کارگر
Ateşkes Kağıt Üzerinde Kaldı: 97 Filistinli Şehit Oldu!
Gazze hükümeti, İsrail ordusunun 10 Ekim’deki ateşkes ilanından bu yana 129 kez ateşkesi ihlal ettiğini duyurdu.
Gazze hükümeti, işgal ordusunun 10 Ekim’de ilan edilen ateşkes kararından bu yana 129 ihlal gerçekleştirdiğini, bu saldırılarda 97 Filistinlinin şehit olduğunu ve en az 230 kişinin yaralandığını açıkladı.
Ateşkes Garantörleri, İsrail’in Gazze’deki Suçlarını Sürdürmesine Yol Açıyor
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, başta ABD olmak üzere ateşkesin garantörlerinin eylemsizliğiyle Siyonist rejimin Gazze’deki suçlarını sürdürmesine yol açtığını ifade etti.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği haftalık basın toplantısında gündemdeki bölgesel ve uluslararasi gelişmeleri değerlendirdi.
Filistin meselesinin hala bölgenin en önemli gelişmesi olduğunu belirten Sözcü Bekayi, “Geçen hafta Şarm eş-Şeyh’te varılan ateşkes anlaşmasına rağmen, hala Siyonist rejimin Batı Şeria’da ve Gazze’deki soykırımına devam ettiğini görüyoruz. Ateşkes şu ana kadar onlarca kez Siyonist rejim tarafından ihlal edilmiştir” dedi.
Refah kapısının hala kapalı olduğuna dikkat çeken Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, “Başta ABD olmak üzere ateşkesin garantörleri eylemsizliğiyle Siyonist rejimin bu bölgedeki suçlarını sürdürmesine yol açıyor” ifadesini kullandı.
Ateşkes mi, Maskeli Savaş mı? Gazze Planı Çöküyor
ABD öncülüğünde hazırlanan Gazze Barış Planı, daha ikinci aşamaya geçilemeden ciddi krizlerle karşı karşıya. İşgalci İsrail’in sürdürdüğü hava saldırıları, rehine cenazelerinin iadesiyle ilgili çıkmaz ve Refah Sınır Kapısı’nın kapatılması, ateşkesi kâğıt üzerinde bıraktı.
Tel Aviv, HAMAS’ın işbirlikçilere yönelik operasyonlarını ateşkes ihlali olarak lanse ederken, ABD Dışişleri Bakanlığı da bu söylemi destekliyor. HAMAS ise suçlamaları reddediyor ve bölgede kontrolü sağladığını açıkladı.
Gazze’ye uluslararası güvenlik gücü gönderilmesi planları sürerken, sadece Endonezya bu misyona asker göndermeyi taahhüt etti. Türkiye'nin katkısı belirsizliğini koruyor.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in bugün işgalciİsrail’de yapacağı temaslarda, silahsızlanma ve Gazze yönetiminin devri gibi başlıklar görüşülecek. Ancak taraflar arasında ciddi yapısal anlaşmazlıklar var ve ateşkesin geleceği hâlâ belirsiz.
Tehditler, Çelişkiler Ve İhlaller; Gazze Ateşkesi Kör Topal Sürüyor
Trump’ın sözde barış planı daha ikinci aşamaya geçemeden krize girdi. İsrail’in süren katliamları, rehine cenazeleri krizi ve kapatılan sınır kapıları ateşkesi kâğıt üstünde bıraktı. Tel Aviv ve Washington ise HAMAS’ın işbirlikçilere yönelik operasyonlarını ‘ihlâl’ diye pazarlıyor.
İsrail ordusu pazar günü ateşkesi bir kez daha ihlal ederek Refah kentine İHA’larla saldırdı. Başbakan Binyamin Netanyahu, HAMAS’ın işgal güçlerine ateş açtığını iddia ederek, “sert karşı önlemler alınması” talimatı verdiğini açıkladı. HAMAS, iddia edilen olayla hiçbir ilgisi olmadığını belirtti.
