کارگر

کارگر

İran, Hürmüz Boğazı’ndaki statükoyu değiştiriyor. İran Meclisi’ne gelen yasa tasarısı, bölgedeki siyasi, ekonomik ve askeri dengeleri değiştirecek. Tahran, Boğaz’daki egemenlik haklarını en üst seviyeye çıkarmayı hedefliyor.

İran Parlamentosu Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu tarafından kabul edilen “Hürmüz Boğazı Yönetim Tasarısı”, bölgedeki dengeleri kökten değiştirecek radikal maddeler içeriyor. Tahran Yönetimi, bu hamleyle stratejik su yolundaki hakimiyetini önemli bir eşiğe taşıyabilir. Tasarıda, Boğaz’dan geçen gemilere hizmet verme, ücret alma, bazı ülkelere geçiş yasağı gibi önemli maddeler yer alıyor.

ABD VE İSRAİL’E TAM ENGELLEME

Tasarıdaki en dikkat çekici madde, Hürmüz Boğazı’nın belirli ülkelere tamamen kapatılmasını öngörüyor. Komisyon Üyesi Mücteba Zarei’nin açıklamalarına göre, ABD ve İsrail’e ait gemilerin Boğaz’dan geçişi tamamen yasaklanacak. Bununla da yetinilmeyerek, İran’a karşı tek taraflı yaptırım uygulayan ülkelerin gemilerinin de bu stratejik su yolunu kullanmasına izin verilmeyecek. Bu hamlenin, uluslararası deniz ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bölgede Batı finans kapitalin düzenine büyük bir darbe vuracağı belirtiliyor.


GEÇİŞ ÜCRETLERİ İRAN RİYALİ İLE TAHSİL EDİLECEK
İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini sadece askeri değil, finansal bir enstrümana dönüştürmeyi planlıyor. Yeni tasarı kapsamında:

- Boğaz’dan geçen gemiler için yeni bir harç ve rüsum sistemi kurulacak.

 
- Bu ödemelerin tamamı İran Riyali cinsinden yapılacak.

- Uygulama, İran Silahlı Kuvvetlerinin egemenlik haklarını sahada doğrudan icra etmesini kapsayacak.

Tahran Yönetimi, bu adımla Batı yaptırımları altındaki ulusal para birimine değer kazandırmayı ve “meydandaki askeri kazanımları ekonomik faydaya dönüştürmeyi” amaçlıyor.

BÖLGESEL İŞBİRLİĞİ VE GÜVENLİK MİMARİSİ
Tasarı, sadece kısıtlamaları değil, bölge ülkeleriyle yeni bir hukuki zemin oluşturulmasını da içeriyor. İran, Boğaz’ın diğer kıyıdaşı olan Umman ile işbirliği yaparak yeni bir “hukuki rejim” formüle etmeyi hedefliyor. Proje; güvenlik düzenlemeleri, seyrüsefer güvenliği ve çevre koruma gibi teknik konuları da kapsıyor. İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Rıza Arif’in “Hürmüz Boğazı yönetim sistemi değişti ve bir daha asla eskisi gibi olmayacak.” açıklaması, Tahran’ın bu projeyi geri dönülemez bir devlet politikası olarak gördüğünü teyit ediyor.

ULUSAL GÜVENLİK BÖLGESİ
İran, 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (UNCLOS) taraf olmasına rağmen bu sözleşmeyi meclisinde onaylamadı.

Bu durum, Tahran’ın Boğaz’dan geçiş rejimini “transit geçiş” (hiçbir engelleme olmaksızın geçiş) yerine daha kısıtlayıcı olan “zararsız geçiş” (kıyı devletinin güvenliğini tehdit etmeme şartı) olarak tanımlamasına imkan tanıyor. Yeni yasa ile İran, Boğaz’ı bir “ulusal güvenlik bölgesi” olarak tescil ediyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Türkiye topraklarına İran füzelerinin fırlatıldığına dair haberleri kesin bir dille yalanlayarak bu iddiaların bölge barışını bozmayı hedeflediğini vurguladı.


 İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran füzelerinin Türkiye topraklarına fırlatıldığına dair çıkan haberleri kategorik olarak reddetti. Arakçi, bu iddiaları "tamamen asılsız ve gerçek dışı" olarak nitelendirdi.

Dışişleri Bakanı Arakçi, mevkidaşı Hakan Fidan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, bölge düşmanlarının iki komşu ülke arasındaki barış ve dostluk iklimini etkilemeye yönelik girişimlerine karşı uyarıda bulundu.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik devam eden askeri saldırganlığının sonuçlarını ele alan Arakçi, Tahran'ın iyi komşuluk ilkelerine ve Türkiye'nin ulusal egemenliğine duyduğu saygı ve bağlılığı yineledi.

