کارگر

کارگر

İran cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Pakistan Başbakanı ile yaptığı telefon görüşmesinde her türlü saldırıya karşılık vereceklerini belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile telefonda görüştü.

İran basınına göre, Pezeşkiyan görüşmede Şerif'e, ülkesinin, "ABD’nin uluslararası hukuku ihlal eden geçmişine" rağmen Pakistan’ın ateşkes ile ilgili ortaya koyduğu öneriye ilişkin attığı adımın, "İran’ın sorumluluğunu göstermesi" açısından önemli olduğunu söyledi.

 

PEZEŞKİYAN LÜBNAN'DAKİ DURUMU HATIRLATTI
İran ile ABD arasında varılan ateşkeste, tarafların taahhütlerine bağlı kalması gerektiğini vurgulayan Pezeşkiyan, İran’da Siri ve Lavan adasına yapılan saldırıların ateşkesi ihlal anlamına geldiğini belirterek, “İran’ın sunduğu 10 şarttan birisi de Lübnan’da ateşkesin sağlanmasıdır. İran her türlü saldırıya karşılık verecektir.” dedi.

Şerif ise, Lübnan’a yönelik İsrail saldırılarının anlaşmanın bir parçası olarak durdurulması gerektiğini söyleyerek, ülkesinin, bölgesel istikrar ve barış için tüm ülkelerle işbirliği yapmaya hazır olduğunu belirtti.

 

Hizbullah, işgalci İsrail’in ateşkes ihlallerine karşılık olarak İsrail’in kuzeyindeki sınır bölgesinde yer alan Manara yerleşimine roket saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Hizbullah’tan yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in ateşkes ihlallerini sürdürdüğüne dikkat çekilerek, Hizbullah’ın Lübnan’ı ve halkını savunmak amacıyla Manara yerleşimine saldırı gerçekleştirdiği belirtildi.

Açıklamada, Hizbullah’ın ateşkese uyduğu, soykırımcı İsrail’in ise ihlal etmeye devam ettiğine işaret edilerek, “Lübnan’ı ve halkını savunmak ve düşmanın (İsrail) ateşkes anlaşmasını ihlal etmesine karşılık olarak, İslami Direniş Mücahitleri (Hizbullah), 9 Nisan 2026 Perşembe günü saat 02.30’da Manara yerleşimine roket saldırısı düzenledi.” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada ayrıca, “Bu karşılık, İsrail-Amerikan saldırganlığı ülkemize ve halkımıza karşı sona erene kadar devam edecektir” denildi.

Söz konusu saldırının, ateşkesin yürürlüğe girmesinden sonra Hizbullah tarafından İsrail’e yönelik gerçekleştirilen ilk roketli saldırı olduğu belirtiliyor.

Katil İsrail ordusu, dün öğle saatlerinde Beyrut ile Lübnan’ın doğu ve güney kesimlerine ön uyarı yapmadan, eş zamanlı yaklaşık 100 hava saldırısı düzenlemişti. Akşam saatlerinde ise İsrail uçakları Beyrut’un “Tel Hayyat” bölgesini hava saldırılarıyla hedef almıştı.

Dünkü saldırılar, Siyonist İsrail’in 2 Mart’tan bu yana Lübnan’a düzenlediği en şiddetli saldırılar olarak kayda geçti.

 

General Musevi: Hizbullah’a Saldırı İran’a Saldırıdır

İslam Devrim Muhafızları Ordusu Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı General Seyyid Mecid Musevi, Hizbullah’a yönelik saldırının İran’a yönelik saldırı olduğunu vurguladı.

Devrim Muhafızları Ordusu Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı General Seyyid Mecid Musevi, sosyal medya hesabında şunu yazdı: Hizbullah’a yönelik saldırı, İran’a yönelik saldırıdır. Saha, rejimin vahşi suçlarına ağır bir cevap hazırlığındadır.

Aziz halkım, füzelerin gerçek yakıtı sizin sokaklardaki birlik içindeki varlığınızdır.

ABD ve İran arasında sağlanan iki haftalık ateşkesin mürekkebi bile kurumadan, İsrail savaş uçakları Lübnan'a şiddetli saldırılar yaptı. 10 dakika gibi kısa bir sürede 100'den fazla farklı noktanın vurulduğu kanlı saldırılarda sivil yerleşim yerleri hedef alınırken, onlarca kişi yaşamını yitirdi yüzlerce yaralı var.