ABD’nin Gazze planı çerçevesinde bölgede görev alacak uluslararası güvenlik gücüne katılımcılar netleşiyor. İsrail basınına göre Azerbaycan, görev gücünde yer almayı kabul etti. Times of Israel’e konuşan Tel Aviv yetkilileri ABD’nin bu taahhüdü Bakü’den özel olarak aldığını ileri sürdü.
Trump planında yer alan uluslararası güç mekanizmasının hayata geçirilebilmesi için müzakerelerin ikinci aşamasının da başarıyla sonuçlanması gerekiyor. Fakat İsrail’in Gazze’den tümüyle geri çekilmesi ve HAMAS’a silahsızlanma dayatması gibi çok sayıda temel mesele çözümsüzlüğünü koruyor.
Bugüne kadar görev gücüne asker katkısında bulunacağını kamuoyuna resmen açıklayan tek ülke Endonezya oldu. Cakarta misyona 20 bin asker göndereceğini beyan etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da geçen ay BM’de Trump’a Türkiye’nin de Gazze’ye kuvvet gönderebileceğini söylediği aktarılmıştı. Ancak İsrail medyası Tel Aviv ile Ankara arasındaki gergin ilişkiler nedeniyle Türk kuvvetlerinin varlığına İsrail’in izin verip vermeyeceğinin belirsiz olduğunu not düşüyor.
BMGK YETKİSİYLE
İngiliz Guardian’a konuşan diplomatlar, Avrupa ve ABD’nin planlanan konuşlandırmaya BM Barış Gücü olmaksızın BM Güvenlik Konseyi yetkisi verilmesini sağlayacak bir karar taslağı hazırladığını kaydetti.
Güç, ikinci aşamanın başarılı olması halinde Gazze’nin Trump liderliğindeki “Barış Konseyi”nce kontrol edileceği, yönetimin teknokrat Filistinlilere bırakılacağı ve HAMAS’ın silahsızlandırılacağı varsayılan geçiş dönemi için planlandı.
GERÇEK İHLAL SAHTE İHLAL
Geçen hafta ilan edilen sallantılı ateşkes İsrail ihlallerinin gölgesinde sürüyor. Bu süreçte işgal güçleri en az 38 Filistinliyi katletti. Bu tabloya rağmen ABD Dışişleri Bakanlığı cumartesi günü yaptığı açıklamada “HAMAS’ın Gazze halkına yönelik saldırılarla ateşkes ihlal ettiğini gösteren güvenilir raporlar” olduğunu iddia etti.
Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu garantör ülkelere yönelik açıklamada “HAMAS’ın saldırılara devam etmesi halinde Gazze halkını korumak ve ateşkesin bütünlüğünü sürdürmek için önlemler alınacaktır” denildi.
TRUMP’IN KIVRAK DÖNÜŞÜ
Washington’ın “Gazze halkı” diyerek kastettiği İsrail ile işbirliği yapan yerel çeteler. HAMAS bu gruplara yönelik “temizlik operasyonları” başlatmış, Trump da “Onlar çok kötü insanlar, HAMAS’ın onlara ne yaptığı beni ilgilendirmiyor.” demişti. Ancak Tel Aviv’in baskısıyla daha sonra “HAMAS öldürmeye devam ederse içeri girip onları öldürmekten başka çaremiz kalmayacak.” diye yan çizmişti.
Direniş örgütünün işbirlikçilere karşı düzenlediği operasyonlarda bugüne kadar 32 kişinin öldürüldüğü bildirildi. HAMAS’ın aradığı kişiler arasında en meşhur işbirlikçi, Wall Street Journal’da kendisine makale yazdırılan Ebu Şebab da var.
DİRENİŞ KONTROLÜ SAĞLIYOR
HAMAS pazar günü yayımladığı bildiride söz konusu suçlamalara şu yanıtı verdi: “Bu temelsiz iddialar İsrail’in yanıltıcı propagandasıyla tümüyle örtüşüyor. Cinayet, adam kaçırma, yardım kamyonlarının çalınması ve Filistinli sivillere yönelik saldırıları düzenleyen suç çetelerini kuran, silahlandıran ve fonlayan işgal makamlarıdır.”
