کارگر
İmam Hamanei: Siyonist Rejime Vurulan Her Darbe İnsanlığa Hizmettir
imam Hamaney'den İsrail'e sert mesaj! Sığınakta saklanıyor diyorladı! Yıllar sonra ilk kez Tahran'da cuma namazı kıldırdı!
İsrail'in Nasrallah'ı şehit ettiği saldırının ardından hedef olduğu söylenen ve saklandığı iddia edilen İran İslam Cumhuriyeti Lideri imam Hamaney, düşmanlara meydan okudu. Tahran'ın göbeğinde cuma namazı kıldıran Hamaney, İsrail'e ve emperyalistlere sert, İslam ülkelerine birlik mesajı verdi.
İimam Hamaney, Tahran'daki Cuma hutbesinde, emperyalizmin böl parçala yönet programıyla Müslüman ülkeleri uzaklaştırmaya çalıştığını söyledi. "Biz Müslümanlar bu gerçeği yıllardır görmedik ve sonucunu gördük." diyen Hamaney düşmana karşı zafer için birlik çağrısı yaptı. Hamaney, İsrail'e ağır yıkıntı yaşatan Gerçek Vaat 2 Operasyonu'nun 'en hafif ceza' olduğunu vurguladı, İran'ın bundan sonra da gerekeni yapacağı mesajını verdi.
imam Hamaney'in İsrail'e düzenledikleri Gerçek Vaat 2 Operasyonu'nun ardından cuma namazını kıldıracağı açıklanmıştı. Hamaney'in en son 4 yıl önce cuma namazı kıldırdığı o nedenle bugünün özel anlamı olduğu belirtildi.
Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah'ın şehit edildiği terör saldırısının ardından İsrail'in bir sonraki hedefinin Hamaney olacağı iddia edilmişti. İran düşmanları da Hamaney'in sığınakta saklandığını, çıkamadığını öne sürmüştü. İran, İsrail'e 200 füze gönderdiği Gerçek Vaat 2 Operasyonuyla gereken yanıtı verdi. Herkes Hamaney'in harekatla ilgili söyleyeceklerini merak etmişti ancak İran İslam Cumhuriyeti Liderinin cuma namazı kıldıracağı ver burada konuşacağı açıklanmıştı.
Bugün Tahran'da yüzbinlerce İranlı hem o konuşmayı dinlemek hem de cuma namazı için camide toplandı. Hamaney, Cuma namazı kıldıracağı camiye geldi.
"'Allah'ın çizdiği çizgilerden dışarı çıkmayalım. Takvanın manası budur.' Okuduğum ayette mümin olanların birbirine bağlılığı sunulmuştur. Kur'an'ın ayetlerinde bu bağlantı ve müminler arasındaki bağlılığa velayet denir. Bu konu Kuran'ın birkaç ayetinde gelmiştir. Bu ayette bu velayet ve bağlılığa Allah'ın rahmeti olarak tanıtmıştır insanlığa. Siz Müslümanlar birbirinizle bağlantınız işbirliğiniz olursa Allah'ın rahmeti sizleri de kapsayacaktır. Sonra buyurur ki Allah hikmet sahibidir ve azizdir. Bu ayeti Allah'ın hikmeti ve izzeti ile bitiriyorum.
'MÜSLÜMANLAR BİRLİK OLURSA'
"Belki de şu açıdandır, Allah'ın rahmeti bu konuda Allah'ın izzeti ve hikmeti ile irtibatlıdır. Allah'ın merhameti, Allah tarafından indirilen bütün kullarını kapsamaktadır. Yaşadığımız bütün olaylar aslında Allah'ın merhametidir. Ama bu ayette Allah'ın rahmetini izzet ve hikmetle eşleştiriyor. Belki de bu ayette bize şunu öğretmek istiyor: Eğer Müslümanlar birbiriyle birlik olursa Allah'ın hikmeti ve izzeti onları destekleyecektir. Allah'ın sınırsız gücünden faydalanabiliriz.
'BÜTÜN ENGELLERİ AŞARSINIZ'
"Müslümanlar Allah'ın geleneklerinden ve ilahi kanunlardan faydalanabilirler. Bu velayetin manası nedir? Müslümanların birbirleri ile gönül bağı olması. Kur'an'ın Müslümanlar için çizdiği siyaset budur. Müslüman milletler birbirileriyle gönül bağı olsun ve sanki Allah söz veriyor; Siz birbirinizle Müslüman ülkeler olarak birlik olursanız Allah'ın izzeti sizi destekleyecektir. Yani siz bütün engelleri aşarsınız, bütün düşmanlarınıza galip gelirsiniz. Yani yaratılışın bütün kuralları sizin ilerlemeniz için size destek olacaktır. Kur'an'ın mantığı ve siyaseti budur.
İSLAM DÜŞMANLARININ SİYASETİ: BÖL PARÇALA YÖNET
"Bunun dışında İslam düşmanların siyaseti ise emperyalizm ve saldırganlıktır. Onların politikası böl parçala yönettir. Onların işi ayrımcılık yapmaktır. Bu ayrımcılık siyasetini İslam ülkelerinde çeşit çeşit komplolarla uğraştılar ve hala vazgeçmediler. Bunlar Müslüman milletlerin birbirinden uzak durmasını istiyor ama halklar uyandı.
'BİR ÜLKEDE BAŞARILI OLURSA DİĞERİNE GİDİYOR'
"Ben diyorum ki bugün öyle bir gün ki İslam ümmeti düşmanların bu komplolarını yenebilir. İran halkının düşmanı Filistin halkının da Lübnan halkının da Irak halkının da Mısır halkının da Suriye halkının da Yemen halkınında düşmanıdır. Düşman aynı düşmandır. Düşman çeşitli ülkelerde çeşitli saldırı yapıyor. Birine ekonomik savaş açıyor, bir yerde bombalar geliyor, bazen silahla bazen tebessümle gülücükle geliyori Ama kontrol odası bir yerde. Anı yerden komuta ediliyor. Eğer bunlar bir ülkede başarılı olursa başka ülkenin peşine koşuyor.
'BİZ YILLARCA BU GERÇEĞİ GÖRMEDİK'
"Milletler izin vermemelidir. Bir ülkenin üzerine gittiğinde onlarla işbirliği yapın ki düşman başarılı olamasın. Orada başarılı olurlarsa başka ülkeye saldıracaklar. Biz Müslümanlar bu gerçeği yıllardır görmedik ve sonucunu gördük. Bugün artık uyanık olmamız lazım. Afganistan'dan Yemen'e kadar, Filistin'den İran'a kadar bütün İslam ülkelerinde hazırlıklı olmalıyız.
"Filistin halkı toprağını işgal eden düşmanlara karşı savunma hakkında sahiptir. Bu işgalciler nereden geldi? Filistin halkı karşı durmak zorundadır. hiçbir merkez, hiçbir uluslararası kurum Filistin halkına itiraz edemez. Aksine Filistin halkına yardım etmek zorundayız.
