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve Komşuluk Politikaları ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Komisyon Üyesi Johannes Hahn, Ankara'da yaptıkları Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Siyasi Diyalog toplantısının ardından ortak bir açıklama yaptı.

Yüksek Düzeyli Siyasi Diyalog'da Türkiye-AB ilişkilerinin stratejik öneminin altının çizildiği vurgulanan açıklamada, "Aramızdaki dürüst ve açık diyaloğu sürdürmek, ortak sınamalarımıza cevap bulmak ve ortak çıkarlarımızın bulunduğu önemli alanlarda iş birliği yapmak için her iki tarafın gündemlerinde en üst sıralarda bulunan konuları ele alma kararlılığımızı yineledik" değerlendirmesinde bulunuldu.

Açıklamada, Türkiye'nin katılım sürecinin Türkiye-AB ilişkilerinin sahip olduğu potansiyeli tam olarak ortaya çıkarmak ve Türkiye'deki ekonomik, siyasi ve sosyal reformlar açılarından önemli bir çerçeve teşkil edebileceği belirtilirken, bu çerçevede, siyasi kriterler ve Müzakere Çerçevesi dahil son gelişmeleri, tematik konulardaki iş birliğini, ekonomi, ticaret ve gümrük birliği, güvenlik, mali iş birliği (IPA), enerji, göç, vize serbestisi ve terörle mücadele konularının ele alındığı ifade edildi.

'TÜRK TARAFI, AB'YE KATILIM YÖNÜNDEKİ BAĞLILIĞINI YİNELEMİŞTİR'

Reform Eylem Grubu (REG) toplantılarının yeniden başlamasının memnuniyetle karşılandığı vurgulanan ortak açıklama, şöyle devam etti:

"Türk tarafı, AB'ye katılım yönündeki bağlılığını ve 29 Ağustos 2018 tarihli REG toplantısının ardından yapılan basın açıklamasında yer aldığı üzere, hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanlarında hızlı bir şekilde reform gerçekleştirme konusundaki kararlılığını yineledi. Avrupa Konseyi'nin standartları ve AB normları, bahse konu reformlar için bir çıpa işlevi görecektir. Yargı Reform Stratejisinin güncellenmesine dair devam eden çalışmalar ve AB'nin olası katkıları görüşüldü. Her iki taraf, Türkiye'nin kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi ile devam eden diyalog ve iş birliğinin önemi hususunda mutabık kaldı. Adalet Bakanlığı ile Avrupa Konseyi arasındaki gayri resmi çalışma grubunun devamından duyulan memnuniyeti not etti".

Açıklamada, tüm organları dahil Avrupa Konseyi ile iş birliğinin önem arz etmeye devam ettiği kaydedilirken, "AB tarafı, Genel İşler Konseyi kararlarına ve özellikle Türkiye'nin, daha ziyade, AB tarafından kınanan, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden kaynaklanan hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanındaki mevcut gelişmeleri tersine çevirecek kararlı adımlar atma ihtiyacına atıfta bulundu. İşleyen demokrasinin önemli unsurlarından biri olan kapsayıcı ve açık bir sivil topluma sağlanan alanı genişletmek ve korumak için iş birliği yapacağız" ifadesi yer aldı.

TERÖRLE MÜCADELEDE İŞ BİRLİĞİ

Terörle mücadelede iş birliğini artırma yönündeki güçlü iradeye vurgu yapılan ortak açıklamada, Türkiye ve AB'nin terör tehdidine etkin bir şekilde karşı koyabilmek için iş birliğini artırmaya yönelik somut adımlar attığı aktarıldı.

Açıklamada, bu adımların, diğer konuların yanı sıra iyi uygulamaların paylaşılması, terörün finansmanıyla mücadele, aşırıcılıkla mücadele etmeye yönelik girişimler, DEAŞ'a katılanların yanı sıra geri dönen yabancı terörist savaşçıların engellenmesi ve bunlarla mücadele edilmesi, havacılık emniyeti ve Türk makamlarıyla AB Kurumları arasında daha yakın iş birliğini içerdiğinin altı çizildi.

