Displaying items by tag: İsrail

Cuma, 12 Haziran 2015 10:48

İşte ABD’nin gerçek yüzü

İnsanlığa ihanet eden ABD’nin gerçek yüzü bu işte…
Terörist İsrail politikasında ikiyüzlü ve çelişkili açıklamalar sergileyen ABD’nin Siyonizme tam destek verdiğinden şüphe yok. İsrail’i ziyaret eden ABD Genelkurmay Başkanı Dempsey, Siyonist İsrail ordusuna büyük övgüler düzdü. Irkçı Netanyahu da, “Amerikan halkı, askerleri ve hükümetinden daha iyi bir dostumuz yok” dedi.

Terörist İsrail politikasında ikiyüzlü ve çelişkili açıklamalar sergileyen ABD’nin siyonizme tam destek verdiğinde şüphe yok. İsrail’i ziyaret eden ABD Genelkurmay Başkanı Dempsey, Siyonist İsrail ordusuna büyük övgüler düzdü. Irkçı Netanyahu da, “Amerikan halkı, askerleri ve hükümetinden daha iyi bir dostumuz yok” dedi.

ABD Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey ile Kudüs’te bir araya gelen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Dempsey’e hitaben, “Siz çok iyi bir dost ve Amerikan-İsrail ilişkilerinin önemli bir savunucusu oldunuz. Bunun için minnettarız” ifadesini kullandı.

Dünyadaki ve Ortadoğu’daki Amerikan askeri işgalinin genişlediğine dikkat çeken Netanyahu, “Amerikan halkı, askerleri ve hükümetinden daha iyi bir dostumuz yok. Siz sadece ABD için değil, aynı zamanda özgürlük (!) için savaşıyorsunuz” dedi.

ABD Terörist Ordu İle Gurur Duyuyor

Kendileri için “en önemli hediyenin” İsrail ordusu ile geliştirdikleri “dostluk” olduğunu ifade eden ABD Genelkurmay Başkanı Dempsey ise “Onlarla (İsrail ordusu) gurur duyduğunuzu biliyorum. Biz de onlarla gurur duyuyoruz” ifadesini kullandı. Dempsey, İsrail’e, İran ile nükleer anlaşmaya varılsın ya da varılmasın, “potansiyel düşmanlara karşı askeri hattın korunacağı” güvencesini vermişti.

Nükleer Müzakerelere Siber Saldırı

Rus siber güvenlik şirketi Kaspersky, İran’la nükleer müzakerelerin yürütüldüğü otellerin siber saldırılara maruz kaldığını açıkladı. Şu ana kadarki “en usta, gizemli ve güçlü tehdit” denilen saldırıların arkasında İsrail’in olduğu iddia edildi. Şirket tarafından yapılan açıklamada, otellerin sistemlerini hedef alan kötü amaçlı yazılımların çok karmaşık olduğu, bu kadar sofistike bir saldırının ancak bir devlet sponsorluğunda yapılabileceği belirtildi. İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Tzipi Hotovely ise, siber casusluk saldırılarının arkasında İsrail’in olduğu iddialarını yalanladı.

Hotovely, haberleri “temelsiz” olarak nitelendirdi ve “Bundan çok daha önemli olan, neticede kendimizi İran nükleer şemsiyesi ile karşı karşıya bulacağımız kötü bir anlaşmayı engellemektir” ifadesini kullandı.

milligazete

Published in Rapor

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, ABD-İsrail ve müttefiki ülkelerin kurduğu ve desteklediği IŞİD’in dün Lübnan’ın Bekaa iline bağlı Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait mekanlara saldırması sonucu bu örgütle savaşın fiilen başladığını söyledi.


Beyrut’ta düzenlenen bir konferansta konuşan Nasrallah, “IŞİD’in, Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait mekanlara saldırmasıyla aramızda savaş fiilen başlamıştır. Cesurca savaşan Hizbullah güçleri onlarca IŞİD militanını öldürüp, onlarcasını da yaralamıştır. Savaşı IŞİD başlattı ama biz bitireceğiz” dedi.