'OPERASYON EN HAFİF CEZAYDI'
"Lübnanlıların Filistinlileri savunması yasaldır. Kimse Lübnanlıları eleştiremez. Bizim silahlı kuvvetlerimiz de iki üç gün önce yasal bir harekat yaptı. Yasalara uygun olarak bir operasyon düzenledik. Operasyon Siyonist rejime verilecek en hafif cezaydı. Kan emici Amerikanın bölgedeki kuduz köpeğine verilecek en hafif cezaydı. İran İslam Cumhuriyeti elinden gelen yanıtı en büyük kararlılıkla yerine getirecektir.
İSRAİLE: 'GELECEKTE TEKRAR GÖREVİMİZİ YAPACAĞIZ'
"Bizler bu görevimizi yapmada asla şüpheye düşmeyiz, aceleci de olmayız. Ne vazifemizi işlemekte kusur işleyeceğiz ne aceleci olacağız. Ülkemizin karar vericileri o sırada gerekeni yapacaktır. Gelecekte lazım olursa tekrar görevimizi yapacağız.
KONUŞMAYA ARAPÇA DEVAM ETTİ
"İkinci hutbemce özellike Lübnan'ı konuşacağım. İkinci hutbemi Arapça okuyacağım.
"İslam dünyasının kıymetli şahsiyeti, Lübnan'ın incisi, sayın Seyyid Hasan Nasrallah...
'MATEM VE YASIMIZ KARAMSARLIK DEĞİLDİR'
"Bu konuşmam bütün İslam ümmetine yöneliktir. Ama özellikle iki değerli halka. Lübnanlı ve Filistinli halka. Hepimiz yastayız. Değerli Seyyid'in şehadetiyle... Bizim için büyük bir kayıp oldu. Bir facia yaşadık. Ama bu matem ve yasımız karamsarlık ümitsizlik değildir. Tersine biz Hz. Hüseyin'e yas tuttuğumuz gibi yas tutuyoruz. Bizi adeta diriltiyor. Hedeflerimize daha çok odaklanmamıza sebep oluyor. Nasrallah vücuduyla aramızdan ayrıldı ama onun şahsiyeti, yolu, sesi her zaman içimizde sonsuza kadar yaşayacak. O direnişin yüce bir bayrağı idi ve zalim düşmanların karşısında dimdik duruyordu. O mazlumların sesiydi. Onları cesaretle savunuyordu. Hak yolunda savaşanlar için bir dayanaktı. Onun sevgisi Lübnan sınırlarını aşmıştı, Arap ülkelerinin sınırlarını aşmıştı.
"Hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmayın. Önemli şahsiyetlerin ölümüyle karamsarlığa kapılmayın. Bu savaşta İsrail'e karşı asla zaaf göstermeyin. Direniş gösterin. Düşmanı bozguna uğratın.
"Ey vefalı Lübnan halkı, Hizbullah gençleri, Emel Hareketi gençleri sizler kahramansınız... Şehit Seyyid kendi halkından bunu istiyordu. Bu korkak düşman, Hizbullah'ın veya HAMAS'ın, İslami Cihad'ın varlığını asla bitiremeyecek. Allah yolunda savışımız devam edecek. Bizler zafere yakınız. Onlar suikastlarla ve sivilleri öldürerek sonuca ulaşacaklarını sanıyor. Ama sonuç alamadılar. Bu yaptıklarıyla bütün herkesi kendi aleyhlerinde kışkırttılar. İnsanlar artık uyandı. Fedakarlıklar yapıyoruz. Bu kan içici kurtlar, onların varlık aleminde kanlı bir grup olarak anılacaklar.
'YIKINTILAR TEKRAR YAPILIR...'
"Allah'ı anarak kalbinizi sakinleştirin. Bu yıkıntılar bir gün tekrar yapılır. Sizler yine izzetinize kavuşursunuz. 30 yıl boyunca Hasan Nasrallah çok zor süreçlerden geçti ve Hizbullah'ı adım adım ileri taşıdı, fedakarlıkta bulundu, onun yaptığı çalışma karşılığını verdi. Düşmanlar gazabını gördü. Allah bu yolda çalışanlara büyük mükafat verecektir. Onun yaptığı çalışmalarla Siyonist düşman köşeye sıkıştı. Biz İranlılar uzun zamandır Lübnan'ın yüceliğini faziletini biliyoruz.
'EMPERYALİST GASPÇI DÜŞMAN'
"Şu an ABD ve yandaşları İsrail'i korumak için her şeyi yapıyor. İsrail'i bölgenin doğal kaynaklarını sömürmek için kullanıyorlar. Emperyalistler büyük savaşlarına bölgeyi alet etmek istiyor. Bizler enerjimizi Batı'ya aktarmamalıyız. Batı bizim bütün kaynaklarımızı sömürmek istiyor. Gaspçı düşmanlar karşısında bölgemizi korumak zorundayız. Şunu görüyoruz; kim hangi grup İsrail'e darbe vurursa bu bütün bölgeye ve insanlığa hizmettir.
'MİLYONLARCA DOLAR HARCADILAR, KÜÇÜK BİR MÜCAHİT GRUP ONLARI DURDURU'
"Siyonistler ve Amerikalılar bir rüya görüyor. Boş hayaller peşindeler. İsrail sadece çirkin ağaçtır ve Yüce Allah Kur'an'ında buyurdu. Onların istikrarı yoktur. Bu şuursuz habis rejim zorla ayakta duruyor. Amerika onları savunduğu sürece ayakta duruyorlar. Allah'ın izniyle yok olup gideceler. Bunun açık kanıtı Lübnan'ı işgal etmek için milyonlarca dolar harcadılar. Batı'dan da çeşitli yardımlar gitti. Ama buna rağmen küçük bir mücahit grup onları engelledi. Onların tek yaptığı evleri, okulları yıkmak, sağlık merkezlerini yıkmak oldu. Bu suçlu Siyonist grup şu sonuca vardı; Asla HAMAS'a ve Hizbullah'a galip gelemediler ve bunu çok iyi anladılar.
'İRAN ÇOK KAYIP VERDİ AMA DURMADI'
"Lübnan ve Filistin'deki değerli direnişli güçler bu şahadetler ve bu dökülen kanlar sizin kararlılığınızı asla bitiremeyecek. Siz yolunuza devam edeceksiniz. İran devleti 1981'den beri onlarca suikasta uğradı. Çok seçkin insanları kaybettik. Tıpkı Seyyid Muhammed gibi... Birçok din alimimiz suikasta kurban gitti. Her birisi bizim devrimizin bir direği gibiydi. Onların ölümleri kolay değildi. Ama biz asla durmadık, geriye gitmedik, tersine ilerledik. Bugün bölgedeki direniş yiğitlerinin şehadetiyle geriye gitmeyecektir. Allah'ın zaferi direnişin yanında olacaktır.
