کارگر
İran, ABD'nin itibarını yerle bir etti! Ford Uçak Gemisi tamir için Girit'te demirledi
ABD'nin çok güvendiği uçak gemisi USS Gerald R. Ford, İran'ın operasyonları sonrası Girit'e çekilme durumunda kaldı. Geminin Girit'te tamir edileceği belirtildi
ABD'nin İran'a saldırmak için Batı Asya'ya yaptığı yığınağın en önemli parçalarından olan USS Gerald R. Ford uçak gemisi ağır hasar sonucunda bölgeden çekildi. Gemi onarım için Girit’teki Suda Üssü’ne ulaştı.
Kızıldeniz'de seyreden uçak gemisinin çamaşırhanesinde çıkan yangında 2 kişinin hafif yaralandığı açıklanmıştı.
ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığına bağlı 5. Filo'dan 12 Mart'ta yapılan açıklamada, USS Gerald R. Ford'un çamaşırhane bölümünde teknik bir arızadan kaynaklanan yangın çıktığı duyurulmuştu.
GEMİDEKİ YANGIN 30 SAAT SÜRDÜ
İran Silahlı Kuvvetlerinin misillemeleri yürüten birimi Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahı'ndan 16 Mart'ta yapılan yazılı açıklamada ise Suudi Arabistan'ın Cidde Limanı yakınlarına gelen ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford'un tehdit oluşturduğu, Kızıldeniz'deki tüm lojistik ve hizmet merkezlerinin artık İran Silahlı Kuvvetleri için meşru hedefler olarak kabul edildiği ifade edilmişti.
The New York Times gazetesi, "gemideki yangının 30 saatten fazla sürdüğü" iddiasında bulunmuştu. Haberde, yangında, yatakları hasar alan 600'den fazla denizci ve mürettebatın o günden beri yerde ve masaların üstünde uyuduğu belirtilmişti.
Amerikalı Analist: Hürmüz Boğazı’nın Gücü…
Amerikalı analist Edward Fishman, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı birkaç hafta kapatma tehdidi sayesinde, JCPOA (İran Nükleer Anlaşması) kapsamında elde ettiği tüm imtiyazlardan daha fazlasını kazandığını ifade etti.
Dün Barak Ravid, ABD Hazine Bakanı’nın açıklamalarına tepki olarak şunları yazdı: ABD, İran’ın yaklaşık 14 milyar dolarlık petrol geliri elde etmesine izin veriyor. Bu, Washington’dan Tahran’a verilen büyük bir mali tavizdir ve tüm bunlar, İran’a karşı yürütülen savaşın ortasında gerçekleşmektedir.
Scott Bessent ise daha önce yaptığı açıklamada, İran’a ait 140 milyon varillik yüzer petrol stokuna uygulanan yaptırımların kaldırıldığını ve bunun petrol fiyatlarını düşürmek amacıyla İran petrolünün kullanılmasını sağlamak için yapıldığını söylemişti.
Artık yalnızca ABD’nin petrol fiyatlarını düşürmek için İran petrolüne yönelmesi değil, aynı zamanda farklı medya kuruluşlarının da İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden elde ettiği petrol ve transit gelirlerini hesaplamaya başlaması dikkat çekmektedir.
Hürmüz’ün faturası kabarıyor
Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin durması nedeniyle enerji krizinin faturası ağırlaşıyor. ABD’li finans devi Goldman Sachs, krizi ‘tarihin en büyük petrol arz şoku’ olarak tanımladı. Birçok ülke, evden çalışma ve yakıt limiti gibi uygulamaları hayata geçirmeye başladı.
Dünyanın petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarikinin yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda trafiğin durması, arz sıkıntılarını büyütmeye devam ediyor. ABD’li finans kuruluşu Goldman Sachs’ın, “tarihin en büyük petrol arz şoku” olarak tanımladığı kriz nedeniyle piyasalarda ve dünya basınında tedirginlik yükseliyor. Petrol ve akaryakıt stokları tükenen ülkeler, çeşitli tedbirlere başvuruyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (UEA), hükümetlere petrol krizine karşın toplu taşıma kullanımını yaygınlaştırma ve evden çalışma düzeni gibi önlemler tavsiye etti. Slovenya, Avustralya gibi ülkelerde akaryakıt stoku kalmadı. Slovenya, benzin istasyonlarında yakıt kalmaması nedeniyle insanların satın alabileceği haftalık yakıt miktarını 30 litre ile sınırladı.
TİCARİ KULLANIM KISILDI
Hindistan’ın ithal gaz akışı darbe aldı. LNG’sinin yüzde 80-85’ini Körfez’den tedarik eden Hindistan, evsel kullanımı korumak için ticari kotayı kıstı.
Mısır, haftada bir gün evden çalışma ve AVM’lerin erken kapatılması sistemine geçti.
FİRMALAR ÇARŞAMBA GÜNLERİ KAPALI OLACAK
Nepal’de yemek pişirme gazı için uzun kuyruklar oluştu ve gaz için karne uygulamasına geçildi. Sri Lanka’da yakıt tasarrufu için firmalara çarşamba günleri kapalı kalmaları çağrısında bulunuldu.
ÇEVRİMİÇİ EĞİTİME GEÇİLDİ
Pakistan’da okullar kapatıldı ve üniversiteler çevrimiçi eğitime geçti. 2025 yılında toplam LNG ithalatının yüzde 99’unu Katar’dan yapan Pakistan, sorun yaşayan ülkelerin başında geliyor.
Tasarruf için iş gününü dörde indiren Filipinler, hükümet yetkililerinin “resmi seyahatlerini yalnızca zorunlu görevlerle sınırlamaları” gerektiğini duyurdu.
Tayland hükümeti, çoğu devlet kurumundaki personele evden çalışma talimatı verirken, Vietnam da şirketleri uzaktan çalışmayı teşvik etmeye ve halkı araç paylaşımına veya bisiklet kullanımına öncelik vermeye çağırdı.
