کارگر

کارگر

İslam Cumhuriyetine yönelik “Şii yayılmacılığı” iftirası.

Bu iddia sahipleri iddialarının ispatı için herhangi bir delile dayanmıyorlar. İslam Cumhuriyetinin İslami gayretlerini Şii ve Fars yayılmacılığı ile iftirasıyla gölgelemek istiyorlar ancak bunun hiç hiçbir tutarlı delil sunamıyorlar. Mesela “şu bölge eskiden Sünni idi İslam Cumhuriyetinin çabaları ile şimdi Şii’leşti” dedikleri bir coğrafya veya topluluk yoktur.

Biz bu iddianın aksini kanıtlayacak delillerimizi sunuyoruz. Şöyle ki;

İslam Cumhuriyetinin kurucu kadrosunda olup halen en üst makamda yer alan İmam Hameney Şehit Seyyid Kutubun “İstikbal İslam’ındır ve Fizilalil Kur’an” adlı eserlerini 1960’lı yıllarda yani daha devlet olmadan yıllar önce Farsçaya çevirmiştir. Bu konu maalesef Sünni çevrelerce bilinmemektedir. İmam bu çeviriler nedeniyle Şahlık rejimi tarafından yargılanıp cezalandırılmıştır.

Şehit Seyyid Kutub’un Sünni olduğu tartışmasızdır. Mensubu olduğu İhvanı Müslümin teşkilatı lider kadrosu içinde bildiğim kadarı ile bir tek Şii yoktur. Bu Sünni teşkilat ümmetin göz bebeğidir. Muhammedi İslam’ı hayata hâkim kılmak için çok ağır bedeller ödemiş onlarca liderini şehit vermiştir. Ortaya çıkış nedeni İngiliz ve Amerikan emperyalizmi ile mücadeledir. Nihai amacı emperyalizmin uşaklığını yapan yöneticileri ülkeden kovup başta Filistin olmak üzere ümmet coğrafyasını gerçek özgürlüğüne kavuşturmaktır.

Aynı amaçla ortaya çıkan İmam Humeyni hareketi, Allah’ın (cc) yardımı ile bu amacını İran’da gerçekleştirmiş, Amerikan köpeği Şahı sahibine gönderdikten sonra gücü oranında coğrafyamızdaki diğer Amerikan köpekleri ile mücadeleye girişmiştir. Yani Muhammedi İslam’ı hayata hâkim kılmak ve emperyalizmin sömürüsüne son vermek, Filistin ve Mescidi Aksanın özgürlüğü için ağır bedeller ödeyen İslam Cumhuriyetinin kurucu kadrosu ile İhvan-ı Müslümin arasındaki muhabbet bu nedenle mezhepler üstüdür ve aziz İslam’a hizmet odaklıdır.

İmam Humeyni’nin İnkılap öncesi Filistin duyarlılığı ve inkılabı gerçekleştirir gerçekleştirmez yaptıkları bir makaleye değil bir kitaba dahi sığmaz.

Tarafsız bir bakışla İmam Hameney’in bu tercümelerine bakıldığında sizce “Hameney Şiiler arasında Sünnilik propagandası yapıyor, Sünniliğin İran’da yayılmasına hizmet ediyor mu denilir, yoksa Şiiliğin Sünniler arasında yayılmasına çalışıyor mu” denilir?!. Her ne kadar Fizilal’ı yazan şehit ile Farsçaya çeviren ‘yaşayan şehit’ bu tür süfli düşüncelerden beri ve hatta böyle düşünen alçak mezhepçilere düşman olsalar da bu Siyonist propaganda maalesef tutuyor. Bu günlerde Şehit Seyyid Kutup güzellemesi yaparken İslam Cumhuriyetine düşmanlık edenler bu hakikatin bilerek üstünü örtüyorlar. Bu propagandaya malzeme olup Siyonizm’in oltasına takılan sazanların belki cehaletleri mazeret olabilir ancak arkasında sarığı ve cübbesi ile vaiz, yazar, prof. Ve benzeri unvanları ile duran secdeli Siyonistleri Allah affetmesin, etmez de!

Yazı uzayacağından Şahın şehit ettiği Nevvab Safevi ile Şehit Seyyid Kutup ilişkilerine girmek istemiyorum. İsteyen bu konuyu da araştırabilir.

Aziz İslam’ın karşısından farklı din ve mezhepler bir binanın tuğlaları bir araya gelmişken, Müslümanların iki mezhebinin bir araya gelemeyeceğini savunmak bunların birlik ve dayanışmasını “ulusal çıkarlar ve mezhep yayılmacılığı” fitnesi ile yaftalayıp baltalamak alçaklık ve ihanettir. 

Siyonistlere kâbusu yaşatan, etrafına duvarlar ördürten, onları içerde mülteci edip çadırlarda yaşatan, yüz binlercesini geldiği yerlere kaçmak zorunda bırakan medarı iftiharımız Hizbullah’a “Hizbullat” diyenler kuşkusuz Hizbuşşeytandırlar. Bunların adeta yüzüne tükürürcesine Mısır İhvan’ı lideri merhum Muhammed Mehdi Akif’in Hizbullah hakkındaki beyanlarını, her iki hareketin Sünni’cilik ve Şii’cilikten uzak ve dayanışma içinde olduklarına delil olarak, ekteki linkleri sunuyorum. 

Ahmedi Nejad’ın 19 Saniyelik Konuşması.

Bu 19 saniyelik videoyu görmeyeniniz yoktur sanırım. İslam Cumhuriyetinin azılı düşmanları, başını ve sonunu kırparak verdikleri bu farsça konuşmanın altına Türkçe alt yazı koymuşlar. Alt yazının da altına parantez içine kendi yorumlarını eklemişler. O kısacık tercümeyi çarpıtarak vermişler.