'FİLİSTİN İSRAİL'İ 70 YIL GERİYE GÖTÜRDÜ'
"Gazze'deki direniş bütün dünyayı hayrete düşürdü. Gazze'de İslamiyet'in onuru yükselmiştir. Karşımızda ne kadar şer güçler olsa da Gazzeliler geri adım atmıyor. Aksa Tufanı Operasyonu'nun üstünden bir yıl geçti. Bu gaspçı rejimin tek hedefi kendi varlığını koruyabilmek. İlk kurulduğu yıllardaki telaşa düşmüştür. Filistin'in yiğitleri İsrail'i 70 yıl geriye götürdü.
'BARIŞ GETİRECEĞİNİ SÖYLEYEN BATILILAR BÖLGEDEKİ ASIL SORUNUMUZ'
"Savaşlardaki asıl sebep ve bölgenin geri kalmasının asıl sebebi İsrail'in varlığıdır. Bölgeye barış getireceğini iddia eden Batılı güçler bizim asıl sorunumuzdur. Aksi halde bölge ülkeleri bölge güvenliğini zaten sağlayabilir. Halkları kurtaracak olan halkların kendi çabaları olacaktır. Yabancıların, dışarıdan gelenlerin değil.
"Şehit Nasrallah, Şehit İsmail Heniyye, Şehit Kasım Süleymani'ye selam olsun!"
İran: Birlik Olmazsak Sıra İslam Ülkelerine Gelecek
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Katar’da Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile bir araya geldi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile yaptığı görüşmede, İslâm ülkeleri arasındaki ilişkilerin genişletilmesinin önemini vurguladı.
Pezeşkiyan, “Suudi Arabistan gibi İslâm ülkelerini kardeşlerimiz olarak görüyor ve görüş ayrılıklarını bir kenara bırakarak yakınlığı ve birlikteliği artırmayı vurguluyoruz” dedi.
Suudi Arabistan’ın İsrail’in saldırılarının durdurulması için önemli rol sahibi olabileceğine işaret eden Pezeşkiyan, şunları söyledi: “Eğer bugün Siyonist rejim Gazze’de soykırıma cesaret edebiliyorsa bu, İslâm ülkelerinin ilgisizliğinden kaynaklanmaktadır. Biz bu saldırganlığa karşı birlik olmazsak Gazze ve Lübnan’dan sonra sıra yarın diğer İslâm ülkelerine ve şehirlerine gelecektir.”
Siyonist İsrail’in bölgedeki saldırganlığına değinen Bin Ferhan, Tel Aviv yönetiminin, savaşı tüm bölgeye yaymaya çalıştığına dikkati çekerek, “Durumu kontrol etme konusundaki bilgeliğinizi ve inceliğinizi takdir ediyoruz ve aynı zamanda bölgede barış ve huzurun sağlanması yolunda rol oynayacağımıza inancımız tamdır” ifadelerini kullandı.
İran, “Gerçek Vaad-2” Operasyonunda İsrail'in Hangi Askeri Üslerini Hedef Aldı?
Mehr Haber Ajansı, Devrim Muhafızları Ordusu'nun icra ettiği misilleme operasyonu sırasında hedef alınan Siyonist İsrail'in hayati öneme sahip askeri üs ve noktaların isimlerini yayınladı.
İran'ın Siyonist Rejim'e yönelik düzenlediği "Gerçek Vaat 2" operasyonu sonucu bu rejime büyük zararlar verildi. Her ne kadar işgal rejimi uğradığı hezimeti sansürlemeye çalışsa da bu olayda İsrail'in büyük başarısızlığının derinliğini gösteren görüntü ve bilgiler elde edildi.
Mehr Haber Ajansı'nin elde ettiği bilgilere göre, operasyonda hedef alınan Siyonist askeri üsler şöyle:
1-Nevatim Hava Üssü (İngilizce: Nevatim Airbas - İbranice: ביסם נבטים - resmi adı: בחא 28 - Hava Kuvvetleri Üssü 28), Beerşeba'nın 15 kilometre doğu-güneydoğusunda ve Necef çölündeki Moshav Nevatim'in yakınında bulunan bir hava üssüdür.
İsrail'in en büyük üslerinden biri olan Nevatim farklı uzunluklarda üç piste sahiptir. Radara yakalanmayan savaş uçakları, nakliye uçakları, yakıt ikmal uçakları ve radar sistemleri bu üste konuşlandırılmış durumdadır.
Nevatim Hava Üssü, İsrail hava sahasının savunmasındaki önemli rolü nedeniyle rejim ordusu için yüksek stratejik öneme sahiptir. Üs aynı zamanda askeri tatbikatlar ve hava operasyonları ile uluslararası tatbikatlar da dahil olmak üzere çeşitli operasyonlar için de kullanılıyor. Nevatim üssü, son yıllarda dünyanın en gelişmiş savaş uçaklarından biri olan F-35 gibi gelişmiş savaş uçaklarına ev sahipliği yapmasıyla daha da ün kazandı. F-35 ve F-16 savaş uçaklarının bulunduğu ve işgal altındaki topraklarının güneyinde bulunan üs, İsrail'in en büyük hava üslerinden biridir.
İsim: Nevatim
İbranice: ביסם נבטים
İran, İsrail'in hangi askeri üslerini hedef aldı?
İngilizce: Nevatim Air Base
Takma Adı: בחא 28 - Hava Üssü 28
Bağlı Kuruluş: İsrail Hava Kuvvetleri
Faaliyet dönemi: 1983'ten bugüne (yaklaşık 41 yıl)
En yakın şehirler: Beerşeba - Arad - Dimona
Koordinatlar: 31°12'30" Kuzey 35°00'44" Doğu
Komutan rütbesi: "Tat Aluf (תת-אלופ)" (Tuğgeneral'e eşdeğer)
Şu anki komutan: Tuğgeneral Yotem Sigler 23 (תא"ל יותם Sigler) - Temmuz 2023 - şimdi
Hava üssündeki uçak filosu ve birimler:
Filo 103: C-130J Super Hercules uçağı görev yapıyor.
Filo 116 ("Güneyin Aslanları - אריות הדרום"): F-35 savaş uçağı görev yapıyor.
İran, İsrail'in hangi askeri üslerini hedef aldı?
Filo 120 (Desert Giants - ענקי המדבר): Boeing 707 (ראם / שקנאי / ברבור) ve Wing Zion (Knaf Tzion) uçakları görev yapıyor.
Filo 122 ("Nachshon - הנחשון"): Gulfstream V 5 "Nachshon עיטם" ve "נחשון שביט" uçakları görev yapıyor.
Filo 131 ("Sarı Kuş Şövalyeleri - אבירי הציפור הצחובה"): C-130 Hercules (קרנף) uçağı görev yapıyor.
