Displaying items by tag: Filistin

Pazar, 06 Eylül 2015 02:33

Nükleer Anlaşma Meclis’te incelenmeli

İslam İnkılabı Rehberi Imam Hamaney, Bilgeler Meclisi Başkanı ve üyelerini kabul ettikleri görüşmede, Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın Meclis’te incelenmesi gerektiğini vurguladılar.


Rehberlik Bilgeler Meclisi Başkanı ve üyelerini kabul ettiği görüşmede konuşan Imam Hamaney, ABD’li yetkililerin yaptırımların çerçevesinin korunacağına dair sözleri ile ilgili , müzakerelerden amacın yaptırımların kalkması olduğunu belirterek, “eğer biz müzakerelerde bazı hususlarda geri adım atıp, taviz verdiysek, bu yaptırımların iptali içindi, yoksa, sayısı 19 bin olan santrifüjlerimizi, kısa sürede 50-60 bine kadar arttırabilir ve yüzde 20 oranındaki zenginleştirme faaliyetlerimizi de sürdürebilirdik” ifadesini kullandı.
 
İslam İnkılabı Rehberi, ABD’lilerin beklentilerinden bir örneği açıklarken, ABD’nin bölgedeki politikalarının birinin, direniş güçlerini tamamen yok etmek ve Suriye ve Irak’ı tamamen domine etmek olduğunu, İran İslam Cumhuriyeti’nin de bu çerçeveye girmesini beklediklerini, ancak bunun asla gerçekleşmeyeceğini vurguladı.
 
 Imam Hamaney, istikbar cephesinin diğer ülkelerin yetkilileri ve karar verenlerine sahte edebiyat ve sözcükleri dayatmaya yönelik propagandası konusuda ise, önemli noktalara değindi.
 
Rehberliğ’in tabiriyle, sulta nizmanın literatüründe, terörizm ve insan hakları gibi ibarelerin farklı anlamları var, bu edebiyatta, Yemen halkına yönelik aralıksız 6 aydır süren saldırıları ve masum Gazze sakinlerini katletmek, terörizm değil, Bahreyn halkını oy kullanma hakkını istediği için bastırmak da, insan haklarının ihali sayılmıyor.
 
İslam İnkılabı Rehberi beyanatının devamında, sulta düzeninin edebiyatında, Lübnan ve Filistin’de direnişin meşru müdafaasının terörizm sayıldığını, ancak totaliter ve ABD’ye yakın ülkelerin girişimlerinin insan haklarının ihlali olmadığını kaydetti.
 
İslam İnkılabı Rehberi Imam Seyyid Ali Hameney, bu edebiyatta, Siyonsitlerin açık olarak itiraf ettiği ve bazı Avrupalı ülkelerin de destek verdiği nükleer fizikçilere suikast düzenlenmesinin terörizm sayılmadığını da sözlerine ekledi.

Published in Rapor

İzzettin Kassam Tugayları, Siyonist rejim’e ait bir adet insansız hava aracını indirmeyi başardı. Ele geçirilen İHA teknik çalışma ve araştırmaların ardından İsrail’e karşı kullanılacak.

Filistin İslami Direniş Cephesi Hamas’ın silahlı kanadı Şehit İzzettin Kassam Tugayları yaptığı açıklamada; özel eğitim almış mühendislerin Siyonist rejim’e ait " skylark1" adlı insansız uçağı indirdiklerini ve İsrail’e karşı kullanacaklarını duyurdu.

Kassam Tugayları 22 ay önce Siyonist rejim’ ait casusluk faaliyeti yürüten insansız hava aracını kontrol altına alarak indirdiklerini, emniyet ve teknik açıdan gerekli önlemleri aldıktan sonra, uçağın uzaktan kumanda ile yönlendirilen bölümünü açarak incelediklerini, daha sonra özel eğitimli mühendisler tarafından yeniden kurularak göreve hazır hale getirdiklerini belirttiler.

Published in Rapor

Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarında yer alan Duma köyünde, Filistinli bir ailenin evi illegal Yahudi yerleşimcilerinin saldırısına uğradı.

Haaretz'in haberine göre, siyonistler molotof kokteylleri ile saldırırken evin duvarına da yazılamalar yaptı. Duvar yazılarında "intikam" ve "yaşasın Mesih" yazıyordu.

Saldırıyı Migdalim Yahudi yerleşiminden iki kişinin yaptığı belirtiliyor. İki ırkçı, duvar yazılamalarından sonra iki evin camına kırarak içeriye molotof kokteyli attı.

Evlerden birisi boş olduğu için orada can kaybı yaşanmadı. Bu evde, 1 buçuk yaşındaki Ali Saad Daobasa yanarak hayatını kaybetti.

Ali'nin babası Sa'ad, annesi Reham, ve 4 yaşındaki ağabeyi Ahmed ise yaralandı.

Siyonistlerin 18 aylık bebeği katletmeleri ardından Filistin’de kitlesel gösteriler yapılıyor.

Batı Şeria’nın el Halil kentinde siyonist rejim güçleri ile Filistinli gençler arasında çatışmalar çıktı.

Siyonist rejim güçleri Filistin medyasının gelişmeleri yansıtmasını engelliyor

Siyonist rejim güçleri Filistin medyasının gelişmeleri yansıtmasını engelliyor. Filistinli medya mensupları gözaltına alındı.