Lübnan sınırlarında yok olana kadar IŞİD’e karşı savaşın devam edeceğini ifade eden Nasrallah, “Savaşçılarımız Kalamun bölgesinde de Nusra Cephesi’ne karşı önemli başarılar elde etti. Lübnan’ın Arsal kenti sınırındaki bölgede ise ilerleme katettiler” diye konuştu.

Published in Rapor

Lübnan Hizbullah Hareketi Genel Sekreteri, yaptığı konuşmada, gelecekte Hizbullah ve Siyonist Rejim arasında bir savaş çıktığı halde,milyonlarca İsrailli’nin mülteci durumuna düşeceğini söyledi.

Mehr Haber Ajansı’nın Almanar’dan aktardığı habere göre, Lübnan Hizbullah Hareketi Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, dün yaptığı konuşmada, İsrail’in yenilmez olduğu efsanesinin gerçek dışı ve yalan olduğunu belirterek, , gelecekte Hizbullah Haraketi ve Siyonist Rejim arasında bir savaş çıktığı taktirde,milyonlarca İsrailli’nin mülteci durumuna düşeceğini söyledi.

Nasrallah, Siyonist İsrail Rejimi’nin kurulduğu andan itibaren korku hissi yaratarak diğerlerine musallat olduğuna vurgu yaparak, “2006'da ve Gazze savaşında bizlerin evlerinin yıkılıp onların evlerinin ayakta kalması, bizlerin insanlarını göç ettirip kendilerinin rahat yaşaması Temmuz Savaşı'yla bitti. Sizler 1,5 Lübnanlı’yı göçle tehdit ediyorsanız bizler de milyonlarca İsrailli’nin göçüyle sizleri tehdit ediyoruz. Savaş çıkacak olursa bunu yapacağımızı en iyi siz biliyorsunuz. Suriye, Cerud ve benzeri bölgelerde sizinle gerçekleşebilecek savaşımızda aleyhimize değil, lehimize olacağını birçok kez söyledim. Bu savaşlarımız bizleri daha da güçlendirdi. Savaşmak bizleri asla yıldırmaz. Lübnan halkına düşmanın, Direniş'i zayıflatmak için bu tür propagandaları kullandığını söylüyorum dedi.

Hizbullah Haraketi lideri Nasrallah sözlerinin bir diğer kısmında ise IŞİD konusuna temasen, “Bu oluşum bir yıldan fazladır Musul'da ortaya çıktı. Aslında daha önce Irak'ta ortaya çıkmıştı. Bu IŞİD'in kimin yapılandırması olduğu hep soruldu. Suudi Arabistan'da Kudeyh, Katif'te intiharcılar Şiilere saldırıp onlardan bir kısmını şehit edince, IŞİD'in arkasında İran'ın olduğuna dair bölgemizde haberler ve görüşler yayıldı. İran'ın IŞİD'i yönlendirdiği, mescitlere gönderdiği ve bu şekilde Şiileri yönetime karşı manipüle ettiği söyleniyor. Bu nasıl bir yorumdur? Aynı şekilde bunlar IŞİD'i Esad'ın çıkardığını ve yönettiği topraklarını IŞİD'e verip yönetimin düşmanlarını ortaya çıkarmak istediğini söylüyor. Hollywood bile bu senaryoyu yazamaz” diye konuştu.

 

Published in Rapor

Suriye haber kaynakları, Siyonist rejimin en tehlikeli casusunun Şam'da tutuklandığını belirtti.


İrna'nın Suriye'nin Cehina News internet sitesinden naklen verdiği haberde, Suriye güvenlik kaynaklarının, İsrail'in en tehlikeli casusu Ammar El Hendi'yi Şam'da tutukladıkları belirtildi.
Bu habere göre Suriye güvenlik kaynakları, El Hendi hakkındaki dakik incelemeler ardından sözkonusu kişinin İsrail'in Mossad casusluk örgütüyle işbirliği içinde olup, bu örgüt tarafından mali destek görmesinden emin olduktan sonra onu tutukladıkları bildirildi.
El Hendi'nin şimdiye kadara başta Suriye ilmi araştırmalar başkanı olmak üzere, Şam'ın Berze bölgesinde ordunun bazı özel güçlerine yönelik terör girişimlerinde bulunduğu belirtildi.011/

Published in Rapor

İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Shai Cohen, Milliyet’ten Gizem Acar’a verdiği röportajda, iki ülke arasındaki siyasi çıkmaza rağmen ekonomi ve kültürde gelişmenin devam ettiğini belirtti. Cohen, enerji ve terör konusunda bölgede ‘işbirliği(!)’ gerektiğini de ekledi.


İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Shai Cohen, Milliyet’ten Gizem Acar’a verdiği röportajda, iki ülke arasındaki siyasi çıkmaza rağmen ekonomi ve kültürde gelişmenin devam ettiğini belirtti. Cohen, enerji ve terör konusunda bölgede ‘işbirliği(!)’ gerektiğini de ekledi.

İşte o röportaj:

Türkiye, İsrailli bir diplomat için zor bir görev yeri mi?

7.5 ay önce İstanbul’a geldim. Bana çok daha uzun bir süre gibi geliyor çünkü ekonomik, kültürel akademik birçok alanda oldukça fazla aktivite var. Yahudi toplumu çok aktif. Bu nedenle görevim oldukça tatmin edici oldu. Son dört-beş yılda, Türkiye ve İsrail arasındaki siyasi çıkmaza rağmen, Türk ve İsrail halkı arasındaki gerçek ilişkiyi yansıtan çok fazla iyi işaret olduğunu düşünüyorum.

Türkiye ve İsrail arasındaki normalleşme anlaşmasının nihaileşmesi için yakın gelecekte bir beklentimiz olmalı mı?

Bu yıl her iki ülke için de iç siyasetle ilgili bir yıl. Bu nedenle önümüzdeki günlerde ya da haftalarda normalleşme sürecinin başladığını göremeyeceğiz. Normalleşme kısa bir süreç olmayacak. Ama Türkiye’nin Yahudi toplumu da dâhil olmak üzere azınlıklara yönelik olumlu tavrı var. Edirne Sinagogu’nun tekrar açılması, Holokost anmasına katılım olması gibi aktiviteler olumlu bir tavrı yansıtıyor. İsrail tarafında ise, iki ülke arasında iyi ilişkiler olması adına büyük bir beklenti var.

O halde normalleşmenin önündeki en büyük engel sizce nedir?

Aslında gerçek bir engel olmadığını düşünüyorum. İsrail ve Türkiye’deki seçimler nedeniyle doğru zaman olmadığı bir gerçek. İsrail ve Türkiye hükümetleri kurulmadan İsrail ve Türkiye arasında, ya da liderler arasında hiçbir şekilde yakınlaşma göremeyeceğiz. Ama diğer alanda, sivil toplumda işbirliği alanları devam ediyor. Ekonomi, ticaret, kültür ve akademide işbirliği artıyor. Ticaret hacmi iki yılda yüzde 30 arttı, 5,5 milyar dolara ulaştı. Kültürel aktiviteler her iki-üç haftada bir gerçekleşiyor. Bu benim adıma Türk ve İsrail halkı arasında gerçekten normalleşme için istek ve beklentileri olduğunu gösteriyor. Ayrıca bölgesel çıkarlar var. Teröre karşı mücadele, enerji alanında işbirliği, bölgesel ekonomik gelişme, su yönetimi… Tüm bunlar, İsrail ve Türkiye’nin, hem birbirleri hem de bölgenin yararı için işbirliği yapması gereken stratejik bölgesel konular.

İsrail’in keşfettiği doğal gazı Türkiye üzerinden taşımak sizce akıllıca bir yol mu?

Bence bu ekonomik açıdan yapılabilir olan tek çözüm. Enerji kaynaklarını çeşitlendirmek için en ucuz, en kısa ve en etkili yol. Türkiye 2016’da ısıtma için yüzde 80 oranında doğal gaza bağımlı olacak. İsrail de ısıtma, elektrik gibi konularda doğal gaza bağımlı. Bu nedenle sadece bölgesel işbirliği çözüm olacaktır. İsrail’in (450 milyar kubik metre doğal gaz bulunan) havzası Leviathan’dan Türkiye’nin güneyine doğrudan bir boru hattı dışında yapılabilir teknik, ekonomik bir çözüm yok.