ABD’DE İLK KURBAN UZUN YOL ŞOFÖRLERİ
Amerika’da da uzun yol kamyon şoförleri akaryakıttaki fiyat artışlarının ilk kurbanları oldu. Uzmanlar bu durumun yakında tüm ekonomide hissedileceğini belirtiyor. The Wall Street Journal’in haberine göre uzun yol kamyon şoförleri, geçen hafta dizel yakıta yaklaşık bin 800 dolar harcadı. Bu tutar, İran’a saldırılar başlamadan önceki maliyetlerden yaklaşık yüzde 40 daha fazla.
ABD’de genelinde ortalama bir galon dizelin fiyatı 5,20 doları aşarak bir ay öncesine göre yaklaşık yüzde 40 pahalanmış oldu. Ekonomistlere göre, uzun bir süre boyunca yüksek dizel fiyatları, daha geniş tedarik zincirine yayılacak ve şirketlerin nihayetinde tüketim mallarının fiyatlarını artırmasına yol açabilir.
‘GEÇMİŞ TÜM KRİZLERİN TOPLAMINA EŞDEĞER’
Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) Başkanı Fatih Birol da Avustralya Ulusal Basın Kulübü’nde yaptığı açıklamada, savaş nedeniyle dokuz ülkedeki 40’tan fazla enerji tesisinin “ciddi veya çok ciddi” hasar gördüğünü ve bunun da çatışma sona erdikten sonra da küresel tedarik zincirlerindeki aksamaları uzatabileceğini söyledi. Birol, mevcut aksaklıkların etkisinin, 1970’lerdeki iki büyük petrol krizi ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra yaşanan 2022 doğal gaz krizinin “hepsinin bir araya getirilmesiyle” eşdeğer olduğunu söyledi.
İran’dan Trump’a Sert Yanıt: ABD Geri Çekildi
İran, Trump’ın “verimli görüşme” iddiasının asılsız ve hiçbir temasın kurulmadığını açıkladı.
İran Dışişleri Bakanlığı, ABD Başkanı Donald Trump’ın "verimli görüşmeler yaptık" iddiasını kesin bir dille yalanlayarak, iki ülke arasında ne doğrudan ne de dolaylı bir temasın olmadığını duyurdu.
ABD Başkanı Donald Trump’ın diplomasi iddialarına Tahran’dan sert bir yanıt geldi. İran Dışişleri Bakanlığı ve resmi haber ajansı FARS aracılığıyla kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, Tahran yönetimi ateşkes ve diyalog iddialarına son noktayı koydu. ABD kanadından gelen olumlu mesajların, askeri planlara zaman kazandırmak ve düşen enerji fiyatlarını kontrol altında tutmak için kurgulanan bir strateji olduğunu belirten İranlı yetkililer, bölgesel arabulucuların girişimlerine rağmen asıl muhatabın Washington olduğunu vurguladı.
Aydınlık'ın yer verdiği habere göre; üst düzey güvenlik kaynakları, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin ancak İran’ın savunma haklarının tam olarak tesis edilmesiyle son bulacağını hatırlatarak, Washington’un "diplomatik başarı" söylemlerinin sahadaki askeri gerçeklik karşısında bir geri adım olduğu vurgulandı.
TRUMP NEDEN GERİ ADIM ATTI?
İranlı yetkililere göre, Trump’ın enerji altyapısına saldırı planını 5 gün ertelemesinin arkasında "diyalog" değil, Batı Asya’daki tüm enerji santrallerinin hedef alınacağına dair duyulan derin endişe yatıyor. Haberde, İran’ın askeri tehditlerinin ciddiyetinin kavranmasıyla birlikte, ABD’nin hayati altyapılara saldırı planından vazgeçmek zorunda kaldığı belirtildi. Ayrıca küresel finans piyasalarındaki baskı ve Batı dünyasında artan tahvil risklerinin, Washington’ı askeri operasyonu askıya almaya zorlayan diğer önemli faktörler olduğu vurgulandı.
‘5 GÜNLÜK ÜLTİMATOM SUÇ PROGRAMININ DEVAMIDIR’
Tahran yönetimi, Trump’ın "5 günlük erteleme" kararını bir barış sinyali olarak değil, İran halkına karşı işlenen suçların bir parçası ve stratejik bir oyalama süreci olarak değerlendiriyor. Güvenlik kaynakları, bu sürenin herhangi bir müzakereye zemin hazırlamayacağını, aksine İran’ın ülkeyi geniş çapta savunmaya ve saldırganlığa gereken karşılığı vermeye devam edeceğini bildirdi.
HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA TAVİZ YOK
Haberde dikkat çeken en kritik nokta ise Hürmüz Boğazı’nın statüsüne dair yapılan açıklama oldu. FARS’ın geçtiği bilgilere göre, ABD’nin baskı ve iddialarına rağmen Hürmüz Boğazı’ndaki koşulların savaş öncesi duruma dönmeyeceği net bir şekilde ifade edildi. İran, bölgedeki güvensizliğin sorumlusu olarak gördüğü "Siyonist rejim ve ABD"ye karşı savunma hattını korumakta kararlı görünüyor.
İsrail'in Nükleer Kalbi Füzelerle Vuruldu;Onlarca Yaralı Var
İran’ın İsrail’in Dimona kentine düzenlediği füze operasyonunda en az 20 kişi yaralanırken, bir binada çökme meydana geldi ve bölgede arama kurtarma çalışmaları başlatıldı.
İran’ın ABD-İsrail saldırılarına yönelik misillemeleri sürerken, İran tarafından İsrail’in güneyindeki Dimona kentine füze saldırısı gerçekleştirildi.
İran, İsrail'in güneyinde yer alan Dimona Nükleer Santrali'ni hedef aldı. Dimona kentine yönelik operasyonda çok sayıda bina çökerken onlarca yaralı olduğu öğrenildi. İran Devrim Muhafızları Komutanı Mecid Musevi, saldırıya ilişkin yapılan açıklamada "İsrail semalarında İran’ın füze üstünlüğünü ilan ediyorum” dedi.