Siyonist askerlerin 18 aylık bebeği yakarak katletmesi ardından Filistinlilerin misilleme operasyonlarına karşı siyonist rejim işgal güçleri alarma geçirildi.

Published in Rapor

İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei, bayram namazı hutbelerinde İran’ın müstekbir Amerika devletine karşı benimsediği siyasetlerin asla değişmeyecğini söyldiler.

MHA'nın İslam İnkılabı Rehberi Bilgilendirme Sitsi'nden ktardığı habere göre, Tahran’da kılınan Ramazan bayramı namazına imamlık eden İran İslam İnkılabı Rehberi İmam Seyyid Ali Hamanei bayram namazı hutbelerinde “Müstekbir Amerika devletine karşı benimsediğimiz siyasetlerimiz asla değişmeyecektir” dediler.

İnkılap Rehberi geçen Cuma günü dünya genelinde ve özellik de İran’da Dünya Kudüs  Günü nedeni ile düzenlenen Siyonist karşıtı yürüyüşlerin ülke atmosferini etkilediğini söyledi ve “Bizim halkı özünden, sloganından, hareketinden ve ortaya koyduğu böylesi yüce cilvelerinden tanımak gerekiyor. Mübarek Ramazan ayı boyunca bölgede baş gösteren bazı hoş olmayan hadiseler vardı ve malesef ki bazı kötü eller mübarek Ramazan ayının tadını bölge halkı için kaçırdı ve Yemen, Bahreyn ve Filistin halkının bir çoğu zor günler geçirdi” diye konuştu.

İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei, Tahran Ramazan bayramı namazı hutbelerinin bir diğer bölümünde ise İran ve P5+1 Grubu arasındaki nükleer müzakereler ve varılan nükleer anlaşmaya da değinerek, “İlk husus  bu uzun ve zorlu müzakere sürecinde rol alan tüm görevlilerden teşekkür hususudur. Sayın Cumhurbaşkanı ve özellikle de müzakere heyeti gerçekten çok çaba gösterdiler ve bu süreçte en iyi şekilde çalıştılar” dedi ve varılan nükleer anlaşma metninin yasal süreçten geçmesi gerektiğine ve İslami Şura Meclisi tarafından da onaylanması gerektiğine vurguda bulunarak, “Varılan bu metin ister Meclis’ten geçsin ve ister geçmesin, biz bölgedeki dostlarımızı kollamaktan ve savunmaktan vaz geçmeyeceğiz ve mazlum Filistin halkı, mazlum Yemen halkı, Suriye halkı ve hükümti, Irak halkı ve hükümeti, Bahreyn’ın mazlum halkı ve Lübnan ve Filistin’deki Direniş’in sadık mücahitleri hep bizim tarafımızdan desteklenecektir” diye konuştu ve “Yani her ne olursa olsun müstekbir Amerika devletine karşı benimsediğimiz siyasetlerimizde hiç bir değişiklik olmayacaktır” diye ekledi

Published in Rapor
Pazartesi, 06 Temmuz 2015 04:11

İmam Humeyni’nin Dilinden Kudüs Günü

“Kudüs günü mustazafların müstekbirlere karşı direniş ve başkaldırı günüdür de aynı zamanda”
Mustazafların müstekbirlere karşı hazırlanıp teçhizatlanmaları ve onların burunlarını yere sürmeleri gereken gündür, münafıklarla gerçek dindarlar arasında fark gözetileceği gündür.

Kudüs Günü: Müslümanların Müstekbirlere Karşı Direniş Günü

Kudüs günü cihanşümul bir gündür, sırf Kudüs’e münhasır bir gün değildir; mustazafların müstekbirlere karşı direniş ve başkaldırı günüdür de aynı zamanda. Amerika ve diğerlerinin zulüm baskıları altında bulunan milletlerin bu zulme karşılık verme günüdür. Süper güçlere karşı… Mustazafların müstekbirlere karşı hazırlanıp teçhizatlanmaları ve onların burunlarını yere sürmeleri gereken gündür, münafıklarla gerçek dindarlar arasında fark gözetileceği gündür. Gerçek dindarlar bu günü Kudüs günü bilir ve bu cihette gerekeni yaparlar; Münafıklarsa, yani perde gerisinde süper güçlerle anlaşıp İsrail’le dostluk kuran yöneticilerse bugüne karşı ya kayıtsız kalırlar, ya da milletlerin gösteri ve protestoda bulunmalarını engellerler. Kudüs günü, mustaz’af milletin kaderinin belirlenmesi gereken gündür. Bugün mustaz’af milletler müstekbirlere karşı varlıklarını ilan etmelidirler; İran’ın kıyam edip müstekbirlerin burnunu sürtmesi gibi bütün milletler kıyam etmeli ve bu fesat tümörünü çöplüğe atmalıdırlar. Kudüs günü entrikacılarının durumlarının aşikâr olması gereken bir gündür; Mustaz’afları müstekbirlerin pençesinden kurtarmamız gereken gündür, dünya Müslümanlarının sahnede varlığını görmemiz gereken gündür. Bütün müstekbirlere, mustaz’afları rahat bırakmaları ve çekilip yerlerine oturmaları için ihtarda bulunulması gereken gündür. Bütün İslam ülkelerinden onların elinin kesilmesi gerekir; İslam ülkelerinden bütün satılmış uşak ve piyonları sahne dışı bırakılmalıdır. Kudüs günü, böyle bir gündür işte; İslam milletlerini sahne dışı bırakıp süper güçleri sahneye çıkarmak isteyen şeytanlara bunu anlatır. Kudüs günü onların bütün emellerini boşa çıkaracak ve eski günlerin artık geçtiğini ihtar edecek bir gündür.