Açıklamada, tekrarlayan terör eylemleri bağlamında, PKK ve DHKP-C'nin, AB'nin terör eylemlerine dahil olan kişiler, gruplar ve oluşumlar listesinde yer almaya devam ettiği bilgisi paylaşıldı.

Tarafların, kalan tüm kriterlerin yerine getirilmesi amacıyla vize serbestisi sürecine devam edilmesi yönündeki niyetlerini teyit ettiğine işaret edilen açıklamada, "Vize Serbestisi Yol Haritası kriterleri çerçevesinde, Türkiye, ikinci nesil pasaportları 2 Nisan'dan bu yana düzenlemeye başlamıştır. Türkiye ile AB arasında Europol ve ağır suç ve terörle mücadeleden sorumlu Türk makamları arasında kişisel veri aktarımına ilişkin operasyonel bir anlaşma imzalanması için müzakereler 30 Kasım'da başlayacaktır" değerlendirmesi yer aldı.

'18 MART 2016 MUTABAKATI, TÜRKİYE İLE AB ARASINDA BENZERİ OLMAYAN BİR İŞBİRLİĞİNİN ÖNÜNÜ AÇTI'

Türkiye'nin, dünyada en büyük sığınmacı nüfusuna ev sahibi ülke haline geldiğine ve eğitim ile sağlık gibi hizmetlere erişimi temin etmek için büyük çaba sarf ettiğine işaret edilen açıklamada, "18 Mart 2016 Mutabakatı'nın, düzensiz göçün yönetimine önemli katkı sağladığı ve Türkiye ile AB arasında benzeri olmayan bir iş birliğinin önünü açtığı belirtildi.

Açıklamada, AB Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) dahil olmak üzere, Türkiye'nin çeşitli alanlarda AB üyelik norm ve standartlarına uyum sağlamasında mali iş birliğinin öneminin altını çizilirken, "Bir aday ülke olarak Türkiye, kamuoyunda ve sivil toplumda mali iş birliğiyle bağlantılı olumlu AB algısını vurgulamış, IPA kapsamında hali hazırda devam etmekte olan programların uygulamasını iyileştirmeyi taahhüt etmiştir" ifadesi kullanıldı.

'GÜMRÜK BİRLİĞİ ANLAŞMASININ İYİLEŞTİRİLMESİ VE GÜNCELLENMESİNE ÇALIŞACAĞIZ'

Ekonomi, enerji, ulaştırma alanlarında gerçekleştirilecek yüksek düzeyli diyaloglarla iş birliklerini güçlendirmeye karar verdikleri kaydedilen ortak açıklamada, "Gümrük Birliği'nin işleyişinin iyileştirilmesi ve güncellenmesi için koşullar elverdiği anda çalışmaya karar verdik. Ortaklık Konseyi, Terörle Mücadele Diyaloğu, Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası istişareleri ve tematik dış politika diyaloglarının yeni toplantıları için hazırlıklarımıza devam edeceğiz." değerlendirmesi yapıldı.

Açıklamada, "Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk toplumlarının liderleri ile Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümüne yönelik çabalarına tam ve kararlı destek vermeyi sürdüreceğiz." ifadesi yer alırken, Balkanlar, Suriye, Irak ve Libya başta olmak üzere bölgesel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulundukları aktarıldı.

'SURİYELİLERE EV SAHİPLİĞİ YAPAN VE DESTEKLEYEN TÜRKİYE, BENZERSİZ BİR CÖMERTLİK SERGİLEMİŞTİR'

Türkiye ve AB'nin Batı Balkanlar'da istikrar ve refahın sağlanarak, bu ülkelerin Avrupa yolunda ilerlemelerini desteklemelerinde ortak çıkarları bulunduğu vurgulanan açıklamada, "İç savaş nedeniyle ülkelerini terk eden Suriyelilere ev sahipliği yapan ve onları destekleyen Türkiye, bu konuda benzersiz bir cömertlik sergilemiştir. Türkiye ve AB, göç yönetimi ve insani yardım alanlarında yakın ortaklar olup bu alanlarda iyi bir iş birliği ortaya koymaktadır. AB'nin 'Türkiye'deki Mülteciler için Mali Yardım Programı' Suriyelilerin ve ev sahibi toplumların ihtiyaçlarının kapsayıcı bir şekilde ve eş güdüm içerisinde karşılanmasını temin eden ortak bir iş birliği mekanizması sağlamaktadır" denildi.