İzlemeyenler için link veriyorum ( https://www.youtube.com/watch?v=J1bESdTa8hI )

Videonun altyazıdaki ilk cümlesi: “Biz Afganistan'da Amerika'ya yardım ettik.” Bu cümleyi Farsçaya çevirdiğimizde: “ما در افغانستان به آمریکا کمک کردیم.” Okunuşu: “Ma der Afganistan be Emrika komek kerdim.” Böyle bir cümle konuşmada geçmiyor.

İkinci cümle: “Sonra Irak’ta yardım ettik”. Bu cümleyi Farsçaya çevirdiğimizde:

“ بعد در عراق کمک کردیم.; Ba’de der Irak komek kerdim” Böyle bir cümle de konuşmada geçmiyor.

Hiçbir cümle “MA(ما)” yani biz ile başlamıyor. “İN HA (اینها)” yani bunlar ile başlıyor.

Peki, olayın aslı nedir? Ahmedi Nejad bu konuşmayı ne zaman, nerede, kime hitaben yapmıştır. Konuşmanın konusu nedir? Öncelikle konuşmanın metnine ait linki ve tercümesini veriyorum.

( Dr. Ahmedinejad'ın 2009 yılında ülkenin askeri merkezlerinin teftişine ilişkin açıklamalarını yeniden okumak (ourpresident.ir)  

"O kadar kibirli davrandılar ki, gelip bütün askeri merkezlerinizi ziyaret edelim dediler. Ben de neden gelmek istiyorsunuz dedim? Gizli iş yapabilirsiniz dediler. Hayır dedim! Birisi Batılı ajanların sadece bir merkeze ayak basmasına izin verirse askeri merkez Bırakın, o ajanla izin veren kişiyi, ikisini de evlerinin yolunu kaybedecekleri bir yere göndereceğim!”

"Cumhurbaşkanımızın Analitik Haber Tabanı"na göre, Dr. Ahmedinejad'ın 2009 yılında ülkenin askeri merkezlerini ziyaret etme konusundaki konuşmasının bir kısmı aşağıdadır:
"Beş yıl öncesini, sadece beş yıl öncesini hatırlayın. Baskı altına girdiler ve taleplerde bulundular. O dönemde, gerilimi düşürmeliyiz, konuşmalıyız sloganıyla, düşmanlar taleplerini adım adım yükselttiler, yükselttiler ve bu taraftan adım adım geri çekildiler ve parlamentonun onayı olmadan milletimize bir takım yıkıcı sözleşmeler dayattıkları noktaya kadar vaatler verildi ve bu anlaşmaların metni millete olduğu gibi duyurulmadı.
Nükleer olayda tüm tesisleri kilitlediler. Üniversitelerin laboratuvarlarının da kapatılmasını istediler ve nükleere giden sahaların da kapatılması gerektiğini söylediler. Zamanın hükümetinin Afganistan'da ve Irak'ta ve nükleer meselede tam işbirliği yaptığı, tamamen geri çekildiği ve nükleer anahtarı neredeyse sonsuza dek onlara teslim ettiği bir durumda, yumuşama sloganı altındaki tüm bu işbirliğinden sonra, Bay Bush kürsüye geldi ve İran'ın şer ekseni olduğunu ve İran'a saldırmamız gerektiğini ilan etti. Bu kibirlilerin ahlakıdır. Onların önünde geri çekilirseniz, sonuna kadar gelirler. O kadar kibirliydiler ki, gelip tüm askeri üslerinizi ziyaret etmemiz gerektiğini söylediler. 'Neden gelmek istiyorsunuz?' dedim. "Gizli bir şey yapabilirsiniz" dediler. "Yasak!" dedim. Birisi Batılı ajanların askeri üslerimizden sadece birine ayak basmasına izin verirse, o ajanla izin veren kişiyi, ikisini de evlerinin yolunu kaybedecekleri bir yere göndereceğim! Ne aradıkları belliydi. Düşmanların Bay Bush'un planını kolayca uygulayabilmeleri için nükleer bahanesiyle savunma gücümüz hakkında bilgi edinmek istediler.
Bir ulusun başına bir sopa geçirildiğinde, haysiyet olasılığı yoktur, ilerleme olasılığı yoktur. İktidarın birinci vazifesi, düşmanın elinden o sopayı alıp düşmanın kafasına vurmak ve ezmektir, aksi takdirde kendilerini sahip saydıkları, doğru bildikleri, ayakta durdukları, her gün tehdit ettikleri sürece hiçbir şey yapılamaz. Bu tehdit bir kez ve herkes için ortadan kaldırılmalıdır.
Bazı insanlar, "Efendim! Tehdidi ortadan kaldırmak için gelip gülümseyeceksiniz, gelip tehdit edenlerle işbirliği yapmalısınız. Neden midelerine giriyorsun? Neden güçlü bir konumdan hareket ediyorsunuz? Mantığımız açık. Kibrin özünün kibir ve saldırganlık olduğunu söylüyoruz. Kibirli kişinin önünde kendinizi alçaltırsanız, daha üretken, daha aşırıya kaçacak ve talep listesini uzatacaktır. Savaşı ve tehdidi topraklarımızdan uzaklaştırmak istiyorsak, bunu güç, cesaret ve tabii ki sağduyulu bir konumdan yapmalıyız." (+)

"Cumhurbaşkanımız, analitik haber sitesi"

Bu metin bahsi geçen videodaki konuşmanın baştan sona tercümesidir. İsteyen linkten orijinaline bakabilir. Ahmedi Nejad’ın bir askeri birliği teftişinde yaptığı Amerika’ya ateş püsküren bir konuşmadır.