İran Dışişleri Bakanı, İran'ın Türkiye'ye füze fırlattığı yönündeki iddiaların incelenmesi ve doğrulanması konusunda her türlü iş birliğine tam olarak hazır olduklarını ifade etti.

Fidan ile görüşmesinde Arakçi, uluslararası toplumun okulları, üniversiteleri, enerji altyapısını ve yerleşim alanlarını hedef alan ABD ve İsrail'in suçlarını kınaması gerektiğini vurguladı.

Arakçi, "İran'ın üretim tesislerine saldırı tehdidinde bulunan ABD söylemi, uluslararası hukukun ve insani ilkelerin açıkça hiçe sayılmasıdır ve kriminal bir tehdittir" dedi.

İran Dışişleri Bakanı, ABD ihlallerinin, saldırgan güçlerin bölge halklarının kaynaklarını sömürmesini ve altyapılarını tahrip etmesini engellemek adına tüm devlet ve hükümetlerden kararlı bir yanıt beklediğini belirterek sözlerini tamamladı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin İran, İsrail ve ABD arasında süregelen savaşa dahil olmayacağını defalarca vurgulamıştı. Erdoğan birkaç gün önce yaptığı açıklamada, İsrail'in son olarak İran'ı hedef alan bölgedeki saldırılarının güvenlik gerekçelerinin ötesine geçtiğini teyit etmişti.

Aynı çerçevede Arakçi, Azerbaycanlı mevkidaşı Ceyhun Bayramov ile yaptığı görüşmede, İran'ın bölge ülkelerinde bulunan saldırganlara ait askeri üs ve tesislere karşı savunma önlemleri aldığını belirtti.

Arakçi, Hazar Denizi'ne kıyısı olan devletlerin, Hazar'daki bazı kıyı bölgelerine yönelik son saldırılar karşısında kararlı bir tutum sergilemeleri gerektiğini kaydetti.(Ajanslar)

İran Dışişleri Bakanı, şu anda yaşanan sürecin müzakere değil, yalnızca mesaj alışverişi olduğunu belirterek, ateşkesi yeterli görmediklerini ve savaşın tamamen sona ermesini hedeflediklerini söyledi.

Al Jazeera’ye konuşan İran Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi, “Şu anda yaşananlar müzakere değildir; doğrudan ya da bölgedeki dostlarımız aracılığıyla mesaj alışverişidir” dedi.

Irakçi, daha önce olduğu gibi doğrudan Steve Witkoff’tan mesajlar aldığını belirterek, bunun müzakere anlamına gelmediğini, bu mesajların karşılıklı uyarılar ve görüşler içerdiğini ve aracı ülkeler üzerinden iletildiğini ifade etti.

“ABD’nin 15 teklifine cevap vermedik”

Irakçi, İran’da belirli bir tarafla yürütülen bir müzakerenin söz konusu olmadığını, mesajların Dışişleri Bakanlığı üzerinden iletildiğini ve güvenlik kurumları arasında belirli bir çerçevede iletişim bulunduğunu söyledi. Bu sürecin hükümet ve Milli Güvenlik Konseyi denetiminde yürütüldüğünü belirtti.

İran Dışişleri Bakanı, ABD’nin 15 maddelik teklifine hiçbir cevap verilmediğini vurgulayarak, “Herhangi bir teklif ya da şart sunmadık ve müzakereler konusunda da bir karar almış değiliz. Ancak bizim kendi değerlendirmelerimiz ve şartlarımız nettir” dedi.

“Ateşkese razı değiliz”

Irakçi, “Biz ateşkese razı değiliz; yalnızca İran’da değil, tüm bölgede savaşın tamamen sona ermesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

İran’ın şartlarının; saldırıların tekrar etmeyeceğine dair garanti verilmesi ve savaşın yol açtığı zararların tazmin edilmesini içerdiğini belirtti.

Ayrıca, İran halkının tehdit edilemeyeceğini söyleyen Irakçi, ABD Başkanı’nın İran halkına saygılı bir dil kullanması gerektiğini vurguladı.

Hürmüz mesajı

Irakçi, Hürmüz Boğazı’nın tamamen açık olduğunu ancak yalnızca İran’la savaşan taraflara kapalı olduğunu belirtti.

İran’ın dost ülkelerin gemilerinin güvenli geçişi için gerekli tüm tedbirleri aldığını söyleyen Irakçi, “Hürmüz Boğazı barış yolu olabilir ve bu konudaki düzenlemeler bölge ülkeleriyle ilgilidir” dedi.

“Her türlü kara savaşına hazırız”

İran Dışişleri Bakanı, her türlü kara çatışmasına hazır olduklarını belirterek, “Umarım karşı taraf hesap hatası yapmaz. Biz savaşı başlatmadık, sadece kendimizi savunuyoruz” ifadelerini kullandı.