İsrail sabaha karşı ilan edilen geçici ateşkesin Lübnan'ı kapsamadığını ileri sürerek soykırım yaptı. 

Lübnan Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, işgal savaş uçaklarının Lübnan'ın birçok bölgesine eş zamanlı şekilde yoğun hava saldırıları düzenlediği belirtildi. Saldırılarda ilk belirlemelere göre onlarca kişinin şehit olduğu, yüzlerce kişinin yaralandığı kaydedildi.

İşgal rejimi çetesinden yapılan açıklamada 10 dakika içinde eş zamanlı olarak birden fazla bölgede 160 saldırı gerçekleştirildiği belirtildi.

Başkent Beyrut başta olmak üzere ülkenin güneyi ve doğusu harabeye dönerken, bu ağır bombardımanda sivillerin sığındığı yerleşim yerlerinin de acımasızca vurulduğu aktarıldı.

 

Lübnan 1 Günlük Milli Yas İlan Etti

Lübnan, İsrail’in düzenlediği hava saldırılarında en az 254 kişinin şehit olması ve bin 156’dan fazla kişinin yaralanmasının ardından perşembe gününü milli yas günü ilan etti.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, tüm kamu kurumları, devlet daireleri ve belediyelerin kapatılması talimatını verdi.

Milli yas nedeniyle bayrakların yarın yarıya indirileceği, radyo ve televizyon yayınlarının ise yaşanan kayıpların büyüklüğünü yansıtacak şekilde düzenleneceği belirtildi.

Çarşamba, 08 Nisan 2026 05:08

Trump’ın ruh hali: Dil çürük dişe gider

ABD Başkanı Trump.

Pazartesi günü yine basın toplantısı yaptı.

Yanında CIA Başkanı, Savaş Bakanı…

Genelkurmay Başkanı vardı.

İran’la yapılan savaşla ilgili bilgi verdiler.

Televizyon başında epeyce eğlendik.

Tahran’daki dostlarımı aradım.

Onlar da hep dalga geçtiler.

DESTANSI FİYASKO
Konuşmasının büyük bölümünü…

İran’da gerçekleştirdikleri…

Operasyona ayırdı.

Yüzü hiç kızarmadan konuştu.

“Zafer kazandık.” dedi durdu.

Ama ortada bir gerçek vardı.

İki uçak, iki helikopter…

İranlılar tarafından düşürülmüştü.

Ama olsun…

Önemli olan Trump’ın söyledikleri idi.

Ona göre operasyon destansıydı.

Uzmanlara göre ise fiyasko.

ENKAZDAN SÖZ ETMEDİLER
Yanındakilere tek tek söz verdi.

Onlar da aynı şeyleri tekrarladılar.

Hiçbiri tüm dünyanın gördüğü…

Kendilerinin de reddedemediği…

Uçak ve helikopter enkazlarını ağızlarına almadılar.

Döne döne zaferden söz ettiler.

Anadolu’da bir söz vardır:

“Dil çürük dişe gider.”

Trump ve saz arkadaşları için de geçerli.

Sürekli zaferden söz etmeleri…

Yenilgiyi örtme çabası.

TRUMP’IN BOMBASI
Trump öyle bir şey söyledi ki…

Bu kadarına da pes dedirtti:

“İran’da rejimi değiştirdik.

Yeni yönetim daha uyumlu.”

Bir an yanlış mı duydum diye düşündüm.

Yanımdakilere sordum.

Gerçekten de böyle demiş.

Hep birlikte kahkaha attık.

Görüntüyü geri aldım.

Bunları söylerken yanındakilere…

Onların mimiklerine baktım.

İnanmadıkları o kadar belliydi ki!

HÜRMÜZ BOĞAZI
Gazeteciler Hürmüz Boğazını…

İran’ın ücret alma kararı sordular.

Yanıtı herkesi güldürdü:

“Hürmüz’den geçişlerde biz ücret alacağız.

Ganimet savaşın galibine gider.”

MUHALİFLER
Muhaliflerle ilgili değerlendirmesi…

Bir gün önce itiraf etmişti.

Onlara silah gönderdiğini söylemişti.

Neden sokağa çıkamadıklarını şöyle açıkladı:

“Muhalifler sokağa çıkamıyor.

Rejimin keskin nişancıları…

Binalara yerleşmişler…

Sokağa çıkanı vuruyorlar.

Bu nedenle de sokağa çıkamıyorlar.”

Peki 39 gündür İranlılar sokakta.

Her akşam milyonlarca insan meydanlarda…

Televizyonlar canlı yayınlıyor.