Bilindiği üzere İran’da inkılap taraftarları kendi aralarında iki kısma ayrılmış durumdalar. Reformcular ve muhafazakârlar. Muhafazakâr olarak bilinen Ahmedi Nejad kendisinden önceki cumhurbaşkanı reformcu Hatemi’yi Amerika’ya karşı ılımlı politikaları nedeniyle eleştiriyor. Özellikle nükleer anlaşma ile ilgili görüşmelerin Amerika’yı sahada azdıracağını söylüyor. Nükleer tesislerin onların denetimine açılmasına çok sert tepki gösteriyor. Afganistan ve Irak hakkında da benzer yumuşak ilişkiler kurulduğunu iddia ediyor ve bunu eleştiriyor. Bu beyanlar bir siyasetçinin siyasi rakiplerine yönelik ithamlarından ibarettir. Konuşmada geçen “Hemkari (همکاری) işbirliği” bizim siyasilerin birbirlerini sıkça itham ettikleri “işbirlikçi” anlamındadır. Herhangi somut bir delil yoktur.  

Mesela Amerika Irak’ı işgale karar verdiğinde biz milli görüşçüler şöyle bir ikilem yaşamıştık.

 “Amerika’nın Irakta ne işi var” diyen kardeşlerimize diğer kardeşlerimiz “Sen Halepçe’nin katilinden yana mısın? Saddamcı mısın?!” Diyorlardı.

Saddam 8 yıl boyunca İran’a saldırmış; Taliban yönetime geçer geçmez İran’ın Mezarı Şerifteki konsolosluğunu basarak dokuz çalışanı öldürmüştü. Bu aslında bir savaş sebebi idi.

İran buna rağmen 8 yıllık savaşa tahmili savaş dedi. Afganistan’la savaşmadı. Karşılık verme hakkından feragat etti.

İddia sahiplerinin Irak ve Afganistan’da İran’ın ABD’ye nasıl yardım ettiğine dair en küçük bir somut delilleri yoktur.

Mesela Saddam’ın veya Taliban’ın “İran bize karşı Amerika’ya şöyle veya böyle yardım etti” diye bir beyanları da yoktur.


https://ydh.com.tr/d/833/d/19548/d/19591/d/19647/israil-ordusu-isid-pratiklerine-basvuruyor

https://www.tevhidhaber.com/hizbullah-misirin-ulusal-guvenligine-tehdit-degil-55358h.htm

Emin Güneş

Bir yıla yakın bir süredir Gazze’de soykırım suçunda bulunan Siyonist İsrail rejiminin petrol ihtiyacının yüzde 40’ı Azerbaycan tarafından karşılanıyor. Azerbaycan petrolünün İsrail rejimine taşınmasında kilit rol oynayan Türkiye’nin bu utançtan kurtulması büyük önem arz ediyor. Bu bağlamda Türkiye’nin uluslararası hukuk ve ek anlaşmalar doğrultusunda vanayı kapatma yetkisi bulunuyor.

 
Azerbaycan petrolünün İsrail rejimine taşınmasında kilit rol oynayan Türkiye’nin bu utançtan kurtulması büyük önem arz ediyor. Bu bağlamda Türkiye’nin uluslararası hukuk ve ek anlaşmalar doğrultusunda vanayı kapatma yetkisi bulunuyor. 2003 yılında imzalanan “İnsan Hakları Taahhüdü”nün ikinci maddesine göre insan hakları ihlalinde bulunan bir ülkeye enerji akışı kesilebiliyor. Millî Gazete olarak İsrail rejimine petrol akışını kesmemizi sağlayacak anlaşma ve maddeyi gözler önüne seriyoruz.

Azerbaycan’dan yola çıkan petrolün İsrail rejimine gidiş güzergâhında ise ne yazık ki Türkiye de bulunuyor. Söz konusu durum ülkemiz için büyük bir utanç vesikası olarak dururken vicdanlı vatandaşlarımız, petrol vanasının bir an evvel kapatılmasını istiyor. Hükümet ve BOTAŞ, vananın kapatılmasının ellerinde olmadığını söylese de gerçekler tamamen farklı. Millî Gazete’nin Direniş Çadırı isimli oluşumdan ulaştığı bilgilere göre Türkiye, istediği an İsrail rejimine giden petrolün vanasını kapatabilir.

SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?
Azerbaycan’dan SOCAR isimli şirket tarafından İsrail rejimine gönderilen petrolün geçiş güzergâhında Türkiye de yer alıyor. “Boru Hatlarıyla Petrol Taşıma Anonim Şirketi” yani BOTAŞ tarafından Adana Ceyhan’da depolanan petrol buradan uluslararası şirketler aracılığıyla İsrail rejimine ulaştırılıyor. Bakü Tiflis Ceyhan Boru Hattı’nın Türkiye’den geçen 1.076 km’lik hattının kontrolü BOTAŞ’ta bulunurken söz konusu petrol Ceyhan’da BOTAŞ kontrolünde tankerlere yükleniyor.