“Komşulara değil, ABD üslerine saldırıyoruz”

Irakçi son olarak, İran’ın Körfez’deki dost ülkelere saldırmadığını, yalnızca ABD üsleri ve varlıklarını hedef aldığını belirtti.

Gelecekte komşu ülkelerle güvenin yeniden inşasında zorluklar yaşanabileceğini ifade eden Irakçi, buna rağmen bu güvenin tekrar tesis edileceğinden emin olduğunu söyledi.

Pazartesi, 30 Mart 2026 06:24

ABD ve İsrail’de İran saldırı isyanı

Yaşarken fazla hissetmiyoruz.

Ama dünya önemli günlerden geçiyor.

Emperyalizm ciddi bunalımda.

Avrupa yol ayırımında.

İktidarlar sarsılıyor.

ABD-Avrupa ilişkileri kopma noktasında.

Kriz iyice derinleşmiş durumda.

NATO’da oluşan çatlak…

Tamiri giderek zorlaşıyor.

İSYAN
Önce Gazze soykırımı…

Şimdi İran saldırısı…

Batı’da tepkiler yükseliyor.

Gazze için milyonlar meydanlara çıkmıştı.

Şimdi İran için harekete geçtiler.

Dip dalga yükseliyor.

Buna Körfez ülkelerinin sokakları da dahil.

Devrimlerin ayak sesleri hissediliyor.

AMERİKA
Cumartesi günü Amerika ayaktaydı.

50 eyalette…

3 bin şehirde halk meydanlardaydı.

Trump’ın kazandığı eyaletler…

Protestolar oralarda da çok yüksekti.

Gelen bilgiler…

10 milyondan fazla kişi katılmış.

Trump’ın politikalarına…

Gazze soykırımına…

İran saldırısına isyan ettiler.

“No Kings” (Kral yok) dediler.

Trump’ı hapishane kıyafeti ile canlandırdılar.

Genel değerlendirme şu:

“ABD tarihinin en yüksek katılımlı eylemi gerçekleşti.”

İSRAİL
İsrail’de de ortalık ısınıyor.

Savaş karşıtı protestolar yapılıyor.

Amerika ile eş zamanlı eylemler…

Tel Aviv, Kudüs, Hayfa ve diğer şehirler…

“Savaşa hayır” ve “ateşkes şimdi” sloganları atıldı.

“Çocuklarımız sığınaklarda büyüyor.” pankartları açıldı.

İzlenen politikalar eleştirildi.

Parlamento üyesi Ofer Cassif.

Özetle şunları söyledi:

“Yıllardır uyardığımız şey oluyor.

Gazze’de devam eden soykırım…

Batı Şeria’da etnik temizlik…

İran ve Lübnan’da savaş…

İsrail’de faşizm, tüm bunların hepsi birbiriyle bağlantılı.”

Netanyahu Hükümeti sertleşti.

Çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.

Bu protestoları durdurur mu?

Tam tersinin olma olasılığı daha yüksek.

İRAN
İran gelişmeleri yakından izliyor.

ABD ve İsrail’de halkın isyanı…

İran’da da karşılık buldu.

Bir aydır sokakları dolduran İran halkı…

Dün yine meydanlardaydı.

ABD’deki protestoculara selam gönderdi.

CEPHE GENİŞLİYOR
ABD/İsrail’e karşı cephe genişliyor.

İran’a sempati yükseliyor.

Dünya halkları yanında.

Rusya, Çin, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti…

Birçok ülke destek veriyor.

Irak, Yemen, Hizbullah da sahada.

İran cephesi genişliyor.

ABD/İsrail cephesi ise sallanıyor.

Avrupa bile yan çizdi.

Şimdi Körfez ülkeleri ile de sorunlar başladı.

Devamının geleceği çok açık.

BU KADAR CEPHEDE SAVAŞABİLİR Mİ
İsrail, İran’la, Lübnan’la…

Hamas’la, Yemen’le savaşıyor.

Amerika…

İran’da, Doğu Akdeniz’de, Avrupa’da…

Grönland’da, Tayvan’da, Afrika’da…

Çok sayıda yerde cephe açtı.

ABD/İsrail bu kadar cephede savaşabilir mi?

Pek olası görünmüyor.

İran’la savaşı karizmalarını fena çizdi.

Bundan sonra işi çok daha zor.

MEZARLARINI KAZIYORLAR
ABD ve İsrail…

Büyük bir hata yaptılar.

Füzeleri, savaş uçakları…

Çok güvendikleri uçak gemileri…

Hepsinin balonu söndü.