Kudüs günü İslam günüdür; İslam’ın ihya edilmesi, ona yeniden canlılık kazandırılması gereken gündür; İslam’ı ihya edelim, İslam kanun ve hükümlerinin İslam ülkelerinde uygulanmasını sağlayalım. Kudüs günü bütün süper güçlere ihtarda bulunarak “bundan böyle İslam, habis piyonlarınız aracılığıyla sizin tasallutunuzda olmayacaktır artık!” dememiz gereken gündür. Kudüs günü İslam’ın hayat günüdür, Müslümanlar akıllarını başlarına devşirmeli ve sahip oldukları onca maddi ve manevi güç ve servetlerin farkına varmalıdırlar. Müslümanlar 1 milyarı -aşan- bir nüfusa sahipler, Allah gibi bir dayanakları, İslam gibi, iman gibi bir dayanakları var, neden korksunlar ki?! Dünyadaki devletler şunu bilmelidirler: İslam yenilmezdir! İslam ve Kur’an hükümleri bütün ülkelere hükmetmeli, galip olmalıdır, din, ilahi bir din olmalıdır; İslam Allah’ın dinidir ve bütün beldelerde ilerlemelidir. Kudüs günü böyle bir konunun ilanıdır işte; “Müslümanlar ileri!” diye haykırarak bunu ilan etmektedir. Bütün dünyada ilerlemek yani… Kudüs günü sadece Filistin günü değildir, İslam günüdür -aynı zamanda- İslam devleti günüdür, İslam cumhuriyeti bayrağının bütün ülkelerde dalgalanması gereken gündür. İslam ülkelerinde artık ilerleyemeyeceklerini süper güçlere anlatma günüdür.

Ben Kudüs günü’nü İslam ve Hz. Resul-ü Ekrem -sav- günü biliyorum. Bütün güçlerimizi hazır hale getirmemiz ve Müslümanları itildikleri inzivadan çıkarak bütün güçleriyle harekete geçip ecnebilerin karşısına dikilmeleri gereken gündür. Biz olanca gücümüzle ecnebilerin karşısına dikilmişiz ve başkalarının bizim ülkemize karışmasına izin vermeyeceğiz; Müslümanlar, başkalarının gelip onların ülkesine karışmasına müsaade etmemelidirler. Kudüs günü milletler ihanette bulunan devletlere ihtarda bulunmalıdır! Kimlerin ve hangi rejimlerin uluslararası komplocularla işbirliğinde bulunup İslam’a karşı olduğunu anlayacağımız gündür bu! Bugüne katılmayanlar İslam’a karşı ve İsrail’den yanadırlar; katılanlar ise dindar, ahdine sadık ve İslam’dan yana ve Amerika’yla İsrail’in başını çektiği İslam düşmanlarına karşıdırlar. Hakk’ın batıla üst geldiği, hakkın batıldan ayrıldığı gündür.
Allah Tebareke ve Teâlâ’dan İslam’ı bütün kesimlere ve mustaz’afları müstekbirlere üstün kılmasını dilerim. Aynı şekilde Allah Tebarek ve Teâlâ’dan dileğim Filistin ve dünyanın neresinde bulunursa bulunsun bütün kardeşlerimizi müstekbirler ve yağmacıların elinden kurtarmasıdır.

Kudüs Günü Canlı Tutulsun

Beyler dikkat etmeli, bütün Müslümanlar dikkat etmelidir buna: Kudüs günü bütün Müslüman milletlerin dikkat edip ilgi göstermesi ve canlı tutması gereken bir gündür. Eğer bütün Müslüman milletler hep birlikte seslenip gürültü koparacak olursa, mübarek Ramazan ayının son Cuması olan Kudüs gününde bütün milletler hep birlikte kıyam ederlerse, şu bildiğimiz gösteri ve yürüyüşleri yapacak olurlarsa, bu girişim, bu fesatçıların önünü almamız ve İslam beldelerinden bunların kökünü kazımamız için -iyi- bir başlangıç olur inşaallah. Gevşek davranıyoruz hep… Müslümanlar hep gevşek davranıyorlar… Milletler tarafsız kalıyorlar, çok az gösteride bulunuyor, bu hususlar için çok az harekete geçip çok az kıyam ediyorlar… Şundan emin olunuz ki gevşek davranmanız halinde bunlar -siyonist İsrailliler- Fırat’a kadar ilerleyeceklerdir; bütün oraların kendilerine ait olduğunu söylüyorlar -görmüyor musunuz?- Bunların karşısına güçlü ve kararlı bir şekilde dikilmeniz gerekir; eğer Müslümanlar, Müslüman milletler bunların karşısına dikilir, ama başlarındaki devletler bunu engellemek isterse ağızlarının payını verip yumruğu vurun! İran -milleti-Muhammed Rıza’nın -şah- ağzına nasıl yumruğu yapıştırdıysa -siz de öyle yapın- Muhammed Rıza İslam ülkelerinin başındaki devletler arasında en güçlü olanıydı, hepsinden fazla desteğe sahipti; ama bizim milletimiz kıyam etti ve İslamı istedi, Allah-u Ekber feryadıyla bu gücü -şahı- ortadan kaldırdı. Diğer güçler -için de durum- aynıdır. Nitekim bütün güçler sonuna kadar el ele verseler böyle bir millete hiçbir şey yapamazlar.