2006’DA PETROL AKIŞI BAŞLADI
Bakü-Tiflis-Ceyhan üzerinden Siyonist İsrail rejimine yönelik petrol akışı 2006 yılından bu yana gerçekleşiyor. 2000 yılında anlaşmalarla temeli atılan süreçte BTC Şirketi rol oynuyor. Dokuz ülkeden şirketlerin oluşturduğu bir konsorsiyum sonucunda meydana gelen BTC Şirketi’nde en etkin yapı olarak ise British Petrol yani BP öne çıkıyor. Siyonist İsrail rejimi için tam anlamıyla can damarı niteliğinde olan Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’nın aksaması halinde İsrail rejimi için alarm zillerinin çalması işten bile değil…


BAKAN BAYRAKTAR VE BOTAŞ NE DEMİŞTİ?
Türkiye üzerinden Siyonist İsrail rejimine petrol akışının gerçekleşmesi uzun bir süredir kamuoyunda tepkilere neden oluyor. Ülkemizdeki vicdanlı insanlar yaşananlara tepki gösterirken Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar ve BOTAŞ’tan konuya ilişkin açıklamalar yapılmıştı. Gerek Bakan Bayraktar gerekse BOTAŞ tarafından yapılan açıklamalarda Türkiye’nin İsrail’e petrol gitmesine mani olamayacağı vurgulanmış ve hükümetin petrol trafiğinde Ceyhan’dan sonrasına karışma yetkisi olmadığı belirtilmişti. 

 PEKİ GERÇEKLER NE?
Millî Gazete, Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar ve BOTAŞ’ın yaptığı açıklamaların aksine tüyler ürperten gerçeği ortaya koyuyor. Gazetemizin ulaştığı belgelere göre Türkiye’nin İsrail rejimine giden petrolün vanasını kapatma imkânı bulunuyor. Öyle ki Türkiye’nin böyle bir adım sonrasında herhangi bir tazminat ödeme yükümlülüğü de bulunmuyor. Zira 2003 yılında imzalanan “Ortak Beyan” ve “İnsan Hakları Taahhüdü” isimli belgeler, Türkiye’nin elini son derece güçlendiriyor.

PETROL AKIŞINI KESECEK MADDEYİ AÇIKLIYORUZ
Türkiye’nin Siyonist İsrail rejimine giden petrol vanasını kapatmak için kullanabileceği önemli bir koz bulunuyor. Direniş Çadırı yetkililerinin gazetemize aktardığı bilgilere göre 2003 yılında imzalanan “İnsan Hakları Taahhüdü”nün ikinci maddesine göre insan hakları ihlalinde bulunan bir ülkeye enerji akışı kesilebiliyor. Üstelik bu maddeye dayanarak Türkiye’nin söz konusu adımı atması halinde tazminat ödeme yükümlülüğü de bulunmuyor. 

Milli Gazete/ Bekir Şirin

 Siyonist rejimin Kanal-12 televizyonunun işgal altındaki bölgelerdeki gerçekleştirdiği bir araştırma, işgal altındaki bölgelerde yaşayanların yüzde 60'ının Hamas'la esir değişiminin, İsrail rejimi ordusunun eksende ve Philadelphia (Selahaddin) geçişinde kontrolünü sürdürmesinden daha önemli olduğuna inandığını gösteriyor.

Ankete göre yüzde 61, Netanyahu hükümetinin rehineleri evlerine döndürmek için yeterli çabayı göstermediğini düşünüyor. Özellikle Gazze'de 6 mahkumun öldürülmesinin ardından Hamas'la yapılan anlaşmanın destekçileri her geçen gün artıyor.

Netanyahu'nun muhalifleri ise tutukluların evlerine canlı olarak geri döndürülmesi için Hamas'la derhal bir anlaşma yapılmasını istiyor.

Hamas ile İsrail rejimi arasında ateşkes ve esir değişimine yönelik dolaylı müzakereler, İsrail rejiminin Başbakanı'nın engellemeleri ve yeni maddelerin eklenmesiyle neredeyse çıkmaza girdi.

İsrail rejiminin Kan televizyon kanalı, İsrailli yetkililere atıfta bulunarak dün Cuma günü şunları belirtti: İsrail ve Hamas pozisyonlarında ısrar ediyorlar. Dolayısıyla müzakereler suni teneffüs ile devam ediyor ve iki tarafın pozisyonunda hiçbir değişiklik yok.

Hamas'ın anlaşmayı imzalamak için başından beri vurguladığı ilkeler, işgalcilerin Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve savaşın durdurulmasıdır. Ancak analistler ve muhaliflere göre savaşın durdurulmasını siyasi sonunun başlangıcı olarak gören Netanyahu, 7 Ekim yenilgisi nedeniyle yargılanıyor.

Kahire ve Doha'daki müzakerelerin bu aşamasında anlaşmaya İsrail'in Philadelphia eksenindeki askeri varlığı da eklendi; Bu durum ilk anlaşmalara Hamas'ın, Filistinli grupların ve hatta Mısır'ın isteklerine aykırı bir eylem.

Bu hafta perşembe günü Amerikalı bir yetkili, medya toplantısında Hamas ile İsrail arasındaki anlaşmanın ilk aşamasındaki temel anlaşmazlığın Philadelphia ekseni ve İsrail güçlerinin bu eksenden çekilmesiyle ilgili olduğunu söyledi.

Bu Amerikalı yetkili, önerilen planın 18 maddesinden 14'ünde anlaşmaya varıldığını iddia ederek: ‘İsrailli bakanların bu anlaşmanın İsrail'in güvenliğini feda ettiği yönündeki açıklamaları tamamen yanlıştır’ ifadelerini kullandı.

Son zamanlarda Netanyahu'nun aralarında Tel Aviv rejiminin İç Güvenlik Bakanları ve Hazine bakanları Ben-Gvir ve Smotrich'in de bulunduğu bakanlar Netanyahu ile tek ses olup hiçbir anlaşma yapılmaması çağrısında bulundu ve direniş içinde sıkışıp kalan Siyonistlerin hayatlarını kurtarmak ve Hizbullah'ın dayanışma operasyonlarının gölgesinde onbinlerce Siyonist'i işgal altındaki Kuzey Filistin'e geri döndürmek yerine Gazze ile Mısır arasındaki Philadelphia'nın işgalini tercih ettiler ayrıca Philadelphia'da bulunmadan Hamas'la herhangi bir anlaşmayı sahte rejim için varoluşsal bir tehlike olarak değerlendirdiler.

Siyonistlerin bu açıklamalarına ve pozisyonlarına yanıt olarak İslami direniş hareketi Hamas, daha sonra yeni planlara ihtiyacı olmadığını, şu anda yapılması gerekenin Netanyahu ve hükümeti üzerinde baskı kurmak ve onları daha önce üzerinde anlaşılan şeylere mecbur bırakmak olduğunu vurguladı.

Filistin Enformasyon Merkezi, Hamas İslami Direniş Hareketi'nin Siyasi Büro Üyesi ve bu hareketin müzakere ekibinin başkanı Halil el-Hiya’nın açıklamalarında Netanyahu'nun tuzağına ve müzakereleri Filistin milletine karşı savaşı uzatmak için kullanan oyunlarına düşmemeleri konusunda uyardı ve şunları belirtti: ‘Zira Netanyahu'nun Salahaddin Ekseni'nden (Philadelphia) çekilmeme kararının amacı müzakereleri boşa çıkarmak ve anlaşmaya varılmasını engellemektir.’

 Siyonist İsrail rejiminin son 24 saatte Gazze Şeridi'ne düzenlenen saldırılarda 33 Filistinli şehit oldu, 145 Filistinli yaralandı.
 

Siyonist İsrail rejiminin Gazze Şeridi'ne 7 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılarda şehit olan Filistinli sayısı 40 bin 972'ye yükseldi.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, Siyonist İsrail'in Gazze Şeridi'ne 338 gündür sürdürdüğü saldırılara ilişkin bilgi verildi.

Soykırımcı Siyonist İsrail güçlerinin son 24 saatte Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinde "3 katliam" gerçekleştirdiği, bu saldırılarda 33 Filistinlinin daha şehit olduğu, 145 Filistinlinin de yaralandığı belirtildi.

Katil İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda şehitlerin sayısının 40 bin 972'ye, yaralı sayısının da 94 bin 761'e çıktığı kaydedildi.

Açıklamada ayrıca hâlâ enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak Siyonist katil İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı yinelendi.

Salı, 10 Eylül 2024 06:32

İran'dan yeni "Zengezur" açıklaması

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kenani, İran’ın Zengezur Koridoru yaklaşımı hakkında, "İran, komşuluk politikası çerçevesinde Güney Kafkasya'da sürdürülebilir barışı destekliyor. Bu çerçevede ulaşım yollarındaki engellerin ortadan kaldırılmasını destekliyoruz" dedi.

 İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani düzenlediği haftalık basın toplantısında gündemi değerlendirdi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü kenani, İranlı sporcuları Olimpiyat ve Paralimpik yarışmalarda elde ettikleri zaferlerden dolayı tebrik etti.

Kenani ayrıca bilim olimpiyatlarında elde ettiği başarılardan dolayı İranlı öğrencileri tebrik etti.

Kenani bir Ürdün vatandaşının dün Siyonist rejime karşı düzenlediği operasyon hakkında, “Siyonist rejim bölgedeki mutlak bir şerdir. Bu rejim canice eylemleriyle kendisini dünya kamuoyunun öfkesine maruz bırakmış ve insani bir uyanışa neden olmuştur" dedi.

Siyonist rejim bölgedeki mutlak şerdir

Kenani, “Siyonist rejim Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’ın güneyine yönelik cinayetlerini sürdürerek, kendini yeni bir ateş içine sürüklüyor” ifadesini kullandı.

Siyonist rejmin bu sabah Suriye’ye düzenlediği saldırılarıı kınayan Kenani, “Siyonist rejim işlediği cinayetler konusunda hiçbir sınır tanımıyor. Uluslararası toplum Siyonist rejimin maceracı eylemleri karşısında ciddi ve caydırıcı önlemler almalıdır” ifadelerinde bulundu.

Kenani, Siyonist medyada İsrail’in bugünkü Suriye saldırısında İran’a bağlı bazı merkezleri hedef aldığına dair ileri sürülen iddiaları redderedek, “Böyle bir şeyi teyit etmiyoruz. Suriyeli kaynakların aktardığına göre Siyonist rejimin saldırısında Suriye ordusuna bağlı bir aratırma merkezi hedef alınmıştır” dedi.

Asya kıtası ülkeleriyle ilişkilerin geliştirilmesi 14. Hükümetin önceliğidir

Doğu bölgesi ve eski Asya ülkeleriyle ilişkilerin geliştirilmesinin, hükümetin ve dışişleri bakanlığının öncelikleri arasında yer almaya devam edeceğini belirten Kenani, “Geçmişte varılan anlaşmaların uygulanması ve yeni işbirliği belgelerinin buna dayalı olarak hazırlanması 14. Hükümette ciddi bir şekilde takip edilecektir” ifadelerinde bulundu.

İran-Irak ilişkileri ayrıcalıklı

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın Irak ziyaretini değerlendiren Kenani, “İran ve Irak arasındaki ilişkiler, kendine has özellikleri olan ayrıcalıklı ilişkilerdir; Cumhurbaşkanının Irak'a yapacağı ilk yurt dışı ziyareti, iki ülke arasındaki ilişkilerin öneminin bir göstergesidir ve bu da ilişkilerin derinleşmesine fırsat sağlamaktadır” dedi.