İki ülke arasında boru hattı konusunda görüşmeler yapılıyor mu?

Şu an görüşmeler özel şirketlerin arasında. Aynı zamanda uluslararası enerji şirketleri var. Türkiye ve İsrail kurumları arasında şu an enerji alanında görüşme mevcut değil maalesef. Ancak eninde sonunda; bir, iki ya da beş yıl da sürse bunun tek çözüm olduğunu düşünüyorum.

‘Türkiye, Gazze’de inşaatın öncüsü’

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tekrar seçildi. Liderler arasındaki geçmişi göz önüne alırsak, Türkiye’de de Ak Parti hükümetinin tekrar iktidara gelmesi durumunda anlaşmanın nihaileşmesi zorlaşır mı?

Bence bu kişisel bir konu değil, her şeyden önce siyasi bir konu. Filistin meselesi konusunda Türkiye ile farklılıklarımız olduğu bir sır değil. Özellikle de Gazze’deki durum. Gazze’de, Türkiye’de algılandığı gibi bir ambargo olmadığını söylemeliyim. Tek ambargo, deniz ambargosu, bu da uluslararası hukuk ile uyumlu. Denizden yapılacak silah kaçakçılığını engellemek için. Tüm diğer aktivitelerde Türkiye en önde gelen aktör. İnsani yardım, inşaat malzemesine izin veriliyor. Türkiye Gazze’de, İsrailli yetkililer ile koordinasyon halinde Filistin hastanesi inşa ediyor. Türkiye, Gazze Şeridi’ne ana inşaat malzemesi sağlayıcısı. Kerem Şalom kapısından her gün 400 kamyon girip çıkıyor.

 

Published in Rapor

İsrail’deki Etiyopya asıllı Yahudilere karşı “ırkçı uygulamaları” protesto eden binlerce kişi, başkent Tel Aviv’de gösteri yaptı. İsrail polisi gösteriye ses bombası ve gazla müdahale etti. Olaylarda 23’ü polis 46 kişi yaralandı.

 

Al Jazeera Türk’ün haberine göre, İsrail’de Etiyopya asıllı bir İsrail askerinin, polis tarafından dövülme görüntülerine tepkiler büyüyor.  Irkçı uygulamaları protesto eden binlerce Etiyopya Yahudisi, perşembe akşamı Kudüs’te düzenledikleri eylemin ardından, dün de Tel Aviv’deki Azrieli Kulesi önünde gösteri yaptı. Slogan atarak hükümet binalarının olduğu Ayalon yoluna kadar yürüyen kalabalık, “şiddete bulaşan polisler hapsedilmeli” çağrısında bulundu.

İsrail vatandaşı Etiyopya asıllı Yahudiler, şehirdeki bazı ana yolları trafiğe kapatarak,“siyah değil, beyaz değil, hepimiz insanız”, “Irkçılığa ve ayrımcılığa hayır” ve ““Artık söz değil eylem istiyoruz” sloganları attı. Bazı İsrailli aktivistler de eyleme destek verdi. Göstericilerin, polis şiddetini ve kelepçeli tutuklamaları simgelemek üzere ellerini başlarının üzerinde çapraz şekilde bağladığı gözlendi. 

Rabin Meydanı’na yürüyen protestocularla polis arasında gerginlik çıkınca İsrail polisi biber gazı ve ses bombasıyla müdahale etti.

Olaylarda 23’ü polis toplam 46 kişi yaralandı, 26 eylemci ise gözaltına alındı.

Kudüs’te perşembe akşamı ırkçılık karşıtı protesto düzenleyen binlerce Etiyopyalı Yahudiye, İsrail güçleri ses bombası, göz yaşartıcı gaz ve TOMA’larla müdahale etmişti. Protestocuların taş ve pet şişelerle karşılık vermesi üzerine 2 polis ve 12 gösterici yaralanmıştı.

 

ARAP MİLLETVEKİLLERİNDEN EYLEME DESTEK

Öte yandan gösteriye İsrail meclisindeki Birleşik Arap Listesi Başkanı Eymen Avde, Siyonist Birlik milletvekili Stav Shaffir, Etiyopya asıllı ilk kadın milletvekili olan Pnina Tamano-Shata ve bazı diğer siyasetçiler de katıldı.

Tamano-Shata, İsrail’in Kanal 2 televizyonuna yaptığı açıklamada, İsrail’de yetişen genç Etiyopyalı kuşağın haklı olarak eşit imkanlar talep ettiğini söyledi. Tamano-Shata, “(Etiyopya asıllı Yahudiler) genç yaşlardan itibaren ayrımcılığa maruz kalmaktan bıktılar” ifadesini kullandı.

 

“TÜM İDDİALAR ARAŞTIRILACAK”

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Etiyopya Yahudilerine yönelik ırkçılık yapıldığı gerekçesiyle gösteri yapanlara “sükunetin ve düzenin yeniden tesis edilmesi” çağrısında bulundu.

Netanyahu, Etiyopya asıllı bir İsrail askerinin polis tarafından dövülme görüntülerinin ortaya çıkmasının ardından yaşanan protesto gösterileriyle ilgili yazılı açıklama yaptı.

Kamu Güvenliği Bakanı Yitzhak Aharonovitch ile görüştükten sonra “sükunetin ve düzenin yeniden tesis edilmesi” çağrısında bulunan Netanyahu, “Tüm iddialar araştırılacaktır ancak şiddete ve bu şekildeki kargaşalara yer yoktur” ifadesini kullandı.

Netanyahu’nun bugün Etiyopya Yahudi toplumu temsilcileri ve polis şiddetine maruz kalan Etiyopya asıllı İsrail askeri Damas Pakada ile görüşeceği öğrenildi.

İSRAİL’İN ÖTEKİ YAHUDİLERİ: FALAŞALAR

Beta İsrael bugün birçoğunun İsrail’de yaşadığı Etiyopyalı Yahudiler’in adıdır. Falaşalar olarak da bilinen bu topluluk, Falaşa kelimesinin Amhara dilinde “yaban” anlamına gelmesinden dolayı kendilerini İsrail Evi (Beta İsrael) olarak adlandırıyor. 

Beta İsrael cemaatinin yüzde 85’i 120.000 kişilik nüfusuyla İsrail’de yaşıyor. İsrail hükûmetince hayata geçirilen 1984’deki Musa Operasyonu ve 1991’deki Süleyman Operasyonu ile on binlerce Etiyopyalı Yahudi İsrail’e getirtilerek Etiyopya’daki iç savaş ve kıtlıktan kurtarıldı.

İsrail Evi binlerce yıllık gecmişe sahip. Etiyopya’nın Gondar ve Tigre bölgelerinde Yahudi dünyasından habersiz olarak yaşadılar. İsrail Evi, Sorbonne Üniversitesi profesörü Joseph Halevi’nin 1862’de bölgeyi ziyaretiyle keşfedildi.

Falaşaların, İsrail’e taşınmaları seksenli yıllara dayanmasına rağmen hala entegrasyon sorunları yaşanıyor. Yapılan bir araştırmaya göre topluluğun yüzde 75’i İbranice yazamıyor, ve yaklaşık yarısı İbranice konuşamıyor.

Etiyopya’lı Yahudi gençlerin tamamı askerlik görevini yapmasına rağmen, işsizlik oranı İsrail ortalamasının 3 kat üstünde. Binin üzerinde aile İsrail’e getirildiklerinden bu yana aynı karavanlarda hayatlarını sürdürüyor.

Yahudilikleri ile ilgili bir aşağılanma ise evlilik alanında. İsrail’de seküler nikah olmadığından nikahlar hahamlıklar tarafından kıyılır. Bir Etiyopyalının evlenmeden önce (Yahudiliğini garantilemek için) sembolik bir ihtida törenine katılması gerekmektedir. Yüksek Mahkeme’nin bunun gerekli olmadığını belirtmesine rağmen, İsrail’de bunu pratik yaşamda karşılığı yoktur. 