Ölümü göze almış İran halkı karşısında etkisiz kaldı.

Yaptıkları hata emperyalizmin çıkmazı…

Kendi mezarlarını kazıyorlar.

Trump’ın açıklamaları…

Ford uçak gemisinin vurulduğunu itiraf etti.

Sırada Lincoln var.

İşlerin iyi olmadığı yüzüne yansıdı.

Küfre sarılması da çaresizliğinin göstergesi.

İsmet Özçelik

Malatya Kürecik'te tarihi direniş! Emperyalist kuşatmaya karşı bölge halkları tek ses, 'Kürecik İsrail'e kalkan olamaz!'
 
Malatya’da “Direniş Çadırı” grubunun öncülüğünde toplanan vatandaşlar, Kürecik Radar Üssü’ne yürüyerek eylem yaptı. Eylemde, radar üssünün kapatılması ve yabancı askeri unsurların Türkiye’den çıkarılması talebi öne çıktı. Katılımcılar, hükümete ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a yönelik eleştiriler de dile getirdi.

'KÜRECİK KAPANSIN! İSRAİL KÖR OLSUN'

Akçadağ ilçesindeki Kürecik Radar Üssü önüne yürüyen grup, “Kürecik kapansın, İsrail kör olsun”, “Katil ABD, Türkiye’den defol” sloganları attı. Yapılan konuşmalarda, radarın 2012 yılında NATO kararıyla kurulduğu hatırlatılarak şu ifadeler kullanıldı:

“Toprak bizimdir, fakat bu radar bizim değildir. Radarın kontrolü de bizde değildir. ABD’dedir, NATO’dadır. Hükümetimiz tarafından doğru sözlerle yanlış bilgi verilmektedir.”

'İSRAİL’İN GÜVENLİĞİNİ SAĞLIYOR'
 
Açıklamalarda, Kürecik Radar Üssü’nün İsrail’in güvenliği için kullanıldığı ileri sürüldü. Radar verilerinin ABD üzerinden İsrail’e ulaştığı iddia edilerek şu görüşlere yer verildi:

“Bu radarın temel amacı İsrail’in güvenliğini sağlamaktır. Kürecik radarı, İsrail’in kalkanıdır.”

Eylemciler, Türkiye’nin NATO’dan çıkması ve ülkedeki yabancı askeri üslerin kapatılması çağrısı yaptı.

'FİDAN’A VE HÜKÜMETE ELEŞTİRİ'
Grup adına yapılan konuşmada, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın olası bir “İran karşıtı koalisyon” değerlendirmesine tepki gösterildi. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Kurulması gereken koalisyon, anti-İsrail, anti-ABD koalisyonudur. Bu laflardan vazgeçilmelidir.”

Hükümetin radar üssü ve ABD unsurları konusundaki tutumu da eleştirilerek, Türkiye’deki Amerikan faaliyetlerinin sonlandırılması istendi.

EMPERYALİZME KARŞI MÜCADELE
Eylemde ABD ve İsrail’in bölgedeki politikalarına tepki gösterilirken, İran, Filistin, Yemen ve Lübnan’daki direnişlere destek mesajı verildi. Katılımcılar, “Katil İsrail, katil ABD” ve “İş birlikçi olma, direnişçi ol” sloganları eşliğinde Kürecik ve İncirlik üslerinin kapatılması çağrısını yineledi.
Kaynak: Aydinlik

Pazartesi, 30 Mart 2026 06:09

İran asla mağlup olmayacaktır!

"Devlet bir yana, Türkiyeli Müslümanlar olarak yarın çok geç olmadan meydanlara inerek Soykırımcı Siyonistleri ve Çocuk katili ve ırz düşmanı ABD’yi şiddetli protestolar başlamalı, İranlı kardeşlerinin yanında olduğunu haykırmalıdır."


Önce şunu hiç bir zaman unutmayalım; Bu savaşta İran İslam Cumhuriyeti hiç bir durumda mağlup olmayacaktır, mağlup sayılmayacaktır!

İster kaybettiklerinin yanı sıra geride kalan sivil veya asker üst düzey insanlarının tamamını suikastlarla kaybetse de,

Ülkedeki siyasi ve askeri merkezler, yönetim binaları yerle bir edilse de,

Başta uranyum olmak üzere füze üretim tesisleri imha edilse de,

Ve bu arada Hürmüz boğazı gibi bir takım stratejik noktalar işgal edilse de,

İran İslam Cumhuriyeti asla mağlup olmayacaktır, insanlık âlemi her hâlukârda İran’ı galip ve muzaffer ilan edecektir ve bu şeref doğrudan İranlı Müslümanlara ait olacaktır.

Daha da önemlisi, bu savaş nasıl neticelenirse neticelensin Trump ve Netanyahu asla galip olamayacaktır.