İnşaallah Kudüs’te Namaz Kılarız

İnşallah Allah Teâlâ bir gün Kudüs’te namaz kılmaya muvaffak eder bizi! Umarım Müslümanlar Kudüs gününü büyük bilir -gereken önemi verirler- ve mübarek Ramazan ayının son Cuma’sı olan Dünya Kudüs gününde gösteri ve programlar düzenlerler, camilerde programlar düzenleyip feryatlarıyla ses getirir, ortalığı çınlatırlar. Bir milyarlık bir cemiyet ortalığı bir çınlattı mı İsrail neye uğradığını şaşırır, bizzat bu feryatlardan korkar. Bugün bir milyarı aşkın sayıda bulunan Müslümanlar -Kudüs günü- evlerinden çıkıp sokaklara dökülerek “Amerika’ya ölüm!”, “İsrail’e ölüm!”, “Sovyetler’e ölüm!” diye haykıracak olurlarsa bizzat bu “ölüm” feryatları onlara ölüm getirecektir. Bir milyar nüfus… Bunca yeraltı ve yerüstü zenginliğine sahip… Bütün devletler sizin zenginliğinize muhtaçtırlar; bu yüzdendir ki sizi daima birbirinize düşürmek, aranızda ihtilaflar yaratıp siz bu ihtilaflarla uğraşırken varınızı-yoğunuzu yağmalamak, sonra da “kimse sesini çıkarmasın” demek istiyorlar!

Kudüs Günü Herkes Haykırırsa Zafer Kazanılır

Eğer Kudüs günü bütün milletler kıyam edip haykırsalardı o ahmak devlet onların haykırmasına engel olamazdı -ama ne yazık ki herkes değil- sadece az bir grup kıyam ediyor… Eğer Kudüs günü bütün Müslüman ülkelerin insanları hep birlikte kıyam ve feryat etselerdi, sırf Kudüs değil, bütün İslam ülkelerinde zaferi kazanırlar. Biz haykırıp feryat ederek Muhammed Rıza’yı -şahı İran’dan- kovduk. Biz onu tüfekle mi kovduk sanıyorsunuz? Bağırarak, feryat ederek Allah-u Ekber’lerle! Beyinlerine o kadar Allah-u Ekber balyozu çarptı ki neye uğradıklarını şaşırıp dehşetle kaçtılar bu memleketten. Müslümanlar feryat etmeli, bağırmalıdırlar; slogan ve bağırıp çağırmanın yararsız olacağı sanılmasın; hayır, slogan yararlıdır; ama herkes hep birlikte haykırırsa tabi. Benim tek başıma bağırmam hiçbir şey değildir. Bir mahalle veya bir şehrin bağırması da pek bir şey değildir. Bakınız; İran’da yükselen feryatlar Tahran, Kum veya Ahvaz şehirlerine münhasır değildir; bilâkis; bir bakarsınız İslam İnkılâbı -devrim- muhafızları millete “falan gece evlerinizin damına çıkıp tekbir getirin” der, herkes itaat eder.

Kudüs’te Vahdet Namazı

İnşallah bir gün bütün Müslümanlar yekdiğeriyle kardeş olacak ve bütün İslam ülkelerindeki hastalıklı kökler kazınıp temizlenecek ve İsrail -adlı- bu hastalıklı kök; Mescid’ul Aksa ve İslami ülkemizden sökülüp atılacak ve hep birlikte Kudüs’e gidip orada vahdet namazı kılacağız inşallah.

Politik Oyunları Bir Kenara Bırakmak ve Gücünü İmandan Alan Makineli Tüfekleri Kullanmak Gerekir!

Mübarek Ramazan’ın son Cuma’sı Kudüs günüdür ve Ramazan’ın son on günü büyük bir ihtimalle Kadir gecesidir. İhyasının sünnetullah olduğu bir gece… Kadri ve kıymeti, münafıkların bin ayından üstündür bu gecenin; kulların mukadderatının temellerinin atıldığı gece… Kadir gecesiyle komşu olan Kudüs günü Müslümanlar tarafından önemle ihya edilmeli, onların uyanma ve bilinçlenmelerine yol açmalı ve tarih boyunca; bilhassa son yüzyıllarda yakalandıkları gafletten silkinmelerini sağlamalıdır ki bu bilinç ve uyanış günü dünya münafıkları ve süper güçlerinin onlarca yılından daha üstün olsun ve dünya Müslümanları kendi kaderlerini kendi güçlü elleriyle hazırlayabilsinler… Kadir gecesi Müslümanlar Allah’a yalvarıp bütün geceyi dua ve ibadetle geçirerek Allah Teâlâ’dan gayrisine -ki bunlar insanlarla cinlerden müteşekkil şeytanlardır- kul olmaktan kurtulur ve Allah’a kulluk şerefine erişirler. Keza Şehrullah-ı A’zam’ın -mübarek Ramazan ayı- son günleri olan Kudüs gününde dünya Müslümanlarının süper güçlerle büyük şeytanların kulluk ve esaretinden kurtulup Allah’ın sınırsız kudretine katılmaları ve tarihin canilerinin elini mustaz’afların ülkelerinden keserek iştahlarını kursaklarında bırakmaları gerekir.