Filo 140 (Altın Kartal - נשר החזב"): F-35I (Adir) uçağı görev yapıyor.
Birim 5700: İleri İniş Birimi
8200 numaralı uçuş birimi
АСМ 5708 Birimi: Bu ünite 2016 yılında kapatılmıştır)
669 Tedarik Birimi: Özel Kurtarma Taktik Biriminde bulunuyor.
Birim 757: Ekipman ve mühimmat yükleme ve boşaltma sürecini kontrol ediyor.
Necef Savunucuları Savaş Filosu: 2010 yılında kurulan ve üssün kara savunma departmanının gözetiminde ve havacılık filosu komutanlığı altında bulunuyor.
İnşaat Birimi 328: Üssün ve sorumluluğu altındaki alanın tüm altyapısından sorumlu inşaat birimidir.
Bu üssün konutları resmi olarak Adi Kampı (מחנה עדי) adı verilen bir yerleşim yeri olarak biliniyor.
2-Hatzerim Hava Üssü: (Resmi adı: בחא 6 - Hava Kuvvetleri Üssü 6), Necef çölünde bulunan İsrail Hava Kuvvetlerinin en önemli ve en büyük üslerinden biridir. İsrail'in güneyinde ve Beerşeba kenti yakınında bulunan bu üs, pilot eğitimleri ve askeri operasyonlardaki önemli rolü nedeniyle büyük stratejik öneme sahiptir.
Bir üs komutanı, doğrudan Hava Kuvvetleri Komutanına rapor veren Tat Aluf (תת-אלופ) (tuğgenerale eşdeğer) rütbesinde bir pilottur. Yardımcısı, Segan Aluf (yarbay rütbesine eşdeğer) rütbesine sahip bir uçuş ekibi subayıdır.
3- Glilot üssü: Bu üssün gizli operasyonlar, sinyal istihbaratı faaliyetleri kapsamında ses ve görüntü toplama, şifre kırma, anti-casusluk operasyonları, siber savaş ve askeri istihbarat ve gözetlemeden sorumlu olduğu söyleniyor. Glilot üssünde İsrail askeri istihbaratı (Aman) karargahı, Mossad karargahı ve Tel Aviv yakınlarındaki Birim 8200'ün siber ve merkezi birimi yer alıyor. Bu üss Lübnan'ın 110 km uzaklığında yer almaktadır. Hizbullah bugün Glilot üssüne bir saldırı düzenlemesinin ardından ABD bu üssün durumu ile ilgili endişelerini dile getirmişti.
İngilizce: Hatzerim Airbase
Türkçe: Hatzerim Hava Üssü
İran, İsrail'in hangi askeri üslerini hedef aldı?
Tür: Hava Üssü
Faaliyet dönemi: 1966'dan günümüze (yaklaşık 58 yıl)
En yakın kent: Beerşeba - Ofakim
Bu üssün filoları ve birimleri şu şekilde:
107. Filo ("Turuncu Kuyruk Şövalyeleri - פיסת אבירי הזנב הצום") F-16 uçaklarını işletmektedir.
69. Filo (Çekiç Filosu “טייסת אבירי הזנב הכתום”) F15 uçakarını işletmektedir.
102. Filo (Uçan Kaplan Filosu “טייסת הנמר המעופף”) M-۳۴۶ Master uçaklarını işletiyor. Hava kuvvetlerine ait müze de bu üste yer almaktadır.
4- Tel Nof Hava Üssü: İsrail'in en önemli hava üssüdür.
Rehovot kentinin 5 km uzaklığında yer almaktadır
İbranice: בסיס תל נוף
İngilizce: Tel Nof Airbase
İran, İsrail'in hangi askeri üslerini hedef aldı?
Tür: hava üssü
Faaliyet dönemi: 17 Ağustos 1948 - günümüze (yaklaşık 76 yıl)
Bu üssün filoları ve birimleri şu şekilde:
Savaş filoları( F-15A/B/C/D)
133. Filo (İki Kuyruklu Şövalyeler)
106. Filo(mızrak başı)
CH-53 Deniz Aygırı helikopter filosu
118. Filo (geceleri yırtıcı kuşlar - gece Dorsey)
Drone filosu
210. Filo(Beyaz Kartal - הנשר הלבן)
Deneysel filolar
5601. Filosu (Uçuş Test Merkezi)
Kızıl Baron Filosu
5- 555. Birim (Havadan Elektronik Harp Birimi): Gökyüzü Kargaları Birimi (יחידת עורבי השחקים) olarak bilinir, İsrail Hava Kuvvetlerinin havadan elektronik harp birimidir. Bu birim 1969 yılında Lod Hava Üssü'nde kurulmuştur ve şu anda genel merkezi Tel Nof Hava Üssü'nde bulunmaktadır. Bu birim İsrail Hava Kuvvetlerinin en gizli birimlerinden biri olarak bilinmektedir.
İran'ın İsrail'e Saldırısı Müslümanları Gururlandırdı
Arif Alvi, İran'ın işgal altındaki topraklara yönelik füze saldırısını takdir etti.
Pakistan eski cumhurbaşkanı Arif Alvi, İran’ın Siyonist düşmana yönelik Gerçek Vaad-2 operasyonu hakkında şunları söyledi: ‘Şehit Haniye'nin, Şehit Hasan Nasrallah'ın ve Gazze halkının intikamını almak için İsrail'e füze saldırısı düzenleyen İran'a teşekkür ediyorum.’
Pakistan eski Cumhurbaşkanı Alvi, İslam dünyasının Tahran'ın Siyonist düşmana karşı eylemi ile dayanışmasına değinerek şu ifadelerde bulundu: ‘İran'ın son operasyonu Müslümanları gururlandırdı, bu saldırıdan dolayı İran'a teşekkür ediyorum.
Diğer İslam ülkelerinden de Siyonist rejimin Filistin ve Lübnan halkına karşı işlediği suç ve cinayetlerin sona erdirilmesinde rol oynamalarını istiyoruz. Biz de Pakistan'ın kurucusu Muhammed Ali Cinnah gibi, Filistin'in Filistin halkına ait olduğuna inanıyoruz.’
Pakistan’lı Siyasetçi: İran "Sadık Vaat 2" ile Siyonist Rejime Sert Bir Ders Verdi
Pakistan Eski Dışişleri Bakan Yardımcısı, İran'ın "Sadık Vaat 2" operasyonuyla Siyonist rejime sert bir ders verdiğini belirterek, İslam ülkelerinin direnişi desteklemede birlik ve beraberlik içinde olması gerektiğini söyledi.
İran İnkılabı Devrim Muhafızları Ordusu, Siyonistler tarafından İsmail Haniye ve Seyyid Hasan Nasrallah'ın şehit edilmesine misilleme olarak, 200'den fazla balistik füzeyle işgal altındaki toprakların derinliklerini hedef aldı. Bu bağlamda Mehr Haber Ajansı, Pakistan Eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Şemşad Ahmed Han ile bir röportaj yaptı.