Odatv

Published in Rapor
Salı, 24 Şubat 2015 03:06

10 dakikada Tel Aviv’i yok ederiz

İmam Hamanei’nin Devrim Muhafızları Ordusu’ndaki yüksek temsilcisi Hüccetülislam Mücteba Zülnur, “Siyonist rejim (İsrail) bir yanlış yaparsa on dakikadan kısa bir sürede Tel Aviv’i yok ederiz” dedi.

İran Radyo ve Devlet Televizyonu bünyesinde faaliyet gösteren Gazeteciler Kulübü’ne konuşan Hüccetülislam Zülnur, İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Liberman’ın İran’ın nükleer santrallerinin vurulmasına ilişkin açıklamalarını değerlendirdi.

‘O Füzenin Tozu Dumanı Bizim Topraklarımıza Ulaşmadan…’

Zülnur, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yu, İran’ın nükleer tesislerine saldırı konusunda sadece konuşmakla eleştiren Liberman’a cevaben, şunları söyledi: “Siyonist rejim savaşı kazanacağına inanıyorsa eğer, bugünü yarına ertelemez, girişimde bulunurdu. Ancak buna güçleri yok. Onlar sadece korku salmaya çalışıyorlar ancak hiçbir şey yapamazlar. Siyonist rejim şansını denemek ister ve İran’a füze saldırısında bulunursa eğer, o füzenin tozu dumanı bizim topraklarımıza ulaşmadan önce bizim füzelerimiz 6-7 dakikada Tel Aviv’in kalbine ulaşarak Siyonist rejimi yok eder ve İmam’ın (Devrim Lideri Ayetullah Humeyni) emrini gerçekleştirilmiş olur.”

‘Siyonistler Korkak, Hamas ile Dahi Baş Edemediler’

Zülnur, “Siyonistler korkaklar. Hamas ile dahi baş edemediler” ifadesini kullanıp “Hamas ile Hizbullah’ın gücü İran’ın askeri gücünün küçük bir bölümüne eşit. İslami direnişle baş edemeyen Siyonistler, yerleşimcilerin moralini yükseltmek için bu tür açıklamalar yapıyorlar. Zira yerleşimcilerin ters göçü Siyonistlerin varlığını tehlikeye atıyor” değerlendirmesini yaptı.

İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Liberman, İsrail Televizyonu Kanal 2’nin haber bülteninde, İran’ın nükleer faaliyetleri konusunda Başbakan Netanyahu’yu sadece konuşmakla eleştirmiş, “Vuracaksan vur, konuşma” ifadesini kullanmıştı.

sputniknews.com

 

Published in Rapor

İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Liberman İsrail Televizyonu Kanal 2’deki ana haber bülteninde kendisine yöneltilen sorulara ilginç cevaplar verdi.

Liberman, Başbakan Netanyahu’nun ABD Kongresi’nde yapacağı konuşmanın kendisince doğru olup olmadığı sorulduğunda, “Başbakan’a not vermek için gelmedim buraya, ancak biz henüz Hamas konusunu bitiremedik. İran ile nasıl baş edebiliriz” dedi. İsrail Devlet adamı Menahem Begin’i örnek gösteren Liberman, Irak’taki nükleer santral imhasını kastederek “Behin Irak’taki atom santralini imha etmek istediğinde bir sabah kalktık ve o santralin yerinde olmadığını gazetelerden okuduk. Bu işin bir yerlerde konuşarak yapılabilmesi mümkün değildir. Suriye’deki nükleer santral örneğinde ise yine ne nutuklar ne de tartışmalar yaşandı. Yine bir sabah uyandığımızda Suriye’de atom santralinin yok edildiğini okuduk basında. Yani İran meselesi bizim konumuzdur ve Amerika’nın değil bizim derdimizdir. Kendi işimizi kendimiz görmeliyiz” diye konuştu.

Liberman, “Yani siz bizim İran’ın nükleer santralini vurmamız gerektiğini mi söylüyorsunuz?” sorusuna ise “Kısaca demek istediğim şudur İngilizce bir atasözü ile söyleyeyim. ‘If you want to shoot shoot, don’t talk’ (Vuracaksan vur konuşma)” yanıtını verdi.