DİMONA’YA FÜZE SALDIRISI
Gerçekleştirilen saldırının ardından bölgede büyük panik yaşanırken, İsrail’in güneyinde yer alan Dimona kenti hedef alındı.
YARALILAR VE HASAR
İsrail ulusal acil durum servisi Magen David Adom, olayda en az 20 kişinin yaralandığını açıkladı. İsrail basınında yer alan haberlerde ise saldırı sonucunda bir binada çökme meydana geldiği belirtildi.
ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
Yetkililer, itfaiye ve kurtarma ekiplerinin bölgede çalışmalarını sürdürdüğünü bildirdi. Olası yeni risklere karşı çevrede güvenlik önlemleri artırıldı.
İran’dan İsrail’e Sert Darbe; Demir Kubbe Delik Deşik!
İran tarafından İsrail'e yapılan misilleme saldırı kapsamında Dimona ve Arad bölgeleri füzelerle vuruldu. Yapılan saldırılarda Demir kubbe işlevsiz kaldı çok büyük yıkımlar yaşandı.
İsrail’in güneyinde gece boyunca sirenler susmadı. Patlamalar peş peşe geldi. İran’ın misilleme saldırıları bu kez daha sert hissedildi. Arad ve Dimona’da yaşananlar, Demir Kubbe tartışmasını beraberinde getirdi. Sığınaklara inen binlerce kişi geceyi panik içinde geçiriyor, Bir diğer yandan İsrail de eğitime 2 gün ara verildi.İsrailli kaynaklar, İran’ın önce Dimona’yı ardından Arad kentini hedef aldığını açıkladı. Kentte art arda yaşanan şiddetli patlamalar sonrası sağlık ekiplerinin bölgeye sevk edildiği aktarıldı.
Milli gazetede yer alan habere göre işgalci İsrail ordusu, füze parçalarının bazı noktalara düştüğünü açıklarken, 450 kilogramlık bir füzenin doğrudan isabet ettiği kaydedildi. Patlamaların etkisi geniş bir alana yayıldı, birçok noktada hasar oluştu. Bölgeden gelen görüntülerde binaların ağır hasar aldığı ve enkaz alanlarının oluştuğu görüldü. Arama kurtarma ekiplerinin zamana karşı yarıştığı ifade edildi.
CAN KAYBI ARTIYOR, YARALI SAYISI 100’Ü GEÇTİ
İsrail basını saldırılarda 6 kişinin hayatını kaybettiğini, 100’den fazla kişinin yaralandığını duyurdu. Yaralılardan bazılarının durumunun ağır olduğu belirtildi. Hastanelerde yoğunluk yaşandığı, acil servislerin dolduğu aktarıldı.
Dimona’daki saldırıda ise 51 kişinin yaralandığı kaydedildi. İsrail’e ait hava savunma sistemlerinin bir balistik füzeyi engelleyememesi sonucu patlamanın yaşandığı bildirildi. Yaralıların çeşitli hastanelerde tedavi altına alındığı ifade edildi.
Savaş uzun sürecek gibi herkes hesabını ona göre yapmalı
ABD/İsrail’in İran’a saldırısı…
Sonrasında yaşananlar…
ABD için çıkmaz sokak.
Karizmayı fena çizdirdi.
Trump yönetimi durumu kurtarma çabasında.
Ama işi kolay değil.
Her hamlesi biraz daha batırıyor.
Ekibi de durumun farkında.
Önümüzdeki günlerde neler olacak?
Kimse kestiremiyor.
Ama gelen itiraflar can yakacak cinsten.
CHARLIE KIRK
Charlie Kirk…
Amerikalı muhafazakâr aktivist.
10 Eylül 2025’te suikasta uğradı.
Kim, neden yaptı?
Soruşturma tıkandı.
Ancak yeni bir durum ortaya çıktı.
ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi.
11 Eylül’den sonra kuruldu.
En kritik bilgilerin toplandığı yer.
Direktörü Joe Kent.
Trump’ın ekibindeydi, istifa etti.
İran’a saldırıya karşı çıktı.
Gerekçelerine inanmadı.
Sadece bununla da kalmadı.
Yeni bilgiler paylaştı.
‘SAVAŞA ENGEL OL’
Kent şunları söyledi:
“Charlie Kirk’ü son gördüğümde…
Beyaz Saray’ın Batı Kanadı’ndaydık.
Gözlerimin içine bakarak…
‘Joe, İran’la savaşa girmemize engel ol’ dedi.
Trump’a yakın bir isim…
İran’la savaşa girilmemesini…
İsrail’le ilişkilerin gözden geçirilmesini savunuyordu.
Sonra herkesin gözü önünde suikasta uğradı.
Bu konuda soru sormamıza izin verilmedi.
Yürüttüğümüz soruşturma engellendi.
Arka planda…
Açıklanamayan çok fazla karanlık nokta var.
Charlie’nin İsrail yanlısı bağışçılardan yoğun baskı gördüğünü biliyoruz.”
Her şey çok açık değil mi?
YANLIŞA YANLIŞ EKLENİYOR
Şubat 10-12 arasında…
Tahran’da yaptığımız sohbetler…
İranlı yetkililer net konuşuyordu:
“Görüşmeleri sürdürüyoruz.
Ama ellerimiz tetikte.
ABD/İsrail saldırısına göre hazırlıklıyız.
Savaşı biz başlatmadık.
Ama biz bitireceğiz.”
Gidişat da bunu gösteriyor.
Savaş uzun sürecek gibi.
Bazı bilim insanları için şu ifade kullanılır:
“Bilim insanları bir yanlışa saptı mı…
Onları döndürmek çok zordur.”
Bu Trump gibi siyasetçiler için de geçerli.
Trump paçayı kurtarmak için çırpınıyor.
Yanlışa yeni yanlışlar ekliyor.