Jerusalem Post gazetesi HAMAS’ın sahada hızlı bir şekilde organize olması karşısında, cumartesi günü yayınladığı makalede şu yorumda bulundu:
“Başlangıçta örgütün savaş bittikten sonra Gazze’nin kontrolünü hızla geri alıp alamayacağı, daha doğrusu bölgenin kaosa sürüklenip sürüklenmeyeceği belirsizdi. Şu ana kadar yaşananlar HAMAS’ın hâlâ iyi düzeyde örgütlenebildiğinin kanıtıdır.”
CENAZE ÇIKMAZI
Daha ikinci aşamaya geçemeden baş gösteren bir diğer sorun da İsrailli rehinelerin cenazeleri. HAMAS cumartesi gecesi iki cenazeyi daha teslim etti. Tel Aviv hareketin elinde 18 naaşın daha olduğunu iddia ediyor fakat arabulucular dahil İsrail dışında tüm taraflar, arama kurtarma ekipleri ve ağır makineler olmadan cenazelerin çıkarılamayacağını söylüyor. İsrail ise bu amaçla Gazze’ye gelen 81 kişilik AFAD ekibini bölgeye sokmuyor.
SINIRI KAPATTILAR
Tel Aviv bu şartlar altında daha fazla naaşın geri verilmemesini bahane ederek Refah Sınır Kapısı’nın süresiz olarak kapatıldığını duyurdu. Başbakanlık Ofisinden cumartesi akşamı yapılan açıklamada “Yeniden açılması HAMAS’ın rehine cenazelerini geri verme ve üzerinde mutabık kalınan çerçeveyi uygulama konusundaki rolünü yerine getirme derecesine göre değerlendirilecek.” denildi.
VANCE’İN ÇANTASINDA NELER VAR?
Ateşkes kör topal ilerlerken ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff bugün İsrail’de. Kanal 12’ye göre gündemde dört konu var:
– Rehine naaşlarının iadesi
– Ateşkesin gidişatı
– HAMAS’ın silahsızlandırılması
– Gazze’yi yönetecek alternatif bir otoritenin kurulmasını içeren barış planının ikinci aşamasına geçilmesi konusu
İsrail henüz katılmasa da ikinci aşama görüşmeler arabulucu ülkeler arasında geçen hafta başladı.
Silahsızlanma şartnamesi
HAMAS Siyasi Büro Üyesi Muhammed Nazzal, Reuters’a yaptığı açıklamada, grubun Gazze’de bir süre daha güvenlik kontrolünü sürdürmeyi planladığını söyledi. Hareketin Gazze’nin yeniden inşası için beş yıla kadar sürecek bir ateşkese hazır olduğunu belirten Nazzal, bu sürenin sonrasında ne olacağının Filistinlilere bir devlet “ufku” verilmesine bağlı olduğunu vurguladı.
HAMAS’ın silahlarını bırakıp bırakmayacağı sorusuna ise yetkili “Evet veya hayır diye yanıt veremem. Açıkçası bu projenin niteliğine bağlı. Silahlar kime teslim edilecek?” yanıtını verdi.
Nazzal silahsızlanma konusunun diğer silahlı Filistinli grupları da ilgilendirdiğini, bu nedenle daha geniş bir çerçevede ortak bir noktaya varılması gerektiğini de sözlerine ekledi/aydınlık
Arzulara Köle Olmak
“Nefsinin arzusunu ilâh edinen, Allah’ın; bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?” Casiye, 23
Heveslere uymak, insanın algılama yetisini elinden alır. Ne hakikati görebilecek gözü, ne hakkı duyacak kulağı ve ne de doğruyu idrak edecek kalbi vardır artık.