Ey dünya Müslümanları! Ey dünya mustaz’afları! Kalkın, harekete geçin ve mukadderatınızı kendi ellerinize alın. Ne zamana kadar oturup kaderinizi Washington veya Moskova’nın tayin etmesini bekleyeceksiniz böyle?! Sizin Kudüs’ünüz ne zamana kadar Amerika’nın artıklarının, gasıp İsrail’in çizmeleri altında ezilecek daha?! Kudüs, Filistin ve bu beldelerin mazlum Müslümanları daha ne zamana kadar canilerin egemenliği altında inleyecek ve sizler oturup seyredecek, başınızdaki kimi hain idareciler de onlara ateş koşturacak böyle?! Dünyadaki 1 milyarı aşkın Müslüman ve yüz milyonu aşkın Arap; sahip oldukları onca geniş ülkeler ve türlü sınırsız zenginliklere rağmen doğuyla batının çapulculukları ve onlarla onlara uşaklık eden artıklarının insanlık dışı cinayet ve katliamlarına daha ne kadar seyirci kalacak?! Afganistan ve Filistin’deki kardeşlerinin vahşice katliam edilmesine daha ne kadar susacak ve onların yardım isteyen seslerine ne zaman cevap verecek?! İslam düşmanlarına karşı durup Kudüs’ün kurtulması için askeri ve ilahi güçten, ateşli silah gücünden yararlanmak yerine daha ne zamana kadar politik oyunlar ve süper güçlerle uzlaşma yollarına giderek zaman öldürüp İsrail’e yeni cinayetler işleme fırsatı kazandıracak ve katliamlara şahit olacak böyle?!

Milletlerin başlarındakiler güçlü politikacılar ve tarihin canileriyle yapılan siyasi görüşme ve müzakerelerin Kudüs ve Filistin’i kurtarmayacağını, bilakis, cinayet ve zulümlerin günden güne artacağını görmediler mi ve bilmiyorlar mı?! Kudüs’ün kurtulması için İslam ve iman gücüne dayalı makineli tüfeklerden faydalanmak ve süper güçlerin fincancı katırlarını ürkütmemeye çalışma ve uzlaşma kokusu veren siyasi oyunları bir kenara bırakmak gerekir artık.

Müslüman milletler politik oyunlarla vakit geçirmeye çalışanları cezalandırmalı ve mazlum millet için zarar ve ziyandan başka netice vermeyecek olan siyasi oyunlara gelmemelidirler. Doğu ve batının yapmacık mitolojileri daha ne zamana kadar güçlü Müslümanları büyülemeye devam edecek ve içi kof propaganda borazanlarından korkacaklar böyle?! Bugün İran; ecnebi borazanlarıyla Amerika, Siyonizm ve inkılâptan şamar yiyenlerin onca propaganda araçlarına rağmen nihaî yapılanmaya doğru ilerlemektedir ki bu; İslami güçlerini bulmaları ve doğu, batı ve bunların artıkları olan bağımlı uşaklarının yaygaralarından çekinmeyerek Allah Teâlâ’ya güven ve İslam ve iman gücüne imanla harekete geçerek canilerin elini ülkelerinden kesmeleri ve değerli Kudüs’le Filistin’in kurtuluşunu birincil amaç edinerek Amerika’nın iğrenç artığı “siyonist sultası”na boyun eğme alçaklığından kurtulup Kudüs gününü canlı tutma yolunda İslam ülkeleri ve dünya mustazafları için -iyi bir- örnektir… Umarım bugünü canlı tutmak suretiyle kayıtsızlık ve gafletler giderilir ve değerli milletlerin kıyamıyla; Müslümanlar ve İslam’a rağmen İsrail’le el ele verip Amerika’nın emirlerini bekleyerek Müslümanların maslahatlarının aleyhine olan bu tavırla utanç ve cinayet dolu yaşamlarını sürdüren baştaki bazı hainler sahneden uzaklaştırılarak tarihin mezarlığına gömülürler. İsrail’le Saddam vb uşaklarının İslam’a karşı açtığı savaşta küffarın yanında yer alarak İslam’a ve Müslümanlara darbe vuran gasıp yöneticiler İslam -ve iktidar- sahnesinden uzaklaştırılmalı ve Müslümanlara hükmetme kanunundan dışlanmalıdırlar.

Kudüs Günü Mustaz’aflar Günü

İslami vahdet ve ilahi birlik sayesinde bugün bir tek safta birleşen İran millet, devlet, meclis, ordu ve diğer silahlı kuvvetleri insan haklarına tecavüzde bulunan her şeytanî güce karşı durarak mazlumları savunmaya ve Kudüs’le Filistin tekrar Müslümanlara dönünceye kadar aziz Filistin ve Kudüs’ü desteklemeye kararlıdırlar. Dünya Müslümanları Kudüs gününü dünyadaki bütün Müslümanların, hatta dünya mustaz’aflarının günü olarak kabul etmeli ve o hassas noktadan hareketle müstekbirler ve dünyayı sömüren yamyamların karşısına dikilerek mazlumları müstekbirlerin zulümlerinden kurtarıncaya kadar mücadeleden vazgeçmemelidirler.