SAVAŞ NE KADAR SÜRER
Dünya diken üzerinde…
ABD ve İsrail iyice sıkıştı.
Çılgınlık yapabilirler mi?
Bu savaşı daha da uzatır mı?
“Savaş ne kadar sürecek.” sorusuna yanıt aranıyor.
Hatam-ül Enbiya …
İran Devrim Muhafızları ve İran Ordusu’nun ortak karargâhı…
Karargah sözcüsünün açıklaması…
Çok dikkat çekici.
Özetle şunları söyledi:
“Yaslıyız ama yorgun değiliz.
Yaslarımız, sizi ezmek için bize itici güçtür.
Yenilginizin yolunu öğrendik ve o da direniştir.
Güç dengesindeki değişim…
Şimdi size ölüm sirenleri şeklinde ulaşıyor.
Bu savaş, saldırganlık seçeneği canilerin gündeminden ve stratejisinden çıkarılana kadar devam edecektir.”
TÜRKİYE AÇISINDAN
Savaşın seyri Türkiye açısından da önemli.
Ekonomimiz kırılgan.
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek…
Savaşın uzun sürmesinden endişeli.
“Bir iki ay sürerse etkilerini yönetip daha yönetilebilir görüyoruz. Ama tabii uzun süre sürerse dezenflasyon programına etkileri cari açığı etkileri tabii ki takdir edersiniz dünya ile birlikte Türkiye’de de bir miktar olumsuz olma riski var.” dedi.
Peki etkisi nasıl olacak?
İşte orası tartışmalı…
Mevcut neoliberal politikalarla çıkış zor.
İsmet Özçelik
Hürmüz’de 48 Saatlik Kriz:Trump Tehdit Etti, İran Rest Çekti
ABD Başkanı Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın açılmadığı takdirde İran'ın elektrik santrallerini hedef alınacağına ilişkin tehdidine sert yanıt geldi. Hatemü'l-Enbiya Karargâhı Sözcüsü, bunun yaşanması halinde yapacaklarını maddeler halinde açıkldi
İran Hatemü'ül-Enbiya Merkez Karargâhı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nın açılmadığı takdirde İran'ın elektrik santrallerini hedef alacakların yönündeki tehdide yanıt verdi.
Sözcü Zülfikari, yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı'nın henüz "tamamen" kapalı olmadığını sadece düşman gemilere kapalı olduğunu yineledi.
İRAN ABD'YE NASIL YANIT VERECEK?
Sözcü ABD'nin santralleri hedef alması halinde İran'ın yapacaklarını dört madde halinde açıkladı. Açıklamaya göre İran, ABD'ye şu şekilde yanıt verecek:
"1. Hürmüz Boğazı tamamen kapatılacak ve bizim hasar gören elektrik santrallerimiz yeniden inşa edilene kadar bu boğaz açılmayacaktır.
"2. Siyonist rejimin tüm elektrik santralleri, enerji altyapıları ve bilgi teknolojileri (ICT) geniş çapta hedef alınacaktır.
"3. Bölgede Amerikan hissedarı bulunan tüm benzer şirketler tamamen imha edilecektir.
"4. Amerikan üssüne ev sahipliği yapan bölge ülkelerinin elektrik santralleri meşru hedefimiz olacaktır."
HÜRMÜZ 'TAMAMEN' KAPALI DEĞİL
Hatemü'l-Enbiya Merkez Karargâhı Sözcüsü İbrahim Zülfikari'nin açıklaması tam olarak şu şekilde:
"Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla
"'Ey iman edenler! Toplu bir halde kâfirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arkanızı dönmeyin.' (Enfal Suresi, 15)
"ABD'nin terörist başkanı, saldırgan davranışlarını ve küresel güvensizlik yaratmasını sürdürerek, eğer İran Hürmüz Boğazı'nı açmazsa İran'ın elektrik santrallerini hedef almakla tehdit etti.
"Defalarca söyledik, Hürmüz Boğazı sadece düşmana ve zararlı geçişlere kapalıdır ve henüz tamamen kapatılmamıştır, akıllı kontrolümüz altındadır ve zararsız geçişler, güvenliğimizi ve çıkarlarımızı sağlayan belirli kurallar çerçevesinde yapılmaktadır.
SALDIRI OLURSA BOĞAZ TAMAMEN KAPATILACAK
"Ancak ABD'nin İran'ın elektrik santralleri hakkındaki tehditlerini eyleme dökmesi halinde, aşağıdaki cezai işlemler derhal gerçekleştirilecektir:
"1. Hürmüz Boğazı tamamen kapatılacak ve bizim hasar gören elektrik santrallerimiz yeniden inşa edilene kadar bu boğaz açılmayacaktır.
"2. Siyonist rejimin tüm elektrik santralleri, enerji altyapıları ve bilgi teknolojileri (ICT) geniş çapta hedef alınacaktır.
"3. Bölgede Amerikan hissedarı bulunan tüm benzer şirketler tamamen imha edilecektir.
"4. Amerikan üssüne ev sahipliği yapan bölge ülkelerinin elektrik santralleri meşru hedefimiz olacaktır.
'OPERASYONLARIN DEVAMINI HİÇBİR ŞEY ENGELLEYEMEYECEK'
"Batı Asya bölgesinde ABD'nin tüm ekonomik çıkarlarını tamamen yok etme amacına yönelik büyük cihat için her şey hazırdır.
"Savaşı başlatan biz olmadık ve şimdi de başlatan olmayacağız. Ancak eğer düşman elektrik santrallerimize zarar verirse, ülkemizi ve milletimizin çıkarlarını savunmak için her türlü eylemi gerçekleştireceğiz ve belirtilen hedeflerin durdurulmaksızın imha süreci başlayacaktır. Bölgedeki ABD ve müttefiklerinin enerji, petrol ve sanayi altyapılarını imha operasyonlarımızın devamını hiçbir şey engelleyemeyecektir."