Heveslere tabi olmanın nedeni maddiyata yönelmektir. Kur’an’ın bir başka ayetinde şöyle buyrulur: “…Fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu.” 1
– Fitnenin ve isyanın esasını teşkil eder: “Hevesler, fitnelerin bineğidir.” 2 “Fitnenin kaynağı, heveslere tabi olmaktır.” 3
– Adaletli olmaya engeldir: “…Heveslerinize uyup adaletten sapmayın…” 4
– Allah’ın yolundan çıkmaya sebeptir. “Heva ve hevesine uyma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır.” 5
– İnsanın helak olmasına nedendir. “Kendi heva ve hevesine uyan kimse seni, ona iman etmekten alıkoymasın; sonra helak olursun.” 6 Ve bahsi geçen ayette heveslerin, kulağa ve kalbe mühür vurulmasına neden olduğunu okuyoruz: “…Allah’ın; bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği…”
——————————————–
1 A’raf, 176
2 Ğureru’l Hikem
3 Usul’u Kâfi, c.1, s.54
4 Nisa, 135
5 Sa’d, 26
6 Taha, 16
Erakçi'den Şarm El-Şeyh zirvesine katılma davetine ilişkin açıklama
İran Dışişleri Bakanı Şarm El-Şeyh zirvesine katılma davetine ilişkin yaptığı açıklamada "İran halkına saldıran ve bizi tehdit etmeye ve yaptırım uygulamaya devam edenlerle ilişki kuramayız"dedi.
İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Erakçi, X'ten şunları yazdı:
İran, Cumhurbaşkanı Sisi'nin Şarm El-Şeyh zirvesine katılma davetinden dolayı minnettardır. Diplomatik temaslara duyulan arzuya rağmen, ne Cumhurbaşkanı Pezeşkoyan ne de ben, İran halkına saldıran ve bizi tehdit etmeye ve yaptırım uygulamaya devam edenlerle iletişim kuramayız.
Ancak İran, İsrail rejiminin Gazze'deki soykırımını sona erdirecek ve işgalci güçlerin sınır dışı edilmesine yol açacak her türlü girişimi memnuniyetle karşılıyor
Filistinliler, temel kendi kaderini tayin hakkını elde etme hakkına sahiptir ve tüm ülkelerin, bu yasal ve meşru talebi desteklemelerine her zamankinden daha fazla yardımcı olma görevi vardır.
İran her zaman bölgede barış için kilit bir güç olmuştur ve olmaya devam edecektir. Soykırımcı İsrail rejiminin aksine, İran, özellikle sözde müttefikleri pahasına bitmek bilmeyen savaşlar peşinde değil, kalıcı barış, refah ve iş birliği peşindedir.(Ajanslar)
Trump, İsrail Meclisi'nde protesto edildi
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Parlamentosu'nda protesto edildi. Trump konuşma yaparken iki İsrailli milletvekili 'Filistin'i Tanıyın' yazılı pankart açtı.
ABD Başkanı Donald Trump, Mısır'daki 'Gazze Zirvesi' öncesi İsrail Parlamentosu'na konuşma yaptı. Trump’ın konuşması, iki İsrailli milletvekili tarafından protesto edildi.
Milletvekilleri, Trump’ı konuşma yaptığı sırasında "Filistin'i tanıyın" ve "Soykırım" pankartları açtı. Milletvekilleri salondan çıkarıldı.
'FİLİSTİN'İ TANIYIN'
Trump'ı protesto eden milletvekili Ayman Odeh, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sadece en basit talebi, tüm uluslararası toplumun üzerinde uzlaştığı bir talebi dile getirdiğim için genel kuruldan atıldım" dedi.
"Filistin Devleti'ni tanıyın" diyen Odeh, "Bu basit gerçeği fark edin: Burada iki halk var ve buradan kimse ayrılmıyor" ifadelerini kullandı.