Trump’ın yalan söylediği o kadar açık ki!

Hele şu ifadeleri:

“İranlılar bize yalvarıyor.

‘Lütfen gitmeyin…

Bomba atmaya devam edin.

Biz özgürlük için acı çekmeye razıyız’ diyorlar.”

Saç baş yolduran cinsten.

HABERLEŞME
Trump’a göre bütün sistem çökertilmiş.

İranlılar birbirleriyle haberleşemiyormuş.

Eski çağlardaki gibi yazılı kağıt gönderiyorlarmış.

İran’la günde en az iki kez konuşuyorum.

Sürekli yazışıyorum.

Ya adamları Trump’ı kandırıyor…

Ya da Trump Amerikalıları...

TRUMP’A NE DEDİLER?
Trump’ı dinledikten sonra…

Üşenmedim kısa bir araştırma yaptım.

Farklı görüşlerden tanıdıklarıma…

Trump’ı nasıl bulduklarını sordum.

Verilen yanıtlar ana hatlarıyla şöyle oldu:

“Trump normal değil.”

“Ruhsal sıkıntısı var, kafayı yemiş.”

“Mutlaka doktor denetiminden geçmeli.”

“Bir insan nasıl bu kadar yalan söyler.”

“Panik halinde, belli ki çok zorda.”

“Sürekli zaferden söz etti.

Neyin zaferi anlayamadık.”

Bunlar en masumları…

Gerisini yazamam…

Trump kendisi gibi izleyenlerin de ağzını bozdu.

İsmet Özçelik

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterliği Bildirisi

Bismillahirrahmanirrahim

"İran'ın şerefli milleti bilmelidir ki; evlatlarının mücadelesi ve halkın sahadaki tarihi varlığının bereketiyle, düşman bir ayı aşkın süredir İran'ın ve Direniş'in şiddetli ateşini durdurmak için yalvarmaktadır. Ancak ülke yetkilileri, savaşın en başından beri düşmanın pişman edilmesi, çaresiz bırakılması ve ülkeden uzun vadeli tehditlerin kaldırılması hedefleri gerçekleşene kadar devam etmesi yönünde karar aldıkları için tüm bu taleplere olumsuz yanıt vermiş ve savaş, kırkıncı günü olan bugüne kadar sürmüştür.

Ayrıca İran, bugüne kadar ABD Başkanı tarafından sunulan birkaç mühleti (ültimatomu) reddetmiş ve düşman tarafından dayatılan hiçbir mühletin kendisi için önem taşımadığını vurgulamaya devam etmektedir.

Şimdi büyük İran milletine müjdeliyoruz ki; savaşın neredeyse tüm hedefleri gerçekleşmiş ve sizin yiğit evlatlarınız düşmanı tarihi bir acziyete ve kalıcı bir yenilgiye sürüklemiştir. Tüm milletin sarsılmaz desteğine sahip olan İran'ın tarihi kararı, bu savaşın kazanımlarını pekiştirene ve bölgede İran'ın gücü ile egemenliğine dayalı yeni güvenlik ve siyasi denklemler kurulana kadar bu mücadeleyi gerektiği sürece devam ettirmektir.

Bu doğrultuda; İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Mücteba Hamanei'nin feraseti ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nin onayıyla; İran ve Direniş'in savaş meydanındaki üstünlüğü, düşmanın tüm iddialarına rağmen tehditlerini uygulama konusundaki acziyeti ve İran halkının haklı taleplerinin resmen kabul edilmesi göz önünde bulundurularak; detayların netleştirilmesi amacıyla müzakerelerin İslamabad'da yapılmasına karar verilmiştir. Sahadaki zaferin siyasi müzakerelerde de tescil edilmesi için en fazla 15 gün içinde detaylar nihayete erdirilecektir.

Bu bağlamda İran, düşman tarafından sunulan tüm planları reddederek 10 maddelik bir plan hazırlamış ve Pakistan aracılığıyla Amerikan tarafına iletmiştir. Bu planda şu temel noktalar vurgulanmıştır:

1) İran'a benzersiz bir ekonomik ve jeopolitik konum kazandıracak olan Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin, İran Silahlı Kuvvetleri koordinasyonunda kontrollü yapılması.

2) Çocuk katili İsrail rejiminin saldırganlığının tarihi yenilgisi anlamına gelecek şekilde, Direniş Ekseni'nin tüm bileşenlerine karşı savaşın sona erdirilmesi gerekliliği.