Ahmed Han, Siyonist rejimin Lübnan'a saldırısını vahşice ve korkakça olarak nitelendirerek, "Bu suçlar Amerika'nın destek şemsiyesi altında işleniyor ve Amerika ve İsrail'in cüretkar davranmasının nedenlerinden biri de bazı İslam ülkelerinin pasif kalmasıdır." dedi.
Pakistan Eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Şemşad Ahmed Han, "İslam'ın mesajı barıştır. Ancak Müslüman ülkeler, özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra daha az güvenliğe sahip olmuştur. Savaşların çoğu Müslüman ülkelerde yaşanmıştır. Müslüman ülkelerin toprakları işgal edilmiştir ve ne yazık ki İslam ülkeleri buna uygun bir tepki vermemiştir. Hatta bazı Müslüman ülkelerde Amerika'nın askeri üsleri bile var." dedi.
Pakistan Eski Dışişleri Bakan Yardımcısı, İslam ülkelerinin Amerika'nın bu ülkelerde askeri üs kurmasına izin vermeleri konusunda üzüntüsünü dile getirerek, "Amerika çoğu İslam ülkesinde askeri üsse sahipken, biz Müslümanlar nasıl güçlü olabiliriz?" dedi.
"Sadık Vaat 2" operasyonu hakkında konuşan Ahmed Han, "İran, İslam ülkeleri arasında yalnızca kendisinin yapabileceği böyle bir eylemle Siyonist rejime sert bir ders verdi. Ancak ortak hedeflerimize ulaşmak için İslam ülkeleri İran'ı desteklemelidir." dedi.
Ahmed Han, "Filistin sorununu çözmek ve ortak hedeflere ulaşmak için İran, Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır, Nijerya, Türkiye, Malezya ve Endonezya gibi İslam ülkeleri NATO gibi bir askeri ittifak oluşturmalıdır." diye ekledi.
İran İsrail'i 500 Hipersonik füzeyle vurdu
İsrail ordusu İran'ın İsrail'e yönelik füzelerle harekat başlattığını açıkladı. İran harekatta yaklaşık 500 füze kullandı.
-
Tüm dünyanın vahşetini seyrettiği İsrail, Aksa Tufanı Harekatı ve Gerçek Vaat Harekatından sonra üçüncü kez büyük darbe aldı. İran bu akşam İsrail'e Gerçek Vaat 2 Operasyonu başlattı. Deyim yerindeyse Tel Aviv semaları İran'ın uzun menzilli füzeleriyle aydınlandı. İsrail'in 'demir kubbe'si çöktü.
TEL AVİV'DE ALARM
ABD uçaklarının Ürdün üzerinden füzelere müdahale çabası da yeterli olmadı. Yüzlerce füze Tel Aviv'e düştü. Kent önce siren sonra patlama sesleriyle yankılandı.
ASKERİ ÜSLER VURULDU
İran İsrail'e ait çok sayıda askeri noktayı vurduklarını açıkladı. Vurulan noktalar arasında Netsarim, Nevatim, Hatzerim hava üslerinin olduğu öğrenildi. İranlı kaynaklar, Devrim Muhafızları'nın füze biriminin, kitle imha silahlarının depolandığı merkezleri vurduğunu bildirdi. İran ajansları İsrail'in Lübnan saldırılarında da kullandığı ABD yapımı onlarca F-35'in de imha edildiğini yazdı.
İsrail'i bir sonraki operasyonun daha ağır olacağı yönünde uyardı. Demir kubbenin İran'ın stratejik hamleleri sonucu aşıldığı yorumları yapıldı.
FİLİSTİNLİLER SOKAKLARDA KUTLADI
Bölgenin direnen kuvvetleri, mazlum halklar, Filistinliler operasyonu sevinçle kutladı. İran sokakları da coşkulu kutlamalara sahne oldu. Sosyal medyaya düşen bir kutlama videosu bölge halklarının duygularına adeta tercüman oldu. Elinde İran füzesinin bir parçasını tutan Filistinli genç "Bu zafer füzesidir. Sünni, Şii, hepimiz biriz, inşallah direniş galip gelecek." dedi.
HAMANEY: ÇÜRÜMEKTE OLAN CESET
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, İsrail’e yönelik füze saldırısın ilişkin yaptığı açıklamada, "Allah’ın izniyle, direniş cephesinin darbeleri Siyonist rejimin yıpranmış ve çürümekte olan cesedi üzerinde daha güçlü ve acı verici olacaktır" dedi.
DEVRİM MUHAFIZLARINDAN AÇIKLAMA
İran Devrim Muhafızları Ordusundan yapılan yazılı açıklamada, İran'ın ulusal güvenliğini hedef alan İsrail'e onlarca füzeyle saldırı düzenlendiği bildirildi.
Saldırının HAMAS lideri İsmail Heniyye, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve İranlı general Abbas Nilfuraşan'ın şehit edildiği İsrail saldırılarına karşılık olarak gerçekleştirildiği belirtildi.
İsrail'in bu saldırıya askeri yanıt vermesi halinde "yıkıcı karşılık" göreceği uyarısında bulunuldu.
Devrim Muhafızları yaptığı ikinci duyuruyla Tel Aviv çevresindeki askeri üssünü hedef aldığını belirtti.
Ek olarak operasyonun başarılı oranının yüzde 90 olduğu ifade edildi. Operasyonun adının Gerçek Vaat - 2 olduğu duyuruldu.
CUMHURBAŞKANI PEZEŞKİYAN: BU YALNIZCA GÜCÜMÜZÜN BİR PARÇASI
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, ülkesinin İsrail'e karşı füze saldırılarının "meşru haklar temelinde İran ile bölgenin barış ve güvenliği için" düzenlendiğini savundu.
İsrail'in saldırganlığına "kesin bir yanıt" verdiklerini ifade eden Pezeşkiyan, bu saldırıların İran'ın çıkarlarının ve vatandaşlarının savunulması amacıyla gerçekleştirildiğini kaydetti.
Pezeşkiyan mesajında şu ifadeleri kullandı:
"Netanyahu İran'ın savaş peşinde olmadığını ancak her tehdide kararlı yanıt vereceğini bilsin. Bu yalnızca gücümüzün bir parçasıydı. İran ile çatışmaya girmeyin."
Pezekişyan ayrıca ikinci bir tivit atarak İran bayrağı ile beraber İngilizce "Kendimizi savunma hakkımız var", Arapça olarak da "Allah'tan zafer ve fetih yakındır" diye yazdı.
Şeyh Naim Kasım: 2006'daki gibi kazanacağız
Lübnan Hizbullah Hareketi'nin Genel Sekreter Yardımcısı Şeyh Naim Kasım "2006'daki gibi kazanacağız, zafer bizimdir, biraz sabra ihtiyacımız var." açıklamasında bulundu.