Ofer Cassif ise yaptığı paylaşımda, "Ayman Odeh ile birlikte kaldırdığımız pankart. Buraya rahatsızlık vermek için değil, adalet talep etmek için geldik. Bu ülkenin iki halkını yok olmaktan kurtaracak gerçek barış, ancak işgal ve apartheidin sona ermesi ve İsrail'in yanında bir Filistin devletinin kurulmasıyla sağlanabilir. İşgalci olmayı reddedin! Kanlı hükümete karşı çıkın!" dedi.
Trump protesto sırasında ara verdiği konuşmasına "Gerçekten çok etkili diyerek" geri döndü
Metinde ne Filistin var ne iki devletli çözüm ne de 1967 sınırları
Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde düzenlenen tarihi zirvede Türkiye, ABD, Mısır ve Katar liderlerinin imza attığı “Barış için niyet belgesi”, içeriğinde Filistin Devleti, iki devletli çözüm veya 1967 sınırları ifadelerinin yer almaması büyük şaşkınlığa neden oldu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın daveti üzerine Mısır’a giderek “Şarm el-Şeyh Anlaşması”nın imza törenine katıldı. 20 ülke liderinin katıldığı zirvede, dört ülke — Türkiye, Mısır, ABD ve Katar — “Barış için niyet belgesi”ne imza attı.
Ancak belgenin içeriğinde Filistin Devleti’ne, iki devletli çözüme veya 1967 sınırlarına hiçbir atıfta bulunulmaması dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ve Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani'nin imza attığı niyet belgesinin içeriği şu şekilde:
"Irk, din veya etnik köken ayrımı gözetmeksizin, herkesin barış, güvenlik ve ekonomik refah içinde hayallerini gerçekleştirebileceği bir bölge olması için hoşgörü, haysiyet ve fırsat eşitliği arıyoruz.
Karşılıklı saygı ve ortak kader ilkelerine dayanan, bölgede barış, güvenlik ve ortak refah için kapsamlı bir vizyon peşindeyiz.
Bu ruhla, Gazze Şeridi'nde kapsamlı ve kalıcı barış düzenlemelerinin kurulmasında kaydedilen ilerlemeyi ve İsrail ile bölgesel komşuları arasındaki dostane ve karşılıklı yarar sağlayan ilişkileri memnuniyetle karşılıyoruz. Bu mirası uygulamak ve sürdürmek için birlikte çalışarak, gelecek nesillerin barış içinde birlikte gelişebileceği ilham verici temeller atmayı taahhüt ediyoruz. Kalıcı bir barışın geleceğine bağlıyız"(Ajanslar)
Mısır’da Gazze İçin ‘Niyet Beyanı’ İmzalandı
Mısır’ın Şarm eş-Şeyh kentindeki zirvede, Gazze’de barışın sağlanması için tarihi imzalar atıldı.
Zirvede, Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ve Katar Emiri Al-Sani Gazze için niyet beyanını imzaladı.
İmzalanan belgeye dair henüz ayrıntılı bilgi paylaşılmadı.
Trump yaptığı konuşmada “Birçok kural, düzenleme ve daha birçok şeyi açıklayan bir belge imzalayacağız ve bu belge oldukça kapsamlı” dedi.
Trump, “Hep Üçüncü Dünya Savaşı’nın Orta Doğu’da başlayacağından bahsedildi, ama bu olmayacak” dedi.
ABD Başkanı Trump, 20 dünya liderinin katılımıyla Gazze’deki ateşkes anlaşmasına son şeklini vermek üzere Mısır’da düzenlenen ‘Barış Zirvesi’nin açılışında yaptığı konuşmada, “Gazze için kapsamlı bir belge imzalayacağız. Katar hükümetine çabalarından dolayı teşekkür ediyorum. Bu ülkenin Emiri harika bir insan” dedi.
Trump ayrıca, “Erdoğan’a teşekkür ediyorum. Erdoğan, çok uzun zamandan beri çok iyi bir dostum. En güçlü ordulardan biri Erdoğan’da. 6 bin yıllık bir medeniyete sahip bir ülkeyi yöneten Mısır Cumhurbaşkanı’na da teşekkür ediyorum.” ifadesini kullandı.