İran İstihbaratı Mossad Subaylarının Gizli Sığınaklarına Kadar Ulaştı
Devrim Muhafızları’nın uzun menzilli füzelerinin, İsrail’in savunma sistemlerini aşarak işgal altındaki toprakların derinliklerinde Mossad ve Aman subaylarının gizli noktalarını hedef aldığı öne sürüldü.
Son günlerde Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri’ne ait uzun menzilli füzeler, işgal altındaki toprakların hava sahasını yoğun şekilde hedef aldı. Gelişmiş savunma sistemlerini aştığı belirtilen bu füzelerin, önceden belirlenen hedefleri yüksek hassasiyetle vurduğu ifade edildi.
Haberde, bu koordineli saldırıların İran İstihbarat Bakanlığı’ndan elde edilen verilerle gerçekleştirildiği ve Mossad ile Aman (İsrail ordusunun askeri istihbarat birimi) bünyesindeki bazı üst düzey subayların ikamet ve toplanma noktalarının hedef alındığı iddia edildi.
Birkaç gün önce gerçekleştirildiği belirtilen önemli saldırılardan birinde, kimliği açıklanmayan üst düzey bir Mossad subayının yaşadığı özel bir bölgenin hedef alındığı öne sürüldü. Güvenlik kaynaklarına göre bu kişinin ABD doğumlu olduğu, Amerikan pasaportuna sahip bulunduğu ve geçmişte çeşitli operasyonlarda yer aldığı iddia edildi.
Söz konusu kişinin; 2004 yılında Suriye’de silah uzmanlarını taşıyan bir trenin bombalanması, 2010’da Birleşik Arap Emirlikleri’nde Filistinli komutanlara yönelik suikastlar ve İran’ın nükleer programına karşı sabotaj faaliyetleri gibi olaylarla ilişkilendirildiği ileri sürüldü. Ayrıca bu kişinin daha önce sahte pasaport kullanımı nedeniyle Yeni Zelanda polisi tarafından arandığı belirtildi. İran İstihbarat Bakanlığı’nın sağladığı gizli veriler sayesinde kimliğinin tespit edildiği ve bulunduğu yerin hedef alındığı ifade edildi.
Operasyonun devamında, “Hayberşiken” adlı füzenin, İsrail ordusu subaylarının yaşadığı bir bölge olarak bilinen “Nesiyona”yı hedef aldığı bildirildi. Bu saldırıda, “Charona” ve “Yusuf” isimli, çifte vatandaşlığa sahip olduğu belirtilen bir istihbarat çiftinin evinin nokta atışıyla vurulduğu öne sürüldü.
Habere göre Charona, Aman bünyesinde görev yapan üst düzey bir istihbarat subayı olup, istihbarat personeline Farsça eğitimi verilmesi, İranlı nükleer bilim insanlarının tespiti ve Devrim Muhafızları ile bağlantılı kurumlara yönelik yaptırımların takibi gibi görevlerden sorumluydu. Eşi Yusuf’un ise Mossad’ın İran masasında görevli olduğu, bu servisin Farsça sayfasını yönettiği ve İran’daki iç karışıklıkların planlanmasındaki rolü nedeniyle takdir edildiği iddia edildi.
Haberde ayrıca, bu kişilerin kimlikleri ve bağlantılı oldukları ağın daha önce İran İstihbarat Bakanlığı tarafından ifşa edildiği ve işgal altındaki topraklardan elde edilen görüntülerin, söz konusu yerlerin İran’ın hedef listesinde bulunduğunu doğruladığı öne sürüldü.
Imam Seyyid Mücteba Hamanei’nin Nevruz mesajı
"Türkiye ve Umman gibi dost ülkelerde gerçekleşen bazı saldırıların İran veya direniş güçleriyle ilgisi olmadığını, bunların düşman tarafından gerçekleştirilen “sahte bayrak” operasyonları olabileceğini vurgulamak isterim."
İslam Devrimi Lideri Imam Seyyid Mücteba Hamanei’nin İran tarihinde 1405 (güneş) yılının başlangıcı dolayısıyla yayımladığı Nevruz mesajı kamuoyuna sunuldu.
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla
Ey kalpleri ve gözleri evirip çeviren, ey geceyi ve gündüzü düzenleyen, ey yılları ve hâlleri değiştiren; bizim hâlimizi en güzel hâle çevir.
Bu yıl maneviyatın baharı ile tabiatın baharı, yani mübarek Ramazan Bayramı ile kadim Nevruz Bayramı aynı döneme denk gelmiştir. Bu vesileyle bu iki dinî ve millî bayramı aziz milletimizin tüm fertlerine tebrik ediyorum; özellikle Ramazan Bayramı’nı tüm Müslümanlara kutluyorum. Ayrıca İslam mücahitlerinin elde ettiği önemli zaferler dolayısıyla da herkesi tebrik ederim. Bunun yanı sıra, Haziran ayındaki ikinci dayatılmış savaş, Ocak ayındaki darbe girişimi, üçüncü dayatılmış savaş ile güvenlik, sınır koruma ve isimsiz kahramanlar dâhil olmak üzere tüm şehitlerin ailelerine ve yakınlarına taziyelerimi sunuyorum.
1405 güneş yılının (miladi 2026) başlaması münasebetiyle bazı hususları arz etmek istiyorum.
Öncelikle geçen yılın bazı önemli olaylarına kısaca değineceğim. Geçtiğimiz yıl halkımız üç askerî ve güvenlik savaşı yaşadı. Birinci savaş, Haziran ayında gerçekleşti; siyonist düşman, ABD’nin özel desteğiyle ve müzakereler sürerken, alçakça bir saldırıyla ülkemizin en seçkin komutanlarından ve bilim insanlarından bazılarını ve ardından yaklaşık 1000 vatandaşımızı şehit etti. Düşman büyük bir hesap hatası yaparak, bir-iki gün içinde halkın İslamî sistemi devireceğini sanıyordu. Ancak sizin bilinçli duruşunuz, İslam mücahitlerinin eşsiz kahramanlığı ve fedakârlıkları sayesinde kısa sürede acziyetini ortaya koydu ve arabuluculuk yoluyla çatışmayı durdurmaya yönelerek kendini uçurumdan kurtarmaya çalıştı.