Öncelikle insanlık âlemi bu iki iblisi en kısa zamanda alaşağı edecek, bu akıbetten asla kurtulamayacaklar.

Kaldı ki İran için varsaydığımız bu kötü durumların hiç birisi gerçekleşmeden bu kâfir soykırımcılar büyük ihtimalle körfezin bataklığına gömüleceklerdir, ayakları şu anda bu bataklığa gömülmeye başlamıştır bile.

Trump ve Netanyahu ile birlikte körfezdeki piyon krallar da aynı zilletten paylarına düşeni alacaklardır.

Bir gün Amerika ve Siyonistlerin kanlı tırnakları kırılıp mübarek coğrafyamızdan sökülüp atıldığında uşak krallar iyot gibi ortada kalacaklardır.

Gelelim Türkiye’ye, körfezdeki kralların utançtan başlarını kaldıramayacağı bir günde Türkiye tez zamanda kendisine bugünkünden çok daha şerefli bir yer seçmelidir.

Devlet bir yana, Türkiyeli Müslümanlar olarak yarın çok geç olmadan meydanlara inerek Soykırımcı Siyonistleri ve Çocuk katili ve ırz düşmanı ABD’yi şiddetli protestolar başlamalı, İranlı kardeşlerinin yanında olduğunu haykırmalıdır.

Rabbimizden Müslümanları güzel günlere ulaştırması dileğiyle!(Mehmet Göktaş/ Doğru Haber)

‘Bu bizim savaşımız değil’ diyen milyonlar 3 bin 200 noktada eylem yaptı. Kitlesel mitinglerin talebi ‘Savaşı durdur’ oldu. Cumhuriyetçilerin kalesi Teksas’ta yüz binler meydanlarda ‘Savaşa değil sağlığa bütçe’ sloganı attı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarından bıkan Amerikan halkı cumartesi günü sokağa çıktı. İran savaşı, hayat pahalılığı ve Beyaz Saray’ın başına buyrukluğunu protesto eden Amerikalılar, Trump’ın ikinci döneminde üçüncü kez “Krallara Hayır” sloganı altında birleşti. Organizatörlere göre 50 eyalette yaklaşık 3 bin 200 noktada düzenlenen protestolara tam 8 milyon kişi katıldı.


Geçen yıl 14 Haziran’da Trump’ın doğum gününde düzenlenen ilk “Krallara Hayır” buluşmalarında 5 milyon kişi yer almıştı. Ekim ayındaki ikinci dalgaya katılım ise yaklaşık 7 milyon kişi olarak açıklanmıştı.

Üçüncü turda New York, Dallas, Minnesota, Philadelphia ve Washington en büyük mitinglere ev sahipliği yaparken eylemlerin üçte ikisinin büyük kentlerin dışında düzenlenmesi dikkat çekti. Küçük yerleşimlerdeki katılımın, geçen hazirandaki ilk protestolara kıyasla yaklaşık yüzde 40 arttığı ifade edildi.


CUMHURİYETÇİ EYALETLERDEKİ DEĞİŞİM VE SEÇİMLER
Bu bağlamda organizatörler özellikle Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu Idaho, Wyoming, Montana ve Utah gibi eyaletlerde bile Trump karşıtı eylemlere katılımın arttığını duyurdu. Kasım ayında ABD Kongresi’nin yapısını belirleyecek ara seçimler öncesi bu gelişme büyük öneme sahip. Zira Trump hem Senato hem de Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu yitirme tehlikesiyle karşı karşıya.

 
ABD basını Beyaz Saray’a tepkideki bu artışı doğrudan İran savaşı ve ondan kaynaklanan hayat pahalılığı gibi çatışmanın yol açtığı sorunlara bağladı. Son anketler Trump’ın yüzde 36 ile bugüne kadarki en düşük destek seviyesine gerilediğini gösteriyor.


SAVAŞ KARŞITI ÇAĞRIYLA BULUŞTULAR
Organizatörler üçüncü “Krallara Hayır” buluşmalarını “ABD ve İsrail’in İran’ı bombalamasına karşı bir çağrı” olarak tanımlamıştı. Eylemlerde kullanılan dilin önceki dalgalara kıyasla belirgin şekilde sertleştiği görüldü. Organizasyon ekibi, “Trump halka bir zorba gibi hükmetmek istiyor. Ama Amerika ve güç krallara değil halka aittir.” mesajını öne çıkardı.


DE NIRO: TRUMP EN BÜYÜK TEHDİT
Protestocular, demokrasi yanlısı ve savaş karşıtı sloganlar attı, Trump karşıtı pankartlar taşıdı, “Zorbalığa diren”, “Demokrasi istiyorsan kornaya bas” ve “Trump’ı gönder” yazılı dövizler açtı.