Kudüs Gününde Milletlere Düşen Vazife

Kudüs günü ve insanlık tarihinin büyük insanının şehadet yıldönümünün eşiğinde bulunduğumuz şu sıralarda milletlere düşen vazife; gösteri, yürüyüş ve programlar düzenleyip başlarındaki devletleri ciddi olarak petrol ve silah gücüyle Amerika ve İsrail’in karşısına dikmeye çağırmalı ve bunu kabul etmemeleri halinde; bugün bütün bölgeyi, hatta Haremeyn-i Şerifeyn’i tehdit eden ve gerçek emelleri artık tamamen anlaşılmış bulunan İsrail’i onaylamaları halinde toplu grev, tehdit ve -türlü- baskılarla onları -ABD ve İsrail’e karşı- tavır almaya zorlamaktır. İslam ve onun mukaddes mekanları tecavüz tehdidi altındayken hiçbir Müslüman birey buna kayıtsız kalamaz. Bugün İsrail Müslüman beldelere karşı geniş bir saldırıya geçip hiçbir sığınağı olmayan savunmasız Müslümanları kanlı bir şekilde katletmekle meşgulken bölgedeki devletler tam anlamıyla manasızlık ve uzlaşmacılıktan başka bir şey yapmamakta… Daha da üzücü olanı, İsrail’in elinden Amerika’ya, yani asıl caniye sığınıyor ve gerçekte yılandan kaçıp ejderhanın kucağına atılıyor ve onlara karşı çıkabilecek gerekli şeylere sahip oldukları halde bir çift sert laf söylemeye veya tehditte bulunmaya yanaşmıyorlar… Bu durumda herkes yok olmaya ve hayatı boyunca her nevi alçaklık ve zillete katlanmaya hazırlanmalıdır!…

kudüsgünü

Published in Rapor

"Tüm gücümüzü ve imkanlarımızı tekfirci gruplara karşı mücadele için seferber edeceğiz...Bugünden sonra artık sessiz kalmayacağız, tekfircilerle yürütülen savaş var olma ve dini bir savaştır..."


Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah İslami Direnişin gazi ve yaralılarıyla yaptığı bir görüşmede çok önemli açıklamalar yaptı.

Al Akhbar ve Fars News'in bildirdiğine göre Nasrallah "Lübnan'ın şartlarının 1982 yılından (İsrail işgali) daha tehlikeli olduğunu" belirterek yakında gerçekleştirilecek bir genel seferberlik ihtimalinden söz etti

Nasrallah konuşmasından öne çıkan başlıklar;


"Artık daha fazla sessiz kalmayacak ve hiç kimseyi idare etmeyeceğiz. Bu, direnişin varlık yokluk savaşıdır. Onur ve din savaşıdır. Gün seferberlik günüdür. Buna herkes katılabilir, isterse sadece dille olsun. Herkes bu seferberliğe katılabilir. Halkın gözünde itibarı, nüfuzu ve söz hakkı olan, herkes bu seferberliğe katılmalıdır, âlimler konuşmalıdır.

Konuşmadan aktarılanların çevirisini sunuyoruz:

Bu yolu Sıffın'a kadar sürdüreceğiz

Önümüzdeki merhaleler için ümitsiz olmaya gerek yok. Bu merhalede tekfircilerle mücadele için tüm güç ve imkanımızı kullanacağız... Her mekanda ve sınırsız bir şekilde ve hiç kimseden utanmadan açık bir gözle mücadele edeceğiz. Bizim bu seçeneğimizden hoşlanmayanlar nasıl uygun görüyorlarsa öyle davransınlar. Moralimiz iyi ve güçlü olmalı. Zaferlerimizi küçük göstermek isteyen ya da inkar edenlere aldırış etmiyoruz, hatta tüm şehirlerimiz de düşşe irademizde zayıflık olmaz... Allah bu savaşı bize vacip kıldı, tıpkı Resulullah (s.a.a.a) ile birlikte olanlara Bedir Savaşını ve Hayber'e kadarki diğer savaşları vacip kıldığı gibi... Bu yolu Sıffın'a kadar sürdüreceğiz ve kim sabit kadem durursa maksada ulaşacak.

Artık Arabistan, Katar ve Türkiye arasındaki ihtilaflar son bulmuştur ve hepsi karşımızda birleşmiş durumdadır

Önümüzde üç seçenek var: 1) Geçmişteki dört yıldan daha fazla savaşmak 2) Teslim olmak suretiyle kadın ve kızlarımızın boğazlanıp esir olmasına göz yummak 3) Ya da Filistin'in işgali gibi yeni bir faciayla yüzleşmek, sürgün olmak. 

Eğer bu savaşta yarımız şehid düşer ve diğer yarımız sağ kalır ve izzet ve şerefle yaşarsa bu bizim için daha iyidir. Hatta bu savaşta dörtte üçümüz şehid olsak ve geriye dörtte birimiz kalsak, ama izzet ve şerefle yaşamaya devam etsek bu da iyidir. Elbette inşallah bu kadar şehid vermeyeceğiz fakat fiili durum büyük fedakarlıklar gerekmektedir, zira saldırı büyüktür. Artık Arabistan, Katar ve Türkiye arasındaki ihtilaflar son bulmuştur ve hepsi karşımızda birleşmiş durumdadır.

Artık her kim başkalarını gönülsüz kılıp morallerini bozar ve bundan başka söz söylerse ahmak, kör ve haindir. Amerikan elçiliğinden beslenen Şiiler hain ve satılıktırlar ve bizim bu konudaki kabulümüzü asla değiştiremezler.