3)ABD muharip güçlerinin bölgedeki tüm üs ve mevzilerden çekilmesi.

4) Hürmüz Boğazı'nda, üzerinde mutabık kalınan protokol uyarınca İran'ın hakimiyetini garanti altına alacak güvenli bir geçiş protokolünün oluşturulması.

5) İran'ın uğradığı zararların tahminlere uygun olarak tamamen tazmin edilmesi.

6) Birinci ve ikinci derece tüm yaptırımların, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Yönetim Kurulu ve BM Güvenlik Konseyi kararlarının kaldırılması.

7) İran'ın yurt dışındaki tüm bloke edilmiş mal varlıklarının serbest bırakılması.

8) Nihayetinde tüm bu hususların BM Güvenlik Konseyi'nin bağlayıcı bir kararıyla onaylanması.

9) Bu kararın onaylanmasıyla tüm anlaşmaların uluslararası bağlayıcı bir hukuk haline geleceği ve İran milleti için önemli bir diplomatik zafer yaratacağı belirtilmelidir.

Şu an itibarıyla Pakistan Başbakanı, Amerikan tarafının tüm görünürdeki tehditlerine rağmen bu ilkeleri müzakere temeli olarak kabul ettiğini ve İran milletinin iradesine boyun eğdiğini İran'a bildirmiştir. Bu esas üzerine, en üst düzeyde; İran'ın iki hafta boyunca ve sadece bu ilkeler temelinde İslamabad'da Amerikan tarafıyla müzakereler yürütmesine karar verilmiştir.

Vurgulanmalıdır ki; bu savaşın bittiği anlamına gelmez. İran, savaşın sona ermesini ancak 10 maddelik plandaki ilkelerin kabul edilmesine bağlı olarak, detayların müzakerelerde nihayete ermesi durumunda kabul edecektir.

Bu müzakereler, Amerikan tarafına duyulan tam güvensizlikle 21 Ferverdin Cuma günü (10 Nisan) İslamabad'da başlayacaktır ve İran bu müzakerelere iki hafta süre ayıracaktır. Bu süre tarafların anlaşmasıyla uzatılabilir. Bu süre zarfında tam milli birliğin korunması ve zafer kutlamalarının güçlü bir şekilde devam etmesi zaruridir.

Mevcut müzakereler milli bir meseledir ve sahadaki mücadelenin devamıdır.

Tüm halkın, seçkinlerin ve siyasi grupların, Devrim Rehberi ve sistemin en üst düzeylerinin gözetimindeki bu sürece güvenmesi, destek vermesi ve her türlü fitneci yorumdan şiddetle kaçınması gerekmektedir.

Eğer düşmanın sahadaki teslimiyeti müzakerelerde kesin bir siyasi kazanıma dönüşürse, bu büyük tarihi zaferi hep birlikte kutlayacağız; aksi takdirde meydanda, İran milletinin tüm taleplerine ulaşana kadar omuz omuza savaşacağız. Ellerimiz tetiktedir ve düşmandan gelebilecek en küçük bir hata anında en sert şekilde yanıtlanacaktır."

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterliği
19 Ferverdin 1405 (8 Nisan 2026)

Çarşamba, 08 Nisan 2026 04:52

Irakçi’den Ateşkes Açıklaması

Trump’ın iki haftalık ateşkes teklifini kabul etmesinin ardından İran’dan beklenen resmi açıklama geldi. İran Dışişleri Bakanı Irakçi, saldırıların durması halinde savunma operasyonlarını durduracaklarını ve Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin iki hafta süreyle “İran ordusunun koordinasyonu dahilinde” sağlanacağını duyurdu.

İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Irakçi, İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi adına yayınladığı İngilizce bildiride ateşkesin ve Hürmüz Boğazı’nın açılmasının parametrelerini kamuoyuyla paylaştı.

Trump’ın “Derhal, tam ve güvenli şekilde açılacak” yönündeki kesin ifadelerine karşılık, İran cephesinden gelen açıklamada boğazın kontrolünün hala Tahran’da olduğu vurgusu öne çıktı.

Açıklamasına diplomatik krizi çözen arabuluculara teşekkür ederek başlayan Dışişleri Bakanı Irakçi, “İran İslam Cumhuriyeti adına, bölgedeki savaşı sona erdirmek için gösterdikleri yorulmak bilmez çabalardan dolayı değerli kardeşlerim Pakistan Başbakanı Sayın Şerif’e ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Sayın Munir’e şükran ve takdirlerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı.

Metindeki en dikkat çekici kısımlardan biri ise müzakere masasında duran tekliflerin detayı oldu. Trump kendi açıklamasında sadece İran’ın 10 maddelik teklifinden bahsederken, Irakçi masada bir de ABD’ye ait planın bulunduğunu ifşa etti.

Irakçi şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Şerif’in tweet’indeki kardeşçe ricasına yanıt olarak ve ABD’nin kendi 15 maddelik teklifi temelinde müzakere talebi ile ABD Başkanı’nın müzakerelere temel olarak İran’ın 10 maddelik teklifinin genel çerçevesini kabul ettiğini duyurmasını göz önünde bulundurarak ilan ediyorum…”

Ateşkesin koşullarını İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi adına netleştiren Irakçi, İran’ın askeri duruşunu şu cümleyle özetledi: “İran’a yönelik saldırılar durdurulursa, Güçlü Silahlı Kuvvetlerimiz de savunma operasyonlarını durduracaktır.”

Krizin en büyük kilit noktası olan ve küresel petrol ticaretinin atardamarı sayılan Hürmüz Boğazı’nın durumu da açıklamada netleşti. Ancak İran, Trump’ın “koşulsuz açılış” talebine karşın kendi ordusunun otoritesini hatırlatan diplomatik bir dil kullandı:

“İki haftalık bir süre için, Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçiş, İran Silahlı Kuvvetleri ile koordinasyon sağlanarak ve teknik sınırlamalar dikkate alınarak mümkün olacaktır.”

İran’ın bu resmi açıklamasıyla birlikte, iki taraf da (ABD ve İran) önlerindeki 14 günlük süre zarfında masadaki 10 ve 15 maddelik taslaklar üzerinden nihai ve uzun vadeli bir barış anlaşması zemini arayacak.

ABD ve Siyonist İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı saldırılara İran'ın kapsamlı misillemelerinin ardından Trump geri adım attı. İran'ın 10 maddelik anlaşma teklifinin kabul edilmesi üzerine saldırıların 2 hafta durdurulduğu açıklandı. Tahran yönetiminden de cephede kazanılan zaferin diplomaside sürdürüleceği mesajı geldi.


 ABD ve Siyonist İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı saldırılara İran'ın kapsamlı misillemelerinin ardından Trump geri adım attı. İran'ın 10 maddelik anlaşma teklifinin kabul edilmesi üzerine saldırıların 2 hafta durdurulduğu açıklandı.  

Trump’ın saat 03.00’e kadar süre tanıdığı "Hürmüz’ü açın ya da yok ederiz" tehdidi, bizzat Trump’ın iki haftalık ateşkesi ve İran’ın 10 maddelik planını müzakere etmeyi kabul ettiğini duyurmasıyla boşa çıktı.

Trump, İran’dan gelen 10 maddelik teklifi "müzakere için uygulanabilir bir temel" olarak kabul ettiğini açıkladı. Pakistan’ın arabuluculuğuyla sağlanan iki haftalık ateşkes, Ayetullah Mücteba Hamanei tarafından da onaylandı.

İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi, bu süreci "İran Milletinin Büyük ve Tarihi Zaferi" olarak ilan eden bir bildiri yayımladı. 

Bildiriye göre, ABD’nin kabul etmek zorunda kaldığı şartlar birer "koşulsuz teslimiyet" niteliği taşıyor:

Hürmüz Boğazı: İran'ın boğaz üzerindeki tam kontrolü devam edecek.

Nükleer Haklar: Uranyum zenginleştirme süreci resmen tanınacak.

Yaptırımlar: Tüm birincil ve ikincil yaptırımlar derhal kaldırılacak.

Tazminat: İran’ın savaş boyunca uğradığı tüm zararlar ABD tarafından tazmin edilecek.

Askeri Çekilme: Amerikan muharip kuvvetleri bölgeden tamamen çekilecek.

Direniş Cephesi: Lübnan İslami Direnişi (Hizbullah) dahil tüm cephelerde savaş duracak.

İran ve ABD Pakistan’ın ev sahipliğinde 10 Nisan Cuma günü masaya oturacak. 

Trump'ın "taş devrine çevireceğiz" tehditleri ile esip gürlemesinden "müzakere için temel bulduk" evresine gelerek İran'ın dayattığı ateşkes şartlarını kabul etmesi İran'ın bölgedeki stratejik caydırıcılığının zaferi olarak tarihe geçti.