Ünlü oyuncu Robert De Niro New York’taki mitingde yaptığı konuşmada kalabalığa şöyle seslendi: “Trump özgürlükler ve güvenlik açısından daha önce hiçbir başkanın oluşturmadığı düzeyde bir tehdittir.”

Amerikan basınının mikrofon uzattığı bir eylemci, “Bu aptalca bir savaş. Kimse bize saldırmıyor. Orada olmamıza gerek yok.” dedi. Bir diğeri, “Trump’a vereceğim tek kredi muhalifleri harekete geçirmesi. Çocuklarımın geleceği için artık sessiz kalamam.” şeklinde konuştu.


SPRINGSTEEN ICE KURBANLARINI ANDI
Minnesota’daki protestolarda öne çıkan konu ise ocak ayında Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) görevlileri tarafından Minneapolis’te vurularak öldürülen iki ABD vatandaşıydı.

Amerikan müziğinin önde gelen isimlerinden Bruce Springsteen etkinlikte “Streets of Philadelphia” şarkısını Minneapolis’e uyarlayarak seslendirdi. Minnesota Valisi Tim Walz ise kalabalığa hitap ederken şu ifadeleri kullandı: “Trump’a karşı direniş ABD’deki iyi olan her şeyin kalbi ve ruhudur.”


MÜDAHALE VE GÖZALTILAR
“Krallara Hayır” protestolarının en sert geçtiği yer, Los Angeles oldu. ABD İç Güvenlik Bakanlığı, federal bir binayı kuşatan yaklaşık bin kişilik gruba müdahale edildiğini duyurdu. Olayda iki polis memurunun beton parçalarıyla yaralandığı bildirildi.

Polis, bazı göstericilerin dağılmaması üzerine müdahale edildiğini ve gözaltılar yapıldığını açıkladı. Kalabalığa karşı zaman zaman göz yaşartıcı gaz da kullanıldı.

 

 

Pazartesi, 30 Mart 2026 05:58

Siyonizm’in İşgal Harekatı

İsrail’in 28 Şubat 2026 tarihli gizli operasyon talimatı, asıl hedefin İran değil tüm bölgeye hâkim olmak olduğunu ve istilanın ABD ile ortak planlandığını ortaya koydu.

Zannedilenin aksine İsrail’in amacının sadece İran’a taarruz etmek olmadığı bir kez daha belgelendi. Siyonizm’in asıl amacının bölgeye hakim olmak olduğu, İsrail’in 28 Şubat 2026 operasyon talimatında açıkça yazıldığı ortaya çıktı. Milli Gazete’nin ulaştığı raporlar, Batı medyasında pazarlanan demokrasi veya İranlı kadınların hakları söylemlerinin koca bir yalandan ibaret olduğunu tescilledi.

Belge, dünya kamuoyundan gizlenen korkunç bir gerçeği daha sarsıcı bir şekilde ispatladı. Hamaney’in suikastıyla başlayan istilayı, İsrail ve ABD birlikte planlayıp başlattı ortaya çıktı

 

“Hamaney’in suikastıyla başlayan istilayı, İsrail ve ABD birlikte planlayıp başlattı. Uzun vadeli bölgesel değişim yaratmak ve İsrail’in stratejik dengesini iyileştirmek” amacıyla, Operasyonlar Direktörlüğü’ne “Aslanın Kükremesi” Operasyonu’nun başlatılması emri verildi.”

İran Sadece Bir Başlangıç

Ele geçirilen dokümanlar, operasyonun sadece İran sınırlarıyla kısıtlı kalmayacağını, dalga dalga tüm İslam coğrafyasına yayılmak istendiğini ispatlıyor. ABD ve İsrail’in ortaklaşa yürüttüğü bu istila hareketi, nükleer tesislerden sivil yerleşim alanlarına kadar her noktayı “meşru hedef” kategorisine sokmuş durumda. Belgede geçen harekat emirleri, bölgedeki Müslümanların geleceğinin nasıl bir tehlike altında olduğunu ve Siyonizm’in durmaya niyetli olmadığını kanıtladı.

ABD ve İsrail Ortadoğu’daki yayılmacı politikasının önünde en büyük engel olarak İran’ı görüyor. Asıl planlama ise ABD’nin Irak işgali öncesinde yaptığı uzmanlar tarafından iddia ediliyor. Irak savaşı sonrası Suriye’nin iç savaşla yıkılması bölgedeki güç dengesinin değiştiğini gözler önüne sermişti. Şimdi ise sıra İran’a geldi. Yapılan planların amacına ulaşabilmesi için İran’ın güçsüzleştirilmesi gerekiyor. Bölgede enerji kaynaklarını ele geçirmek isteyen ABD’ye eşlik eden Siyonist İsrail ise vadedilmiş toprakları işgal etmeyi planlıyor.

milligazete

ABD ve İsrail’in eşzamanlı şekilde İran’a saldırmasıyla başlayan savaşta bir ay geride kaldı. Çatışmalar, 30. günde yeni bir safhaya taşındı. İsrail’in İran’ın sanayi tesislerini hedef almasına karşılık Devrim Muhafızları tarafından fırlatılan balistik füzeler, ülkenin güneyindeki kritik sanayi tesislerini ve kimya fabrikalarını hedef aldı.