Artık daha fazla sessiz kalmayacak ve hiç kimseyi idare etmeyeceğiz. Bu, direnişin varlık yokluk savaşıdır. Onur ve din savaşıdır. Gün seferberlik günüdür. Buna herkes katılabilir, isterse sadece dille olsun. Herkes bu seferberliğe katılabilir. Halkın gözünde itibarı olan herkes bu seferberliğe katılmalıdır, alimler konuşmalıdır. Önümüzdeki aşamada da tüm halk için genel seferberlik ilan edebiliriz. Her yerde savaşabiliriz diyorum. Bugün kimse karşısında susmayacağız. Her kim bizim karşımızda durur ve sözle buna engel olmak isterse gözlerinin içine bakacak ve sen hainsin diyeceğiz, ister büyük olsun ister küçük.

Published in Rapor
Pazar, 15 Şubat 2015 00:00

İnkılaba niçin tahammül edemiyorlar?

Bismillahirrahmanirrahim

İslam inkılabı gerçekleştiği zaman kimse bu seviyeye geleceğine inanmıyordu. İslam inkılabını herkes kendi açısından değerlendiriyor; bazıları diğer ülkelerde olduğu gibi rejim değişikliği olarak değerlendirdi; Şah gitti, halk mollaları getirdi başa. Bazıları ise birkaç asırlık şah diktatörlüğü yıkıldı, İslam devleti kuruldu, diye seviniyordu. Ama nedense Amerika’nın başını çektiği Batı emperyal gücü asla kabullenemedi İslam Cumhuriyetini. Hep yıkmaya çalıştılar.

Batı emperyal güç bugünleri görüyordu sanki, İnkılabın bu aşamaya geleceğini iyi biliyordu ve bunu engellemek için her türlü şeytanlığı şimdiye kadar yapmaktan kaçınmadı.

İnkılab üç büyük badire atlatmıştır .

1-İnkılabı devirme girişimi: Önce içte Şahın geride bıraktığı generalleriyle ihtilal yapmak istediler, ama başaramadılar. Daha sonra 8 yıl sürecek yüz binlerce şehid ve gazi geride bırakacak bir savaş başlattılar, bütün güçlerini kullandılar ama yine İnkılabı deviremediler. Savaş, ambargo ve diğer yollarla İnkılabı dıştan deviremeyeceklerini anlayınca içe yöneldiler.

2-İçten yıkma: İç ihtilaf ve kargaşa çıkarıp İnkılabı içeriden yıkmak istediler; İnkılab muhalifleri, liberaller, Batı hayranları hepsini bir araya toplayıp kadife devrimi ile devireceklerdi, ama yine yapamadılar. İç muhalefeti her türlü imkanlarla donattılar ve bunun yanısıra da sistemi zayıflatmak için de her türlü ambargoyu uyguladılar. İslam cumhuriyeti basiretli rehberi sayesinde bu oyunu da boşa çıkardı.

3-Alternatif oluşturma: Dıştan ve içten yıkamayacaklarını anlayınca müslüman ülkelerine yayılmasın ve İnkılab ihraç edilmesin diye bu inkılaba alternatif olarak müslümanları cezbedecek, demokratik ve liberal İslamı savunan güçlü bir rakip çıkarmaya çalışıyorlar; son 10-15 yıllarını buna harcadılar ve hala bu yoldan umutlarını kesmiş değiller.

İnkılab her üç saldırı çeşidinden de yüzünün akıyla çıkıp istikrarlı adımlarla ilerlemeye devam ediyor.

36 yaşındaki İslam İnkılabı kendine kurulan bütün tuzakları atlattı, rakip tanımıyor, gün geçtikçe daha da gelişiyor daha da ilerliyor. Bunları dost düşman herkes biliyor. Bazıları kıskançlığından gizliyor, dile getiremiyor, bazıları da normal göstermeye çalışıyor, bazıları ise şeytanlığından vazgeçmemiş asıl hedefine ulaşana kadar da vazgeçmeyecektir.
Asıl konu şu; neden İslam Cumhuriyetini yıkmak istiyorlar? Neden İslam Cumhuriyetini kabullenemiyorlar? İslam Cumhuriyeti bunlara ne yapmış?

Dünya siyasetini tanıyanlar için bu soruların cevabı çok açık ve nettir:

-İslma Cumhuriyeti, dünyaya hakim tek eksenli siyaset sisteminin karşısına yeni bir eksen olarak çıktı. İslam cumhuriyeti, “dünyada tek eksen olamaz, ben de varım, ben ikinci eksenim, ben müslüman toplum ve ezilen mustazaflar için bir eksen oluşturacağım” deyince, Batı emperyal eksen kendilerine alternatif çıkmasına tahammul edemedi.

-Bilim ve teknolojiyi tekellerinde bulunduran Batı dünyası İslam Cumhuriyetinin bu tekellerini kırıp dünyaya “müslüman da ilim, bilim ve teknolojide başarılı olabilir. İslam, ilim ve bilimle iç içedir, İslam ilerleme, gelişmeye davet etmektedir” deyip bilim alanlarında; nükleer enerji, uzay bilimi, nano teknoloji ve diğer alanlarda 7-8 ülkenin elinde bulunan bu tekeli kırınca Batı emperyal güç rahatsız olmaya başladı..

-İnkılab diğer toplumları uyandırıyor, ezilenleri emperyal sömürü ve zülme karşı kıyama hazırlıyor. Batı emperyal güç halkların uyanıp kendi kuklası olan diktatör ve demokrat rejimleri devirmesine izin veremezdi. Bunları harekete geçiren gücün önü alınması gerekir.