Dünya enerji piyasalarında dengeleri değiştirecek dev bir adım atıldı. Dünyanın en büyük üçüncü petrol tüketicisi olan Hindistan, ABD yaptırımları nedeniyle 2019'dan bu yana tamamen durdurduğu İran'dan petrol ve gaz ithalatına resmen yeniden başladı.


Dünya enerji piyasalarında dengeleri değiştirecek dev bir adım atıldı. Dünyanın en büyük üçüncü petrol tüketicisi olan Hindistan, ABD yaptırımları nedeniyle 2019'dan bu yana tamamen durdurduğu İran'dan petrol ve gaz ithalatına resmen yeniden başladı.

2019 yılındaki yaptırım kararlarından bu yana Tahran'dan doğrudan alım yapmayan Hindistan, ilk büyük sevkiyatlarını teslim aldı.

Hindistan Petrol Bakanlığı, geçmişte en büyük sorun olan para transferi ve bankacılık kısıtlamalarının bu süreçte aşılmış olduğunu ve ödemelerin sorunsuz ilerlediğini bildirdi.

 

Trump'ın Tehdidine İran'dan Rest:Babülmendep de Kapanır


İran İslam Cumhuriyeti enerji altyapısı için yapılan tehdide sessiz kalmadı. Herhangi bir enerji altyapısına yapılacak olan saldırı Hürmüz Boğazı gibi Babülmendep Boğazı'nın da kapatılmasına sebep olacağı belirtildi.


İran İslam Cumhuriyeti enerji altyapısı için yapılan tehdide sessiz kalmadı. Herhangi bir enerji altyapısına yapılacak olan saldırı Hürmüz Boğazı gibi Babülmendep Boğazı'nın da kapatılmasına sebep olacağı belirtildi.
İran İslam Cumhuriyeti, ABD Başkanı Donald Trump'ın ülkenin enerji altyapısına saldırı tehditlerini hayata geçirmesi halinde Hürmüz Boğazı gibi Babülmendep Boğazı'nın da kapatılabileceği uyarısı yaptı.

İran İslam Cumhuriyeti Lideri Ayetullah Mücteba Hamanei'in Danışmanı Ali Ekber Velayeti, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, ABD Başkanı Trump'ın tehditlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Velayeti, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Direniş Cephesi'nin komuta merkezi, Babüpmendep'i Hürmüz Boğazı gibi görüyor. Beyaz Saray aptalca hatalarını tekrarlamayı planlıyorsa, enerji akışının ve küresel ticaretin tek bir hareketle sekteye uğratılabileceğini yakında anlayacaktır."

 

Pazartesi, 06 Nisan 2026 14:20

ABD şovları: THE END

ABD/İsrail’in İran saldırıları…

ABD/İsrail için sonun başlangıcı...

Yapılan genel değerlendirme böyle.

Savaşın ilk günleri…

ABD’nin hava hakimiyeti konuşuluyordu.

Bugün gelinen nokta…

O da ciddi yara aldı.

ABD uçakları, helikopterleri, SİHA’ları…

Peş peşe düşmeye başladı.

HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ
İran’ın yeni hava savunma sistemleri…

Aktif gözükmüyor.

Ama her şeyi görüyor.

Amerikalıların yerlerini tespit etmesi…

“Olanaksız” deniliyor.

İran’ın savunmasında dönüm noktası oldu.

Bu teknoloji kime ait bilmiyorum.

Ama radarlar İran’ın elinde ve kullanılıyor.

Başarısı da artık çok net.

F-35’lerin pabucu dama atıldı.

ABD’nin yeni kâbusu oldular.

FİYASKO
Dün sabah saatlerinde telefonu açtım.

İran’dan çok sayıda görüntü gelmiş.

Görüntüler inanılır gibi değildi.

Parçalanmış uçaklar, helikopterler…

Bazı parçalar hâlâ yanıyordu.

Olayla ilgili notları okudum…

ABD bir operasyon yapmaya kalkmış.

Düşürülen F-15’in pilotunu kurtarmak istemiş.

Sonra da olanlar olmuş.

İRAN’DAN AÇIKLAMA
Olayla ilgili olarak İran açıklama yaptı.

Hatem-ül Enbiya Merkez Karargâhı sözcüsü özetle şunları söyledi:

“Olay İsfahan’ın güneyinde yaşandı.

Terk edilmiş bir havaalanı kullanıldı.

İran Ordusunun müdahalesiyle başarısız oldu

İki adet C-130 askerî nakliye uçağı…

İki adet Black Hawk helikopteri imha edildi.