Dün İsrail savaş uçaklarının İran’ın çelik fabrikalarını ve sivil nükleer tesislerini bombalamasının ardından, “Ağır bir bedel ödeteceğiz” uyarısı yapan Tahran yönetimi, İsrail’in endüstriyel kalbini hedef aldı.

İran’dan İsrail’e Misilleme Saldırısı
İsrail’in İran’daki altyapı hedeflerine yönelik saldırılarına karşılık olarak, İran Devrim Muhafızları tarafından İsrail’e balistik füze saldırısı düzenlendi. Saldırının İsrail’in güneyindeki hedefleri kapsadığı bildirildi.

Beerşeba’da Sanayi Bölgesi Vuruldu
İran tarafından gerçekleştirilen saldırıda, İsrail’in Beerşeba kenti yakınlarındaki bir sanayi bölgesinin hedef alındığı aktarıldı. Bölgeden yoğun duman yükseldiği bildirildi.

Kimya Fabrikası Hedef Alındı
Al Jazeera kaynaklı bilgilere göre, saldırıda bir kimya fabrikasının vurulduğu belirtildi. Saldırı sonrası bölgede hasar meydana geldiği ifade edildi. Saldırı sonrası oluşan dumanlar kentin her yanından görüldü.

GÖKYÜZÜNÜ KARA DUMANLAR KAPLADI, SİRENLER SUSMADI

İsrail’de yayın yapan Kanal 12 televizyonu, İran’ın misillemesi sonrası ülkenin hem orta hem de güney kesimlerinde peş peşe sirenlerin çaldığını duyurdu. Saldırının hemen ardından Birüssebi yakınlarındaki Neot Hovav endüstri bölgesinde devasa bir yangın patlak verdi.

Hizbullah’tan Kaçtı İran’dan Kaçamadı
İran saldırısının en çarpıcı detayı ise hedef alınan bölgenin stratejik geçmişi oldu. İsrail basınına göre füzelerin hedef aldığı Neot Hovav sanayi bölgesi, ülkenin güneyindeki Necef Çölü’nde bulunan en büyük kimya komplekslerinden biri.

Bu devasa tesis, geçmiş yıllarda Lübnan merkezli Hizbullah’ın olası roket saldırılarından korunmak amacıyla, ülkenin kuzeyindeki Hayfa kentinden daha güvenli kabul edilen güneye (Birüssebi / Berşeva kenti yakınına) taşınmıştı. Ancak Hizbullah füzelerinden kaçırılan bu devasa kimya merkezi, doğrudan İran topraklarından ateşlenen uzun menzilli füzelerin hedefi olmaktan kurtulamadı.

 

İran, ABD Bağlantılı 2 Alüminyum Fabrikasını Vurdu
 
Devrim Muhafızları Ordusu, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn’de ABD ile bağlantılı 2 alüminyum fabrikasını füze ve insansız hava aracı (İHA) ile hedef aldığını duyurdu.

Tesnim Haber Ajansı, Devrim Muhafızları tarafından yapılan yazılı açıklamayı yayımladı. ABD ve İsrail’in, İran’ın sanayi altyapılarını Fars Körfezi’nin güney kıyısındaki ülkelerden hedef aldığı öne sürülen açıklamada, Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı birliklerin, ABD’nin askeri sanayisiyle bağlantılı BAE’de EMAL ve Bahreyn’de Aluminium Bahrain (ALBA) fabrikalar ını füze ve İHA saldırılarıyla hedef aldığı belirtildi.

Açıklamada, dünyanın en uzun alüminyum üretim hattına sahip olan ve 1,3 milyon ton üretim kapasitesi bulunan EMAL fabrikası ile Amerikan şirketlerinin yatırım ve ortaklığına sahip ALBA alüminyum fabrikasının ABD’nin askeri sanayi üretiminde önemli rol oynadığı kaydedildi.

Birden Fazla Kente Saldırı

İran’ın saldırılar kapsamında İsrail’in güneyi ile birlikte Dimona, Beerşeba ve Tel Aviv’e yönelik en az 3 roket saldırısı gerçekleştirdiği bildirildi.