Siyonist işgalcilerin daha önceki anlaşmalardaki taahhütlerini defalarca ihlal etmelerine değinmeyen Trump, “İsrail ile Hamas arasındaki anlaşma yürürlükte kalacak. Her şey sorunsuz ve kimsenin beklemediği bir şekilde ilerledi ve herkes bundan memnun. Gazze anlaşması en büyük ve en karmaşık anlaşmadır. Üçüncü Dünya Savaşı istemiyoruz.” ifadelerinde bulundu.
Trump, Gazze’de ateşkes anlaşmasını imzalarken daha önceki iddialarını tekrarlayarak, “Bu barış 3 bin yıl sonra buraya geldi ve kalıcı olması amaçlanıyor” dedi.
Denizde Abluka Karada Katliam!
İşgalci İsrail ordusunun, dün sabah saatlerinden bu yana Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği saldırılarda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 43 Filistinli yaşamını yitirdi.
İsrail, Gazze’ye uyguladığı deniz ablukasını sürdürürken, karadaki saldırılarıyla sivilleri hedef alıyor.
İşgalci İsrail ordusunun, dün sabah saatlerinden bu yana Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombalı saldırılarda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 43 Filistinli yaşamını yitirdi.
Katil İsrail, Sumud Filosu’ndaki Son Gemi Marinette’ye Müdahale Etti
Katil İsrail’in ablukasını kırmak ve Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan ve saldırıya uğrayan Küresel Sumud Filosu’nun müdahale edilmediği bildirilen son gemi “Marinette” olmuştu. Katil İsrail askerleri, seyir hali canlı yayınlanan gemiye müdahale etti.
Sumud Filosu’nda bulunan 44 gemi, 1 Ekim akşamı Siyonist İsrail’in müdahalesine maruz kalmış, ikinci dalga müdahale ise 2 Ekim sabahı gerçekleşmişti.
Arıza sebebiyle filodan geriye düşen Marinette gemisinin gece saatlerinde yoluna devam ettiği açıklandı. TSİ ile sabah 07.30 civarlarında Gazze’ye doğru yoluna devam ettiği görülen Sumud Filosu’nun son gemisi Marinette’ye müdahale edildi.
Böylece Küresel Sumud Filosu’nun 44 gemisini de müdahale edildi.
Türkiye, Bazı İranlı Kişilerin ve Kurumların Varlıklarını Bloke Etti
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) kararı çerçevesinde mal varlıkları dondurulan kişi ve kurumların listesinde değişiklik yapılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı.
Hükümet, bir kararnameyle Türkiye’de İran’a yönelik bazı kişilerin ve kurumların bu ülkedeki mal varlıklarını ve hesaplarını dondurdu.
Uluslararası alanda İran’a karşı yasadışı yaptırımların yeniden yürürlüğe girmesinin ardından Türkiye, 20 İranlı kişiye ve 18 İranlı kuruma ait varlıkları, banka hesaplarını ve diğer mülkleri bloke etti.
Yaptırımlar kapsamında İran Atom Enerjisi Kurumu ve Sepeh Bankası gibi kurumlar da hedef alındı.
Karara göre, Davut Agacani, Emir Mueyyed A’lai, Behman Askerpur, uhammed Fedai Aşiyani, Abbas bbas Rıza Aşiyani, Haleh Bahtiyar, Murteza Behzad, Seyyid Hüseyin Hüseyni, Ali Hacıniya Leylaabadi, Hamid Rıza Muhacirani, Cafar Muhammedi, Ehsan Monacemi, Hoşhang Nobar, Muhammed Kannadi, Emir Rahimi, Cevad Rahiki, Abbas Raşidi, M. Cavad Kerimi Sabet, Seyyid Cabir Safdari ve Kasım Süleymani’nin mal varlığının dondurulmasına karar verildi.