Şeyh Naim Kasım Hizbullah Hareketi'nin merhum Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah'ın şehadeti sonrasında yaptığı ilk konuşmada "Seyyid Hasan Nasrallah hayatı boyunca cihad ve mücadele alanında bulunmuş ,rahmetli İmam Humeyni ve İslam İnkılabı Lideri İmam Hamaney'in yolundan gitmiştir." dedi.
Seyyid Hasan Nasrallah, Kudüs'ü destekleme yönünde hareket etti ve Mücahidlerin dostuydu." diyen Kasım "Sevgili liderimizin kaybından dolayı İslam İnkılabı Lideri, İmam-ı Zaman'a (as), Mücahidler ve ailesine, Lübnan'a, bölgeye, dünyaya ve özgürlük mücadelecilerine başsağlığı diliyoruz." ifadesine dikkat çekti.
İsrail'in Lübnan'ın her bölgesinde suç ve katliamlar gerçekleştirdiğini, sivillere ve sağlık merkezlerine saldırdığını belirten Kasım Siyonist rejimin savaşçılarla savaşmadığını masum insanları öldürdüğünü kaydetti.
Lübnan Hizbullahı'nın genel sekreter yardımcısı sözlerinin devamında "Amerika, Siyonist rejimin suç ortağıdır ve sınırsız siyasi ve askeri destek sağlamaktadır, ancak biz İmam Hüseyin'in (as) evlatlarıyız ve zafere ulaşacağız." vurgusunda bulunarak "Biz amel, cihat ve sabır adamlarıyız ve Allah'ın vaadi haktır." diye ekledi.
ABD’nin Bağdat’taki Victoria Üssü ateş altında
Irak'ta Bağdat Uluslararası Havaalanı yakınlarında bulunan ABD askeri üssü Victoria, Washington'un bölgede saldırganlığını arttıran İsrail’e verdiği açık destek nedeniyle ateş altında.
ABD'nin Gazze, Lübnan ve Yemen'deki İsrail saldırganlığına verdiği sınırsız desteğe yanıt olarak, pazartesi günü geç saatlerde Bağdat Havaalanı yakınlarındaki ABD ordusuna ait Victoria Üssü’ne bir saldırı düzenlendi.
El-Meyadin'in Irak'taki muhabiri üs çevresinde art arda dört patlama sesi duyulduğunu ve tesis içinde alarm sirenlerinin çaldığını bildirdi. Şu ana kadar hiçbir grup operasyonun sorumluluğunu üstlenmedi.
Bu operasyon, Lübnan'a yönelik saldırılarını artıran İsrail'in eylemlerini açık bir şekilde destekleyen ABD'nin bölgedeki askeri müdahalesine karşı süregelen direnişin devamı olarak görülüyor.
Hizbullah'tan Hayfa'nın kuzeyine operasyon
Hizbullah, Gazze'deki Filistinlilere destek vermek amacıyla İsrail'in kuzeyindeki yerleşim birimlerine Fadi-1 füzeleriyle Hayfa'nın kuzeyine saldırı düzenledi.
Lübnan İslami Direnişi, Gazze Şeridi'ndeki Filistin halkına destek vermek, direnişlerini güçlendirmek ve Lübnan'ı savunmak amacıyla Hayfa'nın kuzeyindeki bir dizi yerleşimi Fadi-1 füzeleriyle hedef aldığını açıkladı.
Hizbullah, bu operasyonun İsrail'in Lübnan'daki şehirlere, köylere ve sivillere yönelik acımasız saldırılarına bir karşılık olduğunu vurguladı.
İsrail ordusu ise, Lübnan'dan Celile ve Hayfa'nın merkezine en az 10 füze atıldığını bildirdi.
Bölgede ve Hayfa'nın kuzeydoğusundaki Kiryat Ata yerleşiminde sirenler çaldı. Lübnan'dan atılan bir füze sonucu çıkan yangın, paniğe neden oldu.
Ayrıca Hizbullah, İsrail'in Kfar Giladi yerleşim birimini Nur füzesiyle hedef aldı. Hizbullah, 8 Ekim'den bu yana ilk kez bu tür bir füze kullandığını duyurdu.
Hizbullah, füzelerle Yiftah yerleşiminde İsrail askerlerinin toplanma noktasını doğrudan vururken, Beyt Sayda'da başka bir toplantıyı, Zaura'da ise üçüncü bir toplanma noktasını hedef aldı.
İsrail'in Lübnan'daki yerleşim yerlerine ve sivillere yönelik saldırılarına karşılık olarak Hizbullah, Capri, Saar, Geşer Haziv yerleşimlerini ve işgal altındaki Safed kentini bombaladı. Her bir hedefe birer roket mermisi atıldı.
Hizbullah ayrıca, Naura üssünü Fadi-2 füzeleriyle ve Sade mevkiindeki bir İsrail piyade gücünü topçu mermileriyle hedef alarak doğrudan isabet sağladığını bildirdi.
MEDYANIN HALLERİ... ABD-İsrail füzelerinin yanında yer alan Türk medyasının psikolojik savaş bombaları
Savaşlarda iki tür haber vardır: Savaşı kazanmaya hizmet eden haber ve bozguna hizmet eden haber. Ve savaşlarda iki tür habercilik vardır: Savaşanların haberciliği ve bozguncuların haberciliği.
Filistin, Gazze, HAMAS kahramanca direniyor.
Lübnan, Hizbullah emperyalizme ve Siyonizme karşı göğsünü siper ediyor.
Onlar savaşıyor.
Onlar ölmekten korkmuyor.
Onlar zaferden emin.
Tarihi zaferler, savaşmaktan ve ölmekten korkmayanlarındır.
Filistin, Lübnan tüm dünyaya örnek oluyor.
ABD-İsrail füzelerine boyun eğmiyorlar.
Fakat Türkiye’de bazı medya kuruluşları, kayıpları öne çıkıyor.
Umutsuzluk, karamsarlık yayıyor.
Düşman adına resmen psikolojik savaşı yapıyor.
Takvim’in İran’ı ihanetle suçladığı manşeti buna bir örnek. Böyle yazılar dolu:
Türkiye’den Cem Küçük, “Direniş felç olurken” yazısı yazmış.
İnternethaber’den Tülin Türkoğlu, “Şia rejimi=Siyonizm” başlığı atmış.
Milliyet’ten Hakkı Öcal’ın başlığı: “Hizbullah mı, İsrail’in tiyatrosu mu?”
Akşam’dan Kurtuluş Tayiz: “İran, Nasrallah'ı neden sattı?”
Akşam’dan Tacettin Kutay, “Hasan Nasrallah'ın ölümü, yaşamından hayırlıdır.” ifadelerini kullanıyor.
Yeni Şafak da manşet atmış, Neslihan Önder imzalı: “Lübnan umudunu kaybetti.”