ABD Başkanı Trump…
İran yalanlasa da…

Sürekli İran’la görüştüklerini söylüyor.

Özetle, “Önemli konularda anlaştık.

İran nükleer silah yapmayacak.

Bunun garantisini veriyor” diyor.

Açıklaması komik.

İran ne zaman “nükleer silah yapacağım” dedi ki?

Umman’da başlayan…

Cenevre’de devam eden…

Viyana’da yapılması planlanan…

Ancak ABD/İsrail’in saldırısı nedeniyle kesilen müzakerelerde bu konuda önemli bir aşama kaydedilmemiş miydi?

Uranyumun zenginleştirme oranı bile konuşulmamış mıydı?

TRUMP’IN SÖYLEDİĞİ
Peki Trump neden yalan söylüyor?

İran’a mesaj vermeye çalışıyor?

Genel değerlendirme şöyle:

“Zor durumdayım.

Bir an önce ateşkese gidelim.

Ama bana da onurlu (!) bir çıkış verin.

Bir başka deyişle yalvarıyor.

İran’da zafer kazanıyoruz ifadeleri…

Tamamen ABD iç kamuoyuna yönelik.”

İRAN’DAN NET YANIT
İran, ABD ile görüşmediklerini…

Her düzeyde açıkladı.

En son Dışişleri Bakanı Erakçi özetle şunları söyledi:

“Düşman ülkeyi bölmek, isyan çıkarmak istedi.

Ancak başarısız oldu.

Şu anda müzakere diye konuşmaları…

Yenilgiyi itiraf etmektir.

‘Kayıtsız şartsız teslimiyet’ demiyorlar mıydı?

Öyleyse neden çabalıyorlar.

Müzakere için seferber oldular.

Bölgedeki birçok dışişleri bakanı…

Tahran’la temasa geçti.

Ancak İran’ın tutumu ilkesel ve sağlamdır.

Şu ana kadar herhangi bir müzakere yapılmamıştır.

Garantisiz ateşkes…

Savaşı tekrarlayan kısır bir döngüdür.

Şu anki politikamız direnişi sürdürmektir.”

YENİ FÜZELER
ABD, İran’ın füzelerini gündeme getiriyor.

Üretiminin durmasını…

Menzilinin 300 km ile sınırlanmasını istiyor.

İran ise tam tersini yaptı.

Bombalar altında yeni füzelerini sergiledi.

Yetinmedi ABD gemilerine fırlattı.

HÜRMÜZ BOĞAZI
ABD şimdi Hürmüz Boğazı’na odaklanmış gibi.

Hatta bir kara harekâtından söz ediyor.

Meclis Başkanı Kalibaf net konuştu:

“İran’ın düşmanları, bölge ülkelerinden birinin desteğiyle İran adalarından birini işgal girişiminde bulunmaya hazırlanıyor. Bir adım atarlarsa, o bölge ülkesinin tüm hayati altyapıları sınırsız bir şekilde hedef alınacaktır.”

Üst düzey yetkili Mohsen Rezai.

O da meydan okudu:

“Amerikalı askerler İsrail için ölmek mi istiyor? Bekliyoruz. En güçlü oldukları hava kuvvetlerinden bir sonuç alamamışlarken; kara harekâtından ne bekliyorlar?”

PAKİSTAN SAVUNMA BAKANI
Hürmüz Boğazı…

İran ve Umman’ın karasularında yer alıyor.

İran’ın egemenliği söz konusu.

Çin, Rusya, Hindistan, Irak, Pakistan’a açık.

Pakistan Savunma Bakanı…

Gelinen durumu şöyle özetledi:

“Savaşın hedefi Hürmüz Boğazı’nı açmaya dönüştü.

Oysa bu boğaz savaştan önce açıktı.”

ABD Hürmüz krizini çözmek istiyorsa…

Yapacağı iş çok basit.

Savaş gemilerini bölgeden çekerse…

Saldırılarını durdurursa…

Hürmüz Boğazı normale döner.

İRAN’IN ŞARTLARI
ABD sürekli bilgi sızdırıyor…

Şartlarını sıralıyor.

Pazarlık masasına oturma çabası.

Ama bugün konuşulması gereken ABD’nin talepleri değil.

İran’ın istekleri.

Onlar da ana hatlarıyla şunlar:

-Saldırılar için İran’a tazminat ödenmesi

-ABD’nin bölgedeki tüm üslerini kapatması

-Tüm yaptırımların kaldırılması

-ABD ve İsrail’den saldırmazlık garantisi

-Hürmüz Boğazı’nın statüsünün yeniden düzenlenmesi.

-Hizbullah’a karşı saldırıların sona erdirilmesi

Bundan sonrası İran’ın değil…

İsmet Özçelik

ABD’nin sorunu.