İkinci savaş, Ocak ayındaki darbe girişimiydi. ABD ve siyonist düzen, ekonomik baskılar nedeniyle halkın kendileriyle birlikte hareket edeceğini düşünerek, kendi unsurları aracılığıyla büyük felaketlere yol açtı, önceki savaştan daha fazla sayıda insanımızı şehit etti ve ağır zararlar verdi.
Üçüncü savaş ise hâlen içinde bulunduğumuz süreçtir. Bu savaşın ilk gününde, ümmetin şefkatli babası, yüce liderimiz—Allah makamını yüceltsin—şehitler kervanının öncüsü olarak ilahî rahmetin gölgesine doğru yol alırken, onu gözyaşlarıyla uğurladık. Bu süreçte Minab’daki okul çocuklarından Dena destroyerinin kahraman mürettebatına, ordunun ve Devrim Muhafızları’nın komutanlarına, güvenlik güçlerine, gönüllülere ve halkın her kesiminden şehitlere kadar birçok kaybı derin üzüntüyle uğurladık. Düşman, sistemin başını ve bazı etkili askerî unsurları hedef alarak halkı korkutabileceğini ve geri çekilmeye zorlayabileceğini düşündü. Ancak siz, bu mübarek ayda orucu cihatla birleştirerek ülke genelinde geniş bir savunma hattı oluşturduğunuz ve onu şaşkına çevirdiniz.
Siz daha önce 12 Ocak darbe girişimini bastırdınız, 11 Şubat’ta bir kez daha küresel güçlere karşı duruşunuzu gösterdiniz ve 13 Mart’ta (Dünya Kudüs Günü) ona güçlü bir darbe indirerek, karşısında sadece askerî güç değil, çok daha geniş bir halk cephesi olduğunu ortaya koydunuz. Bu büyük destanı yaratan tüm halkımıza teşekkür ediyorum. Ayrıca halkın arasında sade bir şekilde yer alan cumhurbaşkanı ve yetkililere de teşekkür ederim; bu tür davranışlar millet ile yöneticiler arasındaki birliği güçlendirir.
Bugün sizler arasında oluşan birlik, düşmanda kırılmaya yol açmıştır. Bu, Allah’ın özel bir nimetidir ve hem dil hem kalp hem de eylemle şükredilmelidir. Şükredilen nimet artar ve güçlenir. Bu nimetin korunması, onu doğru kullanmakla mümkündür; böylece birlik daha da güçlenecek ve düşmanlarınız daha da zayıflayacaktır.
Şimdi 1405 yılına girerken birkaç hususla karşı karşıyayız. Birincisi, mübarek Ramazan ayına veda ediyoruz. Bu ayda kalpleriniz yüce âleme yöneldi ve dualarınız kabul buldu. Allah’ın lütfuyla, dilediğiniz ya da daha hayırlısı size nasip olacaktır. Aynı zamanda Şevval hilalini karşılıyor ve ilahî mükâfatı umut ediyoruz.
Diğer yandan Nevruz Bayramı’nı karşılıyoruz; bu bayram yenilenmenin, canlılığın ve hayatın sembolüdür. Bu yıl aynı zamanda şehit liderimiz ve diğer şehitler olmadan geçirdiğimiz ilk yıldır. Şehit ailelerinin acısını paylaşıyoruz. Bununla birlikte, hayatın devam ettiğini unutmadan, yeni yuva kuran gençlerimizin mutluluğunu da desteklemeliyiz. Halkımızdan, bayram ziyaretlerini şehit ailelerine saygıyı gözeterek gerçekleştirmelerini ve mümkünse yeni yıl ziyaretlerine şehitleri anarak başlamalarını tavsiye ediyorum.
Bu vesileyle, zor şartlara rağmen topluma hizmet eden tüm kesimlere—üreticiler, hizmet sektörü çalışanları ve gönüllü olarak halka hizmet sunanlara—teşekkür ediyorum.
Düşmanın bir diğer cephesi medya faaliyetleridir. Bu süreçte toplumun zihnini hedef alarak millî birliği zayıflatmaya çalışmaktadır. Bu nedenle, iç medya organlarının farklı görüşlere sahip olsalar dahi zayıf noktaları öne çıkarmaktan kaçınmaları gerekmektedir.
Düşmanın bir diğer umudu ekonomik ve yönetsel zafiyetlerdir. Bu nedenle halkın geçim şartlarının iyileştirilmesi, altyapının güçlendirilmesi ve refahın artırılması büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda yılın sloganını “Millî birlik ve millî güvenlik gölgesinde direnç ekonomisi” olarak ilan ediyorum.
Komşu ülkelerle ilişkiler konusunda daha önce ifade ettiğim görüşler ciddidir. Ortak din, kültür ve çıkarlar, bu ilişkileri güçlendirebilir. Özellikle doğu komşularımızla yakın bağlara önem veriyoruz. Afganistan ve Pakistan’ın ilişkilerini geliştirmesi gerektiğini düşünüyor ve bu konuda katkı sunmaya hazır olduğumu ifade ediyorum.
Ayrıca Türkiye ve Umman gibi dost ülkelerde gerçekleşen bazı saldırıların İran veya direniş güçleriyle ilgisi olmadığını, bunların düşman tarafından gerçekleştirilen “sahte bayrak” operasyonları olabileceğini vurgulamak isterim.
Son olarak, yüce Allah’tan yeni yılın milletimiz, komşu ülkeler ve tüm İslam dünyası için başarı, zafer ve bereket getirmesini diliyorum.
“Biz istiyoruz ki yeryüzünde zayıf düşürülenlere lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları mirasçılar kılalım.”
Selam, rahmet ve bereket üzerinize olsun.