Bakın ne yazıyorlar: Hükûmet ve ordu çaresizmiş. Ülkede derin karamsarlık varmış. Süreç tersine çevrilmezmiş! İç savaş çıkarmış!
Bu manşeti ancak İsrail’in savaş kabinesi alkışlar. Netanyahu alkışlar. Pentagon alkışlar. Biden alkışlar.
Yeni Şafak oraya niye gitti? Düşmana hizmet etmeye mi?
Neslihan Önder savaş haberi yapmaya mı gitti, savaşanların direncini kırmaya mı?
Hiç mi utanmadınız bu başlığı atmaya?
Yeni Şafak muhabiri bu haberi gönderdi diyelim. Editörünüz, Haber Müdürünüz, Yazı İşleri Müdürünüz, Genel Yayın Yönetmeniniz buna, bu başlığa, bu başlıkaltına nasıl olur verdi?
Organize kötülüktür bu.
Yetmiyor. Yeni Şafak yazarı Aydın Ünal, ABD-İsrail silahıyla Suriye’de ayaklanma başlatan muhalefetin, Nasrallah’ın şehit olmasından sonra tatlı dağıtmasına, “haksız değiller” desteği veriyor. Tatlı tepsilerine ortak olun Aydın Bey. Afiyet olsun. Kimi düşmanın zehrini içer kimi düşmanın şerbetini içer. Herkesin midesi kendisine tabiî… Yetmiyor, Hizbullah ve İran elini çeksin diyor. Neymiş, sağlıklı bir direniş hattı kurulurmuş! İsrail ve ABD’nin amacı da bu değil mi?
Neden mi bunları yazıyoruz?
Savaşlarda iki tür haber vardır: Savaşı kazanmaya hizmet eden haber ve bozguna hizmet eden haber. Ve savaşlarda iki tür habercilik vardır: Savaşanların haberciliği ve bozguncuların haberciliği.
Bozguncular savaşta o bombaların yıktıklarını görür.
Korkaklığı, gözyaşını, çaresizliği, karamsarlığı, teslimiyeti görür.
Savaşanlar ise vatanseverliği, cesareti, namusu, emeği, fedakârlığı, çalışkanlığı, dayanışmayı, elbirliğini görür.
Yeni Şafak’a soruyoruz. Haberciliğiniz neye hizmet ediyor?
Biz bu haberlerin yabancısı değiliz.
İstiklâl Savaşımızda “Millî kuvvetler dağılmıştır, Ordunun manevî kuvveti kalmamıştır, asker kaçıyor” diyenler vardı.
Mustafa Kemal Paşa onlara ne yanıt veriyordu:
“Evet efendiler, dağılmıştır. Fakat bu avamın ifadesidir. Efendiler, onlar dağılmamış, çekilmiştir. Şu istikamette veyahut bu istikamette çekilmişlerdir ve yürümüşlerdir efendiler.” (“Büyük Millet Meclisi’nde Yurt Savunması Kuvvetlerinin Durumu ve Milletin Maneviyatı Üzerine Konuşma”, 8 Temmuz 1920, Atatürk’ün Bütün Eserleri, Kaynak Yayınları, cilt 9, s.29)
6 Şubat depremlerinde de bozguncu haberciliğin örneklerini görmedik mi?
En azından buradan ders çıkaramıyor musunuz?
Konu Türkiye olmayınca, sorumsuzca yayın yapma hakkını mı buluyorsunuz?
Tüm basınımıza çağrı yapıyoruz:
Safınızı seçin.
Savaşanların mevzisine gelin.
ABD-İsrail füzelerinin yanına siz de psikolojik bombalar atmayın.
Yoksa tarihe utanç manşetlerinizle geçersiniz.
NADİR TEMELOĞLU
Türkiye-İsrail sponsorluğunda Bakü'de askeri fuar
Gazze ve güney Lübnan'da katliamlarını sürdüren İsrail, dokuz silah üreticisiyle beraber Azerbaycan Savunma Fuarı'nda (ADEX) ağırlandı.
Beşincisi düzenlenen Azerbaycan Savunma Fuarı (ADEX) cumartesi günü Bakü'de başladı. Fuara, aralarında Türkiye, Katar ve İsrail'in de bulunduğu 24 ülkeden katılımcılar yer aldı.
Türk savunma şirketi Baykar, İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii (IAI) ve Katarlı savunma firması Barzan Holdings'in sponsorluğunda düzenlenen etkinlikte, Gazze'de ve güney Lübnan'da katliamlarını sürdüren İsrailli dokuz silah şirketinin yer alması dikkat çekti.
İsrail'in önde gelen katılımcıları arasında Elbit Systems, Rafael ve İsrail ordusu için savaş uçağı ve silah üreten devlet destekli IAI yer alıyor.
Türk savunma şirketleri fuarda en büyük katılımcı grubunu oluştururken, Birleşik Arap Emirlikleri merkezli Edge Group da fuara katılan uluslararası şirketler arasında yer aldı.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, fuar alanını ziyaret ederek aralarında Pakistan'ın Global Industrial & Defence Solutions (GIDS) şirketinin de bulunduğu çeşitli stantları inceledi.
Bu fuar kapsamında, Azerbaycan ile Siyonist rejim arasında yeni bir askeri-sanayi işbirliği anlaşması imzalandı. Gelişme, İsrail'in Bakü Büyükelçisi George Dick tarafından kamuoyuna duyuruldu.
Anlaşma, NATO standartlarına uygun hafif silah üretiminde uzmanlaşmış İsrailli AS Holdings ve bu şirketin yan kuruluşu Ari Arms ile Azerbaycan Savunma Sanayii Bakanlığı'na bağlı devlet şirketi Azersilah arasında imzalandı.
Fuar, 1 Ekim'e kadar sürecek.
Direniş Seyyid’inin Şehadeti Ardından Vazifemiz
Bismillah…
Direniş Cephesinin Seyyid’i, büyük mücahid ve lider Hasan Nasrallah’ın şehid edilmesi müminlerin yüreğinde tedavisi zor büyük bir yara açtı. Hizbullah’ın önde gelen lider kadrosu ve komutanlarından bir bölümü son bir hafta içerisinde şehidler kervanına katıldılar. Sivil halktan binlercesi yaralandı, iki yüzbin kişi evlerini barklarını terketmek zorunda kaldı. Özetle Direniş Cephesinin ön karakolu Lübnan cephesi ağır bir yara aldı.
Aynı terör devletinin bir yıldan beri Gazze'ye yönelik saldırılarında çoğu çocuk, kadın ve ihtiyarlardan oluşan elli bine yakın Filistinli şehid oldu, yüz binden fazlası yaralandı, yüz binler evlerinden barklarından edildi, on binlerce çocuk yetim kaldı.
