کارگر

کارگر

İran Meclis Başkanı Gabilaf, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 'Bugün istisnasız ve tereddütsüz şekilde göze göz, dişe diş kuralını uyguladığımızı açıkça ilan ediyoruz' ifadelerini kullandı
 

ABD-İsrail'in saldırılarına karşı misilleme operasyonlarıyla yanıt veren İran, yeni bir safhaya geçtiğini duyurdu.


Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ABD ve İsrail’e sert mesajlar verdi.

Muhammed Bakır Galibaf
'HİÇBİR SALDIRI CEVAPSIZ KALMAYACAKTIR'
Galibaf, "Düşman hangi eylemi gerçekleştirirse gerçekleştirsin, buna mutlaka orantılı ve anında karşılık verileceğini bilmeli. Hiçbir saldırı cevapsız kalmayacaktır. Bugün istisnasız ve tereddütsüz şekilde göze göz, dişe diş kuralını uyguladığımızı açıkça ilan ediyoruz" dedi.

Altyapılara yönelik saldırılara da değinen Galibaf, "Eğer altyapılara yönelik bir savaş başlatırlarsa, hiç şüphesiz biz de onların altyapılarını hedef alacağız" ifadelerini kullandı.

Pazartesi, 09 Mart 2026 07:37

Ayetullah Mücteba Hamanei Kimdir?

Ayetullah Mücteba Hamanei’nin biyografisinden bazı bölümler yayımlandı.

Şehit İmam Hamanei’nin ikinci oğlu Ayetullah Müçteba Hamanei, 1969 yılında Meşhed’de doğdu. Dini temel eğitimini Ayetullah Müctehidi Tahrani Medresesi’nde tamamladı ve İran-Irak Savaşı döneminde cephelerde yer aldı. Savaşın sona ermesinin ardından, 1989 yılında dini eğitimini tamamlamak üzere Kum şehrine gitti ve 1992 yılının başlarına kadar Kum’da ikamet etti. 1992’de 5 yıllığına Tahran’a döndü ve eğitimine orada devam etti. 1997 yılında şehide Zehra Haddad Adil ile evlendi ve aynı yıl eğitimini tamamlamak üzere ikinci kez Kum’a gitti.

İleri düzey eğitimlerini Ayetullah Ahmedi Miyanecci, Ayetullah Rıza Üstadi, Ayetullah Evasıti ve Kum’un diğer bazı önde gelen hocalarından aldı. En üst düzey fıkıh ve usul derslerini şehit babası Ayetullah Hamanei’nin yanı sıra Ayetullah Cevad Tebrizi, Ayetullah Hüseyin Vahid Horasani, Ayetullah Musa Şübeyri Zencani, Ağa Mücteba Tahrani ve Ayetullah Muhammed Mümin Kumi’den aldı. Kendisi 17 yılı aşkın bir süre çeşitli ileri düzey derslere sürekli ve aktif olarak katılmıştır. Bilimsel metinler kaleme alması ve hocalarla ders dışında eleştiri ve soru-cevap formatında bilimsel konuları tartışması, bazı büyük alimlerin ona özel ilgi göstermesini sağladı.

Deha ve yeteneğinin yanı sıra azmi, dikkati ve bilimsel özgürlüğü, İslami ilimler sisteminde (özellikle fıkıh ve usul alanlarında) sayısız ve sağlam yenilikler üretmesine yol açmıştır. Derlenmiş İslami ilimler külliyatında düzenli ve tutarlı bir düşünsel temele sahip olması ve çeşitli konulardaki bilimsel üretimlerinde kendi temellerine bağlı kalması, onun ayrıcalıklarındandır. Temel bilimsel esaslardaki yenilikçi yaklaşımı, kapsamlı bir bilimsel ekolün doğmasını sağlamıştır. Bu bilimsel temeller, Şeyh Ensari, Ahund Horasani, Muhakkik Naini, Ağa Ziya Iraki, İsfahani, Burucerdi ve İmam Humeyni gibi bu ilmin önde gelenlerinin ekollerine olan hakimiyetiyle birleştiğinde çifte bir sağlamlık ve zenginlik kazanmıştır. Dini kaynakların incelenmesinde dönemin şartlarını ve dönemsel algıyı dikkate alması büyük önem taşımaktadır.
Eğitiminin yanı sıra sürekli olarak ders de verdi; Tahran’daki Ayetullah Müctehidi Medresesi’nde dini eğitimin bazı temel derslerini vermeye başladı ve 1995 yılından itibaren “Mealim” dersini vermeye koyuldu. Ayetullah Hamanei’nin tavsiyesinin ardından bu dersi durdurarak Şehit Sadr’ın “Halkat” dersini vermeye başladı. 1997’de Kum’a gittiğinde dersinin devamını bir arkadaşına devretti. 1998’de Kum’daki İmam Humeyni’nin evinde özel olarak “Resail” ve “Mekasib” derslerini vermeye başladı. Bir süre sonra, eski öğrencilerinden bazılarının katılımıyla özel olarak namaz konulu ileri düzey derslere başladı.

2004 yılında Halkat dersi, 2005 ve 2006 yıllarında ise Kum’daki medreselerden birinde üst düzey dersler verdi.
Dersleri 2007 yılında Feyziye Medresesi’ne taşındı ve 2008 yılında özel dersleri Ayetullah Hamaney’in Kum’daki ofisinde şekillendi. 2009 eğitim-öğretim yılının başından itibaren eski öğrencilerinin isteği üzerine, Kum’daki ofiste genel fıkıh dersi başladı. Bir yıl sonra, 2010’da genel usul dersi resmen başladı.

O, ders vermeden önce konuları ve bilimsel görüşlerini yazar ve derlerdi; ders verdikten sonra da fıkıh ve usul konuları kendi kalemiyle düzenlenmektedir ve bunun bazı ciltleri yayıma hazırdır.
Derslerinin notları uzun zaman önce bazı öğrencileri tarafından yayımlanmak üzere hazırlanmıştı, ancak kendisinin istememesi nedeniyle bugüne kadar genel olarak yayımlanmamış ve sadece yoğun taleplerin ardından bazı seçkinlerin ve alimlerin erişimine sunulmuştur.
Geçmiş alimlerin tarzı ve üslubuyla, dersler arasında öğrencileriyle samimi sohbete vakit ayırmaya özen gösterirdi ve yeniliklerinden biri de fıkıh dersinin başında Kur’an-ı Kerim tefsirine birkaç dakika ayırmasıydı.

Derslerinin bir diğer önemli özelliği, öğrenci yetiştirmeye verdiği önem ve öğrencilerin sorularına gösterdiği özel dikkatti; bu durum çoğu zaman ders sonrasına da taşar, bazen öğrenciler uzun görüşmeler şeklinde sorularını iletir, sabır ve ilgiyle cevap alırlardı.
Üstadın dersinin özel noktalarından biri de, öğrencilerin bazı alt konuları bilimsel olarak sunmaları için yaptığı planlamaydı; bu, eleştiri gücü ve hüküm çıkarma pratiği için gerekli zeminin oluşturulmasında oldukça etkiliydi.

İçerik ve öğretim tarzındaki yenilikler, Kum’daki dersinin zamanla en kalabalık derslerden biri haline gelmesine neden oldu ve koronavirüs dönemi öncesinde 400’den fazla kişi onun dersine katılıyordu. Koronavirüs döneminde dersi çevrimiçi olarak yapıldı ve sonrasında da Tahran’da ikamet etmesi ve Kum’a gidiş gelişlerin kısıtlı olması nedeniyle aynı şekilde devam etti. 2023 eğitim-öğretim yılının başında 1300’den fazla kişi dersine kayıt yaptırdı; ilk oturuma 700’den fazla kişi katılmışken, aniden dersinin tatil edildiğini duyurdu ve öğrencilerinden helallik istedi. Bu olayın ardından Kum’daki 1000 öğrenci ve hoca, dersin yeniden başlaması talebinde bulundular; ancak kendisi, dersin tatil edilmesinin nedeninin zikredilemeyecek manevi bir durum olduğunu belirtti ve ayrıca birçok iyi hocanın derslerinin sönük geçtiği veya tatil edildiği bir ortamda, kendi dersinin bu kadar yoğun bir katılımla yapılmasının yersiz olduğunu vurguladı. Öğrencilerini diğer hocalara yönlendirdi. Yoğun talepler üzerine, bir süre sonra bilimsel çalışmalarını derslerini yeniden yazmaya odakladı ve bu çalışmalar halen devam etmektedir.
Kum’daki dini eğitimin güçlendirilmesi kaygısı, devrimci kurumları desteklemenin yanı sıra bağımsız olarak bazı bilimsel merkezler kurmasına yol açtı. Hem bilimsel meselelere hem de sosyal kaygılara, özellikle de yoksullara hizmet etmeye aynı anda dikkat etmesi, bu okullarda kapsamlı bir programın şekillenmesini sağladı. Kendi şahsının merkeze alınmaması konusundaki olağanüstü özeni ve yaygın olan bazı rekabetlerden kaçınması birçok yetkilinin takdirini toplamış ve çok geniş bir yelpazedeki hoca ile din adamının bu kurumlara yönelmesine neden olmuştur.
Eğitim, öğretim ve diğer meşguliyetlerinin yanı sıra, Kum ve Meşhed’deki bazı büyük alimler ve hocalarla kurduğu yakın ilişki de büyük önem taşımaktadır. Şehit Lider’in ülkenin bazı önemli işlerinin yürütülmesindeki pek çok meselesini takip etmesi, bu ilişkilerin sonuçlarından biriydi; o, yıllarca babasının yanında en yakın yoldaşı olarak işleri takip etmiş ve yürütmüştür. Ayetullah Seyyid Mücteba Hamanei’nin kişiliğinin önemli yönlerinden biri de ahlak ve irfan büyükleriyle olan iletişimiydi.

Ülkenin makro düzeydeki yürütme işlerine hakimiyeti, farklı dönemlerde sistemin birçok üst düzey yetkilisiyle yakın ilişkisi ve çok sayıda toplantı düzenlemesi, gelecekte pek çok etki ve bereketin kaynağı olabilecek paha biçilmez bir tecrübe sağlamıştır. Çeşitli bilim dallarındaki geniş çaplı çalışmaları, uzmanlarla sürekli toplantılar yapması ve ülkenin yönetim alanındaki mikro ve makro meselelerinde (ekonomik istikrar, temel tüketim mallarının fiyatlarında istikrar çözümleri, ucuz ve modern inşaat projeleri, tarım sisteminin dönüşümü, yapay zeka vb.) temel çözümler elde etmesi İslami İran için değerli bir sermaye oluşturmuştur.

Askeri komutanlar ve direniş cephesi liderleriyle, özellikle Seyyid Hasan Nasrallah ve Şehit General Kasım Süleymani ile sürekli iletişimi, kişiliğinin bir diğer önemli yönüdür.
Tüm bu hususlar, Amerika ve İsrail’in kendisine yönelik düşmanlığına ve fiziksel olarak ortadan kaldırmaya yönelik çabalarına neden olmuştur; ancak tüm bu düşmanca eylemler bugüne kadar başarısızlığa uğramış ve bu şahsiyet korunmuştur.

İran Uzmanlar Meclisi üyesi Eşkevari, yeni lider olarak Mücteba Hamaney’in seçildiğini açıkladı. Resmi duyurunun yakında yapılması bekleniyor.
 
İran'ın yeni lideri belli oldu! Uzmanlar Meclisi duyurdu
 
İran’da liderlik konusunda dikkat çeken bir açıklama geldi. Uzmanlar Meclisi Gilan Vilayeti Üyesi Seyyid Ali Hüseyni Eşkevari, yeni lider olarak Mücteba Hamaney’in seçildiğini söyledi. Meclis üyelerinin büyük çoğunluğunun bu isim üzerinde mutabık kaldığını belirtti. Yeni liderin resmi olarak yakın zamanda kamuoyuna tanıtılmasının beklendiği ifade edildi.

İRAN'IN YENİ LİDERİ BELLİ OLDU

İran Uzmanlar Meclisi Gilan Vilayeti Üyesi Seyyid Ali Hüseyni Eşkevari, İsrail- ABD'nin 28 Şubat’taki saldırısında ölen Ali Hamaney’in oğlu “Mücteba Hamaney’i yeni lider olarak seçtiklerini” belirtti.

Eşkevari, sosyal medyada yer alan açıklamalarında, Uzmanlar Meclisi’nin, ülkenin yeni liderini seçtiğini söyledi.

Uzmanlar Meclisi’nin büyük bir çoğunlukta yeni liderin ismi üzerinde mutabık kaldığını belirten Eşkevari, “İnşallah Hamaney ismi İran’ın yeni lideri olarak devam edecek.” dedi.

 
Öte yandan Uzmanlar Meclisi Başkan Yardımcısı Ayetullah Hüseyni Buşehri ise yeni liderin yakın zamanda tanıtılacağını belirtti.

İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askeri saldırı başlattı.

İran da İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.

ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.

Uzmanlar Meclisi'nin İran İslam Devrimi'nin üçüncü liderini belirleme bildirisi şu şekildedir:

"Bismillahirrahmanirrahim,

Şerif ve hür İran İslam Milleti, Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.Uzmanlar Meclisi, büyük lider İmam Hamaney (Allah onun tertemiz ruhunu kutsasın), diğer kıymetli şehitler, özellikle silahlı kuvvetlerin fedakar ve yüce komutanları ile Minab şehrindeki Tayyibe Mektebi öğrencilerinin şehadetini taziye ederek ve suçlu Amerika ile habis Siyonist rejimin vahşi saldırısını kınayarak şunu bildirir: Bu Meclis, şehitlik haberinin ve İslam Devrimi'nin bilge liderinin manevi yükselişinin duyurulmasının hemen ardından, savaşın ağır koşullarına ve düşmanların bu halk kurumuna yönelik doğrudan tehditlerine ve Uzmanlar Meclisi Sekreterliği ofislerinin bombalanmasına (bu saldırı birkaç çalışanın ve koruma ekibi üyesinin şehadetiyle sonuçlanmıştır) rağmen, İslami sistemin liderini seçme ve tanıtma sürecinde bir an bile tereddüt etmemiş ve anayasa ile Uzmanlar Meclisi iç tüzüğünde belirtilen görevler gereği, olağanüstü toplantının düzenlenmesi ve yeni liderin tanıtılması için gerekli tedbir ve hazırlıkları gündemine almıştır. Bu doğrultuda, ülkenin dört bir yanında bulunan saygıdeğer Meclis üyelerinin bir araya gelmesi için uygun planlamalar ve gerekli koordinasyonlar yapılmıştır; ta ki, anayasanın 111. maddesindeki geçici konsey oluşturulmasına dair akıllıca öngörülere rağmen, ülke liderlik boşluğuna düşmesin.

Uzmanlar Meclisi, Gaybet döneminde Veliyyi Asr (Allah zuhurunu hızlandırsın) çağında Velayet-i Fakih'in yüce makamına ve İslam Cumhuriyeti sisteminde liderlik meselesinin önemine değer vererek, Devrim'in iki imamının 47 yıllık, izzet, bağımsızlık ve otorite ilkesine dayalı hakimiyetini takdirle anar ve o ilahi ve halkçı liderlerin hatırasını yad ederek şunu ilan eder: Bu Meclis, kapsamlı ve titiz incelemeler ve anayasanın 108. maddesi kapasitesinden yararlanarak, dini görevi ve Yüce Allah'ın huzurunda bulunma inancıyla, bugünkü olağanüstü toplantısında, Uzmanlar Meclisi saygıdeğer üyelerinin ezici oyuyla Ayetullah Seyid Mücteba Hüseyni Hamaney'i (Allah onu korusun) kutsal İran İslam Cumhuriyeti sisteminin üçüncü lideri olarak belirlemiş ve tanıtmıştır.

Son olarak, anayasanın 111. maddesi uyarınca oluşturulan geçici konsey üyelerine teşekkür ederek, tüm şerif İran milletini, özellikle havza ve üniversitenin seçkinlerini ve aydınlarını, liderle biat etmeye ve Velayet ekseni etrafında birliği korumaya davet eder ve Yüce Allah'ın bu ülke ve büyük halkı üzerindeki lütuf ve inayetinin devamını diler."

Pazartesi, 09 Mart 2026 07:20

İran değil Trump ve Netanyahu zorda

ABD/İsrail İran saldırısı…

Bugün 9. günü.

Amerika’nın bölgedeki üsleri…

5 Filo’nun limanı…

Hepsi vuruldu.

Amerika askerlerini otellere taşıdı.

Oralar da hedef alındı.

ABD 6 ölüden söz ediyor.

Bu sayıya inanan bir kişi bile yok.

KÜRT HAMLESİ
O kadar sıkıştılar ki…

Kürtleri harekete geçirmeye çalıştılar.

Bekledikleri olmadı.

Kürt aşiretler:

“Devletimizin yanındayız.”

Barzani, Talabani:

“Biz bu savaşa girmeyeceğiz.”

ABD Dışişleri Bakanı Rubio…

“Böyle bir niyetimiz yok.” açıklaması yaptı.

Trump da geri adım atmış görünüyor.

Ama bölgeden gelen haberler…

Güvenlik birimleri vuruluyor.

ABD/İsrail’in “kara güçlerine” yol açılmaya çalışılıyor.

KÖRFEZ ÜLKELERİ
Körfez ülkelerinde tepkiler yüksek.

Amerika hedef alınıyor.

Bahreyn’de insanlar ayakta…

“Hamaney şehit” diye sokaktalar.

Krallarda, emirlerde panik başladı.

İsyanlar bastırılmaya çalışılıyor.

Yapılan açıklamalar:

“Topraklarımızı İran’a yönelik saldırıda kullandırmıyoruz.”

HESAP TUTMUYOR
Yapılan hesap şuydu:

“Saddam gitti, Irak düştü.

Kaddafi gitti, Libya düştü.

Esad gitti, Suriye düştü.

Hamaney gitti, İran düşer.”

Ama hesap tutmadı.

Hamaney’in şehit edilmesi…

İran’da direnişi büyüttü.

Yanlış hesap İran’dan döndü.

HALK KORKMUYOR
İran’dan gelen görüntüler…

Tahran, Tebriz, Meşhed, İsfahan, …

Meydanların yakınları bombalanıyor.

“Halk paniklesin…

Meydanlara çıkmasın.” isteniyor.

Ama tam tersi yaşanıyor.

Meydanları dolduran on binler…

Bir milim bile kıpırdamıyor.

SUÇLU KİM
Hamaney’in öldürülmesi…

168 çocuğun katledilmesi…

Trump başka, dışişleri başka konuşuyor.

Pentagon bir öyle, bir böyle…

Suçu İsrail’in üzerine atmaya çalışanlar var.

Bazıları da şunu söylüyor:

“İsrail saldırdı.

ABD mecburen peşine takıldı.”

Amerika’yı aklama çabası.

İRAN FÜZELERİ
İran füzeleri…

Artık hedefi daha rahat vuruyor.

Nedeni de belli.

Bölgedeki radarların imha edilmesi.

İran hata yaptı diyenler…

Bunu hesaplıyorlar mı acaba?

İran yöneticileri Körfez ülkelerini arıyor.

Durumu anlatıyor.

Halkları anladı, yöneticileri de anlayacaktır.

ABD’YE GÜVEN
Körfez ülkeleri sokakları…

ABD’nin niyetini gördüler.

“Biz onların umurunda değiliz.

Onların tek derdi İsrail.” görüşündeler.

Bu tüm bölgede yayılıyor.

Bundan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının işareti.

ARAYIŞLAR

ABD şaşkın…

Yeni arayışlar gündemde.

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın açıklaması:

“Bazı ülkeler arabuluculuk girişimlerine başladı.

Onlara yanıtımız açık…

Bölgede kalıcı barışa bağlıyız.

Ancak ülkemizin onurunu ve otoritesini savunmaktan da çekinmiyoruz.

Arabuluculuğun hedefi…

İran halkını hafife alarak ateşi başlatanlar olmalıdır.”

Bloomberg’in haberi…

Bazı Avrupalı yetkililere dayandırmış…

“Suudi Arabistan, gerilimi azaltmak ve savaşı sona erdirmek amacıyla İran ile doğrudan temaslarını artırdı.”

Yaşananlar ortada…

İran değil Trump ve Netanyahu zorda.

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile görüştü. Nahçıvan’a yönelik saldırıyla İran’ın ilgisi olmadığını söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede İran’daki olaylarda hayatını kaybeden siviller için taziye mesajları iletildi. Pezeşkiyan, Nahçıvan’ın havadan bombalanmasıyla İran’ın herhangi bir bağlantısının olmadığını söyledi. Taraflar olayın ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini vurguladı.

ALİYEV İLE PEZEŞKİYAN GÖRÜŞTÜ
 
İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkian, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'i aradı.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran İslam Cumhuriyeti Yüksek Lideri Ayetullah Seyyed Ali Hamenei ve çok sayıda sivilin ölümü nedeniyle taziyelerini iletmek ve İran'a insani yardımda bulunma niyetini belirtmek üzere Azerbaycan'daki İran Büyükelçiliğini ziyaret ettiği için Devlet Başkanı'na minnettarlığını ifade etti.

Mesud Pezeşkiyan, Nahçıvan'ın havadan bombalanmasıyla ilgili olayın İran'la hiçbir bağlantısının olmadığını belirterek, olayın soruşturulacağını vurguladı.

 
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, İran'da son dönemde yaşanan olaylarda hayatını kaybeden çok sayıda sivil nedeniyle bir kez daha başsağlığı dileklerini iletti.

Devlet Başkanı, Nahçıvan'da meydana gelen olayın soruşturulmasının önemini vurguladı.

İran Ordusu, kamikaze dronlarla düzenlediği devasa operasyonda İsrail’in kalbi Tel Aviv ve stratejik liman kenti Hayfa’nın yanı sıra, Kuveyt’te bulunan ABD’nin Arifjan Kampı’nı hedef aldığını duyurdu.

İran Ordusu, son saatlerde gerçekleştirdiği koordineli dron operasyonlarıyla işgalci güçlere ve bölgedeki destekçilerine ağır bir darbe indirdi. Hava ve Deniz kuvvetlerinin ortaklaşa yürüttüğü harekâtta, kamikaze dron sürüleri İsrail’in savunma kalkanlarını aşarak kritik noktaları vurdu. Operasyonun asıl şok dalgası ise Kuveyt’ten geldi; ABD’nin bölgedeki lojistik kalbi olan Arifjan Kampı, İran dronlarının açık hedefi oldu.

İSRAİL’İN KALBİ HEDEF ALINDI
 
İran Ordusu'ndan yapılan resmi açıklamada, operasyonun ilk ayağının İsrail’in en kritik iki kenti olan Hayfa ve Tel Aviv üzerine yoğunlaştığı belirtildi. Belirlenen stratejik noktaların kamikaze dronlarla vurulduğu ifade edildi.

ARİFJAN KAMPI’NA ÇOK YÖNLÜ MİSİLLEME
Operasyonun en dikkat çekici detayı ise Kuveyt’teki ABD varlığına yönelik saldırı oldu. Bildiride, Arifjan Kampı’ndaki Amerikan askeri tesislerinin çok boyutlu bir şekilde hedef alındığı belirtildi. Hedef alınan noktalar arasında; mühimmat ve gelişmiş ekipman depoları, hava savunma mevzileri ve radar sistemleri, sinyal istihbaratı (SIGINT) toplama sahaları, askerlerin konakladığı çadırlar ve lojistik hangarlar bulunuyor.

LOJİSTİK VE İSTİHBARAT AĞINA AĞIR DARBE
Saldırının sadece askerleri değil, doğrudan Pentagon’un bölgedeki "beyin ve kas" gücünü hedef alması dikkat çekti. İstihbarat toplama sahalarının ve mühimmat depolarının vurulması, ABD’nin bölgedeki operasyonel kabiliyetine kritik bir darbe vurduğu belirtiliyor. İran, bu hamlesiyle bölgedeki hiçbir ABD üssünün "dokunulmaz" olmadığını ve her noktanın menzilleri dahilinde bulunduğunu tüm dünyaya ilan etmiş oldu.

İran zengin bir ülke…

Büyük petrol rezervleri var…

Ama emperyalistler rahat bırakmıyor.

1979’dan beri yaptırım uygulanıyor.

“Amerika’nın Şah’ı” devrildi…

İntikamını böyle almaya çalışıyor.

“İran Devrimi uzun süre ayakta kalamaz…

Baskılara direnemez” diye düşünmüştü.

Ancak hesapları tutmadı.

SÜREKLİ FIRSAT KOLLADILAR
ABD-İsrail hiç boş durmadı.

Ekonomik olarak sıkıştırma…

İç kargaşa yaratma…

Öğrenci olayları…

Benzin zammı protestoları…

Mahza Amini kışkırtmaları…

Bunlar sadece birkaçı…

Her olayı kullanmaya çalıştılar…

Ama hiçbirinden sonuç elde edemediler.

İran’ı teslim alamadılar.

12 GÜN SAVAŞI
Sonunda fiilen saldırdılar.

Önce İsrail, arkasından Amerika.

12 Gün Savaşı.

Başkalarında ülkeden kaçışlar başlardı.

İran’da tam tersi oldu.

Sınır kapılarında kuyruklar…

Ülkeden kaçmak için değil…

Ülkeye dönmek içindi.

İran’ı tanımayanlar bunu bir türlü anlamadı.

SON OLAYLAR
İran’da yaşanan enflasyon…

Dünya petrol fiyatlarındaki düşüş.

İhracat gelirinin azalması…

Ödemelerde yaşanan güçlükler…

Merkez Bankası devalüasyona zorlandı.

Doğal olarak tepki gösterdiler.

İran yönetimi de protestoları normal buldu.

İlgililere “Talepleri dinleyin.

Ne yapılabilir araştırın” talimatı verildi.

ABD VE İSRAİL
ABD ve İsrail…

Hemen durumdan vazife çıkarmaya çalıştı.

X’in Farsça hesabından devreye girdiler.

ABD Dışişleri:

“Göstericilerin cesaretini takdir ediyoruz.

Yanlarındayız.”

Mossad:

“Birlikte sokaklara çıkın.

Zamanı geldi, biz sizinleyiz.

Sadece uzaktan ve sözle değil…

Sahada da sizinleyiz.”

Eş zamanlı terör örgütü PJAK da devreye sokuldu.

TRUMP’IN AÇIKLAMASI
ABD Başkanı Trump…

Kendi ülkesinde yaşananları…

Göstericilere yaptıklarını unuttu.

İran’ı tehdit etti.

“Göstericilere şiddet uygulamayın.

Uygulanırsa onları kurtarırız.

Silahlarımız hazır ve tetikteyiz” dedi…

Açıkça kışkırtıcılık yaptı.

İRAN HALKI REDDETTİ
İran halkı yine onurlu davrandı.

İlk gün sokağa çıkanlar…

Geri çekildi.

ABD, İsrail planına pirim vermedi.

Tebriz, İsfahan ve diğer vilayetler…

Esnaflar, tüccarlar, geniş kesimler…

Net tutum aldılar.

Tebrizlilerin yaptığı açıklama:

“Tebrizli tüccarlar taleplerini, yaşam ve ekonomi sorunlarını her zaman yüksek sesle dile getirmişlerdir. Ancak bu talepler asla kötü niyetli gruplar ve düşmanca örgütler tarafından sömürü için bahane olarak kullanılmamalıdır… Köklü bir geçmişe sahip Tebriz Çarşısı, İslam Devrimi’ni destekleme ve bu ulusun düşmanlarına karşı sağlam durma konusunda seçkin bir tarihe sahiptir. Dış propaganda ve kışkırtmalara karşı ödün vermez. Tebriz Çarşısı’nın onların sahnesi olmayacağını ve şehrin iş dünyasının, asla düşmanlarının amaçlarına hizmet etmeyeceğini bilmelidir.”

İRAN AŞAR
İran bu tür sıkıntıları çok yaşadı.

Hepsini aştı, yine aşar.

Gösteriler olurken “gizli hücrelere” yapılan operasyonlar…

Tahran yönetiminin dikkatli olduğunu gösteriyor.

Sızmalara karşı tetikteler.

İran’ın güveliği Türkiye’nin ve bölgenin güvenliğidir.

Irak’ta, Suriye’de, Libya’da olanlar…

Herkes ders çıkarmalı.

Bölge ülkeleri zor günlerinde birbirine destek olmalı.

Ankara, Şam, Bağdat, Tahran, Moskova güçlü olmalı.

Tahran’da son günlerdeki olaylara karıştığı belirtilen şüphelilere yönelik operasyonda silah ve patlayıcı maddeler bulundu.


Tahran emniyeti, başkentte son günlerde yaşanan isyan olaylarına karışan şüphelilerin yakalandığını ve operasyonda çok sayıda silah ile mühimmat ele geçirildiğini duyurdu.

İran'da Tahran emniyetinden yapılan açıklamada, başkent istihbarat birimlerinin son günlerde yaşanan isyanlarla bağlantılı bazı şüphelilerin gizlendiği sığınağı tespit ettiği bildirildi.

Operasyon kapsamında zanlılar gözaltına alınırken, olayların perde arkasındaki isimlere yönelik çalışmaların sürdüğü belirtildi.

Emniyet güçleri, gerçekleştirilen baskında çok sayıda silah ve mühimmatın yanı sıra el yapımı bomba yapımında kullanılan çeşitli malzemelerin ele geçirildiğini duyurdu.

Yetkililer, bu malzemelerin şehirdeki huzur ortamını bozmaya yönelik eylemlerde kullanılmasının planlandığını aktardı.

Yargı Erki Başkanı Ejei: Müsamaha gösterilmeyecek

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkede dokuzuncu gününe giren gösterilerle ilgili açıklamalarda bulundu.

Ejei, yargı sisteminin "isyancı unsurlara karşı hiçbir şekilde müsamaha göstermeyeceğini" vurguladı.

Ejei, ekonomik hakların talep edilmesi amacıyla yapılan protestoların meşru bir hak olduğunun altını çizdi.

Ancak Yargı Erki Başkanı, bu sürecin kamu asayişini tehdit eden ve şiddet içeren eylemlere dönüşmesine izin verilmeyeceğini belirterek, suç unsuru teşkil eden faaliyetlere karşı kararlılık mesajı verdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi, ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politika söylemine sert tepki göstererek, Washington yönetiminin güç temelli yaklaşımının uluslararası hukuku ve küresel düzeni açıkça yok saydığını söyledi.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu toplantısının ardından konuşan Irakçi, Trump’ın barışı “güç dili” üzerinden tanımlamasının, güçlü olanın sınırsız şekilde hareket edebileceği bir dünya anlayışını dayattığını ifade etti. Arakçi, bu yaklaşımı “orman kanunu” olarak nitelendirdi.

“Trump barıştan söz ederken hukuku değil gücü esas alıyor. Bu anlayış, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra uluslararası toplumun büyük bedeller ödeyerek inşa ettiği düzeni ortadan kaldırmaktadır” diyen Arakçi, ABD’nin bu tutumunun küresel istikrarsızlığı derinleştirdiğini vurguladı.

ABD’nin tek taraflı politikalarının uluslararası sistemi zayıflattığını belirten Irakçi, çok taraflılık ve hukukun üstünlüğünün bilinçli şekilde aşındırıldığını savundu.

Öte yandan Irakçi, İran’ın Venezuela’daki diplomatik faaliyetlerine ilişkin de açıklamada bulundu. İran’ın Caracas Büyükelçiliği’nin çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Arakçi, “Venezuela’daki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Vatandaşlarımızın durumu iyi, tarafımıza yansıyan herhangi bir sorun bulunmuyor” dedi.

Salı, 06 Ocak 2026 14:57

Eşkiya Dünyaya Hükümran Olmuş

Uluslararası hukuk kurallarını çiğneyerek egemen bir ülkenin liderini kaçıran Trump, dünyanın tepkisizliği karşısında tehditlerinin dozunu daha da artırdı. Grönland, Meksika, Küba ve İran’a yönelik kışkırtıcı ifadeler kullanan ABD Başkanı, Kolombiya için “Operasyon kulağa hoş geliyor” sözleriyle gözdağı verdi.

ABD’nin Venezuela’ya düzenlediği askeri operasyonla Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini kaçırmasının yankıları sürüyor. Caracas’taki haydutluğu savunan Trump yönetimi, ülkenin yönetimini fiilen üstlendiklerini ilan etmişti. Başkanlık uçağında gazetecilerin sorularını yanıtlayan ABD Başkanı, Maduro operasyonunun gerekçesini “Venezuela’da petrol ve diğer kaynaklara tam erişime ihtiyacımız var” sözleriyle itiraf etti. Washington’ın Latin Amerika’nın ‘vasi’si olduğunu ilan etti.

OPERASYON KULAĞA HOŞ GELİYOR
Washington’un Venezuela hamlesine birkaç cılız ses dışında Avrupa başta olmak üzere dünya sessiz kaldı. Suskunluktan cesaret alan Trump uzun zamandır hedefinde olan Grönland için “Kesinlikle ihtiyacımız var” ifadesini kullandı. Trump’ın danışmanı Miller, Maduro operasyonu sonrası Grönland’ı “Yakında” notu ve ABD bayrağıyla paylaşmıştı. Meksika, Küba ve İran’a yönelik tehditlerde de bulunan Trump, Kolombiya’ya olası saldırı ihtimali için “Kolombiya operasyonu kulağa hoş geliyor” dedi.

SAYIN TRUMP’A HASSASİYETLERİMİZİ İLETTİK
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin Venezuela’da yaşananlar konusunda iktidarın sessiz kalması eleştirisine yanıt verdi. “Ülkemizden 11 bin kilometre ötede, Türkiye ile yakın dostluk ilişkileri olan bir ülkede müessif bir hadise yaşanıyor. CHP Genel Başkanı’nın aklına ilk gelen ise yine bize saldırmak oluyor” dedi. “Dost Venezuela için en iyisi neyse onu yapmaya hazırız. Sayın Maduro ve Venezuela halkı milletimizin dostu olduğunu göstermiştir” diyen Erdoğan, “Sayın Trump ile telefon görüşmemizde ülkemizin hassasiyetlerini kendisine ilettik. Venezuela’nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizdik” ifadelerini kullandı.

GÖSTERMELİK YARGILAMA
New York Güney Bölge Federal Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan Maduro ve eşi suçlamaları reddetti. Yargılamanın ‘prosedür gereği’ yapıldığına dikkat çeken yetkililer, uzun bir yargılama süreci olacağını kaydetti. Maduro, narkoterörizm, uyuşturucu kaçakçılığı ve ABD’ye karşı makineli ve yıkıcı silahlar barındırmakla suçlanıyor. Duruşma 17 Mart’a ertelendi.

CANLI YAYIN ŞOVUYLA MAHKEMEYE
Cezaevi aracına elleri ve ayakları bağlı halde bindirilen Maduro’nun araç değişikliği sırasında ayaklarındaki zincir çıkarıldı. Cezaevi aracından sonra helikopterle tur attırılan Maduro ve eşi Cilia Flores ardından spor bir araca nakledildi. Aracın bulunduğu konvoya keskin nişancılar ve helikopterler eşlik etti. Mahkemeye transfer süreci an be an canlı yayınlandı.

‘DONROE DOKTRİNİ’ TAM GAZ GİDİYOR
Batı Yarımküre’de Amerikan hakimiyetini esas alan Monroe Doktrini’ni güncelleyerek ‘Donroe Doktrini’ne çeviren ABD Başkanı hızını alamadı. Trump’ın Grönland, Kolombiya ve Küba’ya yönelik yeni tehditleri, Maduro’nun hızlı bir şekilde yakalanmasının ardından iyice cesaretlendiği şeklinde değerlendiriliyor.

Venezuela lideri Nicolas Maduro’yu kaçırıp ülkenin petrolü üzerindeki ABD haklarını ilan ettikten sadece 48 saat sonra, Başkan Donald Trump Kolombiya’yı da benzer bir kaderle tehdit etti, Küba’nın “düşmeye hazır olduğu” için işgal edilmeye değmeyeceğini açıkladı ve bir kez daha Grönland’ın ulusal güvenlik meselesi olarak ABD’nin kontrolü altına alınması gerektiğini iddia etti. New York Times’a göre Trump’ın Pazar günü verdiği röportajlarda ve ardından Florida’daki özel kulübünden dönerken Air Force One uçağında gazetecilerle yaptığı uzun sohbetteki iddiaları, uyuşturucu kaçakçılığı gerekçesiyle yakalanan Maduro’nun hızlı bir şekilde ele geçirilmesinden sonra ne kadar cesaretlendiğini gösterdi.

Trump, 1823 yılında Batı Yarımküre üzerinde ABD’nin hak iddia ettiği Monroe Doktrini’ne yeni bir soluk getirme planlarını anlatırken, kendi adını verdiği daha yeni bir güncellemeye atıfta bulundu: “Donroe Doktrini”. Trump, Florida’daki özel kulübü Mar-a-Lago’dan Venezuela saldırısını duyururken gazetecilere “Batı Yarımküre’deki Amerikan hakimiyeti bir daha asla sorgulanmayacak” dedi.

Maduro’nun yerine ülkenin başına geçen yardımcısı Delcy Rodriguez’in kendileriyle çalıştığını söyleyen Trump, Atlantic gazetesine yaptığı açıklamada, “Eğer doğruyu yapmazsa sonu Maduro gibi olur, belki Maduro’dan bile daha ağır bedel öder” dedi. Meksika ve Kolombiya ile ilgili değerlendirmelerde de bulunan Trump, Meksika’yı uyuşturucu kartellerinin yönettiğini savundu. Kolombiya için “hasta bir ülke ve hasta bir adam tarafından yönetiliyor” ifadesini kullanan Trump, Kolombiya lideri Gustavo Petro’nun da uyuşturucu kaçakçılığı yaptığını iddia ederek, “Kolombiya operasyonu kulağa hoş geliyor” dedi. Trump Küba’yı da hedef alarak “Onların da sayılı günü var” ifadelerini kullandı. Trump bir süredir “ilhak etmeyi hedeflediği” Grönland’ı da yeniden gündeme getirerek, Grönland’ın “çok stratejik” bir yer olduğunu ve şu anda Rus ve Çin gemileriyle çevrili olduğunu iddia etti.

VENEZUELA GEÇİCİ LİDERİNDEN ABD’YE İŞBİRLİĞİ ÇAĞRISI
Venezuela’da Devlet Başkanı olarak görevlendirilen Maduro’nun yardımcısı Delcy Rodriguez, ABD hükümetine işbirliği çağrısında bulundu. Rodriguez, uluslararası hukuk çerçevesinde ortak kalkınmaya dayalı ve birlikte yaşamı güçlendirmeyi amaçlayan bir yaklaşım talep etti. Trump önceki gün “Ülkedeki her şeyi biz yöneteceğiz ve ülkeyi düzelteceğiz. Daha sonra seçimler doğru zamanda yapılacaktır.” demişti.

GRÖNLAND BAŞBAKANI: ARTIK YETER
Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen, ABD Başkanı Donald Trump’ın özerk Danimarka topraklarını ilhak etme tehditlerinin ardından “Artık yeter,” dedi.

Nielsen Facebook’ta “Artık baskı yok. Daha fazla ima yok. Artık ilhak fantezileri yok,” diye yazdı. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen de, “ABD’nin Danimarka’ya ait hiçbir bölgeyi ilhak etme hakkı yoktur. Tehdidi bırakın” dedi.

KÜBA: LATİN AMERİKA VAROLUŞSAL TEHDİT ALTINDA
Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez, ABD’nin 3 Ocak’ta Venezuela’ya yaptığı askeri müdahalenin, Latin Amerika ve Karayipler bölgesi için “varoluşsal tehdit” anlamına geldiğini belirtti. Rodriguez, Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğu (CELAC) Olağanüstü Dışişleri Bakanları Zirvesinde tüm üyelere “bağımsızlık ve egemenliklerinin esaslarını ortaklaşa savunma” çağrısı yaptı.

KOLOMBİYA CUMHURBAŞKANI: BUNU DİKTATÖRLER BİLE YAPMADI
Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, ABD’nin Venezuela’ya askeri müdahalesine benzer bir şeyi dünya tarihindeki “diktatörlerin” bile yapmadığını belirtti. ABD’nin insanlık tarihinde bir Güney Amerika ülkesinin başkentini bombalayan ilk ülke olduğuna dikkati çekti. “Ne (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu, ne (Nazi diktatör Adolf) Hitler, ne (İspanyol diktatör Francisco) Franco, ne de (Portekizli diktatör Antonio de Oliveira) Salazar bunu yaptı.” dedi.

MADURO HAKİM KARŞISINA ÇIKTI
‘SUÇLU DEĞİLİM HALA ÜLKEMİN BAŞKANIYIM’
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores dün hakim karşısına çıkarıldı. Kelepçeli olduğu görülen Maduro ve eşini duruşmaya götüren helikopter cezaevinden havalandı. Tüm bu görüntüler dakika dakika canlı yayınlandı. New York’ta mahkemeye çıkarılan Nicolas Maduro suçlu olmadığını söyledi. Maduro elleri ve ayakları kelepçeli şekilde duruşma salonuna getirildi. 63 yaşındaki Maduro, ABD’de “uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yapmakla” suçlanıyor. Mahkemede kendisine yönelik suçlamaları reddeden Maduro, bir tercüman aracılığında, “Ben masumum. Suçlu değilim. Dürüst bir insanım. Hala ülkemin başkanıyım” savunmasını yaptı. Maduro’nun eşi Cilia Flores de suçsuz olduğunu söyledi. Maduro’nun bir sonraki duruşma tarihi olarak 17 Mart belirlendi. Maduro, uyuşturucu terörizmi, kokain ithalatı, makineli tüfek ve yıkıcı cihaz bulundurma komplosuyla suçlanıyor. Cilia Flores de, kaçırma ve cinayet emri vermekle ve 2007 yılında uyuşturucu kaçakçıları ile Venezuela Ulusal Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi müdürü arasında bir görüşme ayarlamak için rüşvet almakla suçlanıyor/karar