Seyyid Mücteba Hüseynî Hamanei
29 Esfend 1404 (20 Mart 2026)
Pezeşkiyan: İslam ülkelerinden oluşan bir güvenlik yapısı kurulmalı
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, komşularıyla sorun yaşamak istemediklerini ve nükleer silah peşinde olmadıklarını söyledi.
İran haber ajansı IRNA, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan‘ın Nevruz Bayramı’na ilişkin video mesajını yayımladı.
Pezeşkiyan, belirsizlikleri ve farklılıkları bir kenara bırakmaları gerektiğini belirterek, Nevruz’un İran kültüründe yeni bir başlangıç olduğunu ve bu yıl Nevruz’a her zamankinden daha fazla ihtiyaçları bulunduğunu söyledi.
Komşularla çatışma yaşamak istemediklerini ifade eden Pezeşkiyan, “Duamız, Allah’ın, ilişkilerimizde ortaya çıkan sorunları veya zararları ortadan kaldırmamıza yardım etmesidir. Sevgili dostlarımız, sizlerle tüm sorunları çözmeye hazırız” dedi.
Pezeşkiyan, şunları kaydetti:
Biz hiçbir şekilde nükleer silah arayışında değildik. Savunma Konseyi üyeleri ve komutanlarla birlikte Devrim Lideri’ni (Ali Hamaney) her ziyaret ettiğimizde, kendisi nükleer silahların İslam hukukunca yasaklandığını kesin bir dille ifade ederdi.
İran’da hiçbir yetkilinin kitle imha silahlarının geliştirilmesine yönelik bir adım atamayacağını veya bu yönde bir eğilimi destekleyemeyeceğini söyleyen Pezeşkiyan, ABD’nin ise İran’ın nükleer silah peşinde olduğunu iddia ettiğini dile getirdi.
Pezeşkiyan, “Bölgede barış ve huzur yaratmak için, Batı Asya’daki İslam ülkelerinden oluşan bir güvenlik yapısı kurulmasını ve bu yapının bölgede barış, güvenlik ve istikrarı garanti altına almasını öneriyoruz” ifadesini kullandı.(Ajanslar)
Fidan Yine ABD’yi ‘Unuttu’
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) kapsayan bölge turunun ardından açıklamalarda bulundu.
İsrail’le birlikte İran’a saldıran ABD’yi “unutan” Fidan, Tel Aviv’i suçlarken Washington’a dair herhangi bir eleştiride bulunmadı.
Ayrıca Fidan, Körfez Arap ülkelerinden mevkidaşlarıyla birlikte imzaladığı, ABD ve İsrail saldırılarına değinilmeden İran’ın kınandığı ortak bildiriyi de savunmaya devam etti.
Oysa Fidan’ın başında olduğu Dışişleri Bakanlığı, söz konusu bildirinin İngilizcesini yayınlarken Türkçesini ise hâlâ yayınlamadı.
Yine Washington’ın adını söyleyemedi: İsrail tek başına mı saldırıyor?
Bakan Fidan, bölge turuna ilişkin gazetecilere açıklamalarda bulundu ve bazı soruları yanıtladı.
“Savaşın ne kadar daha sürebileceğine” dair soruya Fidan, “Körfez ülkelerinde savaşın iki üç hafta daha süreceği değerlendirmesi yapılıyor. Tabii burada belirleyici olan ABD’nin tutumu olacak. İsrail, ABD üzerinde etkili olmaya çalışacak ve ateşkes veya kısa sürede bir barışa ulaşılmasını engellemek isteyecektir. ABD ve İsrail’in başlangıç pozisyonlarının birbirinden uzaklaştığı yönündeki değerlendirmeler arttı. Bu da savaşın daha uzaması sonucunu doğurabilir” yanıtını verdi.
Fidan, “İsrail, savaş mümkün olduğunca uzasın, İran’a daha fazla zarar verelim gibi bir politika da izleyebilir. Bu yaklaşım karşısında AB’nin alacağı tutum önem kazanacak. İsrail kendileri için önemli olan askeri ve sanayi hedeflerini ortadan kaldırmadan savaşı durdurmayacağı izlenimini veriyor. Suikastlar devam ediyor” değerlendirmesini yaptı.
“Savaşı İsrail’in başlattığını” söyleyen Fidan, “Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil. Sorun İsrail’in barış istememesi. Bu gerçeği her yerde, her fırsatta vurguluyoruz” ifadesini kullandı.
İsrail’i suçlayan Fidan’ın, İsrail’le birlikte İran’a saldıran ABD hakkında herhangi bir eleştiri yapmaması dikkat çekti.
AKP, ABD’nin Venezuela’ya yönelik haydutça saldırısının ardından da sessizliğe bürünmüştü. Yapılan açıklamalarda ne “saldırı” kelimesi kullanılmış ne de herhangi bir kınamada bulunulmuştu.
İktidarın Washington’a karşı sessiz kalmayı seçmesinin arkasında, AKP’nin içine girdiği yönetme krizi ve buradan çıkış için ABD dışında bir seçeneklerinin olmayışı yatıyor.
‘İkircikli tavır takınmadık’ iddiası
Körfez ülkelerinin saldırılar sonrası durumunun nasıl olacağına ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, bölgede bundan sonra “pek çok şeyin değişebileceğini”, ülkelerin “savunma sanayi alanında yeni arayışlara girebileceğini” dile getirdi.
Fidan, “Savaşın sona ermesinin ardından Körfez ülkeleri İran’dan beklentilerini açıkça ortaya koyup, bazı şartlar yerine getirildiği takdirde ekonomik işbirliği üzerine yoğunlaşılabilir. İran da Körfez’deki ABD üsleri konusunda bazı taleplerle ortaya çıkabilir” dedi.