- Filistin meselesi müslümanların en son sorunu haline getirilmişken İslam Cumhuriyeti tekrar Filistin ve Kudüs meselesini müslümanların ilk meselesi haline getirdi. Siyonist cephe buna tahammül etmeyecekti tabi ki. Tek çare İslam Cumhuriyetinin devrilmesi veya temel ilkelerinden uzaklaştırılması, içinin boşaltılması olarak görüyorlar.

İslam Cumhuriyetinin Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’deki başarısı empeyalist ve siyonist gücü daha da çıkmaza sürüklemektedir. Yalnızken yenemediler, şimdi nasıl devirecekler karar kara düşünüyorlar.

Empeyalist ve siyonist güç bunları yaparken, büyük şeytanın gönüllü dostları da yeni bir cephe açıyorlar; Velayet-i Fakihe sistemine saldırı. Ama hedeflerine ulaşamayacaklardır, şeyatnın işi vesvesedir. Allah bizi cin ve insin vesveselerinden korusun.

Vesselamu aleyku . Sabahattin Türkyilmaz

Published in Münasibetler

Dışişleri Bakanı Yardımcısı Hüseyin Emir Abdullahian, gerektiği takdirde korsan İsrail ile mücadele için Filistinli mücahitlere füze yapımı teknolojisini vermekten asla çekinmeyeceklerini vurguladı.


İran ve Mısır ilişkilerinin geleceği hakkında Tahran’da düzenlenen bir panelde konuşan Dışişleri Bakanı Yardımcısı Emir Abdullahian, korsan İsrail’i durdurmak için Filistin’e verdikleri desteği sürdüreceklerini belirtti.

Emir Abdullahian, ama maalesef bölgede Arap ülkeleri Filistin dosyasına gerektiği gibi yaklaşmadıklarını kaydetti.

Emir Abdullahian, gerektiği takdirde korsan İsrail ile mücadele için Filistinli mücahitlere füze yapımı teknolojisini vermekten asla çekinmeyeceklerini, fakat hiç bir Arap ülkesinin böyle yapmayacağını söylemek istediğini vurguladı.

Published in Rapor

Filistin İslami Direniş Hareketi HAMAS'ın üst düzey bir yetkilisi, İran'dan, işgal rejimi siyonist İsrail rejiminin yok edilmesi yönünde direniş örgütlerine yardımını artırmasını istedi.

Lübnan el-Menar televizyonu internet sitesinin bildirdiğine göre HAMAS'ın üst düzey yöneticilerinden Mahmud ez.Zahhar dün konuyla ilgili yaptığı açıklamada, HAMAS'ın her zaman ve her yerde direnişin programlarına destek verdiğini bildirerek, İran'a çağrıda bulundu ve bölgede İsrail karşıtı direnişin daha da genişletilmesi ve işgal rejiminin yok edilmesi amacıyla direniş güçlerine maddi ve silah yardımlarını daha da artırmasını istedi.

Ez-Zahhar ayrıca Lübnan Hizbullah Hareketi Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah'ın, yurt dışındaki Filistinlilerin HAMAS ile daha fazla dayanışma içinde olması yönünde gerekli koordineyi sağladığını bildirdi.

Published in Rapor

İran Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi Başkanı Ayetullah Ekber Haşimi Rafsancani, vicdan azabı ve huzursuzlukların İsrail halkının başına bela olduğuna işaret ederek, işgal altındaki toprakların hiçbir noktasının Siyonistler için güvenli olmadığını belirtti.

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi Genel Sekreteri Ahmed Cebrail ve beraberindeki heyetle görüşen Ayetullah Rafsancani, Filistin olayının dünya ve özellikle Müslümanlar için özel bir mesele olduğuna işaret ederek “O günlerde ihtilaf içinde olan Doğu ve Batı, Orta Doğu’nun merkezinde çok amaçlı sömürge üssünü kurdular.”dedi.
60 yıldan beri Filistin halkının sorunlarına işaret eden Ayetullah Rafsancani “Filistinli savaşçılar ve mücadele öncüleri dünya halkının gönlünde saygı değer bir yere sahip.”dedi.
Filistin halkının tarihin kahramanları olduğuna değinen Rafsancani, “Çektiği eziyet ve sıkıntılardan dolayı Filistin halkı, dünyanın özgürlükçü halkların gönlünde taht kurdu öyle ki tüm dünyada devrimci halk ve savaşçılar, Filistinlilerin Siyonistlere yönelik mücadele tarihinden dersler çıkartıyorlar.” dedi.
İsrail’in tarihî yenilgi sürecinin başladığına işaret eden Ayetullah Rafsancani, işgal altındaki topraklardan son yıllardaki üç savaşı anlattı.
Ayetullah Rafsancani şöyle konuştu: “Bir kez Lübnan’da Hizbullah mücahitleri sonra da iki kez Gazze’de savaşçılar Siyonist rejim ordusunu yendi. Filistin halkının direnişi ve İsrail halkının korkusu, Siyonistlerin gerileme sürecini hızlandırıyor.”
Görüşmede Cebrail de Filistin halkının nihaî zaferini umduğuna işaret ederek, Filistinli gençlerden bir neslin nihaî zaferi kutlayacağını belirtti.

Published in Rapor
Sayfa 1 / 3