Kenani açıklamasına “İki ülke güvenlik alanında, ortak sınırlar boyunca güvenliğin sağlanması gerektiğine inanıyor; Güvenlik anlaşmasının imzalanması çerçevesinde iki ülke arasındaki işbirliği devam edecek; Bölgede istikrar bu  gezinin odak noktası olacak” ifadesini ekledi.

İran’ın Zengezur Koridoru yaklaşımı

İran’ın Zengezur Koridoru yaklaşımını anlatan Kenani, “İran, bölgede ekonomik ilişkiler ve ulaşım bağlantılarındaki engellerin ortadan kaldırılmasına önem veriyor; Çıkarları Kafkasya'daki istikrarsızlıktan sağlanan yabancı aktörler bölgeyi istikrarsızlaştırmaya çalışıyor. 3+3 formatına dayalı bölgesel işbirliği mekanizmasının güçlendirilmesini ciddi biçimde destekliyoruz; İran, komşuluk politikası çerçevesinde Güney Kafkasya'da sürdürülebilir barışı destekliyor. Bu çerçevede ulaşım yollarındaki engellerin ortadan kaldırılmasını destekliyoruz. Jeopolitik ve sınır değişikliğine yönelik her türlü eyleme kesin olarak karşı olduğumuzu beyan ederiz” ifadelerinde bulundu.

BRICS toplantılarına katılan aktif bir üyeyiz

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın BRICS'teki varlığına ilişkin Kanani, “İran'ın BRICS'e üyeliği, üye ülkelerle ilişkilerini geliştirmesi için çok önemli bir fırsat. BRICS, üye ülkeler için önemli ve benzersiz kapasiteler yarattı. İran şu anda tüm BRICS toplantılarına katılan aktif bir üyedir. Elbette Rusya'nın Kazan toplantısına üst düzey katılımımız da aynı doğrultuda ve ülke çıkarları çerçevesindedir” dedi.

Rusya- Ukrayna çatışmasında siyasi çözüme inanıyoruz

Kenani ABD’nin İran’ın Rusya'ya balistik füze gönderdiği yönündeki iddiasına tepki olarak, "Ukrayna'daki gelişmelere ilişkin net bir tutumumuz var ve bunu İran'ın önemsediği ilkelere dayanarak açık bir şekilde ifade ettik. Çatışma ve savaş peşinde koşan bazı tarafların İran'a yönelik suçlamalarda bulunması üzücü. Ukrayna konusunda savaşın bir parçası değiliz ve savaşın sona ermesi için siyasi bir çözüme inanıyoruz” ifadesini kullandı.

İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei, "Bir milletin gençlerinin fedakarlığı, o milletin ilerlemesine maddi ve manevi çok büyük bir destektir. Bu korunmalı; kaybolmamalı, unutulmamalı veya çarpıtılmamalıdır" dedi.
 

İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei’nin Kohgiluye ve Buyer Ahmed Eyaleti Şehitleri Kongresi üyleleriyle görüşmesindeki ifadeleri yayınlandı.

İmam Hamanei bu görüşmede, "Bir milletin gençlerinin fedakarlığı, o milletin ilerlemesine maddi ve manevi çok büyük bir destektir. Bu korunmalı; kaybolmamalı, unutulmamalı veya çarpıtılmamalıdır" dedi.

İmam Hamanei’nin bu görüşmede yapıtığı konuşmadan satır başları şöyle:

-Düşmanların ve özellikle de çağımızda aziz milletimize ve İran'ımıza karşı psikolojik savaşın temellerinden biri, bu düşmanları yüceltmektir; Bu devrimin başlangıcından beri var olan bir meseledir. Milletimize sürekli farklı şekillerde şöyle anlatıldı ki; ABD’den korkun, Siyonistlerden korkun, İngiltere’den korkun. Bu her zaman böyleydi. Muhterem imamın en büyük sanatlarından biri de milletin kalbinden bu korkuyu kaldırmak, millete güven duygusu kazandırmak, ona iman duygusu kazandırmaktı. Millet, büyük işler başarmak için güvenebileceği bir iç güce ve kudrete sahip olduğunu hissetti.

-Düşmanın bu psikolojik savaş hareketi, askeri alana girdiğinde sonucu korkudur, geri çekilmedir ki Kur'an-ı Kerim bu geri çekilmenin aslında Allah'ın gazabına sebep olacağını belirtmiş ve açıklamıştır.

-Siyasi alanda düşmanı büyütmek insana yalnız olduğunu hissettirir, zayıf olduğunu hissettirir, bununla baş edemeyeceğini hissettirir; Sonuç onun taleplerine teslim olmaktır;

-Kültür alanında ise düşmanı yüceltmek kendini farklı bir şekilde gösteriyor; Pasif hissetmek, başkalarının kültürüne hayran olmak, kendi kültürünü küçümsemek, yabancı kültüre bağlı kalmaktan gurur duymak. Konuşurken veya yazarken batılı bir kelime kullanmaktan gurur duyan bazı insanlar var; Bu yüceltmenin sonuçlarından biri de düşmasnın kültürünü, geleneklerini, yaşam tarzını kabul etmektir; bu düşmanın  yürüttüğü psikolojik bir savaştır/mehr

  Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami, Kohgiluye ve Buyer Ahmed Eyaleti Şehitleri Kongresi üyleleriyle yaptığı görüşmede, "Siyonist rejimden intikamımız farklı olacak" dedi.
 

Mehr’de yer alan habere göre, Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami, Kohgiluye ve Buyer Ahmed Eyaleti Şehitleri Kongresi üyleleriyle yaptığı görüşmede, “Gaspçı Siyonist rejim, gasp edilmiş şeritte Müslümanlar tarafından kuşatılmış durumda ve İran'ın kararlı eyleminin korkusu onları gece gündüz sarmaktadır” dedi.

Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Selami, “Bunlar (Siyonist rejim) siyasi hayatlarını sürdüremiyorlar, yetkililerinin akli dengesi bozuluyor ve kafaları karışmış durumda. Geceleri Tel Aviv’de hükümetlerine karşı protestolar yapılıyor. Savaş onların topraklarına kadar girmiş ve çıkış yolları yok” ifadelerinde bulundu.

Tümgeneral Selami, “Gaspçı Siyonist rejim, gasp edilmiş şeritte Müslümanlar tarafından kuşatılmış durumda ve İran'ın kararlı eyleminin korkusu onları gece gündüz sarmaktadır” ifadesini kullandı.

Tümgeneral Selami, “İsrailliler yaptıkları kötülüklerin intikamının acı tadını alacaklar. Ama ne zaman, nerede ve nasıl? İntikamımız kesinlikle farklı olacak ve bu gizem herkes için çözülecek” dedi.

İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei bugün Tahran'daki İmam Humeyni (r.a) Hüseyniyesi'nde Hac ve Ziyaret Kurumu yetkililerini kabul etti.
 

İmam Hamanei bu görüşmede Gazze’deki gelişmelere değinerek şu ifadelerde bulundu: ‘Bu yılki Hac, beraat haccıdır ve bugün Gazze'de yaşananlar bunun bir göstergesidir ve bu olay tarihte kalacak ve yol gösterici olacaktır.’

İslam İnkılabı Rehberi, Allah'ı zikretmeyi ve Müslümanların birlik ve beraberliğini Haccın çok önemli iki manevi ve sosyal unsuru olarak nitelendirdi ve Gazze'de yaşanan büyük olaya ve vampir Siyonist rejimin suç ve cinayetlerine değinerek şunları söyledi: ‘Bu yılki Hac, Kur'an-ı Kerim ayetleri ışığında ve Hz. İbrahim’in mübarek ismini yad ederek, her yılda olduğundan daha fazla bir şekilde Müslümanların ve destekçilerinin bu cani düşmanından beraat Haccı olmalıdır.’

İmam Hamanei, haccı maddi ve manevi açıdan çok boyutlu bir görev olarak nitelendirerek şu ifadelerde bulundu: ‘Deruni ve batıni boyutta Allah’ın hayatın, azim ve iradenin ve bireysel, toplumsal ve ulusal kararların gerçek kaynağı olarak zikredilmesi, Hac'ın tüm aşamalarının en önemli noktasıdır.’

İslam İnkılabı Rehberi bu bağlamda Beytullah’ı ziyaret edecek olanlara şunları söyledi: ‘Hac sırasında Kabe, Mescid-i Haram, tavaf ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.a) ziyareti gibi başka hiçbir yerde bulunmayan şeylere dikkat edin. Pazar ve alışveriş zaten her yerde var.’

İmam Hamanei, haccın sosyal boyutunun en önemli noktasını Müslümanların birliği ve beraberliği olarak nitelendirerek şu ifadelerde bulundu: ‘Allah'ın tüm insanları belirli bir yerde ve belirli günlerde hazır bulunmaya davetinin felsefesi, Müslümanları birbirleriyle tanıştırmak, onlar arasında fikir ve karar birliği oluşturmaktır ve bu Haccın en kutlu ve objektif sonuçlarının İslam âlemine ve tüm insanlığa ulaşması içindir. Bugünlerde İslam dünyasının ve tüm insanlığın ortak karar alma konusunda büyük bir boşluğu var.’

İmam Hamanei, ulusal, dini ve etnik farklılıkların göz ardı edilmesini vahdet ve birliğin gerekli bir başlangıcı olarak nitelendirdi ve şunları söyledi: 'Tüm dinlerin ve tüm milletlerden İslam mezheplerinin takipçilerinin devasa bir şekilde bir araya gelmesi, Hac'ın sosyo-politik yönünün açık bir tezahürüdür.

Elbette ihtilafların ve bölücü konuların aşılması gerektiği sadece hacca özgü değildir ve Kur'an'ın pek çok ayeti Müslümanların birlik ve beraberliğine vurgu yapmaktadır.’

İslam İnkılabı Rehberi, haccın Hz. İbrahim'in mübarek ismi ve o büyük peygamberin öğretileriyle yapılması gerektiğine değinerek, Allah dininin düşmanlarından beri olmanın, İbrahim-i öğretiler arasında yer aldığını ifade etti ve şunları söyledi: ‘İnkılabın başlangıcından beri beraat Hac'ın temel direği olmuştur, ancak bu yıl Batı uygarlığından doğan bir rejimin vampir yüzünü her zamankinden daha fazla ortaya çıkaran Gazze’de yaşanan büyük olaylar göz önüne alındığında, bu yılki Hac özel olarak bir beraat Hacıdır.’

İmam Hamanei, Gazze'de yaşananları tarih için kalıcı bir gösterge olarak nitelendirdi ve şu ifadelerde bulundu: ‘Tarihte, bir yanda kuduz Siyonist köpeğin vahşi saldırıları, diğer yanda Gazze halkının direniş ve mazlumiyeti kalacak ve insanlığa yolu gösterecektir. Amerika'da ve diğer bazı ülkelerdeki gayrimüslim toplumlarda ve üniversitelerde bunun şaşırtıcı ve benzeri görülmemiş yansıması, bir tarih yazıldığının göstergelerinden biridir.’