Bakan Fidan, “Bu savaşın ardından Türkiye’ye olan güvenin arttığını görüyoruz. Başından beri ikircikli bir tavır takınmadık. Yapılan yanlışları tüm taraflara açıkça söylediğimizi herkes görüyor. İran’a yapılanın da Körfez ülkelerine yapılanın da yanlış olduğunu en güçlü ve net şekilde gündeme getiriyoruz” iddiasında bulundu.
‘Körfez ülkeleri karşı önlem almak zorunda kalacaklarını söylüyor’
Körfez ülkelerinin İran’a askeri karşılık verme ihtimalinin sorulması üzerine Fidan, Körfez ülkelerinin yoğun saldırı altında olduğunu söyledi ve şöyle konuştu:
“Körfez ülkeleri bizim bu savaşın çıkışıyla bir ilgimiz yok, o başka bir konu diyorlar. Bize yapılan saldırı haksız bir saldırı ve bu saldırıya karşı cevap vermemiz gerekiyor diyorlar.
Körfez ülkeleri mevcut durumun devam etmesi halinde karşı önlem almak zorunda kalacaklarını söylüyorlar. Bu toplantıda biraz da bu konudaki son uyarılarını yaptılar. Son yoğun saldırılar da bunu tetikledi. Risk arttı.”
Rezil bildiriyi savunmaya devam etti
Fidan, Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde 19 Mart’ta Riyad’da düzenlenen “Arap ve İslam Ülkeleri Dışişleri Bakanları Toplantısı” ve toplantıda imzaladığı ortak bildiriye dair de konuştu.
Türkiye, Azerbaycan, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, Suriye ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin imzaladığı bildiride, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları kınanmazlen Tahran’a saldırıları durdurma ve “iyi komşuluk” ilkelerine uyma çağrısı yapılmıştı.
“Sanki İran kendi kendine savaşıyormuş” gibi kaleme alınan bildiride, Washington ve Tel Aviv’in saldırılarına dair tek bir kınama cümlesinin yer almaması tepkilere neden olmuştu. Hatta Dışişleri Bakanlığı, söz konusu bildirinin İngilizcesini yayınlarken Türkçesini ise hâlâ yayınlamadı.
Tüm bunlara rağmen Fidan, imza attığı bu rezil bildiriyi savunmaya devam etti. Fidan, herkesin durumun aciliyetini ortaya koyduğunu, toplantının tek gündem maddeli olduğunu ve ortak açıklamanın da bunu yansıttığını iddia ederek şöyle konuştu:
Körfez ülkeleri bu toplantıyı tek bir gündemle organize ettiler. İran’ın bu ülkelere gerçekleştirdiği saldırılar konusunda bölge ülkelerinin değerlendirmelerini almak için yapıldı toplantı. Savaştan doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen bütün bölge ülkeleri masa etrafındaydı. Ortak bir akıl araması amaçlıydı.”
‘İsrail’in yarattığı tehdide ortak açıklamada değinilmesini sağladık’
“Biz ilkesel tutumumuzu sürdürüyoruz. Hem İsrail’in saldırganlığına ve yayılmacılığına hem de İran’ın savaşı bölgeye yaymaya yönelik eylemlerine karşı çıkıyoruz” diyen Fidan, şöyle devam etti:
“Nitekim yalnızca İran gündemiyle organize edilmiş olsa da Riyad’daki toplantıda, İsrail’in bu savaşın ortaya çıkmasındaki rolünü vurguladık. Dahası İsrail’in bölgedeki yayılmacılığının yarattığı tehdide ortak açıklamada değinilmesini sağladık.”
Fidan, her platformda bu eleştirileri en üst düzeyde dile getirdiklerini ve adımlar attıklarını öne sürdü ve İsrail’i en başından beri en güçlü şekilde eleştiren ülkenin Türkiye olduğunu savundu.
Öte yandan bildirinin ortaya çıkmasından sonra Türkiye hükümeti, kendisine yakın gazeteciler ve basın organları üzerinden gayriresmi bir “bilgi” paylaşmıştı. Ankara’dan geçilen gayriresmi bilgide, bildiride İsrail’i eleştiren ifadeyi “Türkiye’nin eklettirdiği” iddiası olmuştu.
Yıldırım: Türkiye’yi İran batağına sokmaya çalışıyorlar
"Emperyal devletler diğer ülkelerin kaynaklarını sömürmek için her yola başvuruyor. Silah sanayilerini canlı tutmak için karışıklıklar, savaşlar çıkarıyorlar. İşte Irak’ta yapılan da buydu."
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, Bahçelievler Belediyesi tarafından Nurettin Topçu Kültür Merkezi’nde düzenlenen geleneksel bayramlaşma programına katılarak konuşma yaptı.
Türkiye’nin etrafının adeta bir ateş çemberiyle çevrildiğini vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti:
Bu şartlar altında Türkiye’yi de bu batağa sokmaya çalışıyorlar. Bunun için ne yapıyorlar? Sahte bayrak operasyonu yapıyorlar. Füzeyi başka yerden fırlatıyorlar. Oradan değilmiş, bir başka ülkeden geliyormuş gibi gösteriyorlar. Böylece İran’la takıştırmaya, çatıştırmaya çalışıyorlar. Biz 400 senedir İran’la savaşmadık. İran’ın nüfusunun yarısı Türkçe konuşur, bizim kardeşlerimizdir. Buradaki mesele şudur. Emperyal devletler diğer ülkelerin kaynaklarını sömürmek için her yola başvuruyor. Silah sanayilerini canlı tutmak için karışıklıklar, savaşlar çıkarıyorlar. İşte Irak’ta yapılan da buydu, Suriye’de yapılan da buydu. Şimdi İran’da yapılan da bu. Burada bize düşen görev, bu oyuna gelmemektir. Sağ olsun Cumhurbaşkanımız, bir yandan ülkemizi bu bataklığa sokmamak için büyük bir gayret gösterirken, diğer yandan da bu savaşın, akan kanın durması için gece gündüz diplomatik çabalarını sürdürüyor.(Ajanslar)




