Basında yer alan bilgilere göre, Obama yönetimi, Natanyahu’nun kongredeki konuşmasına tepki olarak ABD’deki en büyük Yahudi organizasyonu olan AIPAC’ı boykot etmeyi planlıyor. Ayrıca, Ortadoğu konusunda uzman gazeteciler ile konuşma ve Netanyahu ile olan ilişkileri anlatacak bir röportaj vermeyi planlamakta olduğu da belirtiliyor.
 

Published in Rapor

Dışişleri Bakanı Yardımcısı Hüseyin Emir Abdullahian, gerektiği takdirde korsan İsrail ile mücadele için Filistinli mücahitlere füze yapımı teknolojisini vermekten asla çekinmeyeceklerini vurguladı.


İran ve Mısır ilişkilerinin geleceği hakkında Tahran’da düzenlenen bir panelde konuşan Dışişleri Bakanı Yardımcısı Emir Abdullahian, korsan İsrail’i durdurmak için Filistin’e verdikleri desteği sürdüreceklerini belirtti.

Emir Abdullahian, ama maalesef bölgede Arap ülkeleri Filistin dosyasına gerektiği gibi yaklaşmadıklarını kaydetti.

Emir Abdullahian, gerektiği takdirde korsan İsrail ile mücadele için Filistinli mücahitlere füze yapımı teknolojisini vermekten asla çekinmeyeceklerini, fakat hiç bir Arap ülkesinin böyle yapmayacağını söylemek istediğini vurguladı.

Published in Rapor

Hizbullah komutanlarından İmad Mugniye’ye 2008 yılında Şam’da düzenlenen suikastın, CIA ve Mossad tarafından ortak olarak düzenlendiği ortaya çıktı.


Hizbullah komutanlarından İmad Mugniye sukiastı, İsrail istihbarat servisi Mossad ve ABD’nin dış istihbarat servisi CIA’in ortak operasyonuymuş. ABD’li eski bir istihbarat yetkilisi, 2008 yılında Suriye’nin başkenti Şam’da düzenlenen ve İmad Mugniye’nin ölümüyle sonuçlanan suikastı CIA ve Mossad’ın ortak olarak düzenlediğini söyledi. 

Washington Post’ta yer alan habere göre, eski ABD’li yetkili suikastte ABD’nin de rolü olduğunu kabullendi. Saldırı dünya kamuoyunca sadece Mossad tarafından düzenlendi olarak biliniyordu. Hizbullah komutanlarından İmad Mugniye, 12 Şubat 2008’de Suriye’nin başkenti Şam’da düzenlenen bombalı bir saldırı sonucunda şehid olmuştu. Bombanın Tel Aviv’de uzaktan kontrol sistemiyle patlatıldığı belirtiliyor. 

Mossad ve CIA’in, Mugniye’yi, suikastten önce bir ay boyunca yakından takip ettiklerini ve hergün kullandığı güzergahı tespit ettiklerini söyleyen ABD’li yetkili daha sonra saldırının planının netleştiğini ve en doğru zamanın beklendiğini kaydetti. 

ABD, İSRAİL SUÇLANACAĞI İÇİN RAHATTI

ABD’li yetkili, Mugniye’ye düzenlenen suikast konusunda ABD yönetiminin bir endişesi olmadığını söyledi. Eski yetkili bunun, saldırıdan sonra tepkinin doğal olarak İsrail’e yöneleceğinin düşünülmesinden kaynaklandığını belirtti. ABD’nin beklediği gibi de oldu, Hizbullah saldırıdan sadece İsrail’i sorumlu tuttu. 

Mugniye’nin öldürülmesinin ABD’nin de istediği birşey olduğunu söyleyen ABD’li eski yetkili, bunun sebebininse 1983 yılında Beyrut’taki ABD büyükelçiliğine düzenlenen saldırı olduğunu söyledi. Bu saldırıda 63 kişi ölmüştü. Saldırıyı Mugniye’nin planladığı ve gerçekleştirdiği ifade ediliyordu. 

ABD’li yetkili, Mugniye’ye suikast düzenleme teklifinin ilk olarak İsrail’den geldiğini ABD’ninse bu teklife sıcak baktığını söyledi.

 

Dünyabülteni

 

Published in Rapor
Sayfa 1 / 3