ABD ve NATO'daki müttefikleri ile bölgedeki halkı Müslüman ülkelere çullanmış rejimlerin her türlü doğrudan ve dolaylı desteğini, ihanetini arkasına alan İsrail denen terör çeteleri hiç bir cinayetten çekinmemektedir.
Başta BM olmak üzere sözde uluslararası, gerçekte ise Batı emperyalizminin hizmetindeki kuruluşlar da herhangi ciddi bir tepki vermemekle gerçekte İsrail'in yanında yer almakta, sürdürülen cinayetleri desteklemektedir.
Uluslararası toplum, uluslararası hukuk, insan hakları vb. kurum kuruluş ve çevrelerin de gerçekte karşılığı olmadığı bilinmekle birlikte bir kez daha gün yüzüne çıkmış oldu.
Düşmanın askeri, ekonomik, medya, siber-teknolojik ve idari sistem açılarından üstün bir durumda olduğu inkar edilemez. Peki Siyonist düşman sahip olduğu bunca imkanlara rağmen niçin amaçlarına ulaşamıyor? Üzerinde ciddi ciddi düşünmeye değmez mi?
Çekinmeden, korkmadan ilan edelim ki, direniş cephesi mücahitleri yeryüzünde üç-dört yüzyıldan beri devam eden sulta sistemine karşı Allah'a tevekkül ederek tüm dünya mustazaflarının, zayıf bırakılmışların, hakları çiğnenmişlerin adına meydana çıkmış bulunuyor.
Bu meydanda mücadelenin kolay olacağı sanılmasın. Daha doğrusu kolay savaş olmadığı gibi kolay zafer de yoktur. Sulta sisteminin yıkılması, yeni bir çağın başlatılması sancılı, oldukça zor olmanın ötesinde ateş çemberinden geçmeyi gerektirir. Düşmanı hafife almak safdillik olur. Batılı sömürücüler NATO, BMGK, UAEK, G7 ve onlarca ayrı kuruluşu aracılığıyla asırlardan beri ördükleri donattıkları sulta sistemini devam ettirmeye, ayakta tutmaya, genişletmeye çalışacaktır.
İsrail terör çeteleri işte bu sulta sisteminin temsilciliğinde ve desteğinde cinayetlerine her gün yenisini eklemektedir.
Direniş Cephesi mücahitleri bugün Lübnan, Filistin, Yemen, Irak ve Suriye'de genciyle, çocuğuyla, kadını ve ihtiyarıyla canlarını siper ederek direnirken, savaşırken, şehid düşerken senin ve benim görevimiz nedir diye kendimizi sorgulayalım. Üzülmek, ağıt yakmak, cinayetleri rivayet etmek veya kınamak yeterli değil artık.
Bu mücadele her iki cephe için de bu tezlikte, bu kolaylıkta sona ermeyeceğinden kimsenin şüphesi olmasın. Bu mücadelenin işaret ettiğimiz bölgelerle sınırlı kalmayacağı da bilinmelidir.
Direniş Cephesi ağır kayıplar verirken Sulta Sistemi de ağır kayıplar vermektedir. Direniş Cephesi mücahitleri Allah'la muamele ederken, O'nun rızasını kazanmak isterken dünya hayatına düşkün düşman askerleri nefsani arzular peşinde ve nihayetinde şeytanın hizmetinde geberip gitmektedir.
Peki bu çetin, uzun süreli ve geniş çaplı mücadelede bizlerin vazifesi nedir ve ne olmalıdır?
1- Mevcut şartlarda vazifenin en alt derecesi tebyin'dir. Yani, insanları etrafımızda olup bitenler konusunda aydınlatmak, düşmanın psikolojik ve algı savaşına karşı koymaktır.
Bu alandaki baş düşman Sulta Sistemi, içimizdeki uzantıları ile taassup, haset ve nifak ehlinin elebaşlarıdır. Bunlar ıslah ve iflah olmazlar, bunun için hedef kitle bunların propagandalarının etkisinde kalan, aldatılmaya müsait kitleler olmalıdır. Ayrı bir ifadeyle NATO kafalı, Batı hayranı ve Direniş Cephesi düşmanı münafık kalemlerin ve sözcülerin halk kitleleri üzerindeki olumsuz etkilerini kırmak için kolları sıvamak gerekir.
Tebyin, sosyal medya hesaplarında, çeşitli gruplarda birbirimizi haberdar etmekle sınırlı kalmamalıdır.
Tebyin, Batı Sulta Slsteminin ve içimizdeki müttefiklerinin mahiyeti, amaçları, algı yöntemleri ve yıkıcı propagandaları konusunda kitleleri aydınlatmak, bu konuda ciddi araştırma ve incelemeler yaparak muhatap kitlelere ulaştırmaktır.
Tebyin insanları mezhepçilik, ırkçılık ve bölgecilik taassubuyla düşmanın gönüllü maşası haline getiren elebaşların olumsuz faaliyetlerine karşı aydınlatmak, basiret kazandırmak ve dayanışma ortamı hazırlamaktır.
2- Direniş Cephesi mücahitleri ve ailelerine maddi destek sağlamak. Allah Teâlâ Kur'an'da onlarca ayette mallarınız ve canlarınızla cihat edin buyurmuştur. Canlarımızla cihattan mahrum olsak veya böyle bir ortam mevcut olmasa da mallarımızla cihat için hiç bir engel yoktur.
Bizim ve tüm mustazafların şerefi, haysiyeti ve baş yüceliği, ilâ-yı kelimetullah davası için canından geçen Yemen ve Filistin halkına ilaveten son bir hafta içerisinde yüzbinlece Lübnanlı Müslüman evlerini barklarını terketmek mecburiyetinde bırakılmıştır. On binlercesi Beyrut’un güney mahallelerine yerleşmişken bir o kadarı da Suriye’ye göç etmek zorunda kalmış olarak ağır şartlar altında hayatta kalmaya çalışmaktadır.
Bu durum karşısında yardımın her türlüsüne muhtaç kardeşlerimize mallarımızla destek olmalıyız. Maddi desteğin azı çoğu olmaz, gönülden geçen yardımlara Allah(cc) hiç kuşkusuz bereket verecektir.
3- Geleceğe hazırlık.
Dünya bir geçiş dönemi yaşamaktadır. Dünya üzerindeki mevcut dengelerin uzun süre devam etmesi mümkün gözükmüyor. Bu geçiş döneminde gelişmelere kayıtsız ve seyirci kalmak Müslümana yakışmaz. Her bir Müslüman kendi çapında ve seviyesinde bir vazife üstlenmek zorundadır. Herkes kendi yaşadığı beldede maddi ve manevi gücü ve birikimiyle pek uzak olmayan günlere hazırlıklı bulunmalıdır.
Allah'tan isteğimiz bize vazifemizin ne olduğu idrak bilinç ve basiretini inayet buyurması olsun.
Ziya Türkyılmaz




