Suriye krizine kapsayıcı, muteber ve sürdürülebilir bir çözüm bulunması bağlamında, BM Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararı uyarınca, müzakere edilmiş bir siyasi geçiş sürecine olan ihtiyacın vurgulandığı açıklamada, şunlar kaydedildi:

"İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesindeki Durumun İstikrara Kavuşturulmasına İlişkin Muhtıra'nın tam olarak uygulanması ve ilgili tüm tarafların muhtıra hükümlerine riayet etmesi suretiyle sağlanacak kalıcı bir ateşkesin öneminin altını çizdik. Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın ve bu anlaşma uyarınca yaptırımların kaldırılması sonucunda İran'ın yararlanmakta olduğu ekonomik faydaların sürdürülmesinin önemi hususunda mutabık kaldık".

Cumartesi, 24 Kasım 2018 16:20

İran'da e-vize Uygulaması Başladı

İran'da başlatılan uygulamayla, turistler daha kolay bir şekilde ülkeyi ziyaret edebilecek.

İran Kültürel Miras, El Sanatları ve Turizm Teşkilatı Başkanı Ali Asgar Munisan, İran'ı ziyaret edecek yabancı turistlerin pasaportuna artık etiket ve damga vurulmayacağını bildirdi. Yetkili, yabancı turistlerin hava alanlarında aldıkları elektronik vizeyle ülkeye giriş yapabileceklerini açıkladı.

Dün başlatılan yeni uygulamayla, İran'a seyahatlerin kolaylaşacağını ve idari işlemlerim hızlanacağını söyleyen Munisan, bu yöntemin turist sayısının artmasında büyük etkisinin olmasını umduğunu dile getirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, daha önce çıkardığı yasayla aralarında İran'ın da bulunduğu bazı ülkelere seyahat eden turistler için ABD'ye girişte vize kısıtlamaları getirmişti.

Tahran yönetimin, yaptığı yeni hamleyle, İran'a gelecek turistlerin bu yöndeki kaygılarını hafifletmeği amaçladığını belirtiliyor.

Cumartesi, 24 Kasım 2018 16:04

Demir Kubbe yetmedi

 

Gazze’de İsrail ile HAMAS arasında yapılan ateşkes Savunma Bakanı Lieberman’ın istifası ile sonuçlandı. Bu gelişme ise bir hükümet krizine yol açtı. Netanyahu hâlihazırda iktidarını pekiştirecek 61 milletvekilini bulamıyor. Bilindiği gibi İsrail parlamentosunda (Knesset) toplam 120 milletvekili bulunuyor.

Erken seçim çağrılarına ise Netanyahu şimdilik olumlu bir yanıt vermiyor.

NİÇİN ATEŞKES OLDU?

Peki, ne oldu da savaş ve kandan beslenen İsrail ateşkese razı olmak zorunda kaldı? En kısa cevap, HAMAS’ın füzelerini engelleyen Demir Kubbe (Iron Dome) sisteminin yetersiz kalması ve İsrail vatandaşlarının evlerini tek etmesi! Tarafsız kaynaklara göre Hamas, 12 Ekim 2018’den bu yana 400 kadar füze/roket attı. İsrail bunların 100’ünü havada vurduğunu ileri sürüyor. 470 km. uzunluğunda ve 135 km. genişliğinde olan İsrail coğrafi konumu itibarıyla kısa menzilli füzelere karşı bile hassas bir durum arz ediyor. Önemli şehirler ve kritik tesisler sınıra yakın bölgelerde bulunuyor.

Füze Kalkanı ihtiyacını İsrail ilk kez 1991 yılındaki Birinci Körfez Harbi’nde hissetti. Irak, Rus yapımı SCUD-B füzelerini şehirlere attı. O dönemde kullanılan PATRIOT-2 sisteminin yetersiz olduğu ortaya çıktı. Mart 2000’de ARROW ve ARROW-2 sistemleri devreye sokuldu. Stratejik bir silahlanma programı olan ARROW-2 sistemi 3000 km. içindeki tehditleri kapsayabiliyordu. Ancak Hamas ve özellikle Hizbullah’ın kısa menzilli (6-210 km.) füze ve roket envanteri beklenmedik bir etki yarattı. İsrail-Hizbullah 2007 Lübnan savaşında Hizbullah, 13 Temmuz ile 13 Ağustos 2007 arasında İsrail’i 4230 kadar füze/roket ile hedef aldı. Ciddi bir etki yarattı. Böylece taktik bir füze kalkanı tesis edilmesi, İsrail açısından bir harekât ihtiyacı olarak ortaya çıktı.

DEMİR KUBBE NEDİR?

İşte bu nedenle İsrail Demir Kubbe taktik füze kalkanı sistemini kurdu ve 2011 yılında faaliyete geçirdi. Sistem, kısa menzilli (4-70 km.) füze, roket, havan ve top mermilerini havada imha etmek için dizayn edildi. Asgari tesir menzili 4 km. olan sistem, aynı zamanda uçak, helikopter ve insansız hava araçlarına karşı da kullanılabiliyor. Mobil olan her bir sistem 150 km. kare içinde koruma sağlayabiliyor. Sistem, tasarruf için boş arazilere düşmesi beklenen hedeflere yönelmiyor. İsrail’in hava savunma sistemlerinin bütünüyle ABD’nin yardım ve desteği ile tesis edildiğini de vurgulayalım.

İsrail Haziran 2018’den itibaren Demir Kubbe’yi ihraç etmeye başladı. Kanada, Azerbaycan ve Hindistan ilk alıcılar oldu. Güney Kore, Singapur, Suudi Arabistan ve ABD’nin de sistemle ilgilendiği ifade ediliyor. ABD, Irak ve Afganistan’daki üslerini korumak için Demir Kubbe’yi düşünüyor. İsrail sistemin yüzde 84 oranında başarılı olduğunu iddia ediyor ama bu Amerikalı uzmanlara göre hiç de gerçekçi gözükmüyor.

Hizbullah’ın roket envanterinin 130 bin kadar olduğu söyleniyor. Mevcut silahları ile Hizbullah’ın İsrail’in yüzde 75’inde etkili olabileceği tahmin ediliyor. İsrail’in resmi raporlarına göre 2005 yılında Hizbullah 3770 roket saldırısı gerçekleştirmiş ve 901 adedi İsrail şehirlerini vurmuştur.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Sınırlı yeteneklere sahip HAMAS karşısında İsrail’in ateşkese razı olması Demir Kubbe’nin daha büyük ve sistematik bir saldırı karşısında yetersiz kalacağını göstermektedir. On binlerle ifade edilen roket ve füzelerden, gözden çıkarılan bazıları sadece sistemin kapasitesini zorlamak ve yanıltmak için kullanılabilir. Aynı anda farklı yönlerden yapılacak ateşlemeler önemli bir etki yaratabilir. Bu alandaki teknik ve taktik ilerlemelerin sistemi daha da zora düşüreceği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede İsrail’in rakiplerinin sistemin zafiyetlerini ortaya çıkaracak arayışlar içinde olacağı, İsrail’in ise sistemi geliştirmek ve etki yüzdesini artırmak için çaba sarf edeceği anlaşılmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki füze savunmasında yüzde yüz başarı bir ütopyadır. Genel hedef, olası hasarı en aza indirmektir.

Arkasına bir güç koymadığınız takdirde, diplomasi masasında söyledikleriniz rakibiniz için hoş bir sadâdır. Gazze’deki acımasız ve vahşi İsrail saldırılarına uluslararası toplum adı verilen ikiyüzlü menfaat topluluğu hiçbir çare bulamadı. ABD-İsrail ikilisinin hukuk tanımaz girişimlerini protesto bile edemedi! Trump ve damadı Jared Kushner Filistin’i kana boyamak için ellerinden geleni yaptı. Hatta Suudi Arabistan ve Mısır arkadan onları destekledi. Hayatın garip bir cilvesi olarak ateşkesi Hamas’ın füze ve roketleri sağladı. İsrail’i ciddi bir siyasi krizin içine soktu! Yalın gerçek budur. Bu ise İslam dünyasının en büyük ayıbıdır.

aydınlık