Yenilmiş ABD Başkanı…

Panik içinde psikolojik savaş yapıyor.”

İKİNCİ TABAS
ABD benzer bir olayı daha önce de denemişti.

1980’de tam da seçim öncesi…

Başkan Carter İran’daki ABD’li rehineleri kurtarma operasyonu yapmıştı.

Rehineleri kurtarıp seçim kazanmayı hayal etmişti.

Sonuç felaket oldu.

Kayıplarla birlikte Carter de seçim kaybetti.

Olay Tabas’ta gerçekleşti.

Bu nedenle son olaya “İkinci Tabas” deniliyor.

‘KUMARBAZ’ TRUMP
ABD Başkanı Trump bildiğiniz gibi.

Daha önce de söyledim.

Yenilgiden zafer çıkarma (!) uzmanı.

Yine aynısını yaptı.

Operasyonu “başarı” olarak sundu.

Amerikan ordusunu övdü.

Ağır yenilgiyi örtbas etme çabası.

İranlılar onun için “Kumarbaz Trump” diyor.

Pek de haksız sayılmazlar.

ŞOVLARIN SONU
ABD İran’da zorda.

Yenilgiyi şovla örtecekti.

Pilot kurtarma öyküleri…

Vietnam yenilgisinde olduğu gibi…

Hızla çevrilecek Hollywood filmleri…

Ama işler yine ters gitti.

ABD hiçbir amacına ulaşamadı.

İran’dan yapılan açıklama:

“Yeni sürprizlerimiz olacak.”

İran kesinlikle blöf yapmıyor.

Geçen 38 günde bu net olarak görüldü.

Trump yaptığı hatanın bedelini ödüyor.

ABD için şovların da sonu geldi.

Bırakalım dünyayı…

Kendi halkını bile ikna etmesi zor.

Amerika’da ayağa kalkan…

İran’a saldırıyı protesto eden milyonlar…

Şovlara kanması pek mümkün görünmüyor.

Artık dünyada hiçbir şey eskisi gibi devam etmeyecek.

Buna Amerika’nın kendisi de dahil.

***

KAÇIRMAYIN
Cuma akşamı bir konser vardı.

Zelişah & Mustafa.

Ankara Esat Hal’de sahne aldılar.

Daha çok gençler.

Yeni nesil aşıklar…

Atışmaları çok güzeldi.

Kaybolan türküleri yaşatıyorlar...

Türkülere seyirciyi de katıyorlar.

Hep birlikte söyledik, eğlendik.

ABD/İsrail’in İran’da vurduğu okulu…

Katledilen çocukları da unutmadılar.

Konser sonrası sohbet ettik.

Heyecanlı ve isteklilerdi.

Önlerinin açık olduğu çok net.

Yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda konsere hazırlanıyorlar.

Sakın kaçırmayın.

İsmet Özçelik
 

ABD'nin 'pilot kurtarma' olarak çerçevelediği operasyonun arkasında nükleer tesislere yönelik gizli bir uranyum sızması mı var? Uzmanlar, tek bir pilot için feda edilen uçakları, askerleri ve sahadaki 200 km'lik sapmayı işaret ediyor. Washington’un 'destansı fiyaskosu'na yeni bir katman ekleniyor.

Aydınlık gazetesinin “Destansı Fiyasko” başlığıyla manşete taşıdığı cumadan pazara kadar süren 36 saatlik ABD operasyonuna ilişkin soru işaretleri büyüyor. Washington’un “pilot kurtarma” diye sunduğu harekâtın aslında bambaşka bir amaç taşıdığına dair hem sahadan hem uzmanlardan çarpıcı değerlendirmeler geliyor.

‘KURTARMA’ HİKÂYESİ ÇÖKÜYOR

İran Dışişleri Sözcüsü İsmail Bekayi, operasyonun en kritik çelişkisine işaret etti: ABD’nin iniş yaptığı bölge ile pilotun bulunduğu iddia edilen nokta arasında ciddi bir mesafe var.

Bekayi’ye göre pilotun Kohgiluye ve Buyer Ahmed bölgesinde olduğu öne sürülürken Amerikan unsurları İsfahan’ın güneyine indi. Bu tablo, “kurtarma” anlatısını zayıflatıyor.

İranlı sözcü bu nedenle operasyonun bir tahliye değil, “aldatma ve kaçış planı” olabileceğini söyledi. Hatta daha ileri giderek, İran’ın yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum stokuna yönelik bir girişim olma ihtimalini gündeme taşıdı.

 
Bekayi bu tablonun, ABD için “ikinci bir Tabas” yani yeni bir tarihî hezimet anlamına geldiğini vurguladı.

ABD'nin 36 saatlik operasyonu ve "Tabas" ilişkisiyle ilgili daha fazla ayrıntıya aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

ABD’nin kaybı 500 milyon dolar! Destansı fiyasko


OPERASYONUN KIRILAN MANTIĞI
Eski CIA analisti Larry C. Johnson ise teknik ayrıntılar üzerinden ABD anlatısını daha da zora sokuyor.

Johnson’a göre operasyonun kalbinde ciddi lojistik açmazlar var:

"Küçük MH-6 helikopterlerin menzili sınırlı. Gidiş-dönüş için havada kalmaları neredeyse imkânsız. Bu nedenle C-130’ların yakıt ikmali için yerde olması gerekiyor. Tüm bunlar, operasyonun “hızlı gir-çık” tarzı basit bir kurtarma görevi olmadığını gösteriyor."

Johnson bu durumda şu soruyu yöneltiyor: “Tek bir pilot için neden bu kadar büyük bir kuvvet gönderildi?”

Normal şartlarda böyle bir görev için sınırlı sayıda helikopter yeterliyken sahaya çok sayıda hava aracı ve yüzlerce personel sürüldüğü anlaşılıyor. ABD basını operasyona “yüzden fazla” personelin katıldığını bildirmişti.

Bu tablo Johnson'a göre iki ihtimali güçlendiriyor: "Ya sahada beklenmedik derecede sert bir çatışma yaşandı ya da görev baştan itibaren çok daha kapsamlıydı."

Johnson daha da ileri giderek eğer F-15 cuma günü düşürülmeseydi, "Natanz’daki nükleer tesise yönelik kara harekâtı başlayabilirdi." diyor.

ORANTISIZ PLAN
Eski istihbaratçı zayiatla operasyonun açıklanan “hedefi” arasındaki dengesizliğe şu sözlerle dikkat çekiyor:

“Sayılara bakarsak, ABD birçok uçak kaybetti, çok sayıda asker öldü veya yaralandı. En az bir Amerikan askeri enkaz altında hayatını kaybetti. Yani çok sayıda uçak, çok sayıda kayıp ve yüz milyonlarca dolar zarar söz konusu.

Normalde askeri komuta bunu yapar mı? Bir adamı kurtarmak için çok adam kaybetmek ve bu derecede ekipman zayiatını göze almak normal bir karar değildir. Hele ki İranlıların savaş esirlerine bizim son savaşlarda davrandığımızdan daha iyi davranacağını düşünürsek.”

HEDEF BAŞKA MIYDI? 200 KİLOMETRELİK SORU
Gazeteci Gaffar Yakınca da sahadaki coğrafi çelişkiye dikkat çekiyor.

Yakınca’ya göre pilotun bulunduğu iddia edilen nokta ile operasyonun düzelendiği alan arasında yaklaşık 200 kilometre mesafe var. Bu fark, klasik bir kurtarma operasyonu için açıklanabilir değil.

Dahası, operasyonda kullanılan çok sayıda hava aracı ve görev alan yüzden fazla personel, “tek pilot” senaryosunu zorluyor. Yakınca şu sonuca varıyor:

“Bu bir kurtarma operasyonundan ziyade, İran içinde uranyum hedefli bir sızma girişimi olabilir.”

ZİNCİRLEME KAYIPLAR TESADÜF MÜ?
Hem İranlı yetkililer hem de uzmanların işaret ettiği bir diğer nokta ise operasyonun kontrolsüz şekilde büyümesi.

Yakıt sorunu, menzil sınırı ve yoğun çatışma ihtimali birleşince ABD’nin zincirleme kayıplar verdiği görülüyor. Bu da operasyonun baştan yanlış planlandığı ya da sahada çöktüğü ihtimalini güçlendiriyor.

‘ZAFER’ ANLATISI YERLE BİR
Washington yönetimi tüm bu tabloyu “pilot kurtarıldı” diyerek başarı olarak sunmaya çalışıyor.

Ancak şu başlıklar belirsizliğini koruyor:

-Operasyonun gerçekleştiği yer tartışmalı

- Kullanılan güç ölçüsüz

- Kayıplar ağır

- Amaç belirsiz

Ortaya çıkan tablo giderek şu noktaya kilitleniyor:

ABD gerçekten bir pilotu mu kurtardı yoksa İran’da daha büyük bir operasyonun provası veya kendisi mi çöktü?