İslam İnkılabı Rehberi, Hac sırasında Gazze'de yaşanan felaketler konusunda İslam ümmetinin vazifelerine değinerek, Kur’an ayetlerinden çeşitli örneklere ve Hz. İbrahim’in hayatına işaret etti ve şunları söyledi: ‘İbrahim (a.s) cömert ve iyi kalpli peygamberlerden biridir, ancak bu peygamber zalim düşmanlar karşısında beraatini açık bir şekilde ilan etmiştir.’

İmam Hamanei, zalim düşmanlarla dostluğu tamamen yasaklayan Kur'an ayetlerine değinerek, Siyonist rejimin Müslümanlarla düşmanlığın kâmil bir örneği olduğunu ve Amerika'nın da bu rejimin suç ortağı olduğunu söyledi ve şu ifadelerde bulundu: ‘Eğer Amerika'nın yardımı olmasaydı Siyonist rejim Müslüman halka, kadına ve çocuklara vahşice saldırabilecek güce ve cesarete sahip olabilir miydi?

Müslümanları öldürüp yerlerinden edenler de onların destekçileri de zalimdir ve Kuran'a göre, eğer bir kimse onlarla dostluk kurarsa, o da zalimdir ve Allah'ın lanetini onları da kapsamaktadır.’

İslam İnkılabı Rehberi, İslam dünyasının mevcut koşullarını göz önünde bulundurarak Hac'a yönelik İbrahimi bakış açısının, yani düşmanlar karşısında beraatin açıkça ortaya konulmasının her zamankinden daha gerekli olduğunu belirterek şunları söyledi: ‘Buna dayanarak İranlı ve İranlı olmayan hacılar, Filistin milletini destekleyen Kur'an mantığını tüm İslam dünyasına aktarabilmelidir.

Elbette İran İslam Cumhuriyeti başkalarını beklemedi ve beklemeyecektir, ancak eğer İslam milletlerinin ve devletlerinin güçlü elleri yardıma ve desteğe gelirse, Filistin ulusunun bu acı durumu devam etmeyecektir.’

Salı, 07 May 2024 06:15

Neçirvan Barzaninin Iran ziyareti

İmam Hamanei, Neçirvan Barzani'yi kabul etti
 
İslam Devrimi Lideri İmam Hamanei, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani'yi kabul etti.

Welayet News  - İslam Devrimi Lideri İmam Hamanei, resmi ziyaret için Tahran'da bulunan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani ile görüştü.

IKBY Başkanı Barzani, dün üst düzey yetkililerle görüşmek üzere İran'ın başkenti Tahran'a gelmişti.

Neçirvan Barzani, Tahran ziyareti kapsamında bugün İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Ekber Ahmediyan ile de bir araya geldi.

 

Reisi: Siyonistlerin ve devrim karşıtı unsurların Kürdistan bölgesini İran'a karşı kullanmasını önleyin

İran'ın, Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile ekonomik iş birliğini ve ticari ilişkilerini genişletmesinde hiçbir engelinin bulunmadığını belirten Cumhurbaşkanı Reisi " İki taraf arasındaki sınırların uzun olmasını ilişkilerin düzeyinin artırılması açısından değerli bir fırsat olarak görüyoruz ama  güvenlik her türlü işbirliğinin ve etkileşimin genişletilmesinin temel temeli ve temelidir." dedi. 

Irak ve Kürt halkının iyi  niyetine ve dostluğuna güvendiklerini belirten Cumhurbaşkanı" Siyonist rejim de dahil olmak üzere düşmanların İran milletine olan nefreti göz önüne alındığında, Irak ve Kürdistan bölgesi hükümeti, bu bölge topraklarının Siyonist düşman unsurlar ve devrim karşıtı unsurlar tarafından İran'a karşı kullanılmasını engellemesini  bekliyoruz." ifadelerini kullandı.
İran ve Kürdistan Bölgesi sınırlarının Korona döneminde bile kapatılmadığına dikkat çeken Barzani "İran'dan beklentimiz, Irak'taki sorunların çözümünde, müreffeh ve gelişmiş bir ülkenin inşasında yanımızda olmaya devam etmesidir. Geçmişteki ilişkilerimiz gurur vericidir ve çabalarımız geçmişten daha parlak ve daha iyi bir gelecek inşa etmektir. Hiçbir sağduyu, güçlü ve dost bir ülkeyle ilişkileri, bugün en kötü durumda olan bir rejimle işbirliğine tercih etmemize izin vermez." ifadelerini kullandı. 

Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı ayrıca İran-Irak güvenlik anlaşmasının tam olarak uygulanmasına vurgu yaptı.

 Ankara hükümetinin Tel Aviv rejimi ile ticareti kestiğini duyurmasına rağmen Türkiye'den İsrail'e petrol sevkiyatı sürüyor.
 

Türkiye Ticaret Bakanlığı "İsrail, Gazze'ye kesintisiz ve yeterli miktarda insani yardım akışına izin verinceye kadar" İsrail ile her türlü ihracat ve ithalat işleminin durdurulduğunu açıklamıştı.

Al-Araby Al-Jadeed gazetesine göre, Ankara hükümetinin İsrail'le tüm ticari ilişkilerini tamamen durdurduğu belirtildi, ancak Türkiye üzerinden işgal altındaki Filistin topraklarına yapılan petrol sevkiyatı devam ediyor.

Azerbaycan, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı üzerinden Hayfa'ya yaptığı sevkiyatla İsrail'in önde gelen petrol tedarikçisi konumunda.

Haberde, Tel Aviv'in, Türkiye'nin yaptırımlarının yoğunlaşmasından ve bundan sonraki adımlarından oldukça endişeli olduğu belirtildi.

Azerbaycan, Kazakistan ile birlikte İsrail'in önemli bir petrol tedarikçisi konumundayken, diğer kaynaklar arasında Nijerya da yer alıyor.