Öte yandan İran Atom Enerjisi Kurumu, Bank Sepah ve Bank Sepah International, İsfahan Nükleer Yakıt Araştırma ve Üretim Merkezi (NFRPC) ve İsfahan Nükleer Teknoloji Merkezi (ENTC), First East Export Bank, İrano Hind Shipping Company, Irisl Benelux NV, Jabber İbn Hayan, Karaj Nükleer Araştırma Merkezi, Kavoshyar Company, Mesbah Energy Company, Modern Industries Technique Company, Novin Energy Company, Tarım ve Tıp Nükleer Araştırma Merkezi, Pars Trash Company, Pishgam Energy Industries, South Shipping Line İran ve Tamas Company gibi kuruluşların da mal varlıkları donduruldu.
Karar, bugünden itibaren yürürlüğe girecek ve ve hükümleri Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yürütülecek.
İran Dışişleri Bakanı Erakçi: Uranyum zenginleştirme bizim yasal hakkımızdır
“Uranyum zenginleştirme bizim yasal hakkımızdır. Biz asla Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı (NPT) ihlal etmedik ve her zaman uluslararası hukuk çerçevesinde hareket ettik. Biz sadece yasal hakkımızı kullanmak istiyoruz”
BM Genel Kurulu’nun 80. Oturumuna katılmak için New York’ta bulunan İran Dışişleri Bakanımız Seyyid Abbas Erakçi, CNN’e bir röportaj verdi. Röportajın metni şu şekildedir:
Başkan Trump ve Başbakan Netanyahu, Gazze için 20 maddelik bir barış planı üzerinde mutabakata vardılar. Ancak Hamas bu anlaşmayı henüz kabul etmedi. Siz bu planı gördünüz mü? Hamas’ın bunu kabul etmesi gerektiğine inanıyor musunuz?
İran her zaman Gazze’deki soykırımın sona ermesinden yana olmuştur. Ben de, tüm devletlerin bu suçları bitirmek için işbirliği yapması gerektiğine inanıyorum. Son sekiz yıl içinde Ortadoğu’daki bu anlaşmazlığı çözmek için yüzün üzerinde farklı plan sunuldu. Kalıcı olabilecek tek plan, Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin etme hakkını tanıyıp buna saygı gösteren plandır. Biz de bunun olup olmayacağını bekleyip göreceğiz.
Bu barış planını gördünüz mü veya Hamas’a bu konuda danışmanlık yapabildiniz mi?
Bugün öğleden sonra bu planı gördük ve Hamas’ın ve Filistinlilerin buna nasıl tepki vereceğini bekliyoruz.
Bugün Trump ayrıca İran ve nükleer programı hakkında da uzun bir konuşma yaptı. Sayın Bakan, eminim hatırlıyorsunuz; bu yaz ABD’nin İran’ın nükleer tesislerine yaptığı hava saldırılarına özellikle değindi. Bu bölümü size dinletmek istiyorum. (Trump’ın sözleri: “İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini tamamen yok ettik ve muhtemelen iki ay içinde elde edilebilecek olan nükleer silaha ulaşma ihtimalini ortadan kaldırdık.) Sayın Bakan, bu iddia doğru mu?
Gerçek şu ki biz hiçbir zaman nükleer silaha sahip olma isteğinde olmadık. Bunu 2015 yılında ABD dahil olmak üzere P5+1 ülkeleriyle imzaladığımız Kapsamlı Ortak Eylem Planı (nükleer anlaşma) ile kanıtladık.
Bu anlaşmayı iyi niyetle yaptık ve tüm taahhütlerimizi yerine getirdik. ABD anlaşmadan çekildiğinde bunun için hiçbir gerekçe yoktu, çünkü Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın çok sayıda raporu İran’ın tamamen yükümlülüklerine bağlı kaldığını teyit ediyordu. Biz nükleer silah peşinde olmadığımızı kanıtladık.
2025 yılının Mayıs ve Haziran aylarında Trump yönetiminden nükleer müzakerelere yeniden başlama daveti aldık ve kabul ettik. Beş tur müzakere yapıldı ve altıncı tur 15 Haziran için planlanmıştı. Ancak bundan iki gün önce İsrail bize saldırdı ve ABD de bu saldırıya katıldı.
ABD ile iki kez acı ve tatsız tecrübe yaşadık: Birinde anlaşma sağlandı ama ABD çekildi; bu yıl tekrar müzakere ettik ve saldırıya uğradık.
Geçen hafta bu krize diplomatik bir çözüm bulmak için adil, dengeli ve yapıcı önerilerle New York’a geldim. Ancak bu öneriler de ABD ve üç Avrupa ülkesi tarafından reddedildi. Onlar hemen “snapback” (yaptırımların geri dönüşü) mekanizmasına yöneldi ve sorunları daha da karmaşık hale getirdi.
ABD nükleer tesislerimize ve zenginleştirme merkezlerimize saldırarak onları tahrip etti, ağır hasar verdi. Ancak bu askeri operasyon sorunu çözmedi, çünkü elimizdeki teknoloji yerlidir. Bu teknolojiyi dışarıdan almadık, kendimiz geliştirdik. Dolayısıyla teknoloji mevcut ve İran’ın nükleer programı hakkında bir endişe varsa, çözüm diplomatik olmalıdır. Biz her zaman diyalog ve diplomatik çözüme hazır olduk. Onlar askeri seçeneği denediler ama bu çözüm olmadı. Şimdi de yeniden snapback yaptırımlarına başvuruyorlar; bu da sorunu çözmeyecek, sadece daha karmaşık hale getirecek ve diplomatik çözümü zorlaştıracaktır.
Snapback, İran’a nükleer anlaşma öncesinde uygulanan sert yaptırımların geri dönmesi anlamına geliyor. Sayın Bakan, benim için hep bir soru işareti olan nokta şu: Eğer İran dünyaya nükleer silah istemediğini göstermek istiyorsa, en basit yol uranyum zenginleştirmeyi sadece nükleer enerji üretimi için gerekli olan seviyede sınırlamaktır. İran bunu şimdiye kadar yapmaktan kaçındı. Acaba siz böyle bir taahhüdü anlaşmanın bir parçası olarak açıklamaya hazır mısınız?
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, siz Snapback’i BM Güvenlik Konseyi’nde gündeme getirdiniz. İsrail’in Gazze’de soykırım yaparak 65 bin kişiyi katletmesi çok üzücüdür, ancak Güvenlik Konseyi bu eylemleri kınamak yerine İran’ı cezalandırmayı seçiyor. Bu, acı bir ironidir: Güvenlik Konseyi saldırıları ve katliamları kınamıyor, ama söz konusu İran olunca yaptırımları artırıyor ve cezalandırıyor.
Zenginleştirme konusunda, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı’na (nükleer anlaşma) atıfta bulunmak istiyorum. O dönemde, İran’daki uranyum zenginleştirme seviyesini yalnızca yüzde 3,67 ile sınırlandırmayı ve Tahran’daki bir araştırma reaktörü için yaklaşık yüzde 20 seviyesine kadar çıkarmayı kabul ettik.
Devrimden önce Amerikalılar tarafından inşa edilen Tahran Araştırma Reaktörü (TRR), daha önce yüzde 90 oranında zenginleştirilmiş uranyumla çalışıyordu. Devrimden sonra biz onu yeniden ayarladık ve zenginleştirme seviyesini yüzde 20’ye düşürdük. Bu reaktör, bir milyondan fazla İranlı için gerekli radyoaktif izotoplar ve ilaçlar üretmektedir. Dolayısıyla biz uranyum zenginleştirmeye ihtiyaç duyuyoruz, özellikle de bu reaktör için yüzde 20 seviyesine kadar zenginleştirme zorunludur.
Ayrıca uranyum zenginleştirme bizim yasal hakkımızdır. Biz asla Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı (NPT) ihlal etmedik ve her zaman uluslararası hukuk çerçevesinde hareket ettik. Biz sadece yasal hakkımızı kullanmak istiyoruz.(Mehr)




















