Bölge ülkelerinin bölünmesi, ABD ve İsrail’in çıkarına

Rate this item
(0 votes)
Bölge ülkelerinin bölünmesi, ABD ve İsrail’in çıkarına

Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah, ‘Zafer Günü’ konuşmasının ikinci bölümünde bölge ülkelerini hedef alan bölünme planlarına değindi.

Vadi el-Huceyr konferansında tarihi bir karar alınmış ve bölgenin bölünmesine karşı olunduğu ifade edilmişti. Gerçi bölge bölündü; ama her halükarda bu konferansta en iyi tavır alınmıştı.

Bugün yine burada toplanmışken bölgenin yeniden bölünmesine karşı çıkmalıyız. Bu, şu an Amerika ve İsrail’in bölgede şu an gerçekleştirmeye çalıştığı bir komplodur ve maalesef bazı bölgesel güçler de bilerek veya bilmeyerek kendilerine de zararı dokunacak bu planı uygulamakta ve izlemektedir.

Bugün her yerden haykırmalı, halklarımızı ve ümmeti uyarmalıyız. Bölge ülkelerini yeniden bölme ve parçalama planları bölgeyi uzun sürecek etnik ve mezhebi iç savaşlara sokuyor. Bunun bölge güçlerinin yıkımından, tahrip olmasından mültecilikten başka sonuçları yok.

Dolayısıyla İslam dünyasının alimleri, Müslüman ve Hıristiyan liderler, İslamcılar, milliyetçiler, laikler, tüm güçler ve hareketler, bu komplo karşısında yeni bir tavır almalıdır.

Eğer buna izin verirsek, eğer bu nesil buna izin verirse bölge yeniden bölünüp parçalanırsa, bunun etkileri sonraki nesillerde görülecek ve hepimiz Allah katında sorumlu olacağız.
ABD IŞİD’i toplumsal dokuyu değiştirmede kullanıyor

Bugün IŞİD, bilerek veya bilmeyerek bölgenin bölünüp parçalanmasına çalışıyor. Hatırlarsanız geçen yıl bu konuya değinmiş ve demiştim ki Amerika, terörle mücadelede asla ciddi değil.

Amerikalılar, IŞİD’i bölgenin toplumsal dokusunu değiştirmek, bölge devletlerini ve hükümetlerini yıkmak ve bölge haritasını değiştirmek için kullanmak istiyor.

Birkaç gün önce Ankara, ‘ABD bizden IŞİD’e karşı operasyonları durdurmamızı istedi’ diye bir açıklama yaptı. Neden? Acaba Suriye’nin ulusal egemenliğine saygıdan dolayı mı?

Hayır uluslararası koalisyonun Suriye’nin ulusal egemenliğine onuruna saygısı yok.  Onlar, şu an IŞİD’in zayıflamasını istemiyorlar. Irak’ta kullandıkları gibi IŞİD’i Suriye’de de kullanmak istiyorlar. Nasıl?

John Kerry Doha’da şunu söyledi. Suriye’deki rejim IŞİD’e karşı mücadele edemez. IŞİD’e karşı koymamız için onun Şam’a ulaşmasını önlemeliyiz. Suriye’deki mevcut hükümet gitmeli, Suriye hükümeti ılımlı muhaliflere geçmeli.

Amerika, Suriye hükümetini devirmek için IŞİD’den siyasi olarak istifade ediyor.  Ama o, yalan söylüyor. Nusra ve benzeri grupların dışında kalan “ılımlı muhalifler” IŞİD’e karşı koyabilir mi?

O diyor ki ılımlı muhaliflerin eğitilip donatılması projesi başarısız oldu. Türkiye’de eğitime alınacak 2 bin kişiden yalnızca 60’ı IŞİD’le savaşıyor. Dolayısıyla sen Suriye hükümeti yerine daha zayıf ve yetersiz birilerini yönetime getirmek istiyorsun.

Eğer ılımlı muhalifler, Suriye yönetimini ele geçirirse –şu hile ve nifaka bakın- dünya ona yardıma gelir, onu destekler ve IŞİD’e karşı savaşır.
Irak’a da hükümetinizi değiştirin size yardım edelim demişlerdi

Bu hile birkaç ülkede gerçekleşti. Irak içindeki siyasi ihtilafları bir kenara bırakıp bakın. Irak’a neler söylediler?

Dediler ki hükümetinizi değiştirin size uluslararası, bölgesel yardımlar ve Arap yardımları sınırsız olarak gelsin. Iraklılar hükümetlerini değiştirdiler. Bunun sebeplerine girecek değilim. Ama netice ne oldu?

Amerika’dan, bölge ülkelerinden, NATO’dan Arap ülkelerinden teröre karşı yardım alabildiler mi? Yoksa kendi iradeleriyle ve gerçek dostların yardımıyla mücadele eden Gönüllü Halk Güçleri’nin bulunduğu yerlerin dışında IŞİD daha da ilerlemedi mi?

Daha da öteye gidelim Irak’la Amerika arasında silah, mühimmat ve savaş uçağı anlaşmaları yok mu? Bu anlaşmalar uygulanmadı, halbuki Iraklıların silah ve mühimmat sorunu bulunuyor.

Daha da kötüsü Amerikalar ve Suudiler koordineli olarak petrol fiyatlarını düşürdüler ve Irak’ın bütçesi yarıya indi. Siz Irak’a hükümetinizi değiştirirseniz size yardım edeceğiz diye vaatte bulunmuştunuz. Peki sözünüzde durdunuz mu? Şimdi aynı oyunu Suriye için de oynuyorlar. Herkesin bu oyun ve hile karşısında uyanık olması gerekiyor.
ABD ve müttefikleri terörü araç olarak kullanıyor

Yemen’de teröre karşı savaşa girdiklerini söylemişlerdi; ama el-Kaide, IŞİD ile Yemen’in asli İslami ve milli güçlerine karşı müttefik oldular.

Amerika ve müttefikleri terörizmi taleplerini ve planlarını dayatmak için bir araç olarak kullanıyor. Bizler her yerde bu komplolara karşı koymalıyız. Çünkü Amerika’nın gerçek komplosu –ey dünya bizi onaylayın diyerek- bölme ve parçalamadır.

Irak’ın bölünmesi, Suriye’nin bölünmesi, bölgenin bölünmesi hatta Suudi Arabistan’ın bölünmesi... Çünkü bu Amerika’nın ve İsrail’in çıkarınadır. Bu, bölgede oluşan uyanış karşısında kullandıkları son araçtır.

Bu çerçevede Suriye yönetimine, ordusuna ve bizim de içinde olduğumuz müttefiklerine yönelik suçlamalara da kısaca değinmek istiyorum.

Bizim Suriye’nin bölünmesi için hareket ettiğimizi söylüyorlar. Asla böyle bir şey yok. Gerekirse bu konuda daha fazla açıklama yaparım; ama şimdilik size şu kadarını söyleyeyim.

Suriye halkı, ordusu ve ulusal güçleri 5 yıldır Haseke’de, Deyr ez-Zor’da, Dera’da, Suveyda’da Halep’te, İdlib’de, Şam’da, Humus’ta her yerde Suriye’nin tek parça ve birleşik olarak ayakta kalması için savaşıyordu. Onlar Suriye’nin tek parça halinde kalmasını istiyorlar ve Suriye’nin bölünmesi planına da teslim olmuyorlar.

Konuşmamın bu bölümünün sonunda bir kez daha 142. Gününü dolduran Yemen’e ve Yemen halkına yönelik Suudi-Amerikan saldırılarını, Amerika ve İsrail’in bölgedeki cinayetlerinden bile korkunç hale gelen bu vahşi gayri insani cinayetleri kınıyorum.

Ve diyorum ki bölgedeki daha önceki savaşlardan alınacak tecrübe Yemen’de de vardır. Yemen’in bir kenti veya bir yeri düşmüş olabilir; ama Yemen halkının inancı, iradesi, direnişi izzet ve onur duygusu ve işgalcilere karşı koyma azmi oldukça bu saldırganlar zafer kazanıp hedeflerine ulaşamayacak.   

"Bizim 16 yaşında binlerce gencimiz var, sizin F-16 sayınız kaç?"

Şimon Perez’den Olmert kabinesinde bakan olduğu dönemde ifade ettiği bir şeyi size okuyayım. O, bunu Winograd Komisyonu’nda dile getiriyor.

O, “İsrail olması gerektiği gibi hazırlıklı değildi, inisiyatifi elinde bulundurmuyordu. Bizim zayıflıklarımız vardı” vs. diyor ve asıl konuya geliyor şimdi onu size kısaca okuyayım. “Fiyatı 100 milyon dolar olan F-16 ile 16 yaşındaki bir gençle savaşa gidilmez.” İşte bu Temmuz Savaşı’nın sonucudur.

Şimdi siz buna Gazze ve Yemen’i ve diğer savaşları da buna ekleyin. Özetle hava kuvvetleri savaşın sonucunu belirleyen şey değildir.

Sizin kaç F-16’nız var; bizim 16 yaşında binlerce gencimiz var. Onlarla nasıl baş etmeyi düşünüyorsunuz?

Read 1324 times

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile